İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 85. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye jokey kulübü tarafından düzenlenen at yarışı hasılatından sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kurumunun pay almasını engelleyerek görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla,devlet bakanı gürdal akşit ve tarım bakanı sami güçlü haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge(9/12)

Zeyid Aslan

Tokat Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 85. Birleşim · 3. yasama yılı · 19 Nisan 2005 · 934 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Zeyid Aslan (AK Parti), 19 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ TARAFINDAN DÜZENLENEN AT YARIŞI HASILATINDAN SOSYAL HİZM.VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMUNUN PAY ALMASINI ENGELLEYEREK GÖREVLERİNİ KÖTÜYE KULLANDIKLARI İDDİASIYLA,DEVLET BAKANI GÜRDAL AKŞİT VE TARIM BAKANI SAMİ GÜÇLÜ HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGE(9/12)); konuşma 934 kelime.

Zeyid Aslan (AK Parti, Tokat). “Türkiye jokey kulübü tarafından düzenlenen at yarışı hasılatından sosyal hizm.ve çocuk esirgeme kurumunun pay almasını engelleyerek görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla,devlet bakanı gürdal akşit ve tarım bakanı sami güçlü haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin önerge(9/12)”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zeyid-aslan-22-2005-04-19-turkiye-jokey-kulubu-tarafindan-duzenlenen-at-yarisi-hasilatindan-sosy (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ZEYİD ASLAN (Tokat)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve 62 milletvekilinin, Türkiye Jokey Kulübü tarafından düzenlenen at yarışı hâsılatından Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun pay almasını engelleyerek Türk Ceza Kanununun 240 ıncı maddesi uyarınca görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla, Devlet Bakanı Sayın Güldal Akşit ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü haklarında Anayasanın 100 üncü ve İçtüzüğün 107 nci maddeleri uyarınca bir Meclis soruşturması açılmasına ilişkin önergesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle, bugün, burada, Meclis önergesine konu olan hadiseyi şöyle bir kısaca özetlemek istiyorum:

1953 yılında, at yarışları düzenlenmesi ve düzenlenen yarışlarda müşterek bahis oynanmasına ilişkin bir kanun çıkıyor ve at yarışlarını düzenleme ve müşterek bahis oynanmasına ilişkin yetki de Tarım Bakanlığına veriliyor. Yıllarca bu şekilde uygulandıktan sonra, 1980 yılında, yine, aynı kanunun içerisinde yer alan bir yetkiye dayanmak suretiyle, Bursa İlinde oynanan at yarışları ve müşterek bahse ilişkin olarak Türkiye Jokey Kulübüne 30 yıllığına yetki devri yapılıyor. Bilahara, 1993 yılında, yine, at yarışları oynanan değişik illerdeki at yarışlarının oynatılması yetkisi ve müşterek bahis oynanma yetkisi de, aynı şekilde 20 yıllığına Türkiye Jokey Kulübüne devrediliyor.

Yine, 1988 yılında, Tarım Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla, diğer illerde oynanan at yarışları ve müşterek bahislere ilişkin yetki Tarım Bakanlığından Türkiye Jokey Kulübüne devrediliyor, bazı yetkiler yine Tarım Bakanlığı bünyesinde kalmak üzere.

Yine, soruşturma önergesinin içerisinde olan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, 1983 yılında bir kanunla kuruluyor ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun içerisinde, 18 inci maddesinde "gelirler" başlığı altında, kanunla kurulmuş olan Spor-Toto, Millî Piyango gibi kuruluşların hâsılatından elde edilecek yüzde 1 payın da SHÇEK gelirleri arasında sayıldığını görüyoruz.

Soruşturma önergesine konu kuruluşları ve kurumları bu şekilde özetledikten sonra, soruşturma önergesinin içeriği hususunda sizlerle bazı şeyleri paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce de söylediğim gibi, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu 1983 yılında kuruluyor. 18 inci maddesi o gün de aynı şekilde yürürlükte. 2001 yılına kadar, buradan elde edilen hâsılat, müşterek bahislerden elde edilen hâsılatın yüzde 1'lik kısmının Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna devredileceğine ilişkin herhangi bir çalışma yapılmıyor. 2001 yılında -ben, buradan tebrik ediyorum- SHÇEK kapsamındaki Araştırma, Planlama ve Koordinasyon Başkanlığı bir şekilde uyanıyor ve buradan da bizim yüzde 1'lik bir pay almamız gerekiyor diyerek bir tartışma başlatıyor. Başlayan tartışma bir hukuk tartışmasına dönüşüyor. Çünkü, bu konuda SHÇEK tarafından ve SHÇEK'in bağlı olduğu Devlet Bakanlığı tarafından Tarım ve Köyişleri Bakanlığına yapılan yazışmalarda, olayın Tarım Bakanlığı tarafından Türkiye Jokey Kulübüne devredilmesiyle birlikte, artık, yetkinin Jokey Kulübünde olduğunu ve Jokey Kulübünün de kanunla kurulan bir kuruluş olmadığını, bu nedenle yüzde 1'lik hâsılatın alınamayacağı şeklinde karşılıklı idarî yazışmalardan sonuç alınamaması üzerine, SHÇEK tarafından, 2002 yılında idarî yargıya başvuruluyor.

Burada, ciddî anlamda bir hukuk boşluğu, ciddî anlamda bir hukuk uyuşmazlığı var. Bu dosyayı inceleyenler -mutlaka, 62 arkadaşımız imza atarken buna ilişkin dosyayı ayrıntılarıyla incelemişlerdir- göreceklerdir ki, sayfalar dolu yazışmalar... Bu yazışmalarda, tabiî, bir şeyi daha keşfediyoruz, maalesef, bizim, özellikle kamu kurumlarında anlaşılabilir bir dil kullanılmamasının sonucu olarak, ben, bir hukukçu olarak bile bu yazıları okuduğumda, ne demek istediklerini anlamakta inanın güçlük çekiyorum. Bir kelimeyle ifade edilecek bir hususun 5 sayfayla, 6 sayfayla birsürü rakamlar ve sayılara boğulmak suretiyle anlaşılmaz hale getirilmesi, olayın nihayetinde bir idarî yargıya taşınmasını zorunlu kılıyor.

2002 yılında olay idarî yargıya taşınıyor. Ankara 6. İdare Mahkemesi çok süratli ve hızlı bir şekilde, altı ay gibi kısa bir sürede karara bağlıyor ve Türkiye Jokey Kulübüne devredilen bu yetki kapsamında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının da aynı şekilde yüzde 1'lik payın, hâsılatın SHÇEK'e ödenmesine dair bir karar veriyor.

Tabiî, bu karar, daha önceki yapılan yazışmalar sonucunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından verilen kararın veya yapılan işlemin iptali. Aslında, işin hukuk detayına, hukuk tekniğine girdiğinizde, kararın içerisinde de biryığın yanlışlar var. "Anılan işlemin iptaline" deniliyor; ortada yapılan bir işlem yok ki iptal olsun. İdare mahkemesi kararının içerisinde bile hukuk hatalarını görüyorsunuz, yazışmalarda hukuk hatalarını görüyorsunuz.

Ortada bu derece ciddî anlamda bir hukuk uyuşmazlığının, hukuk ihtilafının olduğu bir konunun, idarî yargının da üst mercii olan Danıştay tarafından gözden geçirilmesinin elzem olduğuna bir hukukçu olarak karar veriyorsunuz. Hepiniz bilirsiniz ki, iki kamu kurumu arasındaki hukuk ihtilaflarının iki tür çözüm mercii vardır. Bunlardan birincisi, idarî yargıya gidersiniz; idarî yargının, nihayetinde -Danıştaydan geçer ya da geçmez- kesin hüküm ifade edecek bir sonucunu alırsınız veya Başbakanlık aracılığıyla, iki kurum arasındaki bu hukuk uyuşmazlığını, bu hukuk ihtilafını, Danıştaya görüş sormak, Danıştayın görüşünü almak suretiyle çözersiniz. Yani, her iki halde de, aslında, böyle bir işlemin, böyle bir hukuk ihtilafının, böyle bir hukuk uyuşmazlığının mutlaka Danıştayın gözetiminden, denetiminden geçmesi gerektiği sonucuna varırsınız.

Şimdi, gelelim olayımıza. İdare mahkemesi, 2002 yılının onuncu ayında bir karar vermiş. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bunu temyiz etmiş. Soruşturma önergesinin, CHP tarafından can alıcı noktası diye niteleyebileceğimiz, avukatların dilekçesine kadar zaten SHÇEK tarafından herhangi bir işlem yapılmamış, herhangi bir icraî işlem yapılmamış, herhangi bir savcılık soruşturması ya da savcılığa yönelik bir suç duyurusunda bulunulmamış; yani, aradan on ay geçmiş. Bu on aylık süreç içerisinde zaten SHÇEK'in hukuk müşavirliği bir işlem ihdas etmemiş. Yani, burada, Sayın Güldal Akşit'e bu dilekçe geldiğinde... Ki, orada, bir hukukçu olarak, bir şeyi de ifade etmek istiyorum, yani, bunu ifade etmek için hukukçu olmaya da gerek yok: Bir bakanın, bir genel müdürün, bir kurum amirinin kendisine gelen dilekçeyi ilgili yere göndermesini, bilgi notu, ilgi notu diye nitelendirmek kadar yanlış bir şey olamaz. Bu, bir havaledir.

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Hayır efendim...

ZEYİD ASLAN (Devamla)Bu bir havaledir. (CHP sıralarından gürültüler)

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Havale değil.

ZEYİD ASLAN (Devamla)Altını tekrar çiziyorum; bütün kurum amirleri, kendilerine gelen dilekçeyi ilgili yere havale ederler.

ALİ RIZA BODUR (İzmir)Başvurucunun isteği doğrultusunda deniliyor.

ZEYİD ASLAN (Devamla)Bunun adı bir havaledir, Sayın Kılıçdaroğlu.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 19 Nisan 2005

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook