İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/1067 GÜNDEMDE

Anadilde eğitim alamayan çocukların yaşadıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Nevroz Uysal Aslan Şırnak · DEM Parti ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yaşadığımız coğrafyanın kadim halklarına ve bu halkların konuştukları dillere yönelik çok yönlü baskıcı, yasaklayıcı pratiklerin açığa çıkartılarak önleyici tedbirlerin alınması; özellikle anadilde eğitim alamayan çocukların okullarda ve sosyal yaşamda yaşadıkları pedagojik ve psikolojik sorunların tespit edilerek alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü 'nün 104 ve 1059inci maddeleri uyarınca Meclis

Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.

MEN

Metnin tamamını göster (10 paragraf daha)Metni kısalt

GEREKÇE

Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren yeni bir "ulus", "kim-lik inşa etmek amacıyla sürdürülen tek dillilik üzerine kurulu dil politikası, günümüzde de devam etmektedir. Yakın geçmişe kadar Türkçe dışındaki dillerin varlığı yok sayılırken aynı zamanda yok sayılan dillere karşı asimilasyonist politikalar sürdürülmüştür. Günümüzde kısmi bir şekilde inkardan "vazgeçiş" olmuşsa da bu dil politikası, bir devlet politikası olarak toplumsal hayatın her alanında hala sürdürülmektedir.

Bu politikanın bir sonucu olarak, Cumhuriyet tarihi boyunca Türkçe dışındaki dillerin kamusal hayattan çıkarılmasıyla bazı dillerin yok olması ve/veya yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. 30'dan fazla dilbilimcinin çalışmalarıyla ortaya çıkan Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) yayımladığı "Tehlike Altındaki Diller Atlası"na göre, Türkiye'de 15 dil tehlike altındadır. Yine bu çalışmaya göre; Türkiye'de konuşulan dillerden Kapadokya Yunancası, Mlahso ve Ubıhça gibi diller tamamen yok olurken aralarında Çerkezce, Lazca, Hemşince, Abazaca, Süryanice, Ladino gibi diller kaybolma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Onlarca dilin yok olma tehlikesine karşın, bu diller hala kamusal alanda tamamen dışlanmakta ve bu dillerin korunması için dil koruma programı oluşturulmamakta, yasal ve pratik herhangi bir tedbir alınmamaktadır.

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren çok yönlü sistematik baskı ve asimilasyon politikalara maruz kalan dillerin başında ise kuşkusuz Kürtçe gelmektedir. Mevcut iktidar her ne kadar Kürtçe üzerinde kendi dönemlerinde inkâr ve asimilasyon politikalarının sonlandırdığını dile getirse de dil üzerindeki baskılar devam etmiş, eski yöntemler ve yeni tekniklerle asimilasyon politikaları, ayrımcı ve yasakçı pratikler sürdürülmüştür.

"İnkara ve asimilasyona son verdik" diyen mevcut iktidar tarafından Kürtçe gazete, içinde Zarok TV'nin de bulunduğu birçok televizyon kanalı, birçok haber ajansı ve kurumun kapatılması ayrımcı ve yasakçı pratiklere örnek olarak gösterilebilir. Egemenliğin indirgendiği Türklük anlayışını sarsan ve çok dilliliği savunan Belediyelere atanan Kayyımların Kürtçe hizmet veren kreşleri kapatması, Kürtçe tiyatro sergileyen şehir tiyatrolarla yapılan sözleşmeleri feshetmesi, çok sayıda kurum, mekân (sokak, cadde, park vb.) isimleri Türkçe isimlerle değiştirmesi "tek dil, tek millet" ideolojisinin güncel yansımalarından bazılarıdır.

Yine Türkçeye "Halktan Biri: Travis Pine" adıyla çevrilmiş ve Türkçe sahnelendiği hiçbir yerde müdahaleyle karşılaşılmayan bir tiyatro oyunu, Kürtçe olarak "Oral ü Travis" adı ile sahnelenmek istendiğinde engellemeler ile karşılaşması ve/veya yasaklanması gibi sadece son bir yıl içinde Kürt dili, kültürü ve sanatsal faaliyetleri üzerine sayısız yasaklama ve engelleme örneği verilebilir.

Dilin, resmi ve sosyal alandaki kullanımının önündeki engeller ve yasaklamalar toplumun tüm bireylerini değişik boyutlarda etkilese de bu durumdan en fazla etkilenen kesim hiç kuşkusuz çocuklar olmaktadır. Özellikle anadilin pedagojik ve insani boyutunun göz ardı edilmesinin en acı sonuçlarını çocuklar yaşamaktadır. BM ve Avrupa Konseyi başta olmak üzere birçok uluslararası kurum ve kuruluşa üye ülkelerin imzaladıkları sözleşme ve anlaşmalarda, anadili ve anadilinde eğitim hakkı güvence altına alınmıştır. Türkiye ise Anadili Haklarına dair BM bildirisini kabul etmesine rağmen anadili ile ilgili çekincelerini kaldırmamaktadır. Bu durum anadilinde eğitim hakkı başta olmak üzere, kültürel çeşitliliği koruma ve geliştirme ile ilgili taraf olunan uluslararası anlaşmaların ihlal edilmesidir. '

Bu bağlamda, Türkiye başta Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere taraf olduğu evrensel insan hakları belgelerinde farklı dil, kültür ve inanç değerlerinin öğretilmesi ve yaşatılmasına olanak veren maddelerdeki çekinceleri derhal kaldırmalı, eğitim alanında eşit ve özgürlükçü bir ortamın her çocuk için sağlanabilmesi için BM-UNESCO "Eğitimde Ayrımcılığa Karşı

Sözleşmesine" taraf olmalıdır.

Özetle açıklanan nedenlerle; Türkiye'de halkların konuştukları dillere yönelik çok yönlü baskıcı, yasaklayıcı pratiklerin açığa çıkartılarak önleyici tedbirlerin alınması; özellikle anadilde eğitim alamayan çocukların okullarda ve sosyal yaşamda yaşadıkları pedagojik ve psikolojik sorunların tespit edilerek alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
DEM Parti 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.

AYNI KONUDA

Aynı konuda verilen diğer önergeler

TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.