Kadroya alınmayan ve belediyenin taşeron şirketlerinde çalışan işçilerin karşılaştıkları sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)696 sayılı KHK ile kadroya alınmayan ve belediyenin taşeron şirketlerinde çalışmaya başlayan
" işçilerin hakların verilmemesi, dahası ellerindeki hakların da alınmış olması kanayan bir yara halini almıştır. Bu, taşeron sisteminin belediye şirketleri eliyle kalıcılaştırıldığı anlamına gelmektedir. Belediye şirket işçileri özlük hakları olmadığı için önemli SORUNLAR yaşamakta ve çok az bir maaş almaktadırlar. Öte yandan bir başka kanayan yaramız da siyasi ahlakı tarumar edercesine belediye başkan ve yöneticilerinin yakınlarını işe almaları sorunudur. Bir yandan hakları ellerinden alınan işçilerin hukuksuzca işten çıkarılmaları hali ve taşeron şirketlerde çalışan işçilerin haklarının verilmemesi sorunu can yakarken, öte yandan akraba kayırmacılığın öne çıkması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu konulardaki haksızlık ve yozlaşma ikliminin açtığı zararların tespiti yanında, kadro sorunlarının da nasıl hal yoluna koyulabileceğini tespit edip gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Anayasanın 98'inci, TBMM İç Tüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını saygılarımla talep ederim. 16.07.2024 ,
GEREKÇE :
Metnin tamamını göster (15 paragraf daha)Metni kısalt
Belediyelerdeki taşeron işçiler 2018'de yürürlüğe giren 696 sayılı KHK ile belediye bünyesindeki şirketlere geçirildi. Ancak taşeron sistemi bitmedi. Belediye bünyesindeki şirketler aracılığıyla kalıcı hale getirildi. Ülke genelinde belediyelerdeki şirket işçilerinin sayısı 650 bini bulmakta, buna karşın norm kadrodaki işçi sayısı ise 34 binde kaldı ve giderek bu sayı aşağı çekilmekte.
Taşeron çalışma şekli 2017 yılına kadar mevcuttu. 24 Aralık 2017 yılında hükümet 696 sayılı bir KHK ile işçilerin kadroya alınacağına karar verdi. 696 sayılı KHK 4 Nisan 2018'de uygulamaya girdi. Ama gelinen noktada işçiler 696 sayılı KHK ile kadroya alınmayıp belediyenin taşeron şirketlerinde çalışmaya başladılar.
Hukuken, kurumların asıl işlerini taşerona vermeleri yasak. Ama bu KHK ile belediyelere ve bazı kurumlara bir istisna tanındı. Böylelikle, bırakın kadro vermeyi, kadro alınmasının önüne engeller konmuş oldu. Belediye şirketlerine geçtikten sonra da işçiler, tabiri caizse kölelik şartlarını dayatan toplu iş sözleşmesi süreçleriyle uğraşmak zorunda kaldılar.
İşçiler, taşeronla ana kadro arasında sıkışıp kaldıkları bu statüden kurtulmak istiyorlar. Bir çöp kamyonunun arkasında sağ tarafta duranla sol tarafta duranın özlük haklarının, ücretlerinin ve sosyal haklarının birbirinden ciddi manada farklı olmasından haklı olarak şikayetçiler.
Öte yandan norm kadrolularla bu işçilerin toplu sözleşme tarihleri de birbirinden farklı. Ve bu işçilerin maaşları enflasyonun etkileri karşısında da korunaksız durumda. Norm kadrolularla aralarında ortalama yüzde 30-40 ücret farkı söz konusu.
Bu durum belediyeler tarafından da suistimale açık olduğu için kadrolu işçilerin sayısı azaltılıp ucuz işçi statüsünde olanların sayıları artırılmakta.
Bu statüdeki işçiler, 5393 sayılı kanunun 49. maddesinin değiştirilmesi, norm kadro sürecinin değiştirilmesini ve belediye şirketi işçilerinin buna göre istihdam edilmesini talep ediyorlar.
Diyorlar ki; "Asıl işi yapıyoruz, belediyenin bütün işleri bu şirketlerin işçileri üzerinden yapılıyor. Ama norm kadroda değiliz. Bu iş güvencesi açısından da sıkıntı. Şimdi hiçbir şekilde iş güvencen yok. Tabii ki toplu iş sözleşmesinde işçiyi koruyan bazı maddeler var ama son dönemde de görüldüğü üzere bütün belediyelerde çok rahatlıkla işçiler atılabiliyor. İşten atıldığınız vakit gidip mahkemede 3-4 yıl sürünüyorsunuz. İşe iade davasını da kazanıyorsunuz ama yeniden işe alınmıyorsunuz."
Somutlaştırırsak bu statüdeki belediye işçilerinin genel talepleri şunlardır:
• Kamuda sözleşmeli, geçici, ücretli personel istihdamı yerine, kadrolu güvenceli istihdam sağlanmalıdır.
• Belediye işçilerinin haklarındaki kayıplar telafi edilmelidir.
• Kamu görevi ifa eden tüm belediye işçileri haklar konusunda eşit olmalı ve işçilere kadro ve ilave tediye hakkı sağlanmalıdır.
• İş güvencesi hakkı yeniden düzenlenmelidir. Eşit iş yapanlar arasındaki mali, sosyal ve özlük farklılıkları giderilmelidir.
• 5393 sayılı Belediye Kanunu'ndaki norm kadro sınırlamaları kaldırılmalıdır.
Öte yandan aynı belediyelerde pek çok Sayıştay raporuna da konu olan kayırmacılık, rant gibi konular yanında, belediye başkanlarının eşleri, çocukları dahil olmak üzere, yakın akrabalarını yönettikleri belediyelerde işe almaları konusu da siyasi ahlak yasasının kabul ve itibar görmediği ülkemizin bir başka ayıbı ve adaletsizliği. Bir yanda bir kölelik düzeni hakim kılınmaya çalışılırken, öte yandan hak edip etmedikleri, ehliyet ve liyakat sahibi olup olmadıklarından bağımsız olmak kaydıyla, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin belirtmek isteriz ki belediyelerin aile çiftliği anlayışına çevrilmesinin kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Tüm büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerinde birinci, ikinci ve üçüncü derece akrabaların işe alımlarının araştırılıp denetlenmesi ve daha ciddi yasal tedbirlerle engellenmesi ülke menfaati açısından kaçınılmazdır. Bu konuda alınacak tedbirlerle alakalı bir Meclis Araştırma Komisyonu ivedilikle oluşturulmalıdır.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.