İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/2280 GÜNDEMDE

Ülke genelindeki madencilik faaliyetlerinin ekolojik, ekonomik ve sosyal etkilerinin tüm yönleriyle araştırılarak olumsuz sonuçlarının tespiti ve alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Sümeyye Boz Çakı Muş · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye genelinde yürütülen madencilik faaliyetlerinin ekolojik, ekonomik ve sosyal etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenmesi, bu faaliyetlerin doğal kaynaklar ve kamu yararı üzerindeki olumsuz sonuçlarının tespiti ve önlenmesi için gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzük'ün 104'üncü ve 105*inci maddeleri uyarınca bir Meclis

Araştırması açılmasını arz ederiz.

GEREKÇE

Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt

Türkiye'de son yıllarda hızla artan madencilik faaliyetleri, doğal kaynakların korunması, kamu yararı, çevre ve insan sağlığı açısından ciddi endişelere yol açmaktadır. Madencilik faaliyetlerinin yoğun olarak gerçekleştirildiği kentler arasında İzmir, Balıkesir, Ordu, Erzincan, Kütahya, Muğla, Gümüşhane, Mardin ve Ağrı gibi iller öne çıkmaktadır. Bu bölgelerdeki maden sahalarında yürütülen faaliyetler, tarım alanlarını, ormanları ve su kaynaklarını geri dönüşü olmayan bir şekilde tahrip etmektedir. Siyanür liçi yöntemi gibi çevresel riskleri yüksek uygulamalar, su ve toprak kaynaklarında kalıcı kirlilik yaratmakta; bu durum bölgedeki ekosistemlere zarar verdiği gibi halk sağlığını da tehdit etmektedir.

Madencilik faaliyetleri, genellikle kalkınma ve istihdam sağlama gerekçesiyle kamuoyuna sunulmaktadır. Ancak, bu faaliyetler gerçekte büyük ölçüde sınırlı sayıdaki sermaye grubuna servet aktarımı sağlamakta, yerel halkların tarım ve hayvancılık gibi temel geçim kaynaklarından mahrum kalmasına ve mülksüzleşmesine neden olmaktadır. Örneğin, Balıkesir'in Havran ilçesinde siyanür liçi yöntemiyle altın çıkarılan sahalar, çevredeki tarım alanlarına zarar vermiş ve bu bölgelerde geçim kaynaklarının yok olmasına sebebiyet vermiştir. Benzer şekilde, Ordu'nun Fatsa ilçesinde yürütülen madencilik faaliyetleri, su kaynaklarında ağır metallerin birikmesine ve çevrede yaşayan insanların sağlık sorunları yaşamasına yol açmıştır.

Mardin'de maden sahalarının yoğunluk kazandığı kırsal bölgelerde tarım ve hayvancılık faaliyetleri büyük ölçüde zarar görmüş, halk ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle su kaynaklarının maden faaliyetleri nedeniyle azalması ve kirlenmesi, hem ekosistem dengelerini bozmuş hem de bölgedeki tarımsal üretimi olumsuz yönde etkilemiştir. Ağrı"da ise madencilik faaliyetlerinin yoğun olduğu alanlarda ormanlar ve meralar ciddi şekilde tahrip edilmiş, bölgenin yerel ekonomisine temel teşkil eden hayvancılık sektörü büyük zarar görmüştür. Bununla birlikte, maden sahalarının yakınlarında yaşayan halklar, su kaynaklarının kirlenmesi ve tarım alanlarının yok olması nedeniyle göçe zorlanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesi, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu belirtirken, 169. maddesi ormanların korunmasını ve geliştirilmesini devlete görev olarak yüklemektedir. Ancak, maden şirketlerinin faaliyetleri sırasında, Anayasa'nın bu hükümleri sıklıkla ihlal edilmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası sözleşmeler, çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınma konusunda devlete sorumluluk yüklemektedir. Buna rağmen, madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilir kalkınma ilkelerine aykırı bir şekilde gerçekleştirilmesi, bu yükümlülüklerin de yerine getirilmediğini göstermektedir.

Madencilik faaliyetleri sonrasında maden şirketleri tarafından rehabilitasyon yapılacağı taahhüt edilse de, bu taahhütlerin çoğunlukla yerine getirilmediği, terk edilen maden sahalarında çevresel yıkımın sürdüğü gözlemlenmektedir. Örneğin, Balıkesir'in Havran ilçesindeki bir molibden madeninin terk edilmesinin ardından oluşan zehirli çukur, yağmur sularıyla dolmuş ve çevredeki su kaynaklarının ağır metallerle kirlenmesine yol açmıştır. Benzer şekilde, İzmir Bergama"daki maden sahalarında, siyanür liçi yöntemiyle yapılan faaliyetler sonrasında bölgedeki toprak ve su kaynaklarının geri dönüşü olmayan bir şekilde kirlendiği tespit edilmiştir.

Madencilik faaliyetlerinden elde edilen ekonomik kazanç, bu faaliyetlerin yol açtığı ekolojik ve sosyal tahribat ile kıyaslandığında yok denecek kadar azdır. Söz konusu faaliyetler, bölge halkının geçim kaynaklarını ellerinden almakta, halkı göçe zorlamakta ve halk sağlığını tehdit etmektedir. Ayrıca, tarım alanlarının ve hayvancılığın yok edilmesi, gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmakta ve gelecekteki su ve gıda krizlerini derinleştirmektedir

Bu bağlamda, madencilik faaliyetlerinin ekolojik, ekonomik ve sosyal etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenmesi, çevreye ve topluma verilen zararların tespit edilmesi, bu zararların önlenmesine yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve faaliyetlerin ulusal ile uluslararası hukuka uygun olarak düzenlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz 5 Owu/ 8 r ( )! yaa rı pı rn ya N

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.