Kayyım atanmasının sebep olduğu olumsuzlukların ve gösterilerde kolluk kuvvetlerinin gerçekleştirdiği iddia edilen hak ihlallerinin araştırılarak bunların ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Ülkedeki kayyım atamaları, özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu kentlerde halkın demokratik iradesine büyük zarar vererek merkezi otoritenin baskısını artırmaktadır. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra, Hakkâri, Mardin, Batman, Siirt, Tunceli, Van gibi illerdeki kayyım atamaları hem ulusal hem de uluslararası hukuka aykırıdır. Kayyım atamaları sonrası yapılan protestoların güvenlik güçlerince şiddetle bastırılması, işkence ve keyfi gözaltılar gibi ciddi insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Bu uygulamalar, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırı olarak halkın seçme ve seçilme hakkını ihlal etmekte ve demokrasiyi tehdit etmektedir. Ayrıca, kayyım atanmasının ardından belediyelerin mali kaynakları kötüye kullanılmakta ve gereksiz harcamalarla belediyelerin kasaları boşaltılmaktadır. Kamu kaynaklarının israfını önlemek, kolluğun uyguladığı şiddeti engellemek ve kayyım atamalarının yol açtığı tahribatı araştırmak amacıyla, ilgili sorumluların yargı önüne çıkarılması için bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve bu hususta Anayasa'nın 98'inci İçtüzüğün 104*üncü ve 10*inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
GEREKÇE
Yerel yönetimlerin demokratik işleyişi, halkın seçme ve seçilme hakkının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak, son yıllarda, halkın özgür iradesiyle seçilen belediye eş başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyım atanması, demokratik yönetişim ve hukukun üstünlüğü ilkeleri açısından ciddi endişelere yol açmaktadır. Özellikle, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra, Kürtlerin çoğunlukta olduğu kentlerdeki belediyelere kayyım atanması hem ulusal hem de uluslararası hukuk çerçevesinde derinlemesine incelenmesi gereken bir olgu halini almıştır.
Metnin tamamını göster (8 paragraf daha)Metni kısalt
Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Abdullah Zeydan'a yönelik hukuki süreç neticesinde kendisine 3 yıl 9 ay hapis cezası verilmiş ve 15 Şubat 2025 tarihinde Van Büyükşehir Belediyesi'ne üçüncü kez kayyım atanmıştır. Belediye Eş Başkanları Neslihan Şedal ve Abdullah Zeydan?ın hukuk dışı bir müdahale ile görevden alınması, demokratik ilkelerin ihlal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu kayyım uygulamalarının, ülkenin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk düzeni çerçevesinde hukuki bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
Kayyım atamaları sonrasında, özellikle halkın tepkileri ve demokratik haklarını savunma çabaları genellikle şiddetle bastırılmaktadır. Sayısız gözaltı ve tutuklama yaşanmaktadır. Güvenlik güçleri, kayyım uygulamalarına karşı yapılan protestoları ve gösterileri sert bir şekilde engellenmektedir. Bu süreçte, protestoculara yönelik aşırı güç kullanımına, keyfi gözaltılar ve halkın sokaklarda gösteri yapma hakkına ciddi müdahalelere tanık olunmuştur. Kolluk kuvvetlerinin, özellikle kadınlar ve gençler olmak üzere, göstericilere karşı orantısız güç kullanarak onları dağıtmaya çalıştığı, gözaltına alınan kişilere fiziksel şiddet uyguladığı ve işkenceye varan muamelelerde bulunduğu vakalar da artmıştır.
Anayasa'nın 38. maddesi, "suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşmedikçe kimse suçlu sayılamaz" hükmünü içermektedir. Ancak, son yıllarda belediye eş başkanlarının, haklarında kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmaksızın, İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden alınarak yerine kayyım atanması, açıkça masumiyet karinesinin ihlalidir. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na da aykırı bir uygulamadır. Ülkenin taraf olduğu bu sözleşmeler, halkın demokratik iradesine müdahaleyi yasaklamakta ve yerel yönetimlerin seçimle belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 45. ve 46. maddeleri, belediye başkanlarının görevden alınmasının ancak mahkeme kararına dayanması gerektiğini belirtmektedir. Ancak mevcut uygulama, idarenin yargı yetkisini gasp etmekte ve kayyım atamaları ile bu ilke çiğnenmektedir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinden sonra, Hakkâri, Mardin, Batman, Van, Mersin, Siirt gibi birçok belediyeye kayyım atanmıştır. Bu kayyım atamaları, hukukun üstünlüğü ilkesini ve demokrasiyi ciddi şekilde zedelemiş, seçilmiş belediye eş başkanları tutuklanarak yerlerine kayyımlar atanmıştır.
Van Büyükşehir Belediyesi, üç kez kayyım atamasıyla ciddi zararlar gördü. İlk kayyım dönemi 2016'da İbrahim Taşyapan ile başladı, belediye kaynakları harcandı, sosyal projeler iptal edildi ve çok sayıda işçi işten çıkarıldı. Taşyapan, belediyeyi 125 milyon TL borçlandırdı. 2017'de Mustafa Zorluoğlu atandı ve benzer şekilde baskılar ve işçi kıyımı devam etti. 2019'da Mehmet Emin Bilmez atandı ve taşınmaz satışları yapıldı, ancak borç azalmadı. 2022'de Ozan Balcı kayyım olarak atanarak daha fazla taşınmaz satışı yaptı ve belediyenin borcu 8,8 milyar TL'ye yükseldi. Balcı'nın kayyımlık dönemi, gereksiz ve fahiş harcamalarla da dikkat çekti. 2024 Yerel Seçimleri için 2 milyon 120 bin TI"ye şal alırken, 721 bin TL*ye çikolata satın aldı. Ayrıca, TRT Kurdi'ye 54 bin TL, AKP etkinliklerine de masrafları belediye kasasından karşılamak için ödeme yaptı. Sağlık İşleri Daire Başkanlığı'na 12 bin 636 TL'ye altın ve 147 bin TL kırtasiye malzemesi alındı.
Uluslararası düzeyde, ülkedeki kayyım uygulamaları sıkça eleştirilmiştir. Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nin raporlarında, kayyım atamalarının yerel demokrasiyi zedelediği belirtilmiş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında ise seçilmiş yöneticilerin hukuka aykırı şekilde görevden alınması, ifade özgürlüğü ve seçme-seçilme hakkı ihlali olarak değerlendirilmiştir.
7 Mal / 3 ARS
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.