İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/2484 GÜNDEMDE

Toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının kısıtlanması kararlarının ve bu kararlar doğrultusunda verilen cezaların toplum düzenine etkilerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Serhat Eren Diyarbakır · DEM Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

İfade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, demokratik bir toplumun temel taşlarıdır. Bu haklar, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olmasına rağmen, özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu illerde valilikler tarafından keyfi bir şekilde ihlal edilmektedir. Van, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak ve Hakkâri gibi birçok kentte, yıllardır valilik kararlarıyla belirli bölgelere giriş çıkışlar ve eylemler topluca yasaklanmaktadır.

Bu yasakların ardından, Anayasal hakları çerçevesinde eylem ve etkinliklere katılan vatandaşlar, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu gereği idari para cezasına veya 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca hapis cezasına maruz kalmaktadır. Yargının baskısı, yurttaşların ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlamakta ve demokratik haklarını kullanmalarını engellemektedir. Böylece, vatandaşlar demokratik süreçlere katılma konusunda bezdirilmeye çalışılmaktadır. Bu öyle bir hal almıştır ki hiçbir suç unsuru bulunamadığından hakkında 2911 Sayılı Kanuna göre dahi işlem yapılamayan eylem ve etkinliklere katılan yurttaşlara kolluk marifetiyle idari para cezası kesilerek adeta ekonomik bir yaptırım uygulanmakta ve bu yolla halk sindirilmeye çalışılmaktadır.

Valiliklerin yasaklama kararlarının ve bu kararlar doğrultusunda verilen idari para ve hapis cezalarının ifade ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere temel haklar ve demokratik toplum düzeni üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını talep ederim.

Metnin tamamını göster (8 paragraf daha)Metni kısalt

GEREKÇE

İfade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, demokrasinin en temel ilkelerindendir. Anayasa'nın 34. maddesi, Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir." ifadesiyle bu özgürlüğü güvence altına alır. Aynı şekilde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi de Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. diyerek toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü korumaktadır.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, bireylerin düşüncelerini ifade etmesinin en etkili yollarından biridir ve demokratik bir hukuk devletinde toplumsal yaşamın vazgeçilmez bir unsurudur. Bu hak, bireylerin kamusal alanda fikirlerini açıklamaları, eleştirilerini dile getirmeleri ve ortak taleplerini duyurmaları açısından büyük bir öneme sahiptir. Ancak Türkiye'de, özellikle Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde, Valilikler tarafından bu hak sık sık keyfi bir şekilde kısıtlanmakta, yurttaşların anayasal hakları ihlal edilmektedir. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu gerekçe gösterilerek belirli bölgelere giriş çıkışlar da dahil olmak üzere getirilen bu yasaklamalar, özellikle de kayyım atanan bölgelerde kayyım kararı sonrasında otomatik olarak alınmakta, il genelinde on gün süreyle basın açıklamaları, açık ve kapalı yer toplantıları, protesto eylemleri, mitingler, çadır kurma, bekleme eylemleri, oturma eylemleri, stant açma, açlık grevleri, anma törenleri, afiş, pankart ve poster asma, el ilanı ve bildiri dağıtma, imza masası açma, meşale yakma ve taşıma, konferans, panel, seminer, kermes, yardım toplama faaliyetleri gibi tüm etkinlikleri kapsamaktadır. Van özelinde, bu yasaklar 2016 dan 2023 seçimlerine kadar kesintisiz bir şekilde devam etmiş ve hala her 15 günde bir uzatılmaktadır. Kürtlerin yoğun yaşadığı illerdeki bu sıkıyönetim uygulamaları, diğer illerde de kendini işçi grevlerinin, kadın eylemlerinin yasaklanmasıyla kendini göstermektedir. Örneğin, en son İstanbul'da 25 Kasım 2024'te Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü eylemleri ve Gaziantep'te 13 Şubat 2025'te Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nde düşük maaş zamlarını protesto eden işçilerin grevi yasaklanmıştır.

Partimizin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu'nun 10 Aralık 2024 günü açıkladığı Hak İhlalleri Raporu'na göre 2024 yılı içerisinde en az 94 kez eylem ve etkinlik yasağı kararı verilmiştir. İHD verilerine göre, bu kararlar kapsamında 358 tane barışçıl eylem ve etkinliğe müdahale edilmiştir.

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine müdahale için belirli şartların sağlanmasını gerektirirken, sürekli ve genel yasaklamalar bu ölçütleri karşılamamasına ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye aleyhine verdiği birçok ihlal kararına rağmen, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik bu müdahaleler Valilik ve kolluk güçleri tarafından ısrarla sürdürülmektedir. Hukuksuz ve keyfi yasaklamalara rağmen, barışçıl bir şekilde bir araya gelen özgür yurttaşlar sistematik olarak yargı baskısına maruz kalmaktadır. Bu yurttaşlar, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu çerçevesinde hapis cezasıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Barışçıl amaçlarla bir basın açıklaması düzenlemeye çalışan yurttaşlar, gözaltına alınmakta, idari para cezası almakta ve hapis cezalarına mahkum edilmektedir. Bu uygulamalar yalnızca bireylerin temel haklarını ihlal etmekle kalmamakta, aynı zamanda yurttaşlar üzerinde bezdirme ve caydırma etkisi yaratarak demokratik muhalefeti sindirmeyi hedefleyerek, haklarını savunamayan, itiraz, edemeyen ve sokağa çıkamayan bir toplum yaratmayı amaçlamaktadır. Bu öyle bir hal almıştır ki hiçbir suç unsuru taşımadığından hakkında 2911 Sayılı Kanuna göre dahi işlem yapılamayan eylem ve etkinliklere katılan yurttaşlara kolluk marifetiyle idari para cezası kesilmekte ve adeta suç uydurulmaktadır. Demokratik haklarını kullanan yurttaşlar bu yolla ekonomik bir kıskaca alınarak haklarını kullanmaktan vazgeçmeleri hedeflenmektedir. Katıldığı eylem ve etkinlikler nedeniyle sürekli olarak idari para cezasına maruz kalan yurttaşlar bir süre sonra bu ekonomik külfete katlanamayacak hale geleceklerdir. Oysa toplumsal yaşamın sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için gerekli olan demokrasi, yasakçı zihniyetle değil, demokratik bir toplum yapısıyla inşa edilir. Sivil toplum örgütleri, dernekler, meslek odaları, sendikalar ve kültürel kurumlar gibi toplumsal kesimlerin özgürce örgütlenmesi, daha fazla özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesi için hayati öneme sahiptir. Bu tür yasaklar ve keyfi cezalandırmalar, yalnızca demokrasinin önünü tıkamakla kalmaz, aynı zamanda toplumsal barışı da zedeler.

Valiliklerin yasaklama kararlarının ve bu kararlar doğrultusunda verilen idari para cezası ve hapis cezalarının ifade ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere temel haklar ve demokratik toplum düzeni üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılması elzemdir.

9 N Rus

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
DEM Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.