Yolsuzlukla mücadele edilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Türkiye son yıllarda, sokak çetelerinin, çocuk çetecilerinin, yeni yetme mafya figürlerinin ve esasen bunları amaçları için kullanan bilindik organize suç örgütlerinin, kara para aklayıcılarının, uyuşturucu tüccarlarının cirit attığı bir ülke konumuna gelmiştir.
Ülkemiz maalesef özellikle uyuşturucu ve silah kaçakçılarının hem transit hem de pazar ülke yaptıkları ve aynı zamanda insan kaçakçılığının da odağında bir ülke haline getirilmiştir. Bu . durum uluslararası istatistiklere ve güvenlik birimlerinin raporlarına da konu olmuştur.
2023 yılında yapılan Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin ardından tesis edilen hükümet ve göreve getirilen yeni İçişleri Bakanının sabah akşam kamuoyuna açıkladığı, organize suç örgütlerine yapıldığı söylenen operasyonlar ise esasen bu iddiaların doğru olduğuna işaret etmektedir. Güvenlik ve adli uzmanların işaret ettiği şekliyle hiçbir suç örgütü kamu görevlilerinden bağımsız olarak bu boyutlarda faaliyetleri icra etmeleri mümkün değildir. Türkiye, önceki sene 193 ülke içinde bu manada en kötü 12 ülke arasında yer alırken bunun alt başlıklarında: Mafya, suç örgütleri, yabancı suç aktörleri ve burası önemli, kamu görevlileri kategorilerinde değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Uluslararası sivil toplum kuruluşu 'Global Initiative Against Transnational Organized Crimei: Türkiye'de kamu görevlilerinin suç örgütleriyle ilişklkeniride; Afganistan, Suriye, İran, Kongo Venezuela, Mozambik, G.Sudan, Libya, Rusya, Azerbaycan gibi ülkelerle aynı kategoride olduğunu raporlamıştır.
Metnin tamamını göster (14 paragraf daha)Metni kısalt
Bu bağlamda KKTC merkezli ulusal ve uluslararası bağlantıları bulunan uyuşturucu ticareti, kara paranın aklanması, şantaj ve rüşvet olayları ile bunlara adı karışan Türkiye hükümeti görevlileri, eski başbakan ve bakanlar ile yine onların yakını kişiler ile eski -yeni büyükelçiler hakkında ciddi iddia ve belgeler kamuoyuna yansımıştır. Son yıllarda, bu türden kriminal olaylara adı karışan üst düzey devlet ve hükümet görevlileri esasen, mensubu oldukları Türkiye Cumhuriyeti'ni ulusal ve uluslararası camiada suç ve suçluların korunduğu ve devlet eliyle yol verildiği bir ülke olduğu algısına konu etmektedir.
Dile getirilen mevzu; yolsuzluk, şantaj, tehdit, uyuşturucu kaçakçılığı, kara para ve rüşvet Idla ae ie ad angugy iddiaları ile adı karıştığı iddia edilen üst düzey kamu görevlilerini bu yola tevessül eden siyasi, hukuki ve ahlaki nedenlerin irdelenmesi, söz konusu kamu görevlilerinin bizatihi kendisinin ve birinci derece akrabalarının yıllara sari olarak bugüne kadar elde ettiği tüm mal varlıklarının araştırılması ve söz konusu iddiaların tespiti ve bu konuda yapılması gereken çalışmaların belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddelerine dayanarak Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim. 21.04.2025
GEREKÇE:
Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi krizlerin temelinde; mensubiyetine, ideolisine, nüfuzuna, ve elbette biat anlayşına göre tesis edilen soruşturmalar, adalet duygusunu örseleyen yargı kararları, gelir adaletsizliğinin yarattığı sahipsizlik ve yoksulluk ile kamu otoritesinin suçlulara iltimas geçen lakin dürüst ve kanunlara saygılı vatandaşalara hayatı zindan eden bir yönetim anlayışı vardır.
Kamu kaynaklarının, vergilerin har vurulup harman savrulduğu bir yönetim düzeni maalesef bu algıyı güçlendirmektedir. Siyasi iktidarın, kamu görevlilerinin yolsuzluklarına yol veren tavır ve uygulamaları bu algıyı daha da güçlendirmektedir. Yolsuzluklaın önüne geçmek için, şeffaf, adil ve hesap verebilen bir siyasi iklimin olması gerekir. Böyle bir yönetim anlayışının yerleşmesi; kurumsal manada siyasi partiler ve yöneticileri ile kamu erkine sahip kamu görevlilerinin ahlaki bir zihniyete ve anlayışa sahip olması ile mümkün olur. Zira kanunlar, art niyetli bu görevliler tarafından siyasi iklimin de göz yumması ve yol vermesi ile çoğu zaman etrafından dolanılarak by-pass edilmekte ve kendilerini kamu yaptırımlarından vareste tutabilmektedir. Dürüst ve temiz siyaset yapanlar ile yine kanunlara ve teamüllere uyan kamu görevlileri/yöneticileri, hesap vermekten asla çekinmez, korkmaz ve korkmamalıdırlar da. Her durumda hesap verebileceğini deklare etmek ve bu şekilde toplum karşısına çıkabilmek siyastçi ve devlet insanlarının şiarı olmalıdır. Ancak bu şekilde temiz bir toplum, onurlu bir yaşam ve güzel bir gelecek kurulabilir.
Türkiye son yıllarda, sokak çetelerinin, organize suç örgütlerinin, kara para aklayıcılarının, uyuşturucu tüccarlarının cirit attığı bir ülke konumuna gelmiştir.
Ülkemiz maalesef özellikle uyuşturucu ve silah kaçakçılarının hem transit hem de pazar ülke yaptıkları ve aynı zamanda insan kaçakçılığının da odağında bir ülke haline getirilmiştir. Uluslararası istatistiklere ve güvenlik birimlerinin raporlarına göre bu durum Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal ve uluslararası görünümüne olumsuz manada büyük bir darbe vurmaktadır.
Esasen hangi kategoride ve düzeyde olursa olsun devlet görevlerinde bulunan kişiler, dedikodu dahil her türlü menfi iddialardan vareste bir hayat sürmeleri gerekmektedir. Bu durum üst düzey kamu görevlerinde bulunan mesela güvenlik birimlerinde ve misyonlarımızda görevli olanlar, istihbaratçılar ve özellikle de devleti en üst düzeyde temsil eden kişiler için daha da elzem hale gelmektedir.
Bu görevlerde yer alan devlet insanı ve kamu görevlilerinin herhangi bir açığı ya da yanlışı hem suç örgütlerinin hem de uluslararası istihbarat örgütleri ve dolaysıyla devletlerin gizli açık şantajlarına muhatap olmalarına sebep olmaktadır. .TBMM.
Bu minvalde son günlerde ulusal ve uluslararası kamuoyunda gündeme gelen, KKTC'de mukim bir mafya liderinin organizasyonu etrafında şekillendiği iddia edilen kriminal olaylar maalesef üst düzey Türkiye Cumhuriyeti kamu görevlilerinin de adının karışması ile ciddi bir boyuta evrilmiştir.
2022 yılında bir suikast neticesi öldürülen uluslararası kumar ve sanal bahis şebekesi lideri Halil Falyalı ve onunla rüşvet, şantaj, kara paranın aklanması gibi konularda gayrimeşru iş ilişkisi içinde bulunan hükümet görevlileri hakkındaki iddialar ülke güvenliğini de tehdit eden bir 2023 yılında benzer bir iddiayı TBMM'de gündeme getirmiş, konu hakkında bir araştırma önergesi de vermiş olmamıza rağmen iktidar çoğunluğu tarafından konu tartışmaya bile açılmadan kapatılmış, önergemiz reddedilmişti. Türkiye Cumhuriyeti nin bu tür kriminal olaylara adı karışan kamu görevlileri ile onları buna sevk eden sebeplerin araştırılmasının reddedilmesi bugün bu iddiaların artarak devam etmesinin taşlarını döşemiştir.
Bahse konu iddiaları ciddi kılan gerekçelerin başında ise, söz konusu organize suç örgütünün yöneticisi ve kurucularından olan bir şahsın itiraf ve açıklamaları başat faktör olmuş, konu uluslararası güvenlik birimlerinin ve devletlerin de radarına girmiştir.
İddialar: "istihbarat birimlerinin peşinde olduğu 5 kayıp video, devletin en üst kademelerine uzanan kirli ilişkiler ağı.." şeklinde gazete manşetlerine taşınmıştır. Haberlerde: "Yolsuzluk, rüşvet, infazlar ve kayıp videolarla örülü bir karanlık tablodan bahsedilmekte, Halil Falyalı suikastının ardından suç örgütü imparatorluğunun kalan mirasının paylaşımı ve buna üst düzey kamu görevlilerinin adının karışması gibi iddialar ifade edilmektedir. 2023 yılında TBMM'ne sunduğumuz ve iktidar partisi tarafından reddedilen araştırma önergemizin konusu ile de örtüşen benzer iddia ve olayların yaşandığı da bir vaka olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kıbrıs'ta kurulan bir sanal bahis imparatorluğu, Türkiye, ingiltere, Dubai ve daha birçok ülkede kara para trafiğini sürdürmeye devam ediyor" şeklinde bir dizi iddianın merkezinde adı geçen Türkiye hükümeti görevlileri, eski başbakan ve bakanlar ile yine onların yakını kişiler ile eski-yeni büyükelçiler de dahil olmak üzere herkes gibi haklarında ifade edilen iddalar konusunda kendilerini ifade etme, şeffaf bir şekilde bu iddialara açıklık getirme hakkı ve de mecburiyeti vardır. Ayrıca bir meselenin şuyu vukuundan beterdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin izzeti, ulusal/uluslararası itibarı ve gerçek bir hukuk devleti olmasının kamuoyuna deklare edilmesi ile hakkında iddialar bulunan üst düzey kamu görevlileri ile yakını kişilerin berat-ı zimmet kaidesince kendisini ifade edebilmesi ve dile getirilen iddiaların irdelenmesi ve sonuca bağlanması açısından TBMM'de bir araştırma komisyonu kurulması önem arz etmektedir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.