Tüm kamu kaynakları kullanımının kapsamlı bir şekilde denetlenmesi ve yolsuzlukla mücadele edilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Kamu kaynaklarının etkin, adil ve şeffaf kullanımı ile yolsuzlukla etkin mücadele için merkezi idareye bağlı kurumlar, kamu şirketleri ve iktidar ya da muhalefet ayrımı gözetilmeksizin tüm yerel yönetimlerin geçmiş ve güncel faaliyetlerinin kapsamlı bir şekilde denetlenmesi, mevcut denetim mekanizmalarının yetersizliklerinin tespiti, siyasal saiklerle yapılan uygulamaların ve kamu gücünün araçsallaştırılarak siyasi rakipleri baskılamak için kullanılmasının önlenmesi, denetim mekanizmalarının keyfiliğe değil adalete dayanması ve kurumsal şeffaflığın güçlendirilmesi amacıyla Yolsuzlukla Mücadele ve Siyasi Etik Komisyonu kurulması için Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE:
1995 yılından bu yana Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından her yıl yayımlanan Yolsuzluk Algılama Endeksi Sıralamasında (CPI) Türkiye, 2024 yılında 100 üzerinden 34 puanla 180 ülke arasında 107. sırada yer almıştır. Ak Parti iktidarının hukuk devleti ilkesini adım adım yozlaştırmasının neticesinde yolsuzluk ve liyakatsizlik devletin neredeyse tüm kurum ve kuruluşlarını sarmış, bu kurumlar kurumsallıklarını ve güvenilirliklerini kaybederek vatandaşların devlet kurumlarına, adalete ve sisteme olan güvenleri sarsılmış durumdadır. Türkiye; bakanlıklarıyla, kurum ve kuruluşlarıyla, kamu şirketleriyle, yerel yönetimleriyle büyük bir yolsuzluk girdabına sürüklenmiştir. Yolsuzluk, tedavi edilmezse tüm yapıya sirayet ederek topyekün bir çürümeye neden olacak bir kangren haline dönüşmüş ve yolsuzluk, vatandaşımızın gündeminde inkar edilemez bir gerçeklik olarak kabul edilir hale gelmiştir. Toplumsal algı; yolsuzluğu kamu idaresinin doğal bir parçası olarak görme şeklinde tehlikeli bir noktaya doğru evrilmiştir. Basın-yayın organlarında yolsuzluk ve usulsüzlük sürekli ve sıradan bir haber haline gelmiştir.
Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt
Türkiye'de yolsuzluk görmezden gelinemeyecek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu noktada pansuman tedbirler artık işe yaramamaktadır. Günü kurtaracak, dönem dönem toplumsal vicdanı rahatlatacak geçici ve çoğunlukla siyasal saiklerle şekillenen önlemler yerine; konunun ciddiyetini kavrayarak köklü, kalıcı ve etkili mekanizmaları hayata geçirmek bir tercih değil hukuki ve ahlaki bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksi takdirde ülkemiz yolsuzlukla anılan bir üçüncü dünya ülkesi olma yolunda hızla ilerlemektedir.
Aynı zamanda yolsuzlukla mücadele etmesi ve toplumun adalet talebini karşılaması gereken yargı erki siyasallaşarak iktidarın muhalifleri sindirmek için kullandığı bir araca dönüşmüştür. Oysa hukuk devletinin ve demokrasinin temel gerekliliği, yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirlerinden ayrı ve yargının tamamen bağımsız olmasıdır. Güçler ayrılığı olarak da bilinen bu ilke uyarınca, yargının her türlü siyasi baskıdan uzak, bağımsız ve etkin olması gerekir.
Diğer yandan kamu kaynaklarının gücü elinde bulunduran siyasi aktörler tarafından seçim dönemlerinde siyasi amaçlarla kullanımı ve siyasetin finansmanının şeffaflıktan yoksun olması bu kirlenmeyi ve toplumsal çürümeyi tetikleyen bir etken olarak dikkat çekmektedir. Bu noktadaki denetimlerin ve yargı süreçlerinin amaca matuf olmaktan uzak bir şekilde ve siyasal bir zeminde yürütülüyor olması da endişe kaynağı olmaya devam etmektedir.
Yolsuzluk bir siyasi görüş meselesi değil, ahlaki ve hukuki bir meseledir. Kim yaparsa yapsın, nerede olursa olsun, usulsüzlük ve kamu zararıyla sonuçlanan eylemler tespit edilip cezalandırılmalıdır. Bu da ancak siyasi tarafgirlikten arınmış, eşit ve bağımsız bir denetim anlayışıyla mümkündür. Karşı karşıya bulunduğumuz tablo Türkiye için topyekün bir mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Yolsuzlukla mücadele, siyasi ayrım gözetmeden ve topyekün bir irade ile yürütülmelidir. Bu nedenle, iktidar-muhalefet ayrımı gözetmeksizin tüm kamu kurumlarının, belediyelerin ve iştirak şirketlerinin faaliyetlerinin inceleneceği, geçmişteki ve günümüzdeki uygulamaların denetleneceği bir Komisyon kurulması önem arz etmektedir. Bu komisyonun görevi, yalnızca suç ya da usulsüzlük tespit etmek değil, aynı zamanda denetim sisteminin yapısal sorunlarını ortaya koymak, siyasal denetim araçlarının kötüye kullanılmasını önlemek ve toplumsal güveni yeniden tesis etmek olmalıdır.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.