Su varlıklarının korunması ile ilgili karşılaşılan sorunların tespit edilerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Küresel iklim krizinin coğrafyamıza etkileri her geçen gün artmaktadır. Son yıllarda yağış rejimlerinde yaşanan değişimler, artan orman yangınları, kuruyan nehirler ve göller, su varlığındaki azalma nedeniyle Türkiye'nin farklı şehirlerinde gündeme gelen su kesintileri coğrafyamızın su stresi yaşayan bir ülke olduğunu ve yakın zamanda büyük bir su kıtlığıyla karşı karşıya kalacağını göstermektedir. Gelecekte uluslararası ilişkilerin temel konularından biri olacağı tahmin edilen su varlıklarının korunması, devam eden sorunların tespiti, bu alana yönelik sistematik politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Türkiye, küresel iklim krizinin etkilerini her yıl giderek daha ağır biçimde yaşamaktadır. İklim krizine ek olarak yanlış su politikalarının da etkisiyle, bugün büyük ölçüde su krizi ile karşı karşıya kalınmış durumdadır. Son on yılda Tuz Gölü, Meke Gölü, Akşehir Gölü, Eber Gölü, Seyfe Gölü, Hotamış Gölü ve birçok sulak alan tamamen ya da büyük oranda kurumaya yüz tutmuştur. Henüz kurumamış göllerde ise su çekilmeleri kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Örneğin, Van Gölü'nde su çekilmesi 100 milyon metreküpü aşmıştır. 2025 yılı itibarıyla bu tabloya kuruyan nehirler de eklenmiştir. Büyük Menderes, Gediz, Kızılırmak ve Seyhan nehirlerinin bazı kolları, debi düşüklüğü nedeniyle yaz aylarında akışını durdurmuş, Murat Nehri'nin bazı bölgelerinde ise kurumaların yaşandığı basına yansımıştır. Kuraklık ve plansız tarımsal sulama nedeniyle Tunca Nehri'nde ise su akışı durma eşiğine gelmiş; nehrin bazı bölümleri tamamen kurumuştur.
Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt
Baraj doluluk oranlarında kritik seviyeler gözlemlenmektedir. İstanbul'daki Alibey Barajı, Ankara'daki Çamlıdere Barajı ve İzmir'deki Tahtalı Barajı gibi birçok barajda, yağış azlığı ve aşırı çekim nedeniyle kapasitelerinin %10-30'unun altına düşüşler gerçekleşmiştir. İzmir'deki Gördes Barajı'nın doluluk oranı %0,07'ye kadar gerilemiştir. Barajlardaki yetersiz su varlığı nedeniyle İzmir ve Çanakkale başta olmak üzere birçok il ve ilçede planlı su kesintileri yaşanmıştır.
Türkiye, kişi başına düşen yıllık 1.300 mº kullanılabilir tatlı su miktarıyla "su stresi yaşayan ülkeler" kategorisindedir. Bu seviye, dünya ortalaması olan yaklaşık 5.000 m"ün oldukça altındadır ve 25 yıl öncesindeki 1.652 m'lük kapasitenin hızla gerilediğini göstermektedir. Nüfus artışı, kentleşme, kontrolsüz tarımsal sulama ve sanayideki yüksek su kullanımı bu düşüşü hızlandırmaktadır. Sanayi sektörünün toplam su tüketimi içindeki payı %15-20 seviyelerinde olup, tekstil, gıda, madencilik ve enerji sektörlerinde suyun çoğunlukla geri dönüşümsüz kullanımı kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır.
Tarımsal üretim, su krizinden en ağır etkilenen sektördür. Türkiye'de sulanabilir tarım alanlarının %70'i, yüksek buharlaşma ve sızıntı kayıplarına yol açan yüzey sulama yöntemleriyle sulanmaktadır. Yeraltı su seviyeleri, Konya Ovası ve Harran Ovası gibi kritik tarım havzalarında metrelerce düşmüş; bu durum verim kaybına, ürün çeşitliliğinin azalmasına ve çiftçi gelirlerinde gerilemeye yol açmıştır.
Bugüne kadar su politikaları büyük ölçüde baraj ve gölet yapımı, suyu tutma ve depolama üzerine odaklanmıştır. Ancak su yönetimi, iklim krizine uyum sağlayan; suyun verimli kullanımı, kirliliğin önlenmesi ve suyun yeniden kullanımını teşvik eden kapsamlı bir strateji ile desteklenmemiştir. Havza bazlı planlama eksikliği, yerel yönetimlerin altyapı yetersizlikleri ve su fiyatlandırma politikalarındaki adaletsizlikler krizin derinleşmesine neden olmaktadır. Ayrıca, su krizinin en çok yoksul kesimleri etkileyeceği göz önünde bulundurulduğunda, su kullanımının adil ve sürdürülebilir bir politika çerçevesinde ele alınması zorunludur. Tüm bu nedenlerle, Türkiye'nin su varlığını sürdürülebilir şekilde yönetmek, kuruyan göl, nehir ve baraj havzalarını rehabilite etmek, tarım ve sanayide su kullanımını verimlileştirmek ve su krizine karşı uzun vadeli politikalar geliştirmek amacıyla TBMM tarafından kapsamlı bir araştırma yapılması elzemdir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.