İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3131 GÜNDEMDE

Ceza adalet sistemindeki sorunların araştırılarak alternatif onarıcı modeller ve sosyal politikaların belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Ali Bozan Mersin · DEM Parti ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

SAKLARIN EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ

GRUP BAŞKANLIGI 10/3131 Sayı: il 3901 Tarih 19-012 duakiye BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞTNA

Cezaların artırılması ve cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde dolması, toplumsal sorunları çözmediği gibi, yeni ve derinleşen sorunlar üretmektedir. Suç oranlarını düşürmek adına benimsenen bu cezalandırma eksenli yaklaşım; toplumsal onarımı sağlamamakta, suçun altında yatan ekonomik, sosyal ve kültürel nedenleri göz ardı etmektedir. Özellikle gençler, yoksullar ve dışlanmış gruplar bu politikaların en ağır sonuçlarına maruz kalmaktadır. Cezaevlerinin ıslah değil, yeniden suç üretme alanına dönüştüğü bu koşullar altında, suçun önlenmesi için yapıcı, bütünsel ve önleyici sosyal politikaların geliştirilmesi elzemdir. Bu nedenle, ceza adalet sisteminin sorunlarının araştırılması, ceza yerine alternatif onarıcı modellerin incelenmesi ve etkili sosyal politikaların belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması, için gereğini arz ve teklif ederiz. 18.09.2025

Metnin tamamını göster (11 paragraf daha)Metni kısalt

GEREKÇE AKP iktidarı, son yıllarda suç oranlarını düşürmek amacıyla cezaları artıran bir yaklaşım benimsemiştir. Böylelikle cezaevlerini aşırı doldurmuş, ceza infaz sistemini işlevsizleştirmiştir.

Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye'de son 20 yılda cezaevi sayısı iki katına çıkarılmış, yeni cezaevleri inşa edilmiştir. Buna rağmen cezaevleri dolup taşmakta, kapasite sınırları aşılmakta, tutuklu ve hükümlüler insan onuruna aykırı koşullarda barındırılmaktadır. Cezaevlerinin bu şekilde dolması, suç oranlarında düşüşe neden olmamış, aksine sistemsel sorunları görünür kılmıştır.

Türkiye, cezaevi nüfusu bakımından Avrupa'nın en yüksek oranlarına sahip ülkelerinden biridir. Ceza sürelerinin artması ve infaz koşullarının ağırlaştırılması, hapishanelerde kapasite krizine neden olmakta; bu da insan hakları ihlallerini beraberinde getirmektedir.

Birçok suçun cezası artırılmış, tutuklama bir tedbir olmaktan çıkarılarak yaygın bir uygulama haline getirilmiştir. Ancak ulusal ve uluslararası araştırmalar, ceza artırımlarının suçları önleyici etkisinin oldukça sınırlı olduğunu göstermektedir. Suç işlenmesinin önlenmesi için cezaların ağırlığından çok, adalet sisteminin şeffaf, eşitlikçi ve erişilebilir olması gerekmektedir.

Toplumda işlenen suçların önemli bir kısmı bireysel tercihlerden çok, yapısal sorunların sonucudur. Özellikle gelir adaletsizliğinin derinleştiği, işsizlik oranlarının yüksek olduğu ve sosyal devletin zayıfladığı ortamlarda bireyler hayatta kalabilmek için yasa dışı yollara yönelebilmektedir. Türkiye'de TUIK TUIK verilerine göre genç işsizlik oranı oranı ye yaklaşmış durumdadır; bu da gençlerin suça sürüklenme riskini artıran en önemli etkenlerden biridir.

Aynı şekilde, barınma, eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere erişimin kısıtlı olduğu bölgelerde suç oranlarının daha yüksek seyrettiği bilinmektedir.

Cezaların ağırlaştırılması bu temel nedenleri ortadan kaldırmaz; yalnızca suç işlendikten sonra devreye giren bir tepki mekanizmasıdır. Cezaevleri ise bu yapısal sorunların sonucu olarak dolup taşmakta, adeta yoksul sınıfların toplandığı alanlara dönüşmektedir. Avrupa Konseyi'nin 2023 verilerine göre Türkiye, Avrupa'da en fazla tutuklu/hükümlü bulunan ikinci ülke konumundadır. Bu veriler, cezaların artırılmasının suçları azaltmadığını açıkça göstermektedir. Gerçek çözüm; eğitime erişimin artırılması, gelir dağılımının dengelenmesi, sosyal hizmetlerin yaygınlaştırılması ve fırsat eşitliğinin sağlanması gibi önleyici sosyal politikalarla mümkündür.

Suçla mücadele, sadece kolluk kuvvetleri ve cezalandırma mekanizmalarıyla yürütülemez; kalıcı ve etkili sonuçlar için devletin tüm sosyal politikalarının eşgüdüm içinde çalışması gerekmektedir. Ceza adalet sisteminin etkili olabilmesi için onu besleyen sosyal politikalarla tamamlanması, yani bütüncül bir yaklaşım benimsenmesi şarttır. Eğitimden sağlığa, istihdamdan aile politikalarına kadar her alanda suçu önlemeye yönelik stratejiler geliştirilmelidir.

Örneğin, risk altındaki çocuklara ve gençlere yönelik okul temelli sosyal hizmet modelleri oluşturulmalı; psikososyal destek, rehberlik ve aile danışmanlığı gibi erken müdahale mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Yine, yoksul mahallelerde gençler için nitelikli istihdam, mesleki eğitim ve kültürel faaliyet olanakları sunularak suça yönelimin önüne geçilebilir. Adalet sisteminin sadece cezalandırıcı değil, onarıcı ve dönüştürücü olması için uzlaştırma, arabuluculuk, mağdur failliği azaltma ve toplumsal barışı önceleyen alternatif adalet yolları güçlendirilmelidir.

Ayrıca cezaevinden çıkan bireylerin topluma yeniden kazandırılması için kapsamlı bir yeniden entegrasyon politikası gereklidir. Mahpuslara içeride eğitim, meslek edindirme ve psikolojik destek sunulmalı; tahliyeden sonra barınma, iş bulma ve sosyal destek süreçleriyle yalnız bırakılmamalıdır. Ancak bu sayede ceza sistemi, suçu yeniden üreten değil, gerçekten onaran ve toplumu iyileştiren bir yapıya dönüşebilir.

Tüm bu nedenlerle, ceza adalet sisteminin sorunlarının araştırılması, ceza yerine alternatif onarıcı modellerin incelenmesi ve etkili sosyal politikaların belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması gerekmektedir

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
DEM Parti 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.