İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3343 GÜNDEMDE

Su yönetiminin mevcut durumunun araştırılarak kuraklıkla mücadele edilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Selçuk Özdağ Muğla · Yeni Yol ve 20 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye'nin iklim değişikliğine bağlı olarak artan kuraklık riski, azalan su kaynakları, yanlış su yönetimi politikaları ve bölgesel su dengesizlikleri nedeniyle yakın gelecekte ciddi bir su kriziyle karşılaşma olasılığı bulunmaktadır. Bu kapsamda, ülkemizdeki su yönetiminin mevcut durumunun, su kaynaklarının sürdürülebilirliğinin, kuraklıkla mücadele stratejilerinin ve su kullanımındaki verimliliğin bütüncül biçimde araştırılması, ilgili bakanlıkların ve yerel yönetim politikalarının değerlendirilmesi, gerekli yasal, idari ve teknik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını, Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca arz ve teklif ederiz. 05.11.2025

GEREKÇE

Birleşmiş Milletler'in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündeminin 6-Nolu hedefi, herkesin temiz, güvenli ve erişilebilir içme suyuna sahip olmasını ve su kaynaklarının sürdürülebilir biçimde yönetilmesini öngörmektedir. Bu hedef doğrultusunda birçok ülke ulusal su stratejilerini yeniden gözden geçirmiş, suyun sadece çevresel değil aynı zamanda ekonomik, sosyal ve siyasal bir unsur olduğunu kabul etmiştir. Ancak Türkiye'de yaşanan hızlı ve çarpık şehirleşme, sanayileşme, tarımsal genişleme ve nüfus artışı su kaynakları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuştur. Bu baskı, küresel iklim değişikliği gibi etkenler ile birleştiğinde ülkemizi gelecekte "su kıtlığı yaşayan ülkeler" arasına sokabilecek boyutlara ulaşmıştır.

Metnin tamamını göster (4 paragraf daha)Metni kısalt

Türkiye, coğrafi konumu itibariyle yarı kurak iklim kuşağında yer almakta olup, küresel ısınmanın etkisiyle yağış rejimlerinde belirgin değişimler meydana gelmektedir. Yağışların düzensizleşmesi, kar örtüsünün azalması ve buharlaşmanın artması sonucunda, yüzey ve yeraltı suları giderek azalmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Kuraklık Yönetimi Raporu'nda, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde 2030 yılı itibariyle kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.000 metreküpün altına ineceği ve Türkiye'nin yukarıda da ifade ettiğimiz gibi "su kıtlığı çeken ülke" konumuna düşeceği belirtilmektedir.

WWF Türkiye'nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) yayımladığı verilere göre ülkemizde mevcut suyun yaklaşık %74'ü tarımda, %15i sanayide, %11'i ise evsel kullanımda tüketilmektedir. Ne var ki tarımda kullanılan suyun büyük bölümü geleneksel açık kanal sulama yöntemleriyle uygulanmakta ve ciddi su kayıplarına yol açmaktadır. Damla sulama, yağmurlama ve akıllı sulama sistemleri gibi modern tekniklerin yeterli düzeyde yaygınlaşmaması, suyun önemli bir kısmının toprağa ulaşmadan buharlaşma yoluyla kaybedilmesine neden olmaktadır. Bu tabloya sanayi ve kentsel alanlarda yetersiz geri dönüşüm uygulamaları, atık suyun yeniden kullanıl(a)maması ve suyun verimsiz yönetimi de eklendiğinde, ülkemiz su dengesinin hızla bozulduğu açıkça görülmektedir. İklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar, Türkiye'nin birçok bölgesinde kuraklık periyotlarının daha sık ve daha uzun sürmesine yol açmaktadır. Özellikle Marmara, Orta Anadolu, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yağışların azalması, Konya Kapalı Havzası, Gediz, Büyük Menderes, Ergene ve Asi havzalarında yeraltı su seviyelerinin kritik düzeylere düşmesine sebep olmuştur. Bu havzalarda su kaynakları, doğal yenilenme hızının üzerinde kullanılmakta, ekosistemlerin kendini toparlama kapasitesi aşılmaktadır. Kuruyan göller, çekilen nehir yatakları ve yok olan sulak alanlar doğal denge ile birlikte bölgedeki tarımsal üretim düzenini ve kırsal ekonomiyi de tehdit etmektedir.

Türkiye'nin sanıldığı kadar su zengini bir ülke olmadığı artık bilimsel raporlarla sabittir. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.519 m3 civarındadır ve bu rakam, ülkemizi "su stresi altındaki ülkeler" kategorisine sokmaktadır. Bu düşüş aynı zamanda suya dayalı enerji üretimi, tarımsal üretim ve içme suyu güvenliği açısından da ulusal güvenlik riskini beraberinde getirmektedir.

Suyun bu denli stratejik bir öneme sahip olmasına rağmen, Türkiye'de su yönetimi alanında "çok başlı bir idari yapı" mevcuttur. Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, yerel yönetimler ve özel sektör aktörleri arasında yetki ve sorumluluk paylaşımı net değildir. Bu durum, planlamada çakışmalara, kaynak kullanımında verimsizliğe ve ulusal ölçekte koordinasyon eksikliğine neden olmaktadır. Bu alanda acilen bütüncül ve entegre bir su yönetimi politikası oluşturulması gerekmektedir. Yağmur suyu hasadı, gri suyun yeniden kullanımı, yeraltı suyu rezervlerinin izlenmesi, atık suyun geri kazanımı, damla ve akıllı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi modern tekniklerin ulusal ölçekte teşvik edilmesi zorunludur. Ayrıca, suyun bilinçsiz kullanımının önlenmesi için bireysel farkındalık artırılmalı, belediyeler ve kamu kurumları su politikalarını uzun vadeli iklim senaryolarıyla uyumlu hale getirmelidir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
Yeni Yol 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.