İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3381 GÜNDEMDE

Fiziksel, psikolojik ve dijital ortamlarda yaşanan akran zorbalığının nedenlerinin tüm yönleriyle tespit edilerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Şenol Sunat Manisa · İYİ Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Çocuk ve gençlerin fiziksel, psikolojik ve dijital ortamlarda maruz kaldığı akran zorbalığının nedenlerinin çok yönlü biçimde araştırılması; eğitim kurumlarının, ailelerin, sosyal

medya platformlarının, televizyonlarda yayınlanan sorumluluklarının net biçimde tanımlanması; okullarda uygulanan rehberlik ve disiplin süreçlerinin etkinliğinin ölçülmesi; akran zorbalığının önlenmesi için alınması gereken yapısal, mevzuat ve kurumsal önlemlerin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, akran zorbalığının sadece bireysel bir davranış biçimi değil, toplumsal ilişkilerde artan şiddet kültürünün yansıması olarak da değerlendirilmesi gerekmektedir. Çocukların okulda güvenli bir öğrenme ortamına kavuşabilmeleri için mevcut uygulamaların ve yasal düzenlemelerin kapsamlı biçimde incelenmesi, iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması ve kalıcı çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla, Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması hususunu saygıyla arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt

Akran zorbalığı, modern çağın en yıkıcı sosyal sorunlarından biri haline gelmiştir. Çocukların güvenli eğitim hakkını doğrudan ihlal eden bu olgu, yalnızca mağdur öğrencileri değil, tüm okul ekosistemini olumsuz etkilemekte; korku, sessizlik ve güvensizlik ortamı yaratmaktadır. Türkiye'de yapılan araştırmalar, öğrencilerin önemli bir kısmının okul hayatı boyunca zorbalığa maruz kaldığını veya tanık olduğunu göstermektedir. Bu durum, okulun bir öğrenme mekânı olmaktan çıkıp, kimi zaman psikolojik baskı ve şiddetin normalleştiği bir ortama dönüşmesine yol açmaktadır.

Türkiye'de son yıllarda akran zorbalığı ve okul kaynaklı şiddet olaylarında belirgin bir artış gözlenmektedir. Bu durum, yalnızca eğitim ortamlarını değil, toplumun huzur ve güvenliği ile çocukların ruhsal gelişimini tehdit eden önemli bir sorun haline gelmiştir. Okul öncesinden lise çağına kadar geniş bir yaş aralığında görülen akran zorbalığı, fiziksel, sözel, psikolojik ve dijital alanlarda farklı biçimlerde kendini göstermekte; mağdur çocuklar üzerinde uzun süreli travmatik etkiler yaratmaktadır.

Şiddet artık okulda başlamakta, hatta okul sınırları içinde kök salmaktadır. Bu, hem eğitim sisteminin işleyişine hem de toplumsal barışa dair ciddi bir uyarıdır. Öğrenciler arasındaki zorbalık vakalarına okul yönetimlerinin çoğu zaman etkili biçimde müdahale edemediği görülmektedir. Bu müdahalesizliğin nedenleri arasında, güvenlik görevlisi bulundurulamaması gibi bütçesel kısıtlar kadar, olası hukuki sorumluluklardan kaçınma gibi idari ve bireysel çekinceler de bulunmaktadır. Bazı durumlarda okul yöneticileri olayların üzerini kapatmayı, raporlamaktan kaçınmayı tercih etmektedir. Bu yaklaşım, hem mağduru korumasız bırakmakta hem de zorbalık yapan öğrenciler için caydırıcılığı ortadan kaldırmaktadır.

Son yıllarda bazı okullarda güvenlik açığı, okullara polis görevlendirilmesi yoluyla giderilmeye çalışılmaktadır. Bu durum, sorunun yalnızca bir eğitim sorunu olmaktan çıkıp, toplumsal güvenlik ve kamu düzeni meselesi haline geldiğini göstermektedir. Eğitim ortamlarının kolluk kuvvetlerinin varlığına ihtiyaç duyar hale gelmesi, çocukların sosyalleşme biçimlerinin şiddetle iç içe geçtiğini ve okulun güvenli bir alan olma vasfını kaybetmeye başladığını ortaya koymaktadır.

Akran zorbalığının yaygınlaşmasının ardında, yalnızca bireysel eğilimler değil, toplumsal şiddet kültürünün, aile içi iletişim eksikliğinin, dijital mecralarda denetimsizliğin ve eğitim kurumlarının psikososyal destek kapasitesinin yetersizliğinin de önemli payı vardır. Rehberlik servisleri sayıca yetersizdir; birçok okulda tek bir rehber öğretmen yüzlerce öğrenciye hizmet vermek zorunda kalmaktadır. Aileler çoğu zaman çocuklarının yaşadığı zorbalığın farkında değildir veya nereye başvurabileceklerini bilmemektedir.

Bununla birlikte, akran zorbalığına ilişkin mevzuatın parçalı yapısı, uygulamada birlik sağlamayı zorlaştırmaktadır. Çocuk haklarının korunmasına ilişkin yasal hükümler genel nitelikte olup, okullardaki zorbalık eylemlerine karşı net bir önleme, izleme ve yaptırım mekanizması öngörmemektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı arasında etkili bir veri paylaşımı ve ortak politika üretimi süreci bulunmamaktadır.

Oysa akran zorbalığıyla mücadele, yalnızca pedagojik değil, psikolojik, hukuki ve toplumsal boyutları olan bir meseledir. Bu nedenle, sorunun tüm yönleriyle incelenmesi, okul ortamlarının güvenli hale getirilmesi, rehberlik sisteminin güçlendirilmesi, öğretmen ve veli farkındalığının artırılması, dijital mecralarda denetim kapasitesinin geliştirilmesi ve çocukların korunmasına yönelik mevzuatın güçlendirilmesi amacıyla kapsamlı bir Meclis araştırması yapılması büyük bir zorunluluktur.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
İYİ Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.