Türkiye'de diyabet görülme oranlarındaki artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gererek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Türkiye'de diyabet görülme oranlarının Avrupa ülkeleri arasında açık ara en yüksek seviyeye ulaşmasının nedenlerinin araştırılması, diyabetin halk sağlığı üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerinin tespit edilmesi, diyabet artışında rol oynayan beslenme, yaşam tarzı, obezite, çevresel ve sosyoekonomik faktörlerin incelenmesi; diyabetin önlenmesi, erken tanısı ve yönetimi için uygulanabilir ulusal politikaların belirlenmesi amacıyla; Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Içtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması hususunu saygıyla arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun (IDF) Diyabet Atlası 2025 raporu, Türkiye'nin diyabet alanında Avrupa'nın en kötü durumda olan ülkesi olduğunu çarpıcı verilerle ortaya koymuştur. Rapora göre, Avrupa bölgesinde 20-79 yaş arası yetişkinlerde diyabet prevalansı ortalama %9,8 düzeyindeyken, Türkiye'de bu oran %16,5 ile kıtanın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu oran, Avrupa ortalamasının neredeyse iki katıdır ve Türkiye'de yaklaşık 9,6 milyon yetişkinin diyabetle yaşadığını göstermektedir.
Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt
İskandinav ülkelerinde %4-6 bandındaki düşük oranlara karşılık Güney Avrupa ülkelerinde risk artmakla birlikte, Türkiye Avrupa Bölgesi'ndeki 60 ülke arasında hem oran hem toplam hasta sayısı bakımından ilk sıradadır. IDF'nin karşılaştırmalı analizine göre, 2011- 2024 yılları arasında Türkiye'de diyabet vakaları %170 artmıştır. Oysa aynı dönemde Fransa'da artış yalnızca %20, Yunanistan'da ise %10'un altında kalmıştır. Türkiye'de diyabetli sayısı mevcut gidişatla 2050 yılında 14,1 milyona çıkacaktır. Bu rakam Avrupa'daki en hızlı artışı ifade etmektedir.
Bu dramatik yükselişin ardındaki temel nedenlerden biri, uzmanların "sessiz katil" olarak nitelendirdiği hareketsiz yaşam tarzıdır. Kentleşme ve masa başı çalışma düzeni fiziksel aktiviteyi büyük ölçüde azaltmış, Türkiye'de yetişkinlerin yalnızca %30'unun haftada 150 dakika egzersiz yapabildiği tespit edilmiştir. Bu oran Avrupa ülkelerinin belirgin biçimde gerisindedir.
Bir diğer kritik unsur ise beslenme alışkanlıklarındaki dönüşümdür. Diyabeti önlemede bilimsel olarak kanıtlanmış olan geleneksel Akdeniz tipi beslenme, Türkiye de dâhil olmak üzere pek çok Akdeniz ülkesinde hızla terk edilmiştir. Yerini ultra-işlenmiş ürünlerin, fast-food tüketiminin, paketli ve şeker yüklü gıdaların aldığı görülmektedir. WHO verilerine göre Türkiye'de yetişkinlerin %65'i fazla kiloludur ve obezite diyabet riskini 7 kata kadar artırmaktadır. Yüksek karbonhidrat ve şeker ağırlıklı beslenme, doyma hissini azaltarak sürekli enerji alımını teşvik etmekte ve diyabet riskini daha da artırmaktadır.
Ultra-işlenmiş gıdaların kullanımı artmış, günlük kalori alımının yaklaşık yarısı bu ürünlerden karşılanır hâle gelmiştir. EPIC çalışması, bu tür gıdaların tip 2 diyabet riskini %37 yükselttiğini göstermektedir. Bu tabloya eşlik eden hareketsizlik ve nüfusun yaşlanması, Türkiye'deki diyabet yükünü her yıl daha da ağırlaştırmaktadır.
Türkiye Diyabet Derneği uzmanları, tanı almamış hastaların sayısının da çok yüksek olduğunu ve gerçek diyabetli sayısının açıklanan verilerin üzerinde olabileceğini ifade etmektedir. Diyabetin sinsi seyri, geç tanı, yetersiz tarama programları ve kronik hastalık yönetimindeki eksiklikler sorunun boyutunu daha da büyütmektedir.
Türkiye'de diyabet kaynaklı sağlık harcamaları her geçen yıl artmakta, çalışma çağındaki nüfus üzerinde önemli ekonomik kayıplara yol açmakta, kardiyovasküler hastalıklar, böbrek yetmezliği, körlük, ampütasyon gibi ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Buna rağmen diyabetin önlenmesine yönelik ulusal düzeyde bütüncül bir politika bulunmamakta; beslenme, halk sağlığı, şehir planlaması, spor politikaları ve tarımsal üretim alanlarında eşgüdümlü bir strateji geliştirilememektedir.
Bu kapsamda: Türkiye'de diyabet prevalansındaki hızlı artışın nedenlerinin ayrıntılı biçimde incelenmesi; beslenme, obezite, hareketsizlik, sosyoekonomik koşullar ve çevresel faktörlerin etkilerinin araştırılması; erken tanı ve koruyucu sağlık programlarının geliştirilmesi; işlenmiş gıdaların yaygınlığının halk sağlığı üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi; toplumun beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesi ve diyabetle mücadele için uygulanabilir kamusal politikaların oluşturulması amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması artık kaçınılmazdır:
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.