29 Aralık 2025 tarihinde Yalova'da IŞİD terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonun ve örgüt yapılanmasının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Türkiye'de faaliyet gösteren ve şiddet eylemleri gerçekleştiren IŞİD örgütü yapılanmasının örgütsel yapısı, legal görünümlü uzantıları, finansman kaynakları, istihbarat zafiyetleri ve özellikle 29 Aralık 2025 tarihli Yalova'daki IŞİD operasyonu bağlamında örgütün ülke içi varlığı ile mücadeledeki eksikliklerin kapsamlı şekilde incelenmesi için bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
GEREKÇE
Yalova'da 29 Aralık 2025 tarihinde IŞID terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyon sırasında yaşanan çatışmada örgüt mensuplarının uzun süre silahlı direniş gösterebilmesi, Türkiye'de IŞİD'le mücadelenin yalnızca sahadaki güvenlik boyutuyla değil; hukuki altyapı, idari denetim ve yürütmenin siyasal sorumluluğu açısından da derin bir kriz içinde olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.
Metnin tamamını göster (8 paragraf daha)Metni kısalt
Basında yer alan haberlerde, Yalova'daki çatışmada öldürülen bazı IŞİD mensuplarının daha önce terör örgütü üyeliği ve bağlantılı suçlamalarla tutuklandıkları, ancak yalnızca birkaç ay cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldıkları bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Bu kişiler hakkında, radikal ideolojik bağlılıklarını sürdürdüklerine, silahlı örgütlerle bağlantılı oldukları bilinmesine rağmen, etkili bir cezalandırma ve denetim mekanizmasının işletilmemesi, IŞID örgütüne karşı caydırıcılığın ortadan kaldırıldığını göstermektedir. Bu tablo, münferit bir yargı hatasından öte, sistematik bir hukuki zaafı işaret etmektedir.
IŞİD üyelerinin ideolojik bağlılıkları, örgütsel süreklilikleri ve yeniden yapılanma kapasiteleri göz ardı edilerek kısa süreli tutukluluklarla serbest bırakılmaları, güvenlik riskini katlanarak büyütmektedir. Bu sonuçların yaşanması, mevcut yargısal uygulamaların sorgulanmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Yürütme organı, bu tablo karşısında "yargı bağımsızlığı" söylemine sığınarak sorumluluktan kaçamaz.
21 ilde yapılan eş zamanlı yapılan operasyonda bir defada 357 kişinin gözaltına alınmış olması, bu kişilerle ilgili bilgilerin önceden zaten bilindiğini, bu bilinen kişilerin ancak Yalova operasyonunun ertesi gününde gözaltına alınmasının, bilinen kişilere yönelik bugüne kadar neden müdahale edilmediği sorusunu akla getiriyor.
Bir defada yüzlerce kişinin gözaltına alınabilmesi, IŞID yapılanmasına ilişkin bilgilerin uzun süredir devletin elinde bulunduğunu, buna karşın önleyici müdahale, sürekli takip ve erken engelleme mekanizmalarının etkin biçimde işletilmediğini düşündürmektedir. Bu ihmalin, Yalova'da yaşanan ve ağır can kayıplarına yol açan sürecin önünü açıp açmadığının ortaya çıkarılması, yalnızca idari değil, aynı zamanda siyasal ve anayasal sorumluluk açısından da zorunludur.
Mevcut uygulamalar ve yargı pratiği IŞID benzeri terör örgütlerinin "hukuki boşluklardan" sistematik biçimde yararlanmasına olanak tanımaktadır. Terörün finansmanıyla mücadeleye ilişkin ulusal ve uluslararası yükümlülükler kâğıt üzerinde varlığını sürdürürken, uygulamada siyasi irade eksikliği, denetimsizlik ve seçici yaklaşım nedeniyle bu yükümlülükler etkisizleştirmektedir. Bu tablo, hukukun üstünlüğü ilkesini zedelediği gibi, yürütmenin anayasal sorumluluğunu da doğrudan gündeme getirmektedir.
IŞID yapılanmasının yalnızca illegal hücrelerle değil, legal görünümlü dernekler, yardım ağları, ticari faaliyetler ve dijital platformlar üzerinden toplumsal zemin bulabildiği yönündeki bilgiler uzun süredir kamuoyunun gündemindedir. Buna rağmen, bu alanlara yönelik etkin bir denetim mekanizmasının kurulmamış olması, seçici bir hukuk uygulaması şüphesini güçlendirmektedir. Hukukun keyfî, parçalı ve politik tercihlere göre işletilmesi, güvenlik kadar hukuk devletini de tahrip etmektedir.
Bugün gelinen noktada, IŞID yapılanmasının neden hâlâ Türkiye içinde silahlı kapasiteye sahip olduğu, daha önce yakalanan ve yargılanan kişilerin nasıl ve hangi gerekçelerle kısa sürede yeniden sahaya dönebildiği; IŞID terörünün finansmanı, ideolojik yayılımı ve toplumsal taban bulma süreçlerinin neden etkili biçimde engellenemediği soruları yanıtsızdır. Bu soruların cevabı yalnızca güvenlik bürokrasisinde değil, yürütmenin siyasal tercihlerinde ve hukuki düzenlemelerindeki yetersizliklerde yatmaktadır.
Bugüne kadar IŞİD yapılanmasına karşı yürütülen mücadelenin neden kalıcı sonuçlar üretmediği; hangi hukuki boşlukların, idari ihmallerin ve siyasi tercihlerinin bu tabloyu beslediği açık biçimde ortaya konulmadan, benzer acıların tekrar etmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, Türkiye'deki IŞID yapılanmasının tüm boyutlarıyla incelenmesi; yürütmenin sorumluluğunun, mevcut mevzuatın yetersizliklerinin ve denetim mekanizmalarının işlevsizliğinin açığa çıkarılması bir tercih değil, Anayasa'dan kaynaklanan bir zorunluluktur.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.