2025 yılında tarım sektöründe yaşanan üretim kayıpların nedenlerinin araştırılarak tarımsal üretimin desteklenmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)2025 yılı boyunca tarım sektöründe yaşanan ağır üretim kayıpları, artan girdi maliyetleri, çiftçilerin borçluluk düzeyindeki tarihsel artış, kuraklık ve zirai don gibi iklimsel felaketler ile 01.01.2026 tarihi itibarıyla sübvansiyonlu tarım kredilerinde getirilen vergi ve SGK borcu şartının çiftçilerin krediye erişimini fiilen engellemesi sonucunda 'ortaya çıkan ekonomik, sosyal ve üretimsel mağduriyetlerin bütüncül biçimde ortaya çıkarılması; tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği ve kırsal yaşam üzerindeki etkilerinin tespit edilmesi ve kalıcı çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Iç Tüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ederim.
GEREKÇE
Türkiye tarımı, 2025 yılında hem iklim krizi hem de ekonomik daralma nedeniyle son yılların en ağır üretim ve gelir kayıplarından birini yaşamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında tarımsal üretimde birçok ana ürün grubunda ciddi düşüşler yaşanmıştır. Tahıl üretimi yaklaşık 34 milyon ton seviyesine gerileyerek önceki yılların belirgin biçimde altına düşmüş, meyve üretiminde yüzde 30'un üzerinde azalma kaydedilmiştir. Sebze üretiminde ise bölgesel farklılıklar olmakla birlikte yüzde 15 ila 25 arasında değişen kayıplar yaşanmıştır. Bu düşüşler, iklim kaynaklı kuraklık ve zirai don olaylarının yanı sıra üreticilerin artan maliyetler nedeniyle ekim alanlarını daraltmasının da bir sonucudur. TÜİK'in tarımsal girdi fiyat endeksi verileri, 2025 yılı boyunca çiftçilerin üretim maliyetlerindeki artışın devam ettiğini göstermektedir. Gübre, yem, tohum, enerji ve mazot kalemlerinde yaşanan yüksek oranlı artışlar, ürün satış fiyatlarındaki artışın çok üzerinde seyretmiş; bu durum maliyet-fiyat makasının çiftçi aleyhine açılmasına neden olmuştur. TÜİK Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) verileri, üretici fiyatlarındaki artışın girdi maliyetlerini karşılamaktan uzak kaldığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle çok sayıda çiftçi, üretimini zararına sürdürmek zorunda kalmıştır.
Metnin tamamını göster (5 paragraf daha)Metni kısalt
Üretimdeki daralma ve maliyet baskısı, çiftçilerin borçluluk düzeyini tarihsel olarak en yüksek seviyelere taşımıştır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile TÜİK verilerinin birlikte değerlendirilmesine göre, 2025 yılı sonunda çiftçilerin bankalara olan toplam kredi borcu 1 trilyon lira sınırını aşmıştır. Tarım sektöründe kullanılan kredilerin önemli bir kısmının kısa vadeli olması, geri ödeme baskısını daha da artırmış; gelirleri düşen üreticiler borçlarını çeviremez hâle gelmiştir. TUIK'in tarım sektörüne ilişkin yatırım göstergeleri de bu durumu teyit etmektedir. 2025 yılında traktör ve tarımsal ekipman satışlarında yaklaşık yüzde 40 oranında düşüş yaşanmış; bu durum, çiftçilerin üretim araçlarını yenileyemediğini ve yatırım yapma kapasitesinin ciddi biçimde zayıfladığını göstermiştir.
İklim krizinin etkileri de 2025 yılında tarımsal üretimi doğrudan etkilemiştir. TÜİK ve ilgili kamu kurumlarının verileri, birçok bölgede yağışların uzun yıllar ortalamasının yüzde 30-40 altında kaldığını, sulama ihtiyacının arttığını ve buna bağlı olarak enerji maliyetlerinin yükseldiğini ortaya koymaktadır. Kuraklık ve zirai don nedeniyle özellikle tahıl, meyve ve yem bitkileri üretiminde ciddi kayıplar yaşanmış; bu kayıplar çiftçilerin gelirlerini daha da düşürmüştür.
Bu ağır tabloya rağmen, 01.01.2026 tarihi itibarıyla Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan faiz indirimli (sübvansiyonlu) tarım kredilerinde üreticilerin vergi borcu ve Sosyal Güvenlik Kurumu (Tarım Bağ-Kur dâhil) prim borcu bulunmadığına dair belge ibraz etmeleri zorunlu hâle getirilmiştir. Oysa TÜİK'in tarımsal işletme yapısına ilişkin verileri, Türkiye'de tarım işletmelerinin büyük çoğunluğunun küçük aile işletmelerinden oluştuğunu ve bu işletmelerin önemli bir bölümünün düzenli prim ve vergi ödeme kapasitesine sahip olmadığını göstermektedir. Tarım Bağ-Kur borcu bulunan çiftçilerin oranının yüksek olduğu bilinen bir gerçekliktir.
Bu koşullar altında getirilen "borcu yoktur" şartı, devlet destekli kredi mekanizmalarının en fazla desteğe ihtiyaç duyan üreticileri sistem dışına itmesine yol açmaktadır. Bu durum yalnızca bireysel çiftçi mağduriyetlerine değil; tarımsal üretimin sürdürülebilirliği, gıda arz güvenliği, kırsal istihdam ve toplumsal denge açısından da ciddi riskler doğurmaktadır. TÜİK verileriyle ortaya konan üretim düşüşü, borçluluk artışı ve yatırım gerilemesi birlikte değerlendirildiğinde, tarım sektörünün yapısal bir kriz içinde olduğu açıkça görülmektedir.
Bu nedenlerle; 2025 yılında tarım sektöründe yaşanan üretim kayıplarının, artan girdi maliyetlerinin, çiftçilerin borçluluk düzeyinin, sübvansiyonlu tarım kredilerinde getirilen yeni koşulların ve iklim kaynaklı risklerin çiftçiler üzerindeki ekonomik, sosyal ve üretimsel etkilerinin bütüncül biçimde incelenmesi; ortaya çıkan mağduriyetlerin tespit edilmesi ve kalıcı çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kapsamlı bir Meclis Araştırması açılması zorunlu hâle gelmiştir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.