IŞİD terör örgütünün kadınlara karşı işledikleri suçların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Irak-Şam İslam Devleti (IŞID) ortaya çıktığı zaman diliminden bu yana çok büyük savaş suçları işlemiş karanlık bir yapılanmadır. Söz konusu örgüt, Suriye ve Irak'ta faaliyette olduğu dönemlerde ülkemizde de çok sayıda kanlı eyleme imza atmış, vahşi eylemleriyle yüzlerce yurttaşımızın ölümüne neden olmuştur. IŞİD'in insanlığa karşı işlediği suçlarda kadınlara karşı işlediği suçlar önemli bir yer kaplamaktadır. Kadınların kaçırılmaları, tecavüze uğramaları, Kürt, Arap, Ezidi kadınların ve çocukların köle olarak satılmaları gibi kayıtlara geçmiş devasa suç kayıtları söz konusudur. Bu sebeple, IŞID'in ve onun izdüşümü olan Heyet Tahrir el-Şam'ın (HTŞ) kadınlara karşı işledikleri suçların araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, içtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim. 21.01.2026
GEREKÇE
Irak Şam İslam Devleti (IŞID), kuruluşundan itibaren kadınları doğrudan hedef alan, kadın bedenini savaşın asli unsuru ve ganimeti olarak gören bir ideolojik hatta sahiptir. Kadınlara yönelik şiddet, örgüt açısından sistematik, planlı ve süreklilik gösteren bir savaş yöntemidir. Cinsel istismar ve cinsel taciz, zorla evlendirme, kölelik, kadınların pazarlarda ve dijital platformlarda satılması, IŞID'in kadınlara karşı yürüttüğü politikaların merkezinde yer almıştır.
Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt
IŞID, işgal ettiği bölgelerde yayımladığı fetvalarla kadınların kamusal yaşamdan tamamen silinmesini, zorla evlendirilmesini, "ganimet" olarak paylaşılmasını ve itaat etmeyenlerin öldürülmesini açıkça düzenlemiştir. Bu suçların en ağır örnekleri, 3 Ağustos 2014 tarihinde Irak'ın Şengal bölgesine yönelik saldırılar sırasında yaşanmıştır. Uluslararası insan hakları kuruluşlarının raporlarına yansıdığı biçimiyle, IŞID bu saldırılarda binlerce Ezidî'yi katletmiş, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan en az 6 bin 400 kişiyi kaçırarak esir almıştır. Kaçırılan kadınlar ve kız çocukları sistematik biçimde tecavüze uğramış, zorla evlendirilmiş, köle pazarlarında satılarak meta haline getirilmiştir.
IŞİD'in kadınlara yönelik suçları, Irak ve Suriye ile sınırlı kalmamış, bu suçların önemli bir bölümü Türkiye'ye taşınmıştır. Basına ve yargı dosyalarına yansıyan çok sayıda olayda, IŞID tarafından kaçırılan Ezidi kadın ve çocukların Türkiye'ye getirildiği, burada örgüt mensuplarının evlerinde alıkonulduğu, derin internet üzerinden fotoğrafları paylaşılarak ailelerinden fidye istendiği ve para karşılığında üçüncü kişilere satıldığı ortaya çıkmıştır. Somut örnekler bu tabloyu açıkça ortaya koymaktadır. 2019 yılında, IŞID tarafından kaçırılan Ezidî bir kadının, Türkiye'ye getirilen iki kardeşini bulabilmek için yürüttüğü hukuk mücadelesi kamuoyuna yansımış, çocukların IŞID'li bir aile tarafından Türkiye'ye kaçırıldığı ve ancak tesadüf sonucu devlet korumasına alındığı anlaşılmıştır. Şubat 2021'de Ankara Sincan'da yürütülen bir polis operasyonunda, 2014 yılında para karşılığı "satın alınarak" Türkiye'ye getirilen Ezidî bir kız çocuğu bulunmuş, ancak ağır suçlara rağmen etkin bir yargılama yürütülmemiştir.
Yine basına yansıyan bilgilere göre, Ankara'nın Kazan ilçesinde üç yıl boyunca IŞİD'li bir militanın evinde alıkonulan 23 yaşındaki Ezidi bir kadın, Kanada'da yaşayan akrabalarının derin internet üzerinden 8 bin dolar fidye ödemesiyle kurtarılabilmiştir. 2023 yılında ise Ankara Gölbaşı'nda, "Ebu Hamza" kod adlı bir IŞİD'linin evinde esir tutulan 21 yaşındaki Ezidî bir kadın, uluslararası girişimler sonucunda 15 bin dolar fidye ödenerek özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu olaylar, IŞID'in kadın ticaretinin Türkiye'de süreklilik kazanan bir pratik haline geldiğini göstermektedir.
IŞİD'in kadın düşmanı şiddeti, kadınların eşitlik, özgürlük ve özsavunma temelinde inşa ettiği toplumsal deneyimleri de doğrudan hedef almıştır. Kadınların örgütlü varlığı, karar mekanizmalarındaki temsiliyeti ve kendi yaşamlarını savunma iradesi, IŞID'in kadınlara yönelen saldırılarının rastlantısal değil, politik ve ideolojik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
IŞİD'in askeri ve siyasi varlığının ortadan kalktığı ifade edilse de gerek örgütün hücre evlerinin ortaya çıkması gerekse de Suriye'de Halep'in Kürt mahallelerine gerçekleştirilen operasyonlarda IŞID armasının kullanılması örgütün varlığının sürdüğünü göstermektedir. Son olarak Halep'in Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinde, Geçici Şam hükümetine bağlı silahlı güçler tarafından bir kadının katledilerek cansız bedeninin bir apartmandan aşağı atılması, IŞID'in geçmişte uyguladığı vahşet yöntemlerinin güncel bir devamı niteliğindedir. Görünüşe göre IŞID ile HTŞ iç içe geçmiş ve kadınlara karşı büyük suçlar işlemeye devam ediyor. Geçtiğimiz yılın mart ayına gerçekleştirilen Alevi katliamında da Alevi kadınların kaçırıldıkları, tecavüze uğradıkları ve Türkiye'ye uzanan bir hat içerisinde köle olarak satıldıkları rapor edilmiştir.
Tüm bu veriler, IŞİD'in kadınlara yönelik suçlarının rastlantısal ya da geçmişte kalmış eylemler olmadığını; bu suçların Türkiye'ye uzanan bir süreklilik içinde işlendiğini göstermektedir. Bu nedenle söz konusu suçların Türkiye'deki örgütsel bağlantıları, failleri ve işleniş biçimleriyle birlikte tüm yönleriyle araştırılması ve cezasızlık politikalarının sonlandırılması amacıyla Meclis Araştırması açılması zorunluluk arz etmektedir. 3 Sarhar Olu
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.