Malatya ili Doğanşehir ilçesi Kurucaova Mahallesinde yapılması planlanan kalıcı konutlar başta olmak üzere 6 Şubat 2023 tarihli depremler sonrası yapılacak konutların yer seçimi süreçlerinin incelenerek riskli alan olarak belirtilen yerlere konut yapılmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Malatya ili Doğanşehir ilçesi Kurucaova Mahallesinde afetzedeler için yapılması planlanan kalıcı konutların yer seçimine ilişkin süreçte; resmi zemin ve temel etüt raporlarında, Devlet Su İşleri taşkın risk görüşlerinde, akademik jeomorfoloji çalışmalarında, Malatya 3. İdare Mahkemesi'nin 2025/76 esas sayılı dosyasına sunulan bilirkişi ve ek bilirkişi raporlarında ciddi teknik ve çevresel risk tespitleri yer almasına rağmen aynı alan üzerinde yapılaşma ısrarının sürdürülmesinin nedenlerinin ortaya çıkarılması, yer seçimi sürecinde bilimsel ve teknik görüşlerin karar mekanizmalarına nasıl yansıtıldığının incelenmesi, kamu yararı ve afet güvenliği ölçütleri yönünden idari sürecin denetlenmesi, ortaya çıkan sosyal gerilim ve hak ihlali iddialarının araştırılması ve benzer riskli yer seçimlerinin ülke genelinde tekrarlanmaması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
GEREKÇE
Malatya ili Doğanşehir ilçesi Kurucaova Mahallesinde 129 ada 1 parsel, 125 ada 121 parsel, 125 ada 225 parsel, 121 ada 1 parsel ve 126 ada 1 parselleri kapsayan alan için Haziran 2024 tarihli Zemin ve Temel Etüt Raporunda; zeminin ZD sınıfında olduğu, yeraltı su seviyesinin yaklaşık 1,5 metre düzeyinde bulunduğu, suya doygun kumlu ve çakıllı zemin yapısı nedeniyle ani oturma riski olduğu, taşıma gücü zafiyeti bulunduğu, sıvılaşma tehlikesi görüldüğü ve alanın yapılaşma açısından sakıncalı bulunduğu teknik olarak kayıt altına alınmıştır. Jeofizik ölçümlerde V$30 değerlerinin düşük olduğu ve Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018'e göre zemin davranışının olumsuz sınıfta yer aldığı belirtilmiştir. Bu teknik veriler; zemin sınıfı, sıvılaşma, taşıma gücü yetersizliği, yüksek yeraltı suyu ve alüvyal zemin özelliklerinin birlikte bulunduğunu göstermektedir.
Metnin tamamını göster (6 paragraf daha)Metni kısalt
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na gönderilen Sayı: E-69321465-305.03.02- 10303228, tarih: 27.08.2024 sayılı resmi yazıda da aynı parsellere ilişkin zemin etüt sonuçlarına dayanılarak zeminin ZD sınıfında olduğu, yeraltı su seviyesinin yaklaşık 1,5 metre olduğu, sıvılaşma riski bulunduğu, taşıma kapasitesinin yeterli olmadığı ve alanın yapılaşma için sakıncalı görüldüğü ifade edilmiştir. Teknik raporlarda sakınca tespiti bulunmasına rağmen yer seçimi sürecinin aynı alan üzerinden sürdürülmesi, teknik risk analizleri ile idari kararlar arasında kurumsal tutarlılık bulunup bulunmadığının araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Devlet Su İşleri tarafından verilen Sayı: E-69250422-754-5130725, tarih: 21.10.2024 sayılı görüş yazısında ise planlanan konut alanı içinde ve çevresinde birden fazla dere kolu bulunduğu, düzensiz akış rejimine sahip bu derelerin taşkın riski doğurabileceği, yapılaşma öncesinde üst havza tedbirleri alınması, hidrolik etüt raporları hazırlanması, dere ıslahı ve taşkın kontrol tesislerinin tamamlanması gerektiği, yeterli dere mesafesi bırakılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Aşırı yağış ve iklim değişikliğine bağlı rejim kaymalarının taşkın riskini artırdığı vurgulanmıştır. Bu bulgular alanın hidrolojik açıdan dere yayılımı ve taşkın tehlikesi . altında bulunduğunu göstermektedir.
Akademik literatürde yayımlanan jeomorfoloji çalışmalarında Kurucaova havzasının alüvyal karakterde olduğu, tektonik olarak aktif bir kuşakta yer aldığı, havza tabanı yerleşimlerinin sel, taşkın ve kütle hareketleri bakımından yüksek risk içerdiği bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Bölgenin geçmişte de sel ve deprem nedeniyle birden fazla kez ağır hasar gördüğü, yerleşim alanlarının tekrar tekrar yeniden inşa edildiği bilgisi bilimsel çalışmalara ve dava dosyalarına yansımıştır. Kamuoyuna yansıyan değerlendirmelerde bazı yer bilimcilerin, aralarında Prof. Dr. Naci Görür'ün de bulunduğu uzmanların bölgedeki zemin ve yer seçimi konusunda ihtiyatlı olunması yönünde uyarılarda bulunduğu da ifade edilmektedir.
Dava dosyalarına ve yerel başvurulara yansıyan beyanlarda, Kurucaova Mahallesinde geçmiş dönemlerde de afet sonrası inşa edilen deprem konutlarının bulunduğu, bu yapıların sonraki depremlerde yıkıldığı ya da ağır hasar aldığı, aynı bölgede daha önce yapılan afet konutlarının yıkım geçmişi bulunduğu belirtilmektedir. Geçmişteki yer seçimi tercihlerinin yarattığı yıkım sonuçları ortadayken benzer nitelikteki alanlarda yeniden toplu afet konutu planlanmasının hangi teknik ve idari gerekçelere dayandığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yerel beyanlara ve dosyalara yansıyan anlatımlarda, önceki deprem sonrasında bölgede inşa edilen afet konutlarında üç kata kadar yapılaşmaya izin verildiği, en ağır yıkım ve hasarın iki kat yerine üç kat olarak inşa edilen yapılarda görüldüğünün ifade edildiği anlaşılmaktadır. Bu iddialar doğru ise, zemin özellikleri ve taşıma kapasitesi sınırlı olduğu belirtilen bir bölgede kat izni ve yapı yüksekliği kararlarının hangi mühendislik verilerine göre belirlendiğinin de araştırılması zorunludur.
Malatya 3. İdare Mahkemesi'nin 2025/76 esas sayılı dosyasında açılan davada; söz konusu alanın jeolojik ve jeoteknik uygunluğu, tarım arazisi niteliği, dere yatağı etkisi, alternatif alan bulunup bulunmadığı ve şehircilik ilkeleri yönünden değerlendirmeler yapılmış; idari işlemin gerekçesi, kamu yararı ölçütü ve yer seçimi kararının dayandığı teknik verilerin yeterliliği tartışma konusu olmuştur. Yer seçimi komisyonlarının hangi bilimsel karşılaştırma ve değerlendirme yöntemiyle karar verdiği, alternatif ve daha güvenli alanların neden tercih edilmediği hususları ise kamuoyuna açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmuş değildir. Bölge halkının beyanlarına göre söz konusu alan yüksek verimli tarım toprağı niteliği taşımakta olup dere yatağı karakteri nedeniyle ürün veriminin yüksek olduğu belirtilmektedir. Tarım arazilerinin korunmasına ilişkin mevzuat ve gıda güvenliği politikaları bakımından da bu alanların yapılaşmaya açılmasının ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
Yer seçimi sürecinin sosyal sonuçları da bulunduğu görülmektedir. Mahallede TOKİ konut alanı nedeniyle 8 Ağustos 2024 tarihinde ciddi tartışmalar ve toplumsal olaylar yaşandığı, kararın mahallenin demografik yapısı bağlamında gerilim yarattığı yönünde beyanlar bulunmaktadır. 2 Kasım 2024 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanının Malatya ziyareti sırasında Kurucaova Mahallesinden bazı yurttaşların kente girişine izin verilmediği ve bakana ulaşmamaları için idari ve kolluk tedbirleri uygulandığı yönünde iddialar kamuoyuna yansımıştır. Mahalle sakinlerinin valiyi ve siyasi parti temsilcilerini bölgeye davet etmelerine rağmen geri dönüş alamadıklarına ilişkin beyanlar da mevcuttur. Bu iddiaların doğru olup olmadığının, kamu otoritelerinin eşitlik, katılım ve başvuru hakkı ilkelerine uygun davranıp davranmadığının araştırılması gerekmektedir.
Ayrıca dava sürecine ilişkin olarak kamuoyuna ve başvurulara yansıyan iddialarda, söz konusu yer seçimi işlemine karşı açılan davada yürütmenin durdurulması yönünde karar veren mahkeme heyetinde daha sonra değişiklik yapıldığı ileri sürülmektedir. Yargı süreçlerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hukuk devletinin temel güvencelerinden olduğundan, heyet değişikliklerinin tarihleri, gerekçeleri ve usulleri ile bu değişikliklerin olağan yargısal işleyiş kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Afet sonrası kalıcı konut politikalarının temel amacı yurttaşları yeni risk alanlarına taşımak değil, güvenli ve sürdürülebilir yaşam alanları kurmaktır. Teknik raporlarda sakıncalı olduğu belirtilen alanlarda yapılaşma ısrarı, mühendislik ve taşkın kontrol önlemleri tamamlanmadan konut üretimine yönelinmesi, riskli alanlara yeniden yerleşim döngüsü yaratılması ve kamu kaynaklarıyla yapılan yatırımların yeniden yıkım riskiyle karşı karşıya kalması ihtimali ciddi bir kamu politikası sorunu doğurmaktadır. Kamu kaynaklarının korunması ve afet riskinin gerçekten azaltılması için yer seçimi süreçlerinin bilimsel, şeffaf ve denetlenebilir olup olmadığının Meclis tarafından araştırılması gerekmektedir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.