İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/3980 GÜNDEMDE

Başta 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi olmak üzere Türkiye tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından sorumluların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Gökhan Günaydın İstanbul · CHP ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Başta 15 Temmuz 2016 darbesi olmak üzere Türkiye'nin tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından sorumlularının araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

GEREKÇE

Türkiye'nin siyasi tarihinde birçok darbe ve darbe girişimleri yaşanmıştır. Bu darbe ve darbe girişimlerinin oluş ve sonuçlarına baktığımızda, genellikle iktidara değil muhalefete yönelik olarak yapıldığı gözlenmektedir. Darbelerin tümünden de söz konusu darbe ve darbe girişimleri öncesinde iktidara gelme olasılığı yükselen Cumhuriyet Halk Partisine karşı yapılmıştır

Metnin tamamını göster (13 paragraf daha)Metni kısalt

27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi, CHP'nin birinci çıktığı 15 Ekim 1961'den son 10 general ve 28 Albay'ın iktidarı devretmemek için açıkladığı 21 Ekim Protokolü, Talat Aydemir'in 22 Şubat 1962, ve 20-21 Mayıs 1963 darbe girişimleri, Kuvvet Komutanlarının 12 Mart 1971'de verdiği muhtıra, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat post modern darbe, 15 Temmuz 2016 darbesi ve 19 Mart 2025 darbelerinin tümü de muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisinin iktidara gelmesini engellemeye yönelik olarak yapılmış ve bu sonucu doğurmuştur.

Türkiye'nin 15 Temmuz 2016 da karşı karşıya kaldığı darbe girişimi ise Cumhuriyet tarihimizin, hazırlanış, yapılış ve sonuçlarına bakıldığında en vahim darbelerinden biridir. Milletimize ve onun temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı yapılan darbe girişiminin failin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) olduğu gerçeği tartışmasızdır. Ancak bu darbe girişimini yapan terör örgütüne, "istediği her şeyi" veren, besleyen büyüten, Türk Silahlı Kuvvetlerini, emniyet teşkilatını, tüm yargı organlarını, Devlet teşviklerini, parasal ve siyasal rantları sağlayan ise iktidardaki partidir. 15 Temmuz darbesinin lojistiğini Ak Parti yapmıştır.

Yüzlerce masum sivil vatandaşımızın hayatını kaybettiği, binlercesinin yaralandığı bu hain saldırının faili FETÖ'nün, yapılanmasının karanlıkta bırakılmaması, siyasi, ticari, askeri, yargı, emniyet ve diğer tüm ayakları ile bütün bağlantılarının açığa çıkarılması TBMM'nin tarihsel bir göreviydi. Ancak, darbe öncesi bu örgütün üst düzey temsilcilerini milletvekili olarak TBMM'ye getiren, belediye başkanı seçtiren, hatta bakan olarak atayan Ak Parti, bu amaçla TBMM'de kurulan Komisyonun raporunu bile ekindeki karşı oy yazılarından korktuğu için sumen altı etmiş, FETÖ ile olan gerçek bağlantıların unutturmak için muhalefete saldırmayı seçmiştir.

15 Temmuz, FETÖ'nün, halkımıza, yönelmiş en büyük saldırısı olmakte püfikte ülkemize, halkımıza ve kurumlarımıza yönelik tek darbesi de değildir ¿örgüt, Temmuz'a gelmeden önce, Türk Silahlı Kuvvetlerine, Türk yargısına, Türk siyasetine, demokrasiye, hukuk devletine, Türkiye'nin ulusal ve uluslararası ekonomik ve siyasi çıkarlarına, emniyetine, güvenliğine ve eğitimine çok büyük saldırılar yapmıştır.

Ergenekon, Balyoz ve diğer sayısız kumpas davasıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademeleri FETÖ'nün çıkarına olacak şekilde biçimlendirilmiştir. Örgütün başının, "İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak evet oyu kullandırmak lazım" dediği 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu ile yapılan Anayasa değişiklikleriyle bağımsız yargı tasfiye edilerek, HSYK, Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi FETÖ'nün kontrolüne verilmiştir. Emniyetin kritik noktalarının neredeyse tamamına örgüt üyeleri yönetici olarak atanmıştır. Ülkenin tüm iletişimini dinleyebilecek ve izleyebilecek kurumlar FETÖ emrine tahsis edilmiştir. FETÖ, yazılı ve görsel medya, eğitim, tıp, bankacılık, inşaat ve benzeri birçok sektörde bazı siyasilerin çok açık desteği ve kayırmasıyla büyütülmüş ve kamu kaynaklarıyla beslenerek devasa bir ekonomik güç haline getirilmiştir. Ankara, İstanbul, Bursa ve diğer büyük şehirlerde belediyeler eliyle yaratılan kent rantları FETÖ'ye aktarılmıştır. FETÖ, kamu üst yönetimini bir ağ gibi sarmış, üniversite sınavı, kamuya personel alım sınavı ve benzeri şaibeli sınavlarla örgüt evlerinde yetiştirdiği gençleri kamunun en kritik noktalarında istihdam etmeyi başarmıştır. Ak Partinin iktidardaki ilk 11 yılını koşulsuz bir şekilde destekleyen FETÖ'nün yazılı, görsel ve dijital medya kuruluşlarına, iktidardaki siyasilerin etkisi ve yönetimi altındaki kamu kurum ve kuruluşlarından ilan, reklam ve benzeri yöntemlerle büyük miktarlarda kamu kaynağı aktarılmıştır. Bu medya kuruluşları da kendisine destek veren siyasileri açıkça desteklemişlerdir.

Örgüt, darbeye hazırlık aşamasında bazı siyasetçilerden çok açık bir şekilde her türlü desteği almıştır. FETÖ'nün siyasi ayağının bu desteği sağlayanlardan oluştuğu düşünülmektedir. FETÖ'nün halkımıza yönelik bu saldırıları bir anda gelişmemiş bunların öncesinde siyasi iktidar eliyle onlara uygun bir siyasal, yasal ve ekonomik alt yapı oluşturulmuştur.

Örneğin, Ergenekon ve Balyoz benzeri kumpas davaları için 2004 yılında özel Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemeleri kurulmuştur. Bu mahkemelere özel yetkili savcı ve hâkimler" atanmıştır. Bu hâkim ve savcılar TSK'ya yönelik olarak FETÖ tarafından yürütülen kumpas operasyonlarını yaptıkları dönemde özel olarak korunmuş, ya sa iş ve işlemlerinin cezasız kalması için "hâkim ve savcılar aleyhine geza ava PA açılmasının engellenmesi" gibi birçok düzenleme yapılmıştır. FETÖ'nün bu davalarına verilen siyasi destek "Ben bu davaların savcısıyım" ifadesiyle en üst perdeden açık edilmiştir.

2006 yılında Terörle Mücadele Kanununda yapılan değişiklikle örgüt başı Fetullah Gülen'in, terör örgütü kurucu ve yöneticisi olarak yargılandığı davadan beraat etmesi sağlanmıştır. İktidar partisine mensup bir milletvekilinin demecinde bu durum, 'Önceki terör tanımda bir eylemin terör kapsamında değerlendirilmesi için şiddet ve cebir olması gerekmiyordu. AK Parti iktidarının 2006 yılında yaptığı değişikliğinde terör örgütü tanımına cebir ve şiddet şartı getirildi. Fethullah Hoca'nın da malum o davasından beraat etmesi de söz konusu değişlikle oldu" sözleriyle itiraf edilmiştir.

2004 yılında Milli Güvenlik Kurulu'nda FETÖ ile mücadele edilmesi için alınan kararlar siyasi iktidar tarafından sümen altı edilerek örgütün güç toplayıp kadrolaşması sağlanmıştır. Nitekim o dönemde iktidar sözcüleri 2004 yılındaki MGK kararına ilişkin açıklamalarında "Bu MGK kararı, yok hükümde olmuştur. AK Parti, bununla ilgili hiçbir adım atmamıştır" demiştir.

FETÖ'nün devlet teşkilatına sızıp silahlı bir darbe yapma gücünü elde etmesinde, siyasi ayağının bu örgüte yaptığı "yardım ve yataklığın" rolü inkâr edilemez. Siyasi ayağın bu rolünü, en belirgin bir şekilde Pensilvanya'ya sıcak mesajlar vererek ("ne istediler de vermedik') diyerek göstermişlerdir.

Bilindiği gibi 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin bastırılmasında etkin rol oynayan ve sahip olduğu gazi unvanına yakışan bir tutum gösteren TBMM'de grubu bulunan 4 siyasi partinin ortak önergesiyle 26 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi ile bu terör örgütünün faaliyetlerinin tüm yönleriyle araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması Komisyonu kurulmuştu.

Komisyonun, Ak Partinin engelleri nedeniyle gerçek bir çalışma yürütememesine rağmen belirlediği FETÖ yapılanmasıyla ilgili bazı gerçeklerin ortaya çıkması siyasi bir paniğe neden olmuş Cumhurbaşkanının basın aracılığıyla 9 Aralık 2016 tarihinde yaptığı "Darbe komisyonu çalışmalarını sonlandırmalıdır" şeklindeki açıkça talimatıyla Komisyon çalışmaları fiilen 9 Aralık 2016 tarihinde, resmen de 4 Ocak 2017 tarihinde sonlandırılmıştır. Dolayısıyla darbe girişiminin yanı sıra FETOnun* siyasi ayağını da ortaya çıkarabilecek bir araştırma yapılması engeliniyi, suk Parau engellemenin nedenini ise araştırma komisyonuna bilgi veren her. konuşmacının FETÖ'nün Türkiye'yi bir örümcek ağı gibi sarmasında bazı siyasetçilerin rolü konusunda daha fazla somut bilgi vermesi oluşturmuştur. Komisyona gelen konuşmacıların bu yöndeki beyanlarından hiçbirisi çoğunluk partisi üyelerinin hazırladığı, TBMM Başkanlığına sunduğu ancak daha sonra kaybolan ya da varlığı inkâr edilen Taslak Raporda yer almamıştır.

Başta 15 Temmuz 2016 darbesi olmak üzere Türkiye'nin tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından sorumlularının araştırılması amacıyla bir TBMM Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

1 İMZA
CHP 1

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.