Hakkari'de artan intihar ve şüpheli ölüm olaylarının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)2026 yılı boyunca Hakkâri'de art arda yaşanan ve önemli bir bölümü kadınlar ile gençlerin yaşamını yitirdiği şüpheli ölüm ve intihar olayları, yaşam hakkının korunmasına ilişkin kamusal yükümlülüklerin etkin biçimde yerine getirilmediği konusunda ciddi kaygılar yaratmıştır. Son olarak 30 Temmuz 2026 tarihinde Yüksekova'nın Esendere beldesinde 21 yaşındaki genç kadın H.S.'nin, 1 Ağustos 2026 tarihinde ise Bağdaş (Peranis) Köyü'nde 22 yaşındaki genç erkek S.K.'nin yaşamını yitirmesi, Hakkâri'de giderek artan şüpheli ölümlerin ve intiharların bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda, şüpheli ölümlerin tüm yönleriyle araştırılması, hakikatin ortaya çıkarılması, varsa ihmal ve sorumlulukların tespit edilmesi, yaşam hakkını tehdit eden yapısal nedenlerin belirlenmesi ve benzer olayların önlenmesine yönelik etkili kamu politikalarının oluşturulması amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve bu hususta Anayasa'nın 98'inci Içtüzüğün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
GEREKÇE
2026 yılı boyunca başta Hakkâri olmak üzere bölge kentlerinde peş peşe yaşanan şüpheli ölümler ve intihar vakaları, yaşam hakkının korunmasına ilişkin kamusal yükümlülüklerin bütüncül biçimde ele alınmasını zorunlu kılan ciddi bir toplumsal sorun hâline gelmiştir. Ocak ayından itibaren Hakkâri Merkez, Şedinli, Çukurca, Durankaya ve Yüksekova'da farklı yaş gruplarındaki kadınların ve gençlerin yaşamını yitirdiği çok sayıda olay kamuoyunda derin kaygı yaratmış; birçok olayın şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmesi ve soruşturmaların akıbetine ilişkin kamuoyunu tatmin edecek düzeyde şeffaf bilgilendirme yapılmaması, adalet duygusunu zedeleyen ve kamu kurumlarına duyulan güveni aşındıran bir tablo ortaya çıkarmıştır.
Son olarak 30 Temmuz 2026 tarihinde Hakkâri'nin Yüksekova ilçesine bağlı Esendere beldesinin Güvenli (Şahe) Köyü'nde, yakınlarının uzun süre haber alamadığı 21 yaşındaki genç kadın H.S. evin müştemilatında yaşamını yitirmiş halde bulunmuştur. Olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince genç kadının hayatını kaybettiği belirlenmiş, olayla ilgili adli soruşturma başlatıldığı açıklanmıştır. Bunun hemen ardından 1 Ağustos 2026 tarihinde yine Yüksekova ilçesine bağlı Bağdaş (Peranis) Köyü'nde koyunlarını otlatan 22 yaşındaki genç erkek S.K., karın ve göğüs bölgesinden silahla vurulmuş halde bulunmuş; kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirmiştir. Aralarında yalnızca iki gün bulunan bu iki ölüm, Hakkâride art arda yaşanan şüpheli yaşam kayıplarına iki yeni halka daha eklemiştir. Bu olaylardan önce de 15 Temmuz 2026 tarihinde Çukurca'nın Üzümlü Köyü'nde R.K. nin Zap Suyu'nda şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulunması, aynı gün Van'ın İpekyolu ilçesinde R.E.'nin, 16 Temmuz'da Hakkâri Merkez Kıran Mahallesi'nde H.Ç.'nin ve 17 Temmuz'da Şedinli'nin Beyyurdu Köyü'nde H.C.'nin şüpheli şekilde yaşamını yitirmesi; yılın önceki aylarında Hakkâri'nin farklı yerleşimlerinde meydana gelen benzer olaylarla birlikte değerlendirildiğinde, bölgede giderek ağırlaşan bir tabloya işaret etmektedir. Kamuoyunun temel sorusu ise açıktır: Hakkâri'de bu kaçıncı şüpheli ölümdür ve bu ölümlerin tamamı etkin biçimde aydınlatılabilmiş midir?
Her ölümün ardından soruşturma başlatıldığı yönünde açıklamalar yapılmasına rağmen, soruşturmaların hangi aşamada olduğu, hangi bulgulara ulaşıldığı, ihmal veya sorumluluk tespit edilip edilmediği ve benzer olayların önlenmesine yönelik hangi tedbirlerin alındığı konusunda kamuoyuna yeterli açıklık sağlanmamaktadır. Bu durum yalnızca ceza adaletinin işleyişi bakımından değil, yaşam hakkının korunmasına ilişkin devletin pozitif yükümlülükleri açısından da ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Yaşam hakkının güvence altına alınması, yalnızca ölüm olaylarının ardından adli süreç işletilmesini değil; ölümleri önleyecek sosyal, idari ve kamusal mekanizmaların etkin biçimde kurulmasını da gerektirmektedir. Uluslararası insan hakları ve halk sağlığı literatürü; şüpheli ölümler ile yaşamdan kopuş süreçlerinin yalnızca bireysel nedenlerle açıklanamayacağını, yoksulluk, işsizlik, sosyal dışlanma, ruh sağlığı hizmetlerine erişim güçlüğü, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve uzun yıllara yayılan toplumsal travmalar gibi yapısal etkenlerle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.
Hakkâri'de art arda yaşanan şüpheli ölümler ve intiharlar karşısında koruyucu ve önleyici kamu politikalarının yetersiz kalması, yaşam hakkının korunmasına ilişkin kamusal yükümlülüklerin yerine getirilmediğine dair kaygıları büyütmektedir. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetim yetkisini etkin biçimde kullanması, ilgili bakanlıkların ise hakikatin ortaya çıkarılması, varsa ihmal ve sorumlulukların tespit edilmesi ile benzer yaşam kayıplarını önleyecek bütüncül ve etkili politikaları gecikmeksizin hayata geçirmesi elzemdir. Hakkâri'de giderek artan şüpheli ölümlerin ve intiharların bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Bu kapsamda, şüpheli ölümlerin tüm yönleriyle araştırılması, hakikatin ortaya çıkarılması, varsa ihmal ve sorumlulukların tespit edilmesi, yaşam hakkını tehdit eden yapısal nedenlerin belirlenmesi ve benzer olayların önlenmesine yönelik etkili kamu politikalarının oluşturulması amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını ve Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederim.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.