İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ · 10/4658 GÜNDEME GİRECEK

Sermaye piyasalarında yaşanan manipülasyon iddialarının araştırılarak bu olayların reel sektör ve istihdam krizine dönüşmesini engellemek için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Metin Ergun Muğla · İYİ Parti ve 19 milletvekili ·

Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Türkiye finansal piyasalarında Eylül 2026 döneminde patlak veren ve Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ile Bulls Portföy şirketlerine ait 131 yatırım fonunun Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tasfiyeye alınmasıyla tırmanan "Fon Krizi", yalnızca finansal bir dolandırıcılık vakası olmanın ötesine geçmiştir. Kriz; bankacılık sistemi, borçlanma enstrümanları ve şirket bilançoları üzerinden üretim, istihdam ve reel sektöre sirayet etme (bulaşıcılık) riski taşımaktadır.

Borsa İstanbul'da bir ayda yaşanan yaklaşık 4,5 trilyon TL'lik devasa değer kaybı, para piyasası fonlarında gerçekleşen yaklaşık 460 milyar TL'lik hızlı küçülme ve kredi mekanizmalarındaki daralma; fabrikaların, KOBİ'lerin ve ulusal ölçekteki özel sektör firmalarının finansmana erişimini doğrudan baltalamaktadır. Finansal piyasalardaki bu sarsıntının topyekün bir reel sektör ve istihdam krizine dönüşmesini engellemek, sistemik risk aktarım kanallarını deşifre etmek ve acil makro-ihtiyati tedbirleri geliştirmek amacıyla Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis

Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

Metnin tamamını göster (9 paragraf daha)Metni kısalt

GEREKÇE Türkiye ekonomisi, Eylül 2026 itibarıyla tarihinin en sofistike ve geniş tabanlı finansal şoklarından biriyle karşı karşıyadır. 455 bini aşkın bireysel yatırımcıyı ve milyarlarca liralık varlığı kilitleyen fon tasfiye süreci, ekonomi yönetiminin "sorun sınırlı alanda karantinaya alındı" tezinin aksine, reel ekonominin kılcal damarlarına doğru ilerlemektedir. Uluslararası kredi derecelendirme ve finans kuruluşlarının Türkiye'nin büyüme görünümüne ve ekonomik istikrarına yönelik ardı ardına yayınladığı uyarılar, tehlikenin boyutunu ortaya koymaktadır.

Finansal krizin özel sektör firmalarına bulaşma kanalları ve reel sektörü tehdit eden temel risk alanları şunlardır:

1. Özel Sektör Tahvili (ÖST) ve Finansman Bonosu Piyasasının Çökmesi: Para piyasası fonları, portföylerinde yoğun bir şekilde özel sektörün kısa vadeli borçlanma araçlarını (tahvil ve bono) taşımaktadır. Yaşanan panik neticesinde para piyasası fonlarının büyüklüğü 11 Eylül haftasında 2,14 trilyon TL seviyesindeyken, sadece bir hafta sonra 1,68 trilyon TL'ye gerilemiştir. Fonlardaki bu ani ve kalıcı küçülme, reel sektör şirketlerinin borçlanma araçlarına yönelik talebi sert bir şekilde azaltmıştır. Şirketler borçlarını döndürememekte ve finansman maliyetleri katlanılamaz seviyelere çıkmaktadır.

2. Kredi Kanallarının Tıkanması ve Likidite Sıkışıklığı: Tasfiye edilen fonların arkasındaki holding ve şirketlerin (nitelikli dikey/yatay ilişkiler ağı sebebiyle) bankacılık, faktoring ve leasing sektörüyle kurduğu kaldıraçlı kredi döngüsü patlamıştır. Bankaların risk yönetimi refleksiyle kredi musluklarını kapatması, ticari kredi pazarını kilitlemiş, krizle hiçbir bağı olmayan üretici ve ihracatçı firmaların bile işletme sermayesine erişimini imkânsız hale getirmiştir.

3. Şirket Bilançolarının Tahribatı ve Ticari Alacak Riski: Nakit rezervlerini, kur korumalı mevduattan çıkıştan sonra getiri arayışıyla kurumsal fonlarda değerlendiren yüzlerce özel sektör şirketi bulunmaktadır. SPK'nın tasfiye süresini varlıkların fiktif değer kaybını önlemek adına 6 aya çıkarması doğru bir hukuki adım olsa da, bu durum şirketlerin nakit varlıklarının en az yarım yıl boyunca kilitli kalması anlamına gelmektedir. Nakdi bağlanan şirketlerin vadesi gelen borçlarını, işçi maaşlarını, vergilerini ve ham madde ödemelerini yapamaması zincirleme bir "temerrüt ve konkordato dalgası" tetikleyebilecektir.

4. Ticari Kredi Sigortaları ve Tedarik Zinciri Kırılması: Finansal piyasalardaki güvensizlik ortamı, İş dünyasındaki "vadeli ve kredili" alışveriş güvenini yok etmektedir. Ticari alacak sigortası pazarlarındaki daralma, işletmeler arası mal ve hizmet akışını durma noktasına getirebilecek; bu da üretim hatlarının durmasına, tedarik zincirlerinin kırılmasına ve nihayetinde kitlesel istihdam kayıplarına yol açabilecektir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası'nın krizin reel sektöre yansımaması adına "likidite desteği ve kapasiteyi koruma" beyanları kıymetlidir. Ancak, yapısal ve yasal önlemler alınmadığı müddetçe finansal piyasalardaki yangının fabrika bacalarını söndürmesi kaçınılmazdır.

Bu nedenlerle; krizin reel sektör şirketlerine sirayet etme derecesinin ölçülmesi, risk taşıyan sanayi ve üretim kollarının haritasının çıkarılması, şirketlerin borçlanma araçları (ÖST) piyasasında yaşadığı tıkanıklığı çözecek kamusal destek mekanizmalarının kurulması ve üretimin aksamaması adına makro-ekonomik acil eylem planının hazırlanması amacıyla bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması elzemdir.

HAT

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

20 İMZA
İYİ Parti 20

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.