Şırnak'ın Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında yaşandığı iddia edilen hak ihlallerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
Meclis araştırması önergesi, bir konuda bilgi edinmek için TBMM’nin araştırma komisyonu kurmasını ister. Önerge Genel Kurul’da öngörüşmeyle oylanır; kabul edilirse araştırma komisyonu kurulur.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)14 Aralık 2015'te Cizre'de Şırnak Valiliği tarafından verilen hukuk dışı sokağa çıkma yasağı kararı, kesintisiz ve tam zamanlı olarak 79 gün sürmüştür. Bu süre zarfında yaklaşık 300 sivil yaşamını yitirmiştir. Bunlardan 177'si ise sığındıkları bodrumlarda yakılarak katledilmiştir. Ancak tüm bu vahşet, cezasızlık politikası ile sürdürülmüş, ne ağır silahlarla bombardıman emri verenler ne de failler hakkında adil bir yargılama yapılmıştır. Faillerin birçoğu yargı önüne dahi çıkarılmamıştır. Bu nedenle; ölüme, yaralanmaya sebebiyet veren faillerin, ihmali-sorumluluğu bulunan siyasilerin ve kamu görevlilerinin açığa çıkarılarak yargılanmalarının önünün açılması amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzüğün 104 ve 109'inci maddeleri uyarınca bir Meclis
Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.07.02.2024
GEREKÇE
Metnin tamamını göster (7 paragraf daha)Metni kısalt
Şırnak'ın Cizre ilçesinde sokağa çıkma yasağı ilanlarının sonuncusu olarak kabul edilen 14 Aralık 2015 tarihli yasak, 79 gün sürmüş ve 2 Mart 2016 tarihinde kısmi olarak kaldırılmıştır. Bu süre zarfında ilçenin 11 mahallesi tamamen giriş-çıkışlara kapatılırken, telefon, internet ve elektrik hatları kesilerek kentin dış dünya ile iletişimi tamamen koparılmıştır. Kentin yüksek kesimlerine yerleştirilen tanklarla Cudi, Nur, Sur ve Yafes mahalleleri top atışlarına tutulmuştur. Ağır silahlarla bombardıman altına alınan Cizre ilçesinde aralarında yaralıların da olduğu 177 sivil yurttaşın sığındıkları bodrumlar ateşe verilmiştir. "Vahşet bodrumları" olarak adlandırılan bu bodrumlardan çıkarılan 177 cansız bedenden 41'i çocuk, 22'sinin kadın olduğu tespit edilmiştir. 79*unun ise kimlikleri dahi tespit edilememiştir. Bu bodrumlarda hayatını kaybeden
14 kişinin cenazesine ise ulaşılamamıştır.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin Mart 2017'de yayınladığı raporda "vahşet bodrumları" hakkında; "Şırnak'ın Cizre ilçesinde bombardımandan kaynaklı yangınlarda yaşamlarını yitirmelerinden önce kadın, erkek, çocuğun bodrum katlarında susuz, elektriksiz, yiyeceksiz bir şekilde haftalarca herhangi bir tıbbi yardım alamadan yardım beklediği, daha sonra binaların tamamen yıkılarak olası bütün delillerin yok edildiği" ifade edilmiştir.
2015 yılında 131.816 olan ilçe nüfusu, bu dönemde zorla yerinden edilme nedeniyle 20.000*e kadar düşmüştür. Yasağın kalkmasından sonra bölgeye girebilen sivil toplum kuruluşları, insan hakları dernekleri ve baroların hazırladıkları raporlarda; halkın göç etmesi için özellikle su depoları, enerji nakil hatlarının hedef alındığı; abluka sürecinde halkın su ve gıda gibi temel ihtiyaçlarının engellendiği, çatışmaların yoğun yaşandığı mahallelerde cinsiyetçi, ırkçı yazılamalara sıkça rastlandığı tespitleri yer almıştır.
Anayasa'nın 15. maddesine göre; savaş, seferberlik (21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 16'ncı maddesiyle, bu fıkrada yer alan "sıkıyönetim" ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.) veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Ayrıca 13. maddesinde ise temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı durumların Anayasa ve kanunlarda açıkça yazılması gerektiği belirtilmiştir. Ancak hiçbir yasal dayanağı olmadığı halde il valisince sokağa çıkma yasağı kararı verilmiştir. Kesintisiz bir biçimde iki ayı aşkın bir süre sokağa çıkma yasağı uygulaması sıkıyönetim ilan edilmesi durumunda dahi uygulanamayacak hukuka aykırı bir işlem olarak, yaşam hakkı başta olmak üzere birçok ağır hak ihlaline sebep olmuştur.
Bu dönem ilan edilen sokağa çıkma yasakları ile temel hak ve hürriyetlerin askıya alınmasının yasal dayanaklarını oluşturmak adına sıkıyönetim ilan edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yasal dayanak kaygısı taşımasa bile sıkıyönetim ilan edilmesi gerektiğini belirtenlerden biri de MHP genel başkanı Devlet Bahçeli olmuştur. Ancak daha sonra hem Devlet Bahçeli'nin "olaylar başlayınca ben hemen orada sıkıyönetim ilan edin dedim. Ama sonradan gördüm ki iyi ki benim o sözümü dinlememişler. Çünkü biz orada o gün komutanlar terörle mücadele ediyor diyorduk, meğer darbe planı yapıyorlarmış. Bir de ellerinde sıkıyönetim yetkisi olsaydı facia olabilirdi." sözleri hem de dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın "emirlerimizi dinlemeyen bir grup var." sözleri katliamların ve yaşanan hak ihlallerinin araştırılması için dikkate alınması gerekmektedir.
Bu bağlamda; benzer katliam ve hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması önleyici mekanizmaların geliştirilmesi, "vahşet bodrumlarında" yaşananların tüm boyutlarıyla aydınlatılması, ölüme, yaralanmaya sebebiyet veren faillerin, ihmali-sorumluluğu bulunan siyasilerin ve kamu görevlilerinin açığa çıkarılarak yargılanmalarının önünün açılması amacıyla bir Meclis Araştırması elzemdir.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.
AYNI KONUDA
Aynı konuda verilen diğer önergeler
TBMM, aynı konudaki araştırma önergelerini birleştirerek görüşebilir; tek bir araştırma komisyonu kurulabilir.