Milli Eğitim Bakanı'nın bazı açıklamalarının değerlendirilmesi amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Ülke genelinde 75 bin 467 okul/kurum, bu okullarda/kurumlarda 18.710.265 öğrenci, 1.168.896 öğretmen, okul öncesinden yükseköğretime yaklaşık 27 milyon öğrenci bulunmaktadır. Aileleri ile birlikte düşünüldüğünde neredeyse toplumumuzun tamamı eğitimle ilişkilidir. 22 yıllık AKP iktidarında eğitim sisteminin var olan sorunlarına yenileri eklenmiştir. İktidar sorunları çözmek yerine uygulamaya koyduğu eğitim politikaları ile eğitim sistemini siyasallaştırmıştır.
Milli Eğitim Bakanı göreve geldiği günden bu yana eğitim alanındaki uygulamaları ile eğitim sistemini zedelemiştir. Göreve başlar başlamaz karma eğitimi tartışmaya açmış, tarikat ve cemaatlerin uzantısı olan vakıf ve derneklerle protokol imzalamaya devam edeceğini ifade etmiştir. Ayrıca okulöncesi düzeyde öğrencilere yönelik başlatılan ücretsiz yemek uygulamasını kaldırmıştır. Mülakatları mülakat gibi yapacağız diyerek daha önce yapılan mülakatlardaki şaibeleri itiraf etmiştir. 20 bin öğretmen alımı için yapılan son mülakatlarda bin yüz öğretmenin sıralamasında değişiklik olduğunu belirterek, mülakat sistemindeki haksız uygulamaları gün yüzüne sermiştir.
Öte yandan Milli Eğitim Bakanı 16/11/2024 tarihinde Batman'da;
Metnin tamamını göster (12 paragraf daha)Metni kısalt
"Beni eleştiriyorlar. Diyorlar ki lâik eğitim açısından senin söylediğin şey ters. Ben de diyorum ki size ters olabilir ama Batman'da, Erzurum'da vatandaşların değerlerine ters değil. Bir terslik varsa sizin laiklikten anladığınız şey de vatandaşın anladığı şey arasında terslik var. 1940'lı yılları hatırlayın, camilerin kapısına kilit vurmak, camileri ahıra çevirmek, vatandaşın Kur'an-ı Kerim öğrenmesini yasaklamak. Sizin laiklikten anladığınız şey bu. O zaman sizin laiklikten anladığınız şey de benim anladığım şey aynı değil.
Ben laiklikten bütün vatandaşların hangi dine inanırlarsa inansınlar dini inanç ve ibadet hürriyetinin devlet garantisi altına alınmasını anlıyorum. Sen neyi anlıyorsun? Sen
Müslümanların inanç özgürlüğünün prangalar altına alınmasını, yasaklanmasını anlıyorsun. O zaman ikimizin laiklik anlayışı arasında kuşkusuz fark var. Ben evrensel yanayım, sen Türkiye'ye özgü kendi icat ettiğin laiklik kavramını bı Köşe tüm < dayatıyorsun. Bu olmaz. Senin laiklikten anladığın şey şu; üniversiteye başörtüsüyle ŞA i HALA isteyen çocuğu ikna odalarına alıp ikna etmeye çalışmak, Bunu yaparken de kendinizi laiklikle savundunuz. Peki senin savunduğun İaiklikle, benim
"anladığım Laiklik bir mi? Bir değil."
Şeklindeki açıklamalarda bulunmuştur.
Anayasamızda yer alan laiklik ilkesi, en basit ve geniş anlamıyla devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla, mantığa ve bilime dayandırılması olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte laiklik, vatandaşların din ve vicdan hürriyetine sahip olmalarını, inançları doğrultusunda diledikleri ibadetleri yapabilmelerini ve kanunlara aykırı olmamak kaydıyla hiçbir ibadetin ya da dini törenin sorgulanmamasını ve engellenmemesini düzenleyen bir ilke olarak karşımıza çıkmaktadır. 1937 yılında Anayasa'ya dâhil edilen laiklik ilkesine ilişkin kanun maddesinin gerekçesinde "laikliğin çağdaş uygarlık düzeyine yükselmenin temel koşulu" olduğu belirtilmiştir.
Anayasamızın 2. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere; "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
1937 yılında yapılan düzenleme ile Anayasamıza giren laiklik ilkesi, Ülkemizin temel değer taşlarından biridir ve Anayasamızın 4. Maddesi uyarınca değiştirilmesi veya kaldırılması teklif dahi edilemez.
Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar laiklik ilkesini tartışma konusu haline getiren bir kısım kişi ya da kişiler olmuştur. Bu kişi ya da kişiler Yusuf Tekin'in iddia ettiği gerçek dışı ve çarpıtma iddiaları ileri sürerek insanların dini hassasiyetlerini ve kutsal din duygularını kullanarak ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüne karşı tehditler yaratmıştır.
Yusuf Tekin Anayasamızın 81. Maddesinde yer alan metni okuyarak "demokratik ve lâik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına" dair and içmiştir. Ne var ki
Yusuf Tekin içtiği anda bağlı kalmayarak, laiklik ilkesini yalan ve çarpıtma ifadelerle hedef haline getirmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı. ülkemizin gelişimi ve geleceği için en önemli Bakanlıklardan birisidir. Milli Eğitim Bakanı'nın laiklik karşıtı söylemleri okul yaş çağındaki çocuklarımızı olumsuz etkilemekte ve kötü örnek teşkil etmektedir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in söylemleri nedeniyle Anayasa'nın 98 inci maddesi gereğince bir Genel Görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz.
ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR
İmzacılar
İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.