İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL GÖRÜŞME ÖNERGESİ · 8/90 GÜNDEMDE

Birleşmiş Milletler kapsamında Türkiye'nin katıldığı Gazze konulu toplantılar, Genel Kurul konuşmaları ve diğer devlet başkanlarıyla ikili görüşmelerin etkilerinin ve sonuçlarının görüşülmesi amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Birol Aydın İstanbul · Yeni Yol ve 20 milletvekili ·

Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Günümüz dünyasında, emperyalist ajandalarını uygulamak isteyen bazı devletler, düşman olarak hedefe koyduğu ülke ve toplumlarla doğrudan savaşmak yerine daha çok vekalet unsurlarla bölgesel savaşları tercih etmektedirler. Çatışma ve savaşları ekseriyetle dini, etnik, inanç ve mezhepsel farklılıklar üzerinden yürüttükleri de bir vaka olarak karşımızda durmaktadır. Ekonomik ve siyasi kriz yaşayan, iyi yönetilmeyen, vatandaşlarının birlik ve aidiyet duyguları örselenmiş ülkelerde ise sofistike metotlarla uygulamaya koyduklarını da biliyoruz. Kendi ülkelerinde meşruiyetleri azalan, defolu ve şantaja açık bagajları bulunan yöneticiler, uluslararası güç ve istihbarat birimlerinin, yabancı devletlerin en sevdiği figürlerdir. Zira bu ülkelerde, ciddi bir insan ve ekonomik kaybı yaşamadan ikna ettikleri bir ya da birkaç yöneticisi eliyle istediklerini elde etmek konusunda daha masrafsız ve risksiz imkanlara sahip olabilmektedirler. Egemen devletlerin, bu ülkelerden farklı olarak, meşruiyetini milletinden ve elbette cari hukukundan alan Türkiye Cumhuriyeti'nin yöneticilerine ise, tahakküm etmek, kolay yoldan kendilerine bağımlı kılmak, çıkar sağlamak ve icra ettikleri baskı ve yönlendirmelerle nüfuz etmek istediklerini biliyoruz. Bunun için de söz konusu yöneticilerin sebep olduğu siyasi ve ekonomik krizleri faydalı bir gerekçe olarak kullanmaktadırlar.

22 yılın sonunda mevcut iktidar eliyle ülkemiz ve milletimiz, siyasi ve ekonomik olarak bir çöküşün hatta varoluş kaygılarının eşiğine getirilmiştir. "Borç alan emir de alır" sözüne binaen ülkemizin borcu ile birlikte şantaja açık hale getirilen kırılganlığı devasa boyutlara ulaşmıştır. Hem bölgemizde hem de uluslararası boyutta sözü dinlenen değil, biz de ne koparsak acaba denilen bir ülke konumuna itilmiştir. Ülke ve millet yerine şahsım ve iktidarım siyasetini merkezine alan mevcut yönetim nedeniyle makam ve konum sahibi olanların çoğu ülkeye ve kurumlara batan geminin malı gibi davranmakta iken dışardakiler de bundan payını istemektedir. Onlar da ülkemize batan geminin malı gibi davranırken daha montanlı faturalar kesmeyi de ihmal etmemektedir. Bu faturalar her ne kadar ekonomik olsalar da esasen onur ve haysiyetimizi ayaklar altına alan ve beka sorununa evrilen siyasi sonuçlara neden olmaktadır.

CB Erdoğan'ın geçen hafta katıldığı Birleşmiş Milletler toplantılarında, Trump ile yan yana oturarak bazı İslam ülkeleri ile yaptıkları Gazze konulu toplantıda ve özellikle ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray'da yapılan görüşmede ülkemiz adına ne gibi kazanımların/yükümlülüklerin elde edildiği, nelerin konuşulduğu, gizli birtakım anlaşmaların yapılıp yapılmadığı, ABD'ye ne gibi siyasi ve ekonomik taahhütlerin verildiği, israil ve Filistin arasında yapılması deklare edilen ateşkes ve barış anlaşması planının söz konusu toplantılarda mutabık kalınıp kalınmadığı gibi konular izaha muhtaç bırakıldığından ulusal ve uluslararası ilişkilerde ne gibi yükümlülüklerle karşılaşacağımız belirsiz hale gelmiştir. Bu bağlamda bütün bu hususların her boyutu ile araştırılması ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 102'inci ve 103'üncü maddeleri gereğince Genel Görüşme açılmasını arz ederim. 01.10.2025

Metnin tamamını göster (9 paragraf daha)Metni kısalt

GEREKÇE Geçen hafta CB Erdoğan bir dizi ziyaret kapsamında ABD'ye gitmiş, New York ta BM toplantılarına katılım sağlamış, burada tüm dünyaya bilhassa Gazze'de yaşanılan insanlık dramına dikkat çekmiş, ardından Washington Beyaz Saray'da ABD başkanı Donald Trump ile uzun bir görüşme yapmış, aralarında yabancı şirketlerinde olduğu ve her iki devleti de ilgilendiren birçok anlaşma imzalanmış ve bir basın toplantısı ile söz konusu gelişmeler genel hatlarıyla kamuoyuna duyurulmuştur. Tüm bu ziyaret, anlaşma ve görüşmeler iç kamuoyuna bir sefer ve zafer edasıyla sunulmuş, CB Erdoğan'ın ifadesiyle yapılan anlaşma ve görüşmelerde elde edildiği söylenen hususlar "fevkaladenin de fevkinde" tanımlamasına mazhar olmuştur. Ayrıca söz konusu kazanımlara çamur atmak isteyen muhaliflere de itibar edilmemesi gerektiği yine bizzat Erdoğan tarafından beyan edilmiştir.

Görüşme ve anlaşmalar, Trump'ın Erdoğan'ın sandalyesini çekmesi, ona iltifatlar etmesi, dostum demesi, akıllı ve zeki insanlar şeklinde tanımlanmasının yanında Erdoğan'ı kast ederek ona "meşruiyet verdik", Trump'la görüşmek için yalvarıyorlar açıklamalarının bir arada yapıldığı bir algı propagandasının gölgesinde tartışılmıştır. Kamuoyunda: tüm bu görüntü ve davranışlar: "ABD bir şey alacağı zaman muhatabına ne vereceğini iyi bilir."i şeklinde yorumlanmıştır. Bu bağlamda aşağıdaki tabloya bakınca Türkiye Devleti olarak bizim verdiklerimiz ortada iken ABD/Trump ın ne verdiği ise belirsizliğini korumaktadır.

Söz konusu görüşmelerin sıradan bir ziyaret için olmadığı, ülkemizi uzun yıllara sâri birçok yükümlülüğün altına sokacağı, içerik ve neticelerinin nasıl sonuçlar doğuracağı, bunun ülkemiz adına bir milli güvenlik sorunu teşkil edip etmeyeceği konuları uzmanlar ve siyasetçiler tarafından şimdiden tartışılmaya başlanmıştır. Cumhurbaşkanının ve bu anlaşmalarda imzası bulunan hükümet yetkililerinin her şeyden önce Türk milletine ve onu temsil eden TBMM'ne kapsamlı bir izahat yapması zaruridir.

Mesela;

Doğalgaz, Boeing yolcu uçaklarının alımı, nükleer enerji anlaşmaları ile Türkiye ne kadar bir maliyetin altına girdiği, bunların finansmanının nasıl sağlanacağı kamuoyuna açıklanmamıştır. Bu anlaşmalardan ABD ve şirketlerinin kazanımları bilinirken, bu derece yüklü anlaşmalar yapan ülkemizin bunun karşılığında ne gibi hak ve kazanımlar elde ettiği muammadır. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack: Başkan Trump, 'Erdoğan'a meşruiyet verecek açıklaması yaptığında CB Erdoğan ya da sözcüsünün bu söze karşılık herhangi bir açıklama yapmaması izahtan varestedir. Bir ABD büyükelçisinin bu türden aşağılayıcı bir beyanı karşısında: "Biz meşruiyeti kendi halkımız ve anayasamızdan" alırız şeklinde bir cevap verilmemesinin özel bir nedeni olup olmadığı merak edilmektedir.

Amerika ve Türkiye arasında imzalanan 'Stratejik Nükleer Enerji İş birliği' anlaşmasının ve nükleer enerji santrallerinin kurulumu için İş birliği yapılacak olmasının daha önce anlaşma yaptığımız Rusya başta olmak üzere komşu ve bölge ülkelerle olan ilişkilerimizin nasıl şekilleneceği ise sadece hükümetin rutin bir sorunu olmaktan ziyade milli bir mesele olduğu da unutulmamalıdır. BOTAŞ ile Emtia-Trading Firması Mercuria arasında imzalanan 20 yıllık sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarik anlaşması kapsamında, yılda yaklaşık 4 milyar m3 eşdeğerinde LNG teslimatının yapılacağı, teslimatların 2026'da başlayıp 2045'e kadar devam edeceği ve 20 yıllık bu anlaşmanın toplam maliyetinin 43 milyar dolar olacağı konusunu niçin yabancı medya kuruluşlarından öğrenmek zorunda kaldığımızın da izah edilmesi gerekmektedir. Yine, THY, Boeing ile yaptığı anlaşma kapsamında 50'si kesin, toplamda 225 uçak için sipariş verdiği konusu da bu minvalde bir izaha muhtaçtır.

ABD Başkanı Trump'ın: Erdoğan "eğer isterse" petrol satışını durdurarak Putin'in savaşını sona erdirmede "etkili" bir rol oynayabilir. Türkiye, Rusya'dan ham petrol alan ülkeler içinde, Çin ve Hindistan'dan sonra 3. sırada, petrol ürünleri açısından da 1. Sırada açıklaması, ile yine Trump'ın: Ben müdahil olmadan önce Rahip Brunson 35 yıl hapse mahkum edilmişti. Aramamdan sonra Erdoğan onu, 35 yıllık hapis cezasından serbest bıraktı. Açıklamalarının ne manaya geldiğinin CB Erdoğan tarafından havada bırakılmış bu konularda da hiçbir açıklama yapılmamıştır. Yine CB Erdoğan'ın: ®Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili üzerimize ne düşerse biz onu zaten yapmaya hazırız. Dönünce de Sayın Bartholomeos ile bu konuyu görüşme fırsatı bulacağım" beyanatının ne manaya geldiğinin de Türk kamuoyuna açıklanması hususu bir dilek değil zorunluluk halini almıştır.

ABD başkanı Trump, Erdoğan'ı Suriye konusunda övdü ve CAATSA yaptırımlarının (S-400'ler için bir formül) kaldırılması konusunda bir anlaşmaya açık olduğunun sinyalini verdi. Trump: F-35 konusunda Türkiye ile anlaşma yapabiliriz ancak öncesinde Erdoğan bizim için bir şeyler yapması gerekecek Açıklamasının ardından şimdi herkes gibi Türk kamuoyu da ABD başkanı Trump'ın yapılmasını beklediği o "Bir şeylerin" ne olduğunun iktidar tarafından açıklanmasını beklemektedir.

Filistin, Gazze ve İsrail konusuna hiç girilmeyen görüşmede bir gazetecinin Gazze konusunda Erdoğan'ın söyledikleri hakkında ne düşünüyorsunuz sorusuna Trump: Onun ne savunduğunu bilmiyorum diye cevap vermesi ve Erdoğan'ı kastederek: "Hileli seçimleri herkesten daha iyi bilir." demesi, yine Trump'ın Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum ve uzun zamandır dostuz... Türkiye ile çok fazla ticaret yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. Çok şey başaracağız. Bu adam son derece inatçı bir adam. Genellikle inatçıları sevmem. Ama onu her zaman seviyorum." şeklinde konuşması gibi Sayın Erdoğan'ın şahsını olduğu kadar Türk milleti ile istihza eden ve aşağılayan açıklamalar yapması, yukarda sayılan anlaşmaların Türkiye devletine ne gibi yükümlülükler getirdiğinin kapsamlı bir şekilde açıklanması, bu manada TBMM'nin bilgilendirilmesi adına tüm bu gerekçelerle Genel Görüşme açılarak konuya ilişkin detaylı bir çalışma yapılması Türk devletinin ve Türk milletinin ulusal ve uluslararası hakları ve her şeyden önemlisi onur ve haysiyeti açısından acil ve gereklidir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
Yeni Yol 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.