İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
GENEL GÖRÜŞME ÖNERGESİ · 8/98 GÜNDEMDE

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin Gazze'yle ilgili almış olduğu 2803 sayılı kararın Türkiye ve Filistin'e muhtemel etkilerinin incelenerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi

İlk imza: Birol Aydın İstanbul · Yeni Yol ve 20 milletvekili ·

Genel görüşme önergesi, toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belirli bir konunun Genel Kurul’da görüşülmesini ister.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

17 Kasım 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze'deki savaşı sonlandırmayı ve bölgede yeni bir düzen tesis etmeyi amaçlayan 2803 sayılı kararı kabul etti. Bu karar, bir anlamda ABD Başkanı Donald Trump'n "20 Maddelik Planı" ile ABD, Türkiye, Katar ve Mısır tarafından imzalanan Şarm el-Şeyh Barış Planı'nın bir sentezini oluşturmaktadır.

Karar, 13 lehte (ABD, İngiltere, Fransa, Cezayir, Somali, Pakistan, Güney Kore vb.) ve 2 çekimser (Rusya ve Çin) oyla kabul edilmiştir. Bu plana göre uluslararası bir geçiş otoritesi kurulması hedeflenmekte ve silahsızlandırma ve yeniden inşa sürecinin başlayacağı iddia edilmektedir. Filistin devletinin kurulması için ise şarta bağlı bir yol haritası sunulmaktadır. Bu kararın Filistin halkı, Türkiye ve bölgeye muhtemel etkilerinin değerlendirilmesi, ortaya çıkacak tablonun tüm yönleriyle ele alınması, uluslararası düzeyde izlenecek strateji ve yol haritasının belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 102 ve 103'üncü maddeleri uyarınca Genel Görüşme açılmasını arz ve teklif ederiz. 19.11.2025

GEREKÇE

Metnin tamamını göster (8 paragraf daha)Metni kısalt

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK), Gazze'deki savaşı sonlandırmayı ve bölgede yeni bir düzen tesis etmeyi amaçlayan 2803 sayılı bu karar ile ortaya konulan plandört ana sütun üzerine oturmaktadır;

• Uluslararası hukuki statüye haiz "Barış Kurulu" oluşturulması ve Gazze'nin en üst denetim organı olarak görev yapması düşünülmektedir. Başkanlığının Donald Trump tarafından yürütülmesi beklenen kurulda dünya liderlerinin yer alması öngörülmektedir. Günlük idari işleyiş, Kurul'a karşı sorumlu olan, siyasi kimlikten arındırılmış (teknokratik) bir Filistin Komitesi tarafından yürütülmesi tasarlanmıştır.

İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) daha nasıl gerçekleşeceği belli olmayan çekilmesiyle oluşacak güvenlik boşluğunu doldurmak üzere bir Uluslararası İstikrar Gücü (ISF) konuşlandırılacağı ifade edilmektedir. Bu askeri güç, güvenliği tesis etmek adına "gerekli tüm tedbirleri" (askeri güç kullanımı dahil) alma yetkisine sahip olacağı belirtilmektedir. Burada amaçlanan Gazze'nin tamamen silahsızlandırılması (demilitarizasyon), devlet dışı silahlı aktörlerin (özellikle Hamas) tasfiyesi ve sınır güvenliğinin sağlanması olduğu herkesin malumudur.

• Plan, "Filistin'in kendi kaderini tayin hakkı" için bir yol sunmakla birlikte, bu süreci katı ve yerine getirilmesi neredeyse imkansız ön koşullara bağlamıştır. Devletleşme müzakereleri ancak Filistin Yönetimi'nin hangi yetkiyle nasıl uygulayacağı bilinmeyen kapsamlı reform programlı eksiksiz uygulaması, Gazze'deki yeniden inşa hedeflerinin tutturulması ve bölgenin tamamen silahsızlandırıldığının tescil edilmesi ile başlayacağı ifade edilmiştir.

• Yeniden inşa süreci, Barış Kurulu denetiminde yönetilecek olan Dünya Bankası destekli bir güven fonu aracılığıyla finanse edileceği, Gazze'de toprak ilhakı, kalıcı işgal veya zorunlu yer değiştirme (tehcir) olmayacağı iddia edilen planda, İsrail güçlerinin çekilmesi, istikrarın sağlanmasına paralel olarak kademeli şekilde gerçekleşeceği öne sürülmüştür. Ancak geçtiğimiz 13 kasım günü 153 Filistinlinin Refah'tan hareketle Kerem Şalom askeri geçiş noktasını kullanmaları ve yüksek güvenlikli bir İsrail tesisi olan Ramon Havalimanı'ndan hem de pasaportlarına çıkış damgası vurulmadan Güney Afrika'ya gönderilmeleri; İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve Şin Bet'in (İsrail İç İstihbarat Servisi) açık onayı ve koordinasyonu olmaksızın lojistik açıdan mümkün değildir.

Plan, Gazze'yi en az iki yıl süreyle bir tür 'uluslararası vesayet" altına alarak, egemenlik kullanımını askıya almaktadır. Ve siyasi çözümden ziyade güvenliği (silahsızlandırma) ve ekonomiyi öncelemektedir. ABD liderliğindeki Barış Kurulu yapısı, süreci doğrudan BM bürokrasisinden çıkararak Washington eksenli bir denetime tabi tutmakta ve Gazze'nin rehabilitasyonunu İbrahim Anlaşmaları ve bölgesel normalleşme süreçleriyle entegre etmeyi hedeflemektedir. Ayrıca İsrail'in soykırım suçları temizlendiği gibi koruma kalkanı da genişletilmektedir.

Bu karar ile aynı zamanda Şarm el-Şeyh Mutabakatı'na açık atıf yapılarak ABD, Türkiye, Katar ve Mısır'ı sürecin fiili garantörleri konumuna getirmektedir.

Hamas ve diğer Direniş Grupları ise Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) misyonunu "direnişi silahsızlandırmak" olarak gördükleri için, bu gücü "işgal yanlısı" taraf olarak kabul edeceklerini ve silah bırakmayacaklarını beyan etmişlerdir. Bu durum, Uluslararası İstikrar Gücü ile yerel gruplar arasında potansiyel bir çatışma riskini barındırmaktadır. Bu nedenlerle Şarm el-Şeyh Mutabakatı ile garantör haline gelen Türkiye'nin bu süreçte uluslararası düzeyde izleyeceği strateji ve yol haritasının belirlenmesi, bölgesel risklerin analizi ve Filistin halkını önceleyen bir yaklaşımın geliştirilmesi amacıyla genel görüşme açılması önem arz etmektedir.

Metin TBMM’deki PDF’ten otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir

ÖNERGEYİ İMZALAYANLAR

İmzacılar

21 İMZA
Yeni Yol 21

İmzacıların partisi, imza tarihindeki partisidir.