AİHM ve AYM tarafından verilen bazı kararlara ilişkin
Kaynak göster
Sezai Temelli (DEM Parti), 9 Ağustos 2024 tarihinde 7/15392 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 39 gün sonra, 17 Eylül 2024).
Sezai Temelli (DEM Parti, Muş). “AİHM ve AYM tarafından verilen bazı kararlara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/15392, 9 Ağustos 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-15392-aihm-ve-aym-tarafindan-verilen-bazi-kararlara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/cdbc26bb-4633-4035-a0a3-019145985b79
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 39 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98. ve
Bilindiği üzere, TBMM tarafından, 20 Mayıs 2016 tarihinde, gefici bir madde ekleyerek yapılan Anayasa değişikliği kabul edilerek, milletvekili dokunulmazlığı, bir defaya mahsus olarak kaldırılmıştır.
Bu gerekçeyle 4 Kasım 2016 tarihinde, HDP Eş Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş'ın da aralarında bulunduğu on iki milletvekili hakkında operasyonlar düzenlemiş, milletvekilleri gözaltına alınarak tutuklanmıştır. Duruma ilişkin yapılan AİHM başvuruları neticesinde Mahkeme özgürlükten yoksun bırakılmaya ilişkin olarak sırasıyla 22 Aralık 2020 ve 8 Kasım 2022 tarihlerinde iki karar vermiştir. Derhal serbest bırakma kararına karşın Demirtaş tahliye edilmemiş, yapılan diğer AİHM başvurularında da Demirtaş ve Yüksekdağ dosyaları birleştirilmiştir. Mahkeme, bu kararlarda, diğer tespitleri arasında, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hakkında verilen tutuklama kararlarının, Sözleşme'nin 5. maddesinin | ve 3. fıkraları, Sözleşme'nin 10. maddesi ve 1 No.lu Protokol'ün 3. maddesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.
Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Mahkeme, sadece başvuranlar hakkında yapılan suçlamaların, esasen iç hukuk gereğince suç teşkil eden bir davranış olarak değerlendirilemeyecek olgulara dayandığını değil, aynı zamanda bunların, başvuranlar tarafından Sözleşme ile güvence altına alınan hakların kullanımıyla ilgili olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme diğer taraftan, başvuranların maruz kaldığı özgürlükten yoksun bırakılmanın, çoğulculuğu boğmak ve siyasi tartışma özgürlüğünü kısıtlamak gibi gizli bir siyasi amaç güttüğünün ve dolayısıyla bu kararların, Sözleşme'nin 5. maddesiyle birlikte 18. maddesine aykırı olduğunun her türlü makul şüphenin ötesinde tespit edildiği kanaatine varmıştır.
AİHM aynı zamanda, Selahattin Demirtaş (no. 2) ve Yüksekdağ Şenoğlu ve diğerleri/Türkiye (no. 14332/17 ve diğer 12 başvuru, 8 Kasım 2022) kararlarında, başvuranların atılı suçları işlediklerine dair objektif bir gözlemciyi ikna edecek nitelikte herhangi bir olgu ya da bilginin mevcut olmadığı ve ilgililerin tutuklanmalarına ilişkin kararlardan herhangi birinin, ilgililerin eylemleri -özellikle siyasi konuşmaları ve bazı yasal toplantılara katılmaları- ile ilgililerin tutuklanmalarına yol açan teröre bağlı suçlar arasında açık bir bağın bulunduğuna işaret edecek nitelikte delil unsuru içermediği sonucuna vardığını kaydetmiştir. Dahası, başvuranlar tarafından maruz kalınan tutukluluğun çoğulculuğu bastırma .ve serbest siyasi tartışma konusunu sınırlandırma yönünde, Sözleşme'nin 5. maddesiyle birlikte Sözleşme'nin 18.maddesine aykırı gizli bir amaç izlediğini tespit etmiştir.
Yine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Nisan 2022'de Gezi Parkı davasında Can Atalay"ı "hükümetin ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım" suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırmıştır. 25 Nisan 2022'de tutuklanan Can Atalay, tutukluluğu sürerken 14 Mayıs'ta milletvekili seçilmiş olup seçilmesinin ardından avukatları aracılığıyla mazbatasını alan ancak tutukluluğu nedeniyle milletvekili yeminini edemeyen Atalay ile ilgili Yargıtay'a yapılan tahliye talepli başvuru reddedilmiştir. Bunun üzerine "kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlâl edildiği" gerekçesiyle AYM?"ye başvuran Atalay hakkında AYM; hak ihlali kararı vermiştir. Kararın açıklanan gerekçesinde;
"Bir kimsenin milletvekili seçildikten sonra yargılanıp yargılanmayacağı meselesi ile tutuklanıp tutuklanamayacağı meselesi aynı niteliğe sahiptir. Bu sebeple seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı yönünden yapılan tüm tespit ve değerlendirmeler kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden de geçerlidir. Buna göre, başvurucunun milletvekili seçilmesi nedeniyle -seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını koruyan temel güvencelere sahip, belirliliği ve öngörülebilirliği sağlayan anayasal veya yasal bir düzenleme yapılmadığı müddetçe- yasama dokunulmazlığından yararlanmaya başladığı açıktır. Bu durumda başvurucunun tahliye talebine rağmen tutulmaya devam ettirilmesinin Anayasa'nın 83. maddesiyle bağdaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir." Denilerek esasen Atalay'ın hala tutuklu bulunması bir nevi anayasal suç olarak ifade edilmektedir.
Bu bağlamda;
I- Anayasa'nın 90'ıncı maddesi ne anlama gelmektedir? Bu madde ile hüküm altına alınan husus nedir?
SORULAR
Anayasa'nın 153'üncü maddesi ne anlama gelmektedir? Bu madde ile hüküm altına alınan husus nedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1483619 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Muş Milletvekili Sezai Temelli tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/15392 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan
Soru önergesi cevabı (1 adet)
Edil
Lal
ADALET BAKANLIĞI TM Opr RU Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1171-4013/5807 Konu : Yazılı soru önergesi
Sayın Sezai TEMELLİ Muş Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/15392 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden MRXİKEU - NwOnWpH - sTleiDg - V4/0/4-ile erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan