İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/18552 GEÇ CEVAPLANDI · 42 GÜN

Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin

Kaynak göster

Çiçek Otlu (DEM Parti), 22 Ekim 2024 tarihinde 7/18552 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 42 gün sonra, 3 Aralık 2024).

Çiçek Otlu (DEM Parti, İstanbul). “Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/18552, 22 Ekim 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-18552-kalici-yaz-saati-uygulamasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/09dc2fcc-d52d-4931-b2e9-0192b86f365b

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 42 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasa'nın 98. içtüzüğün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak

Ğ gru Çiçek OTLU İstanbul Milletvekili

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı"nın "Gün ışığından daha fazla yararlanmak ve cevaplandırılmasını arz ederim.

Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

© elektrik enerjisinin aydınlatmada kullanılan miktarından tasarruf etmek" talebiyle 26 Mart 2016 tarihinden itibaren saatlerin bir saat ileri alınmasıyla başlayan yaz saati uygulamasının yıl boyu sürdürülmesine karar verilmiştir. Açılan dava sonucunda Danıştay, 697 sayılı Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun'da hükümete bir saatlik değişiklik yetkisi verildiği, buna rağmen Bakanlar Kurulu'nun yasaya aykırı şekilde değişikliği kalıcı hale getirdiğini belirterek yürütmeyi durdurmuştur. Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen, 23 Ekim 2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile yaz saati uygulaması tekrar uzatılmış ve 2 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazetede yayınlanın Cumhurbaşkanı kararıyla kalıcı hale getirilmiştir.

AKP Hükümeti, kalıcı yaz saati uygulamasının İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan "Yaz Saati Uygulaması (YSU) Güneş Işınımı, Güneşlenme Süresi ve Elektrik Tüketim Verilerine Bağlı Olarak Analizi ve Modellemesi" raporuna dayandığını ifade etmektedir. Raporun hazırlanma sürecinde ilgili demokratik kitle örgütleri ile işbirliği yapılmamış ve rapor şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Bu uygulamayla Orta Doğu ülkeleriyle Türkiye arasındaki saat farkı neredeyse ortadan kalkarken, Avrupa ülkeleriyle saat farkı 2 saate çıkmıştır. Bu durum ekonomik alanda pek çok soruna neden olmuştur.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) yaz saati uygulamasının kalıcılaştırılması ile ilgili yaptığı açıklamada uygulamada geçerli kılınan GMT-3 saat diliminin kışın sabah saatlerinde aydınlatma ihtiyacı doğuracak olması nedeniyle uygun olmadığını, üreticiler ve dağıtım şirketlerinin büyük kar elde ettiğini belirterek; boşa enerji tüketiminin önüne geçmek, cari açık üzerinde olumsuz etkiye sahip olan enerji yükünü artırmamak, hem de elektirik faturalarının kabarmasını önlemek için yapılan yanlıştan geri dönülmeli çağrısı yapmıştır. EMO resmi. verileri, uygulama döneminde tüketimin azalmadığını, puant değerin. düşürülimediğini, elektrik fiyatlarında bir ucuzlamanın olmadığını ortaya koymaktadır. 2016 yılında 277,2 milyar kilovatsaat de elektrik tüketilmiştir. Bir önceki yıl tüketilen 265,7 milyar kilovatsaate göre, yüzde 4,3 artışa denk gelmektedir. | o

Sabit saat uygulaması en fazla sabahın karanlığında okula giden öğrencileri, öğretmenleri ve işe gitmek zorunda olan emekçileri mağdur etmekte, resmi verilere göre iddia edildiği gibi enerji tasarrufu ve iş verimliliğini de sağlamamaktadır.

Yapılan araştırmalara göre özellikle büyük şehirlerde, yaz saati uygulaması nedeniyle kişilerde fizyolojik ve psikolojik birçok olumsuzluklar ve halk sağlı sorunları yaşanmaktadır. Sabahın karanlığında okula giden çocuklarda D vitamini eksikliği, motivasyon bozukluğu, uyku problemleri, depresyon ve ruhsal sorunlarda artış meydana gelmektedir. Toplumun yaşamı olumsuz etkileyen kalıcı yaz saati uygulaması ile ilgili Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Demirer basına yaptığı açıklamada; kalıcı yaz saati uygulamasının biyolojik ritmi bozarak DNA tamir mekanizmasını etkilediğini, Türkiye'de kanser vakalarının artışındaki en önemli neden olduğunu, 5-6 yıl önce 160 bin olan vaka sayısının şimdi yılda 250 bin vakaya yükseldiğini ifade etmiştir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Bakanlığınız verilerine göre kalıcı yaz saati uygulaması enerji tasarrufu sağlamakta mıdır?

  2. Uygulamanın enerji tasarrufu sağladığı iddiasının dayanağı nedir?

  3. Uygulamanın başladığı 2016-2024 yılları arasında ne kadar elektrik enerjisi kullanılmıştır?

  4. Bu kullanım miktarının üretim ve dağıtım şirketlerine ne kadar getirisi olmuştur?

  5. Kalıcı yaz saati uygulamasının halk sağlığı üzerine olumsuz etkileri ve özellikle kalıcı yaz saati ile kanser vakalarındaki artış arasındaki ilişkinin belirlenmesi için Sağlık Bakanlığı ile yaptığınız bir çalışma var mıdır?

  6. Öğrencilerin motivasyonunu bozan, okul başarılarını etkileyen ve sağlık sorunlarına neden olan yaz saati uygulamasının olumsuzlukları üzerine Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığınız bir çalışma var mıdır?

  7. Kalıcı yaz saati uygulamasına dayanak teşkil eden "Yaz Saati Uygulaması (YSU) Güneş Işınımı, Güneşlenme Süresi ve Elektrik Tüketim Verilerine Bağlı Olarak Analizi ve Modellemesi" raporunun bilimsel temelden yoksun olduğu iddiasına ilişkin açıklamanız var mıdır? Bu raporun verileri kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?

  8. Kalıcı yaz saati uygulamasının Türkiye ekonomisine etkileri üzerine yapılmış bir çalışma var mıdır? Bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi alınmakta mıdır?

  9. Kalıcı yaz saati uygulamasının yanlışlarını gösteren demokratik kitle örgütlerinin, meslek odalarının uyarıları neden dikkate alınmamaktadır?

  10. Enerji tasarrufu yerine israfa yol açan, halk sağlığı ve can güvenliği dahil pek çok soruna neden olan kalıcı yaz saati uygulamasından neden vazgeçmiyorsunuz?

  11. Kalıcı yaz saati uygulamasında yaşanan olumsuzlukları çözmek için yaptığınız bir çalışma var mıdır?

  12. Türkiye'nin coğrafi konumuna ve sosyal yapısına uygun kış ve yaz saati uygulamasına geçmek için çalışma yapacak mısınız?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

Ülkemizde 2016 yılından beri uygulanmakta olan sabit saat uygulamasının ekonomik ve sosyal açıdan etkinliğinin yeniden değerlendirilmesi amacıyla Bakanlığımız koordinatörlüğünde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yürütülen çalışmada; Ülkemizin batısındaki nüfus, kentleşme, sanayileşme ve enerji yoğunluğu dikkate alındığında, Ülkemizde uygulanmakta olan saat diliminin GM13'de sürekli bulunmasının nüfusun büyük bölümünün gün ışığından daha uzun süre faydalanmasına ve enerji verimliliğine kayda değer katkı sağladığı tespit edilmiş olup, bu çerçevede tüm yıl boyunca yaz saati uygulaması ile her mesai aralığı için karanlıkta kalınan sürenin eski saat uygulamasına göre 64 saat azaldığı ortaya konulmuştur. Yanı sıra aynı analizlerde saat değişimlerinin getirdiği kaygı, stres, depresyon gibi olumsuzlukların daha az yaşanacağı ortaya konulmuş ve bu sonuçlar doğrultusunda sabit saat uygulamasına geçilmiştir.

Sabit saat uygulamasıyla, akşam mesai ve okul çıkışlarına denk gelen karanlık zaman diliminin azaltıldığı, kış mevsimi etkisi ile gün içi aydınlık süreleri de düşünüldüğünde vatandaşlarımızın aydınlıktan daha çok fayda sağlayacağı ve havanın kararına saatlerinde önceki yıllara göre daha büyük tasarruf oranın elde edileceği görülmüştür.

Sabit saat uygulamasından önce 17:00'da gerçekleşen akşam puantı, ilerleyen saatlere doğru yayılmış ve böylelikle puantın teknik olarak yönetimi daha kolay hale gelmiştir. Yine sabit saat uygulamasının başladığı Ekim 2016 ile Mart 2024 tarihleri arasında yaklaşık 20 milyar TL karşılığı olan 11,252 milyar kWh enerji tasarrufu sağlanmıştır.

Meteoroloji mühendisliği, elektrik mühendisliği, psikoloji, sosyoloji ve ekonomi alanlarında çalışmalar yürüten akademisyenler ile uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından hazırlanan raporun "Yönetici Özeti" kısmında aynen;

"Dünyada ve ülkemizde kıştan yaza geçiş dönemlerinde yani Mart ayının son haftası ve Ekim ayının son haftası arasında saat değiştirme politikası olarak bilinen Yaz Saati Uygulaması'nın (YSU) asıl amacı Ekim ayının son haftası ve Mart ayının son haftası aralığında Kış Saati Uygulamasının (KSU) sebep olduğu elekirik tüketim kaybının gün ışığından daha fazla yararlanarak azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Gün ışığına göre günlük sektörel planlama yapılması durumunda toplam elekirik tüketimleri önemli miktarda azaltılarak bunun sonucunda elektrik kullanımında tasarruf sağlanacaktır.

Öncelikle ilgili mevzuata bakıldığında: Ülkemizde saatlerin ayarlanmasına dair 26.12.1925 tarih ve 697 sayılı "Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun" Madde 2'de "Greenwich göre otuzuncu derecede bulunan boylam dairesi bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınır. Ayrıca başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilmek ve bir saati aşmamak şartıyla yaz saati uygulamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir." denilmektedir. Buna ilave olarak 697 sayılı "Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun"un ikinci Maddesi 06.12.1984 Tarihli ve 3097 Sayılı Kanunun birinci Maddesi ile değiştirilmiştir. Bu tarihten itibaren Türkiye'de Mart ayı sonunda saatler 1 saat ileri alınmakta; Ekim ayı sonunda da 1 saat geri alınmaktadır. Yaz Saati Uygulaması (YSU) olarak ifade edilen bu değişikliğin temelinde "Gün Işığından Daha Fazla Yararlanma" fikri yatmaktadır.

YSU ve Kış Saati Uygulaması (KSU) 'nın detaylı analizi için Ti ürkiye'nin son altı yılına ait elektrik tüketimi, sıcaklık, bağıl nem ve bulutluluk verileri saatlik zaman ölçeğinde ele alınmıştır. Bütün bu veriler Türkiye iklimi ve coğrafyası hesaba katılarak analizlerde kullanılmıştır. Yaklaşık 100 milyon satırdan oluşan ve her bir satırda 5 verinin olduğu yani toplamda 500 milyon saatlik elektrik tüketim verisi, bunun yarısı kadar meteorolojik değişkenlerin saatlik verisi ve işleme katılanlar da düşünüldüğünde 1 milyar veri ile metin içerisinde detayları altbaşlıklar halinde verilen "Ana Bileşenler Çözümlemesi (4BÇ), Doğrusal Çoklu Regresyon (DÇR), Saat Değişim İndeksi (SDİ) ve Puant Değerler Analizi (PDA4)" yöntemlerinin analizleri gerçekleştirilip yorumları yapılmıştır. Kısacası işlenen, yöntem ve analizlerin sonuç verileri de düşünüldüğünde toplamda yaklaşık 1 milyar YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR : 283 | 718552 veri ile araştırma sonlandırılmıştır. Bu miktarda veri yapılan araştırmanın ve elde edilen sonuçların güçlü bir dayanağını oluşturmuştur. Bu çalışmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. e Dünyada saat uygulamaları detaylı araştırılmış, YSU ve KSU durumlarında ülkemiz ile diğerler devletler arasında oluşan ve oluşabilecek saat Jarkları ortaya konulmuştur. Elde edilen önemli sonuçlardan birisi saat farklarının doğal süreçte etkisinden kaçınılamaz bir gerçeklik olduğudur. Rusya Federasyonu'nda 11 farklı zaman dilimi kullanılmakta olup doğu-batı arasındaki zaman farkı 9 saattir. Amerika Birleşik Devletleri'nde doğu-batı arasındaki zaman farkı 4 saat olup Kanada'da 5 saate çıkmaktadır. Ülkeler bu doğal zorunluluklara ve zorluklara rağmen ekonomik, siyasi ve idari işlemleri ulusal/uluslararası süreçlerle başarılı bir şekilde düzenlemektedirler. Bir anlamda ülkemize dayatılan diğer devletler ile ortak bir zaman diliminde buluşma zorunluluğu dünyada bulunmamaktadır. Güneş ışınımı ve özellikleriyle birlikte astronomik hesaplamalar ve atmosferin gün ışığına olan etkileri teorik anlamda ele alınmış ve detayları verilmiştir. KSU sürecinin başlamasıyla birlikte gün uzunluğuna bağlı olacak şekilde farklı mesai saatleri göz önünde bulundurularak illerin karanlıkta kalma saat miktarları hesaplanmış ve haritaları çizilmiştir. Bunun sonucunda gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde en uygun mesai saatlerine ait değerler ve haritalar elde edilmiştir. Bu haritalar yardımıyla yıl boyunca karanlıkta kalma saat miktarları belirlenmektedir.

Türkiye geneli veriler düşünüldüğünde ABÇ yöntemi kullanılarak her bir değişkenin © kapsama oranları belirlenmiştir. Ana bileşen elekirik tüketim verisi olup bütün veriler birlikte düşünüldüğünde toplamın temsil edilmesinde 2653, sıcaklık 9625, bağıl nem 2616 ve bulutluluk 268 oranlarında etkili olmaktadırlar. Burada sadece bir değişkene göre sonuca varmak hatalara sebebiyet vermektedir. Kullanılan elektrik ve meteorolojik değişkenlerin bütün veriyi kapsama, diğer bir ifade ile temsil haritaları elde edilmiş ve sunulmuştur. Bunlara ilave olarak elekirik tüketimi ile dış koşulları ve mevsimsel değişimleri temsil eden meteorolojik değişkenler arasındaki ilişkiler doğrusal çoklu regresyon (DÇR) analizi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen modellerin sonucunda elektrik tüketimi ve meteorolojik değişkenler arasında yüksek oranda ilişki olduğu görülmüştür. e Ülkemizin Ege, Akdeniz Kıyıları ve Güney Doğu Anadolu'nun büyük bir kesiminde puani değerler yaz aylarına kaymış durumdadır. Buna karşın elektrik tüketiminin en yüksek olduğu Marmara Bölgesinde puant değerler hala kış aylarında gerçekleşmektedir. Puant değerler özellikle enerji planlamasında hayati öneme sahiptirler. YSU'dan KSU ya geçiş süreçleri ve KSU süresince elektrik tüketiminin puant değerleri direk etkilenmekte olduğu bu çalışma sonucunda ortaya koyulmuştur. Ayrıca elde edilen önemli sonuçlardan birisi de KSU döneminde puani değerlerin hem yükseldiği hem de gün içerisine kayarak uzadığıdır.

KSU'dan kaynaklanan ilave elektrik tüketiminin belirlenmesi için farklar temeline dayanan bir yaklaşım geliştirilmiş ve bu yaklaşım geçerliliği önce bütün illere daha sonra da özellikle KSU/YSU zamanlarında ısıtma/soğutmaya ihtiyaç duymayan illerimizin verisi kullanılarak ispatlanmıştır. Veriler yıllık olarak değerlendirildiği gibi ayrıca geneli temsil etmesi maksadıyla 6 yıllık sürecin ortalaması alınarak da hesaba katılmışlardır. Hesaplamalar yapılırken 08:00-17:00, 08:30-17:30 ve 09:00-18:00 gibi Jarklı mesai senaryoları düşünülmüştür. Bu analizler sonucunda KSU dan kaynaklanan ilave elektrik tüketimleri 08:00- 17:00 mesai saat aralığı düşünüldüğünde 626.068 - 2.375.061 MWh, 08:30-17:30 mesai saat aralığı düşünüldüğünde 5.788.685 - 6.523.240 MWh ve son olarak 09:00-18:00 mesai saat aralığı düşünüldüğünde ise 5.885.005- 6.450.746 MWh arasında değişmektedir. Bu değerler hesaba katılan yılların KSU sürelerinin ortalama toplam tüketimleriyle karşılaştırıldığında 208.98'e kadar çıkmakta, yıllık toplam elektirik tüketimi ile karşılaştırıldığında ise W63.62'e kadar yükselmektedir. Bu sonuçlar farklı mesai saatleri düşünülerek ayrıca tablo halinde sunulmuştur.

İZ : o YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR |: 283 |! 7-18552 e Burada dikkat çekilmesi gereken diğer bir önemli nokta ise hesaplanan sonuç değerlerin tüketim verisi olmasıdır. Bir anlamda kapasite faktörlerini temsil etmekte olup kurulu güç olarak düşünüldüğünde örneğin rüzgarda en az 3, güneşte ise en oz 6 katı kadar miktarda saniral o kapasitesini düşünmek gerekmekledir. Örneğin güneş santrali açısından düşünüldüğünde ortalamada 3156 MW kapasitesinde kurulu gücün, rüzgar santrali açısından 1578 MW kapasitesindeki kurulu gücün üretimine denk gelmektedir. e Bu çalışmada ayrıca yıl boyunca kesintisiz YSU'ya geçilmesi alternatifinin, mevcut duruma kıyasla Türkiye'de elektrik tüketimin yol açtığı değişikliğin finansal boyutu hesaplanmıştır. Farklı mesai saatlerine göre ortalamada 1.897.135508 TL, maksimum olarak ise 2.683.617.908 TL ekonomik kayıp oluşmaktadır. e İklim değişikliği gibi önem taşıyan süreçler de hesaba katıldığında KSU YSU'dan dolayı ilave elekirik tüketim değerlerinin karbon üretim karşılıkları düşünüldüğünde aslında ekonomik zararın daha yüksek olacağı aşikardır. Kısacası hesaplanan bu değerler ihtiyatlı yaklaşımın sonucu olup karbon değerleri de ilave edildiği takdirde maliyet daha yüksek olacaktır. e KSU ve YSU'nun insan psikolojisi üzerindeki etkisi detaylı incelenmiştir. Yaz/Kış Saati Uygulaması amaçları, faydaları ve zararları bakımından tüm zamanlarda tartışma konusu olmuştur. Ekonomi, enerji, politika, sağlık gibi başlıklar altında incelenen bu uygulamanın dinamikleri psikolojik ve fizyolojik açıdan da ele alınarak araştırılmıştır. Gün ışığı kullanımı, biyolojik saat, kaygı, stres, depresyon gibi yaz ve kış saati uygulamaları neticesinde olumsuz anlamda etkilendiğini düşündüğümüz bu kavramlarla ilgili çalışmaları incelediğimizde Yaz/Kış Saati Uygulamasını takip eden süreçlerde kalp rahatsızlıklarının arttığı, trafik kazalarında göze çarpan bir artış olduğu, özellikle Kış Saati Uygulamasını takiben, çalışan kesimin depresyon riskinin arttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. e Sosyolojik açıdan, YSU-KSU'nın uygulanıp uygulanmamasında, tarihsel ekonomi-politik koşullar ve bölgesel kararların etkili olduğu, uygulamanın erken dönem gerekçelerin tarihsel ve bölgesel olarak genellenemeyeceği öne sürülmekte, bununla birlikte saat değişiminin insan ve toplum refahını ilgilendiren diğer toplumsal alanlarda olumsuz etkileri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, günümüzde ülkelerin kendi koşulları ve verileri doğrultusunda uygulamadan vazgeçmeye ve bu durumda hangi saat diliminde kalacaklarına yine kendi koşulları ve verileri doğrultusunda karar vermeye başladıkları vurgulanmaktadır.

Somut verilere dayanan tüm hesaplamalar ve metin içerisinde görülebilecek olan detaylı değerlendirmeler sonucunda KSU saat değişiklikleri ülkemize enerji tüketimi açısından herhangi bir olumlu katkı sunmamaktadır. Tam tersine elekirik tüketiminin artmasına sebebiyet verdiği proje süresince elde edilen matematiksel ve istatistiksel işlemlere dayalı sonuçlar ile ortaya konulmuştur. Bütün mesai çalışmalarında güneş ışınımından daha fazla yararlanma ilkesi esas alınmalıdır. Bunun için de YSU'nın yıl boyunca uygulanması enerji planlaması, ekonomik kazanç, sosyolojik ve psikolojik anlamda daha doğru olacaktır. YSU'nun yıl boyunca uygulanması için gerekli kanun ve mevzuatın değiştirilmesi önerisi somut sonuçlara dayalı olarak yapılmaktadır." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.

Bununla birlikte; sabit saat uygulamasına ilişkin olarak, Avrupa Parlamentosu 26 Mart 2019 tarihinde kabul edilen teklif ile üye ülkelere sabit saat uygulamasına geçmeyi tavsiye etmiştir.

Ayrıca Elektrik piyasasına ilişkin çeşitli verilere (üretim ve dağıtım bölgelerindeki elektrik tüketim miktarları, faturalanan elektrik tüketimi ile bunların abone türlerine göre dağılımı gibi) ilişkin bilgilere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından çıkarılan ve https://www.epdk.gov.tr/Detay/Icerik/3-0- 24-3/elektrikyillik-sektör-raporu adresinde yayımlanan Elektrik Piyasası Gelişim Raporları'ndan ulaşılabilmektedir.

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir