İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/35849 GEÇ CEVAPLANDI · 35 GÜN

Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin

Kaynak göster

Barış Bektaş (CHP), 24 Ekim 2025 tarihinde 7/35849 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 35 gün sonra, 28 Kasım 2025).

Barış Bektaş (CHP, Konya). “Kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/35849, 24 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-35849-kalici-yaz-saati-uygulamasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/0becb3c4-aaa7-4f6b-8502-019a25a7e8d7

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 35 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından Anayasanın 98. ve TBMM içtüzüğünün 96. Maddelerine göre yazılı olarak yanıtlandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Türkiye'de saat dilimi politikası, hem teknik hem de sosyoekonomik açıdan kamu yaşamının neredeyse tüm alanlarını etkileyen bir konudur. 8 Eylül 2016 tarihli ve 29825 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2016/9154 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile başlatılan ve 3 Ekim 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kalıcı hale getirilen yaz saati uygulaması, ülkemizin tüm yıl boyunca UTC 13 (ya da GMT 43) saat diliminde kalmasını öngörmektedir. Uygulamanın temel gerekçesi olarak "enerji tasarrufu sağlanması ve gün ışığından daha fazla yararlanılması" hedefi öne sürülmüş, ancak uygulamanın uzun vadeli teknik, ekonomik ve fizyolojik sonuçları kamuoyunda ve bilimsel çevrelerde tartışmalı olmuştur.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın verilerine göre uygulama sayesinde yıllar içinde 11 milyar kWh civarında enerji tasarrufu sağlandığı ifade edilmektedir. Bununla birlikte, Elektrik Mühendisleri Odası ve çeşitli üniversitelerin çalışmalarında, uygulamanın özellikle sabah saatlerinde artan aydınlatma ve ısıtma ihtiyacı nedeniyle enerji tüketimini azaltmak yerine artan bir yük oluşturduğu ileri sürülmektedir. Bu durum, uygulamanın dayandığı teknik modelleme ve veri setlerinin şeffaf biçimde paylaşılmaması nedeniyle kamuoyunca denetlenememektedir.

Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Türkiye'nin doğu-batı eksenindeki coğrafi genişliği dikkate alındığında, en doğu ile en batı illerimiz arasında yaklaşık 76 dakikalık bir güneş zamanı farkı bulunmaktadır. Kalıcı yaz saati uygulamasıyla özellikle Trakya ve Ege bölgelerinde kış aylarında gün doğumu saat 08:30—

09:00'a kadar sarkmakta, milyonlarca öğrenci ve çalışan sabah karanlığında yola çıkmakta; bu da trafik ve iş kazaları riskini artırmakta, uyku düzeni ve sirkadiyen ritim bozukluklarına neden olabilmektedir. Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve İstanbul Tıp Fakültesi bünyesinde yapılan araştırmalar, uyku yetersizliği ile bağlantılı dikkat azalması, öğrenme güçlüğü ve duygudurum bozukluklarının özellikle ergen yaş grubunda belirgin olduğunu ortaya koymuştur.

Uygulama ayrıca, uluslararası senkronizasyon bakımından da tartışma konusudur. Avrupa Birliği, 2021 yılında mevsimsel saat değişikliklerini kaldırma önerisini ertelemiş ve üye ülkelere esneklik tanımıştır; ancak halen Avrupa"daki büyük ekonomiler kış aylarında UTC *1 dilimine dönmekte, Türkiye ise UTC *3'te kalmakta ve ticari, lojistik ve hava trafik senkronizasyonunda zaman farkı yaşamaktadır. Bu durum, özellikle havacılık ve finans sektörlerinde "zamanlama uyumsuzluğu" ve maliyet artışına neden olduğu yönünde eleştiriler almaktadır.

Öte yandan, uygulamanın puant yük yönetimi üzerindeki teknik etkileri de yeterince açıklığa kavuşturulmamıştır. Yaz saati, elektrik talebinin sabah ve akşam saatlerindeki dağılımını etkileyerek şebeke dengesi ve üretim planlaması üzerinde önemli değişikliklere yol açmaktadır. Ancak bu kaymanın puant saatlerini öne çektiği ya da enerji yoğun saatlerin değişmediği yönünde çelişkili bulgular vardır. TEİAŞ ve EPDK'nın yıllık verileri bu açıdan detaylı biçimde kamuya açıklanmadığından, enerji verimliliği iddialarının doğruluğu bağımsız biçimde teyit edilememektedir.

Kamu yönetimi açısından, kalıcı yaz saati uygulaması politik bir tercih değil, bilimsel verilere dayalı bir zaman yönetimi politikası olmalıdır. Saat dilimi tercihi yalnızca elektrik tüketimiyle sınırlı bir konu değildir; insan sağlığından çalışma verimliliğine, eğitimden ulaşım güvenliğine kadar çok boyutlu bir etkiler zinciri oluşturur. Dolayısıyla, uygulamanın sürdürülebilirliği ve toplumsal faydasının bütüncül ve şeffaf bir etki analiziyle değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, uygulamanın teknik dayanakları, veri tabanları, enerji analiz modelleri, halk sağlığı etkileri ve uluslararası uyum politikaları açısından hangi ölçütlerle izlendiği, hangi göstergelerin dikkate alındığı ve hangi kurumların iş birliğiyle yürütüldüğü kamuoyuna açık biçimde yanıtlanmalıdır. Aksi takdirde, kalıcı yaz saati uygulamasının bilimsel meşruiyeti ve kamu yararına uygunluğu konusundaki belirsizlikler devam edecektir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Kalıcı yaz saati uygulamasına geçiş kararına temel teşkil eden İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan "Yaz Saati Uygulaması Güneş Işınımı ve Elektrik Tüketimi Analizi" raporu kamuoyuyla paylaşılmış mıdır? Bu raporda kullanılan veri setleri, analiz dönemi, örneklem büyüklüğü ve modelleme yöntemi nedir?

  2. Söz konusu raporun hazırlanmasında hangi bağımsız değişkenler (hava sıcaklığı, bulutluluk, nem, sosyoekonomik tüketim faktörleri vb.) dikkate alınmıştır? Modelleme sürecinde hangi istatistiksel veya algoritmik yöntemler (doğrusal regresyon, zaman serisi analizi, makine öğrenmesi vb.) uygulanmıştır?

  3. Uygulamanın yürürlüğe girmesinden sonra aynı metodolojiyle yeni veri setleri üzerinden izleme veya doğrulama çalışmaları yapılmış mıdır? Yapıldıysa bu çalışmalar hangi kurumlar tarafından, hangi tarihlerde tamamlanmış ve sonuçları kamuoyuna açıklanmış mıdır?

  4. Bakanlığınızın açıklamalarında yer alan "yaklaşık 11 milyar kWh enerji tasarrufu" ifadesi hangi baz dönemle ve hangi karşılaştırma kriterleriyle hesaplanmıştır? Bu hesaplama, hava koşulları, ekonomik büyüme, tüketim artışı gibi doğal değişkenler açısından normalize edilmiş midir?

  5. Elektrik Mühendisleri Odası'nın "uygulamanın enerji israfına neden olduğu" yönündeki teknik değerlendirmelerine ilişkin Bakanlığınızın bilimsel yanıtı nedir? Bu iddialar doğrultusunda karşılaştırmalı bir analiz yapılmış mıdır?

  6. TEİAŞ veya EPDK tarafından hazırlanan yıllık yük eğrisi raporlarında kalıcı yaz saati uygulamasının elektrik talep eğrileri üzerindeki etkisi incelenmiş midir? Puant yük saatleri uygulama sonrası değişmiş midir, değiştiyse üretim ve dağıtım planlaması nasıl etkilenmiştir?

  7. Uygulama nedeniyle sabah saatlerinde artan aydınlatma ve ısıtma kullanımı sonucu enerji tüketiminde bölgesel veya mevsimsel artış gözlemlenmiş midir? Varsa bu artış oranları iller veya bölgeler bazında nedir?

  8. Türkiye'nin doğu ve batı uçları arasında yaklaşık 76 dakikalık güneş zamanı farkı bulunduğu dikkate alındığında, bu farkın sabah karanlığında mesaiye ve okula başlama oranlarına etkisi değerlendirilmiş midir?

  9. Özellikle batı illerinde kış aylarında gün doğumu saatlerinin 08.30-09.00 aralığına sarkması sonucunda öğrenci ve çalışanların karanlıkta yola çıkma oranına ilişkin bir veri veya istatistik tutulmakta mıdır?

  10. Mesai ve okul başlangıç saatlerinin bölgesel güneşlenme sürelerine göre farklılaştırılması veya "yerel mesai uyumu" gibi bir model değerlendirilmiş midir?

  11. Kalıcı yaz saati uygulamasının insan biyolojik ritmi (sirkadiyen düzen), uyku kalitesi, dikkat dağınıklığı ve ruhsal durum üzerindeki etkilerini ölçen akademik veya resmi çalışmalar yapılmış mıdır?

  12. Sabah karanlığında işe ve okula gidişin trafik kazası ve iş kazası oranları üzerindeki etkisine ilişkin veriler toplanmış mıdır? Bu verilerde uygulama öncesi ve sonrası karşılaştırma yapılmış mıdır?

  13. Sağlık Bakanlığı veya üniversitelerle iş birliği içinde kalıcı yaz saati uygulamasının halk sağlığı üzerindeki dolaylı etkilerine yönelik (örneğin uyku yoksunluğu, depresyon, öğrenme güçlüğü gibi) bir saha araştırması yürütülmüş müdür?

  14. Uygulamanın uluslararası ulaşım, finans piyasaları, dijital ağlar ve veri senkronizasyonu gibi alanlarda Avrupa ülkeleriyle zaman farkı yaratması sebebiyle ortaya çıkan operasyonel ve ekonomik etkiler analiz edilmiş midir?

  15. Avrupa Birliği ülkelerinin mevsimsel saat uygulamasına yönelik tartışmaları ve karar süreçleri incelenmiş midir? Türkiye'nin bu konuda Avrupa Birliği veya uluslararası enerji kuruluşlarıyla yürüttüğü karşılaştırmalı bir çalışma mevcut mudur?

  16. Kalıcı yaz saati uygulamasının enerji verimliliği açısından sürdürülebilirliği, iklim değişikliğiyle mücadele politikalarıyla uyumlu mudur? Yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonu açısından bu saat dilimi seçiminin avantaj veya dezavantajları değerlendirilmiş midir?

  17. Uygulamanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar Bakanlığınızca her yıl izleme veya etki değerlendirme raporu hazırlanmakta mıdır? Hazırlanıyorsa bu raporlarda hangi göstergeler (enerji tüketimi, puani saat, sağlık, ulaşım, eğitim) izlenmektedir?

  18. Uygulamanın devamı veya sonlandırılması yönünde Bakanlığınız bünyesinde teknik bir değerlendirme ya da kamuoyu istişaresi yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları kamuoyuna açıklanmış mıdır?

  19. Alternatif senaryolar — örneğin "kış saati uygulamasına geri dönüş", "ikili saat dilimi", "yerel mesai farkı" veya "kademeli geçiş modeli" — teknik olarak incelenmiş midir? Bu senaryoların enerji, sağlık ve sosyoekonomik etkilerine ilişkin karşılaştırmalı bir analiz mevcut mudur?

  20. Kalıcı yaz saati uygulamasının devamına ilişkin nihai kararın alınmasında hangi teknik, ekonomik ve toplumsal göstergeler belirleyici olmuştur? Bu göstergelerin güncelliği ve doğruluğu nasıl denetlenmektedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

28-4 7-35849

Ülkemizde 2016 yılından beri uygulanmakta olan sabit saat uygulamasının ekonomik ve sosyal açıdan etkinliğinin yeniden değerlendirilmesi amacıyla Bakanlığımız koordinatörlüğünde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından yürütülen çalışmada; Ülkemizin batısındaki nüfus, kentleşme, sanayileşme ve enerji yoğunluğu dikkate alındığında, Ülkemizde uygulanmakta olan saat diliminin GMT43'de sürekli bulunmasının nüfusun büyük bölümünün gün ışığından daha uzun süre faydalanmasına ve enerji verimliliğine kayda değer katkı sağladığı tespit edilmiş olup, bu çerçevede tüm yıl boyunca yaz saati uygulaması ile her mesai aralığı için karanlıkta kalınan sürenin eski saat uygulamasına göre 64 saat azaldığı ortaya konulmuştur. Yanı sıra aynı analizlerde saat değişimlerinin getirdiği kaygı, stres, depresyon gibi olumsuzlukların daha az yaşanacağı ortaya konulmuş ve bu sonuçlar doğrultusunda sabit saat uygulamasına geçilmiştir.

Sabit saat uygulamasıyla, akşam mesai ve okul çıkışlarına denk gelen karanlık zaman diliminin azaltıldığı, kış mevsimi etkisi ile gün içi aydınlık süreleri de düşünüldüğünde vatandaşlarımızın aydınlıktan daha çok fayda sağlayacağı ve havanın kararına saatlerinde önceki yıllara göre daha büyük tasarruf oranın elde edileceği görülmüştür.

Sabit saat uygulamasından önce 17:00'da gerçekleşen akşam puantı, ilerleyen saatlere doğru yayılmış ve böylelikle puantın teknik olarak yönetimi daha kolay hale gelmiştir. Yine sabit saat uygulamasının başladığı Ekim 2016 ile Mart 2025 tarihleri arasında bugünün elektrik fiyatlarıyla yaklaşık 27 milyar TL karşılığı olan 13 milyar kWh enerji tasarrufu sağlanmıştır.

Ayrıca, Okul başlangıç saatlerine ilişkin olarak; bu konuda belirli sınırlar dâhilinde kaydırma yapılabilmesine yönelik yetki, valiliklere bırakılmış olup bu kapsamda okullarda ders başlangıç ve bitiş saatlerinde değişiklik gerçekleştirilebilmektedir.

Meteoroloji mühendisliği, elektrik mühendisliği, psikoloji, sosyoloji ve ekonomi alanlarında çalışmalar yürüten akademisyenler ile uzmanlardan oluşan bir ekip tarafından hazırlanan raporun "Yönetici Özeti" kısmında aynen;

"Dünyada ve ülkemizde kıştan yaza geçiş dönemlerinde yani Mart ayının son hafiası ve Ekim ayının son haftası arasında saat değiştirme politikası olarak bilinen Yaz Saati Uygulaması'nın (YSU) asıl amacı Ekim ayının son haftası ve Mart ayının son hafiası aralığında Kış Saati Uygulamasının (KSU) sebep olduğu elektrik tüketim kaybının gün ışığından daha fazla yararlanarak azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılmasıdır. Gün ışığına göre günlük sektörel planlama yapılması durumunda toplam elektirik tüketimleri önemli miktarda azaltılarak bunun sonucunda elektrik kullanımında tasarruf sağlanacaktır.

Öncelikle ilgili mevzuata bakıldığında: Ülkemizde saatlerin ayarlanmasına dair 26.12.1925 tarih ve 697 sayılı "Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun" Madde 2'de "Greenwich göre otuzuncu derecede bulunan boylam dairesi bütün Türkiye Cumhuriyeti saatleri için esas alınır. Ayrıca başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilmek ve bir saati aşmamak şartıyla yaz saati uygulamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir." denilmektedir. Buna ilave olarak 697 sayılı "Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun"un ikinci Maddesi 06.12.1984 Tarihli ve 3097 Sayılı Kanunun birinci Maddesi ile değiştirilmiştir. Bu tarihten itibaren Türkiye'de Mart ayı sonunda saatler | saat ileri alınmakta; Ekim ayı sonunda da 1 saat geri alınmaktadır. Yaz Saati Uygulaması (YSU) olarak ifade edilen bu değişikliğin temelinde "Gün Işığından Daha Fazla Yararlanma" fikri yatmaktadır.

YSU ve Kış Saati Uygulaması (KSU) 'nın detaylı analizi için Türkiye'nin son altı yılına ait elektrik tüketimi, sıcaklık, bağıl nem ve bulutluluk verileri saatlik zaman ölçeğinde ele alınmıştır. Bütün bu veriler Türkiye iklimi ve coğrafyası hesaba katılarak analizlerde kullanılmıştır. Yaklaşık 100 milyon satırdan oluşan ve her bir satırda 3 verinin olduğu yani toplamda 500 milyon saatlik elektrik tüketim verisi, bunun yarısı kadar meteorolojik değişkenlerin saatlik verisi ve işleme katılanlar da düşünüldüğünde 1 milyar veri ile metin içerisinde detayları altbaşlıklar halinde verilen "Ana YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR | OLUM . SAS)

Bileşenler Çözümlemesi (4BÇ), Doğrusal Çoklu Regresyon (DÇR), Saat Değişim İndeksi (SDİ) ve Puant Değerler Analizi (PDA)" yöntemlerinin analizleri gerçekleştirilip yorumları yapılmıştır. Kısacası işlenen, yöntem ve analizlerin sonuç verileri de düşünüldüğünde toplamda yaklaşık 1 milyar veri ile araştırma sonlandırılmıştır. Bu miktarda veri yapılan araştırmanın ve elde edilen sonuçların güçlü bir dayanağını oluşturmuştur. Bu çalışmada aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. e Dünyada saat uygulamaları detaylı araştırılmış, YSU ve KSU durumlarında ülkemiz ile diğerler devletler arasında oluşan ve oluşabilecek saat farkları ortaya konulmuştur. Elde edilen önemli sonuçlardan birisi saat farklarının doğal süreçte etkisinden kaçınılamaz bir gerçeklik olduğudur. Rusya Federasyonu'nda 11 farklı zaman dilimi kullanılmakta olup doğu-batı arasındaki zaman farkı 9 saattir. Amerika Birleşik Devletleri'nde doğu-batı arasındaki zaman farkı 4 saat olup Kanada'da 5 saate çıkmaktadır. Ülkeler bu doğal zorunluluklara ve zorluklara rağmen ekonomik, siyasi ve idari işlemleri ulusal/uluslararası süreçlerle başarılı bir şekilde düzenlemektiedirler. Bir anlamda ülkemize dayatılan diğer devletler ile ortak bir zaman diliminde buluşma zorunluluğu dünyada bulunmamaktadır. Güneş ışınımı ve özellikleriyle birlikte astronomik hesaplamalar ve atmosferin gün ışığına olan etkileri teorik anlamda ele alınmış ve detayları verilmiştir. KSU sürecinin başlamasıyla birlikte gün uzunluğuna bağlı olacak şekilde farklı mesai saatleri göz önünde bulundurularak illerin karanlıkta kalma saat miktarları hesaplanmış ve haritaları çizilmiştir. Bunun sonucunda gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde en uygun mesai saatlerine ait değerler ve haritalar elde edilmiştir. Bu haritalar yardımıyla yıl boyunca karanlıkta kalma saat miktarları belirlenmektedir. e Türkiye geneli veriler düşünüldüğünde A4BÇ yöntemi kullanılarak her bir değişkenin © kapsama oranları belirlenmiştir. Ana bileşen elektrik tüketim verisi olup bütün veriler birlikte düşünüldüğünde toplamın temsil edilmesinde 2653, sıcaklık 9623, bağıl nem 2616 ve bulutluluk 208 oranlarında etkili olmaktadırlar. Burada sadece bir değişkene göre sonuca varmak hatalara sebebiyet vermektedir. Kullanılan elektrik ve meteorolojik değişkenlerin bütün veriyi kapsama, diğer bir ifade ile temsil haritaları elde edilmiş ve sunulmuştur. Bunlara ilave olarak elekirik tüketimi ile dış koşulları ve mevsimsel değişimleri temsil eden meteorolojik değişkenler arasındaki ilişkiler doğrusal çoklu regresyon (DÇR) analizi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen modellerin sonucunda elekirik tüketimi ve meteorolojik değişkenler arasında yüksek oranda ilişki olduğu görülmüştür.

"e Ülkemizin Ege, Akdeniz Kıyıları ve Güney Doğu Anadolu'nun büyük bir kesiminde puani değerler yaz aylarına kaymış durumdadır. Buna karşın elekirik tüketiminin en yüksek olduğu Marmara Bölgesinde puani değerler hala kış aylarında gerçekleşmektedir. Puant değerler özellikle enerji planlamasında hayati öneme sahiptirler. YSU'dan KSU'ya geçiş süreçleri ve KSU süresince elektirik tüketiminin puanı değerleri direk etkilenmekte olduğu bu çalışma sonucunda ortaya koyulmuştur. Ayrıca elde edilen önemli sonuçlardan birisi de KSU döneminde puani değerlerin hem yükseldiği hem de gün içerisine kayarak uzadığıdır.

"e KSU'dan kaynaklanan ilave elektrik tüketiminin belirlenmesi için farklar temeline dayanan bir yaklaşım geliştirilmiş ve bu yaklaşım geçerliliği önce bütün illere daha sonra da özellikle KSU/YSU zamanlarında ısiima/soğulmaya ihtiyaç duymayan illerimizin verisi kullanılarak ispatlanmıştır. Veriler yıllık olarak değerlendirildiği gibi ayrıca geneli temsil etmesi maksadıyla 6 yıllık sürecin ortalaması alınarak da hesaba katılmışlardır. Hesaplamalar yapılırken 08:00-17:00, 08:30-17:30 ve 09:00-18:00 gibi farklı mesai senaryoları düşünülmüştür. Bu analizler sonucunda KSU dan kaynaklanan ilave elektrik tüketimleri 08:00- 17:00 mesai saat aralığı düşünüldüğünde 626.068 - 2.375.061 MWh, 08:30-17:30 mesai saat aralığı düşünüldüğünde 5.788.685 - 6.523.240 MWh ve son olarak 09:00-18:00 mesai saat aralığı düşünüldüğünde ise 5.885.005- 6.450.746 MWh arasında değişmektedir. Bu değerler hesaba katılan yılların KSU sürelerinin ortalama toplam tüketimleriyle karşılaştırıldığında

YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR DONEM ; ESASNO

28-4 O: 735849

208.58'e kadar çıkmakta, yıllık toplam elektirik tüketimi ile karşılaştırıldığında ise 963.62'e kadar yükselmektedir. Bu sonuçlar farklı mesai saatleri düşünülerek ayrıca tablo halinde sunulmuştur. e Burada dikkat çekilmesi gereken diğer bir önemli nokta ise hesaplanan sonuç değerlerin tüketim verisi olmasıdır. Bir anlamda kapasite faktörlerini temsil etmekte olup kurulu güç olarak düşünüldüğünde örneğin rüzgarda en az 3, güneşte ise en az 6 katı kadar miktarda santral o kapasitesini düşünmek gerekmektedir. Örneğin güneş santrali açısından düşünüldüğünde ortalamada 3156 MW kapasitesinde kurulu gücün, rüzgar santrali açısından 1978 MW kapasitesindeki kurulu gücün üretimine denk gelmektedir.

" Bu çalışmada ayrıca yıl boyunca kesintisiz YSU'ya geçilmesi alternatifinin, mevcut duruma kıyasla Türkiye'de elekirik tüketimin yol açtığı değişikliğin finansal boyutu hesaplanmıştır. Farklı mesai saatlerine göre ortalamada 1.897.135.308 TL, maksimum olarak ise 2.685.617.908 TL ekonomik kayıp oluşmaktadır.

"e İklim değişikliği gibi önem taşıyan süreçler de hesaba katıldığında KSU YSU'dan dolayı ilave elekirik tüketim değerlerinin karbon üretim karşılıkları düşünüldüğünde aslında ekonomik zararın daha yüksek olacağı aşikardır. Kısacası hesaplanan bu değerler ihtiyatlı yaklaşımın sonucu olup karbon değerleri de ilave edildiği takdirde maliyet daha yüksek olacaktır. e KSU ve YSU'nun insan psikolojisi üzerindeki etkisi detaylı incelenmiştir. Yaz/Kış Saati Uygulaması amaçları, faydaları ve zararları bakımından tüm zamanlarda tartışma konusu olmuştur. Ekonomi, enerji, politika, sağlık gibi başlıklar altında incelenen bu uygulamanın dinamikleri psikolojik ve fizyolojik açıdan da ele alınarak araştırılmıştır. Gün ışığı kullanımı, biyolojik saat, kaygı, stres, depresyon gibi yaz ve kış saati uygulamaları neticesinde olumsuz anlamda etkilendiğini düşündüğümüz bu kavramlarla ilgili çalışmaları incelediğimizde Yaz/Kış Saati Uygulamasını takip eden süreçlerde kalp rahatsızlıklarının arttığı, trafik kazalarında göze çarpan bir artış olduğu, özellikle Kış Saati Uygulamasını takiben, çalışan kesimin depresyon riskinin arttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. e Sosyolojik açıdan, YSU-KSU'nın uygulanıp uygulanmamasında, tarihsel ekonomi-politik koşullar ve bölgesel kararların etkili olduğu, uygulamanın erken dönem gerekçelerin tarihsel ve bölgesel olarak genellenemeyeceği öne sürülmekte, bununla birlikte saat değişiminin insan ve toplum refahını ilgilendiren diğer toplumsal alanlarda olumsuz etkileri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, günümüzde ülkelerin kendi koşulları ve verileri doğrultusunda uygulamadan vazgeçmeye ve bu durumda hangi saat diliminde kalacaklarına yine kendi koşulları ve verileri doğrultusunda karar vermeye başladıkları vurgulanmaktadır.

Somut verilere dayanan tüm hesaplamalar ve metin içerisinde görülebilecek olan detaylı değerlendirmeler sonucunda KSU saat değişiklikleri ülkemize enerji tüketimi açısından herhangi bir olumlu katkı sunmamaktadır. Tam tersine elektirik tüketiminin artmasına sebebiyet verdiği proje süresince elde edilen matematiksel ve istatistiksel işlemlere dayalı sonuçlar ile ortaya konulmuştur. Bütün mesai çalışmalarında güneş ışınımından daha fazla yararlanma ilkesi esas alınmalıdır. Bunun için de YSU'nın yıl boyunca uygulanması enerji planlaması, ekonomik kazanç, sosyolojik ve psikolojik anlamda daha doğru olacaktır. YSU'nun yıl boyunca uygulanması için gerekli kanun ve mevzuatın değiştirilmesi önerisi somut sonuçlara dayalı olarak yapılmaktadır. " şeklinde ifadelere yer verilmiştir.

Bununla birlikte; sabit saat uygulamasına ilişkin olarak, Avrupa Parlamentosu 26 Mart 2019 tarihinde kabul edilen teklif ile üye ülkelere sabit saat uygulamasına geçmeyi tavsiye etmiştir.

İspanya Başbakanı, 20.10.2025 tarihinde yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği'nin (AB) 2026 yılından itibaren kalıcı yaz saati uygulamasına geçmesini istediklerini açıklamıştır. Gerekçe olarak; değişken saat uygulamasının tasarruf sağlamadığı ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu

YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN CEVAPLAR DÖNEM ; ESASNO

28-4 7-35849 belirterek, konuyu AB Ulaştırma, Telekomünikasyon ve Enerji Konseyi toplantısında gündeme getireceklerini ifade etmiştir.

Ayrıca ABD'de sabit saat uygulamasına ilişkin 2018 yılında sunulan yasa teklifi 2022 yılında senatodan geçtiği halde hükümet tarafından uygulamaya konulmamıştır. Ancak yeni dönemde mevcut Başkan tarafından Senato ve Temsilciler Meclisi üyeleri sabit saat uygulamasına geçme konusunda karar almaya davet edilmiştir.

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir