İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/19806 GEÇ CEVAPLANDI · 122 GÜN

Bazı belediyelere yapılan kayyım atamalarına ilişkin

Kaynak göster

Öznur Bartin (DEM Parti), 25 Kasım 2024 tarihinde 7/19806 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 122 gün sonra, 27 Mart 2025).

Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Bazı belediyelere yapılan kayyım atamalarına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/19806, 25 Kasım 2024. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-19806-bazi-belediyelere-yapilan-kayyim-atamalarina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/439957c9-77f7-409d-9af8-0193677bdd54

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 122 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. bekl.

Öznur Bartin

Hakkâri Milletvekili

Gerekçenin tamamını göster (10 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Türkiye'deki kayyım atamalarının, özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde halkın demokratik iradesini hiçe sayarak merkezi otoritenin baskısını artırdığı iddia edilmektedir. Batman, Mardin, Esenyurt, Halfeti ve Hakkâri gibi iller ve ilçelerdeki protestolar sırasında güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı, işkence ve kötü muameleye dair ciddi iddiaların ortaya çıktığı ileri sürülmektedir. Maskeli, sivil ve resmi polislerin denetimsiz bir şekilde şiddet uyguladığına ilişkin iddialar hem halkı hem de basın mensuplarını hedef almasının, demokratik hakların ihlali teşkil ettiği iddia edilmektedir. Bu bağlamda, kayyım uygulamalarının derhal sonlandırılması ve güvenlik güçlerinin hukuka aykırı davranışları nedeniyle sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiği savunulmaktadır.

3 Haziran 2024 tarihinde Hakkâri Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış, Van'da gözaltına alınmış ve 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde Eş Başkanlar Mehmet Sıddık Akış ve Viyan Tekçe'nin kazandığı Hakkâri Belediyesi'ne kayyım atanmıştır. Benzer şekilde, 31 Ekim 2024 tarihinde, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in tutuklanmasının ardından İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy'un kayyım olarak atanması duyurulmuştur. Bu kayyım atamalarını, halkların iradesinin gaspı olarak değerlendirilmektedir.

4 Kasım 2024 tarihinde Batman'da Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük'ün görevden alınarak kayyım atanması, şehirde geniş çaplı protestolara yol açmıştır. Belediye binası önünde toplanan yurttaşlar, kayyım atamalarına yönelik tepkilerini barışçıl bir şekilde dile getirirken, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşı karşıya kalmıştır. Görgü tanıkları, ters kelepçe ile gözaltına alınan protestocuların uzun süre belediye binasının duvarı dibinde bekletildiğini; bu sırada birçok protestocunun fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını iddia etmektedir.

Mardin?de kayyım atamalarına yönelik protestolarda güvenlik güçlerinin sert müdahalesi ile bastırılmak istenmiştir. Güvenlik güçleri sokakları abluka altına alarak halka müdahale ederken gözaltına alınan kişilere kötü muamele, cinsiyetçi hakaretler ve fiziki darp gibi insan onurunu zedeleyici uygulamalarda bulunulduğu iddia edilmiştir. Gözetim altında iken darp edilenlerin hastaneye gitmelerinin engellendiği öne sürülmüştür.

Sivil protestolara karşı kullanılan bu sert müdahaleler, anayasal ve uluslararası düzeyde korunan ifade özgürlüğüne aykırılık teşkil etmekte olup, halkın barışçıl bir şekilde demokratik haklarını arama taleplerine karşı bir baskı mekanizması olarak değerlendirilmektedir.

Halfeti?de de kayyım atamalarına karşı protestolara katılan yurttaşlar üzerinde artan güvenlik baskısı dikkat çekmiştir. 6 Kasım 2024 tarihinde gerçekleştirilen ev baskınlarında, güvenlik güçlerinin aşırı güç kullandığı ve gözaltı sırasında fiziksel şiddet uyguladığı iddiaları gündeme gelmiştir. Gözaltına alınanların, fiziksel darp ve hakaret gibi insan haklarına aykırı muameleye maruz kaldığı öne sürülmektedir. Yusuf Yeşiltepe isimli yurttaşın boyun, kol ve yüzünde morluklar oluşması gibi vakalar, bölgede güvenlik güçlerinin baskı aracı olarak şiddete başvurduğu iddialarını güçlendirmektedir.

Kayyım atamaları, halkın demokratik iradesini gasp eden bir yönetim modeli olarak özellikle Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde baskı aracı olarak kullanılmaktadır. Batman, Mardin, Halfeti, Esenyurt ve Hakkâri"deki şiddet olayları, devletin denetim ve otorite gücünü pekiştirme çabası olarak değerlendiriliyor.

Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmesi ve Avrupa Konseyi Protokolleri, işkenceyi yasaklamakta ve devletlere bu ihlalleri önlemek için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirmektedir. Güvenlik güçlerinin, özellikle maskeli polislerin, sivil ve resmi polislerin işkence ve kötü muameleye başvurduğuna ilişkin iddialar, Türkiye'nin iç hukuk ve uluslararası yükümlülükleri açısından insan hakları ihlaline yol açacağı yönündeki endişeleri artırmaktadır.

Maskeli polislerin, denetimden kaçırılarak sokaklarda şiddet uyguladığı ve halkı hedef alarak keyfi gözaltılar gerçekleştirdiği iddiaları, devletin şiddet kullanma ve denetimsizlik politikalarının bir örneği olarak değerlendirilmektedir. İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre, 253 kişi gözaltına alınmış ve 33 kişi tutuklanmıştır. Bu gözaltı ve tutuklamaların, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanarak gerçekleştirdiği operasyonların boyutunu ve kapsamını açıkça ortaya koyduğu iddia edilmektedir. Gözaltına alınanlar arasında gazeteciler ve siviller yer almakta, özellikle kadın gazetecilerin hedef alındığının öne sürülmesi, basın özgürlüğüne ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Ayrıca, gözaltı sırasında uygulandığı iddia edilen işkence ve kötü muameleye dair çok sayıda şikâyet ve tanıklığın, güvenlik güçlerinin hukuka aykırı hareket ettiğine işaret ettiği iddia edilmektedir. Basına yönelik şiddet ve sansürün, ifade özgürlüğünü ihlal eden ciddi bir sorun oluşturduğu ve basın mensuplarına yönelik gözaltı ve işkence iddialarının detaylı bir şekilde incelenmesi elzemdir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Kayyım atamaları sırasında güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı ile ilgili olarak Bakanlık tarafından yapılmış herhangi bir inceleme veya soruşturma bulunmakta mıdır?

  2. Kayyım atamaları halkın demokratik iradesine müdahale olarak değerlendirildiğinde, Adalet Bakanlığı bu uygulamayı hangi yasal ve idari gerekçelere dayandırmaktadır?

  3. Güvenlik güçlerinin protesto gösterilerine müdahale sırasında işkence ve kötü muameleye başvurdukları iddialarına karşı ne gibi adımlar atılacaktır?

  4. Gözaltı sırasında işkence ve kötü muameleye uğrayan yurttaşların tazminat talepleri ve yasal haklarıyla ilgili Bakanlık tarafından bir düzenleme yapılacak mıdır?

  5. Özellikle gazetecilere yönelik gözaltı ve şiddet uygulamalarına karşı, basın özgürlüğünü korumak için hangi önlemler alınmaktadır?

  6. Kayyım atamaları sırasında, yerel yönetimlere yönelik müdahalelerin yasal ve anayasal sınırları ne şekilde denetlenmektedir?

  7. Hakkâri, Batman, Mardin, Halfeti ve Esenyurt gibi bölgelerdeki protestolarda güvenlik güçlerinin aşırı güç kullanımı sonucu sorumlu polislerin yargı önüne çıkarılması ve cezalandırılması için ne gibi işlemler başlatılmıştır? Hakkında soruşturma başlatılan ve açığa alınan kolluk sayısı kaçtır?

  8. İşkenceye karşı uluslararası yükümlülükler doğrultusunda Türkiye'nin adım atmayı planladığı reformlar nelerdir? i

  9. Hükümetin uyguladığı güvenlik politikalarının, halkın demokratik haklarını güvence altına alacak şekilde nasıl şekillendirileceğine dair bir plan mevcut mudur?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1542410 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/19806 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99, maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

ADALET BAKANLIĞI Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1729-1151/1677 Konu : Yazılı soru önergesi nb / 0/2025

Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/19806 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fikrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.

Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmalara verilen 06/02/2025, 10/02/2025, 11/02/2025 ve 19/02/20/25 tarihli cevaplarda; soru önergesinde bahsi geçen olaylarla ilgili olarak protesto eylemlerine katılan bir çok kişi ve bazı kamu görevlileri hakkında adli ve idari soruşturmaların başlatıldığı, bunların bir kısmında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiği, bir kısmında adli ve idari soruşturmaların devam ettiği, bir kısmında ise kamu davaları açıldığı ve yargılamaların devam ettiği, diğer bir kısmında ise yapılan yargılama sonucunda verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu ve istinaf incelemesinin devam ettiği bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana httn://vatandaş.uvan.şov.tr adresinden İNV29Yb - NH57B25 - t/BPGZZ - PkXAdE— ile erisehilirsin

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. 1 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir