R tipi cezaevlerine ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 104 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Av. Dr. M. Sezgin TANRIKULU Diyarbakır Milletvekili
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 1 Nisan 2024 tarihli verilerine göre; 13 bin 561'i kadınlardan, 2 bin 912'si çocuklardan ve 4 bin 683'ü de 65 yaş üstü bireyler olmak üzere cezaevlerinde 322 bin 780 kişi bulunuyor. İnsan Hakları Kuruluşlarının incelemeleri ya da basın yoluyla ulaşılan verilere göre de hasta tutuklu ve hükümlülerin sayısı da 1600 civarında; 4 bin 683'ü yaşlı ve 1600'ü hasta olmak üzere, cezaevinde kalması riskli 6 bin 283 tutuklu ve hükümlü mevcut.
Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
İnfaz Kanunu'nun 16. maddesine göre Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) vereceği veya onaylayacağı "Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama nedeniyle cezaevinde kalamaz." raporu, yaşlı ve hasta yurttaşlarımızın cezaevinde kalmaması için hukuki bir yol; ancak bu da ilgili infaz savcılığının kararına bağlı.
Kamuoyuna yansıyan başvurulara, haberlere bakıldığında; ATK raporları, farklı sağlık kurumlarının da yaptığı sürekli hastalık ve sakatlık değerlendirmelerine rağmen, hasta ve yaşlı mahpusların cezaevinde kalabileceği yönünde hazırlanmakta. Hatta Adli Tıp Kurumu, hasta ve yaşlı mahpusların rehabilitasyon merkezi olarak nitelenen R tipi cezaevlerinde tutulabileceğini"de raporlarında belirtiyor.
Bazı durumlarda Adli Tıp Kurumu, hastalık veya yaşlılık kaynaklı "Cezaevinde kalamaz" raporu verse dahi infaz savcılıkları ceza ertelemesini onaylamıyor; siyasi davalar neticesinde cezaevlerinde olan hasta ve yaşlı yurttaşlarımızın çoğu, bulundukları kurumun idarecileri veya infaz savcılıkları tarafından "tehlikeli" olarak değerlendirildiğinden, sağlık durumları cezaevi için elverişli olmasa da tutuklu kalmaya devam ediyorlar.
Adalet Bakanlığı, 2012 yılında, hasta ve yaşlı yurttaşları tahliye etmek yerine, onlara özel R tipi cezaevleri açmaya karar verdi. Metris, Menemen, Elazığ R Tipi Cezaevleri açıldı; bazı cezaevleri de hasta tutuklu ve hükümlüler için ayrıldı.
R tipi cezaevleri, tutuklu ve hükümlülere dönük kötü muameleyle kamuoyunun tepkisini çekti. R tipi cezaevlerinde çalışan hastabakıcı ve diğer personelin kötü muamele gösterdikleri iddiaları, odalarda tek başlarına kaldıkları için ihtiyaçlarını karşılayamadıkları, yemeklerin ve hijyen koşullarının kötülüğü, yetersizliği gibi insan hakları ihlalleri oluşturabilecek durumlar kamuoyuna yansımıştır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Adalet Bakanlığı verilerine göre; kayıtlı hasta tutuklu ve hükümlü sayısı kaçtır?
Hasta veya 65 yaş üstü; hükümlü ve tutuklu yurttaşlarımızın kaçı ortak koğuşlarda, kaçı tek kişilik hücrelerde kalmaktadır?
"Cezaevinde kalamaz raporu" olmasına rağmen tahliye veya ceza erteleme kararı ilgili infaz savcılığın inisiyatifine bağlı; dolayısıyla ATK raporlarının yasal ve hukuki bir netliğe bağlanabilmesi açısından Bakanlığın çalışması var mıdır?
Siyasi davalar neticesinde cezaevine giren yurttaşlarımız için sağlık durumlarına istinaden "Cezaevinde kalamaz raporu" olmasına rağmen neredeyse tamamıyla ilgili kurum yöneticileri ve infaz savcısı tarafından 'tehlikeli' kararı verilerek ceza ertelemesi yapılmıyor; bu durum ağır insan hakları ihlallerine yol açmaktadır. Bu ihlallerin giderilmesi için Bakanlığın alacağı kararlar, gerçekleştireceği düzenlemeler nelerdir?
Adalet Bakanlığı, 2012 yılında, hasta ve yaşlı yurttaşları tahliye etmek yerine, onlara özel R tipi cezaevleri açmaya karar verdi; ancak kamuoyuna da yansıyan, bu cezaevlerinde yaşanan kötü muamele ve yetersiz koşullara dair alınan tedbirler, izlenen yasal süreçler nelerdir?
Adli Tıp Kurumunun vereceği raporla alınacak ceza erteleme veya tahliye kararlarının da düzenlendiği İnfaz Kanunu'nun 16. maddesi, mevcut hak ihlallerinin giderilmesi ve yeni hak ihlallerinin oluşmaması için bu yönde düzenlenecek midir?
R Tipi Cezaevleri, cezaların ertelenmesinin engellenmesi için kullanılıyor ve Adli Tıp Raporlarında hastalar için "Cezaevinde kalabilir" ibareleri yer alıyor; buna dayanarak R Tipi Cezaevine gönderiliyorlar; ancak hekimler hastaların nerede kalabileceklerini değil, bulundukları mekanın sağlık açısından uygun olup olmadığını raporlayabilirler, dolayısıyla "Cezaevinde kalabilir" ibaresi nedeniyle oluşan hak ihlalleri için Bakanlığın bir çalışması var mıdır?
R Tipi Cezaevleri hakkında kamuoyuna da yansıyan kötü muamele ve hijyenik olmayan koşullar söz konusu. Cezaevlerinin tamamı etkin bir biçimde denetlenmeli; fakat hasta yurttaşlarımızın kaldığı R Tipi Cezaevlerinin daha sık ve daha etkin denetlenmesi gerekiyor; dolayısıyla Bakanlığın bu cezaevleriyle ilgili denetim planlaması ve sıklığı nedir?
İnfaz Kanunu'na eklenen bir maddeyle; hasta yurttaşlarımızın tahliyesi gündeme geldiğinde infaz savcılıkları "Toplum için tehlikeli" kararıyla tahliyeleri engelleyebiliyorlar. Yargılama süreci olmadan, sadece savcılık kararıyla tahliye engelleme kararı hukuki olmayan ihlalleri yaratmaktadır. Bu ihlallerin önüne geçmek için Bakanlık tarafından ne gibi planlamalar yapılmaktadır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1550133 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Diyarbakır Milletvekili Dr. M. Sezgin Tanrıkulu tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/20324 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1801-718/1064 , Konu : Yazılı soru önergesi 26. /(0$ 0025
Sayın Dr. M. Sezgin TANRIKULU Diyarbakır Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/20324 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.
Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 46$1 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca Ziyaretler düzenlenebilecektir.
Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.
Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.
11- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; A) "Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması" kenar başlıklı 23. maddesinin birinci
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana hitp://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden JMa70C9 - kehHY27 - CppOAğc - by /08Y- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü fıkrasının (a) bendinde, hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, akli ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâki eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılacağı; hükümlülerin, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilecekleri,
B) "Hükümlülerin gruplandırılması" kenar başlıklı 24. maddesinin birinci fikrasında hükümlülerin, ilk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadi suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler; akli ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler; tehlike hâli taşıyanlar, terör suçluları ile suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular şeklinde gruplara ayrılacağı; ikinci fıkrasında hükümlülerin ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılacağı,
C) "Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı" kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fikrasında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olan hükümlünün tek kişilik odada barındırılacağı,
Ç) "Hükümlünün barındırılması ve yatırılması" kenar başlıklı 63. maddesinin üçüncü fıkrasında, kadınların erkeklerle, hükümlülerin tutuklularla, çocukların yetişkinlerle, örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmeyeceği,
Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
Bu kapsamda hükümlü ve tutukluların gözlem, sınıflandırma, gruplandırma ve odalara yerleştirme işlemleri, anılan mevzuat hükümleri doğrultusunda Ceza İnfaz Kurumları İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla gerçekleştirilmekte olup, bu kararlara karşı yargı yolu açıktır.
HMI- A) Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklular, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaş gibi tüm sağlık hizmetlerinden tıbbi gereklilik çerçevesinde ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda faydalanmakta olup, her türlü muayene ve tedavileri Devletin teminatı altında ve ücretsizdir. Hükümlü ve tutukluların beden ve ruh sağlığının korunması ve hastalıklarının tanısı için ilk muayene ve tedavi hizmetleri ceza infaz kurumlarında verilmekte; ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon gerekenler Devlet hastanelerine, daha ileri sağlık hizmeti gerekenler ise üniversite hastanelerine sevk edilmektedir.
B) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara ilişkin sağlık koşullarının düzenlenmesi ve sağlık hizmetine erişimin daha da etkili ve verimli hale gelebilmesi için 30/04/2009 tarihli Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı Arasında Ceza İnfaz Kurumlarındaki Sağlık Hizmetlerinin Düzenlenmesi Hakkında Protokol ve 26/01/2017 tarihli Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları Arasında Düzenlenen Protokol hükümleri dikkate alınarak her türlü çalışma ve düzenleme yapılmaktadır.
©) Hükümlü ve tutukluların; ayakta ve yatarak tedavilerinde muayene, tetkik, tahlil, kontrol, ilaç, diş protezi ve tıbbi malzemeleri Sağlık Bakanlığı, hastane tarafından temini mümkün bulunmayan tıbbi malzemeler (ortez, protez, gözlük, işitme cihazı, şeker ölçüm Mevzuat Genel Müdürlüğü çubuğu vb.) ile ilaç bedelleri ise Adalet Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır.
Ç) Öte yandan; hastalığı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor bekleyen ya da tek başına öz bakım becerisini yapamayan ve başkasının bakımına muhtaç olan hasta tutuklu ve hükümlülerin barındırılması, rehabilite ve tedavilerini sağlamak amacıyla Metris ve Elazığ R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile Menemen R Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu faaliyete geçirilmiştir.
IV- 5275 sayılı Kanunun;
A) "Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi" kenar başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasında, akıl hastalığı dışındaki hastalıklarda cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde devam olunacağı, ancak bu durumda bile hapis cezasının infazının, mahkumun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa iyileşinceye kadar geri bırakılacağı; üçüncü fıkrasında, belirtilen geri bırakma kararının, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığınca verileceği; altıncı fikrasında ise maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkumun cezasının infazının, üçüncü fikrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabileceği,
B) "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" kenar başlıklı 105/A maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlülerin, bu durumlarını, Adli Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirmeleri ve diğer şartları da taşımaları hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezanın infazı usulünden yararlanabileceği,
©) 14/04/2020 tarihli ve 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla, 5275 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddenin ikinci fikrası uyarınca, 30/03/2020 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar hariç olmak üzere; sıfir-altı yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile yetmiş yaşını bitirmiş hükümlüler hakkında 105/4 maddesinin üçüncü fikrasında yer alan "iki yıl"lık sürenin, "dört yıl" olarak uygulanacağı; maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen altmışbeş yaşını bitirmiş hükümlülerin koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerin, azami süre Sınırına bakılmaksızın 105/A maddesinde düzenlenen denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebileceği; ağır hastalık, engellilik veya kocama hâlinin, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca veya Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bir raporla belgelendirileceği,
Hükümlerinin yer aldığı malumlarıdır.
Söz konusu geçici 6. madde hükmü, 15/04/2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana hitp://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden JMa70C9 - kehHY27 - cppOA8c - by /08Y- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, ilgili makam ve mercilerce bu madde hükmü uyarınca işlem yapılmaktadır.
V- Ülkemizdeki tüm ceza infaz kurumlarında iş ve işlemler, başta 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde insan onuruna saygı ilkesi esas alınarak yürütülmektedir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
Yılmaz TUNÇBakan