Adana 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun adil yargılanmadığı iddiasına ilişkin
Kaynak göster
Ömer Faruk Gergerlioğlu (DEM Parti), 8 Ocak 2025 tarihinde 7/21830 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 184 gün sonra, 11 Temmuz 2025).
Ömer Faruk Gergerlioğlu (DEM Parti, Kocaeli). “Adana 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde bulunan bir mahkumun adil yargılanmadığı iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/21830, 8 Ocak 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-21830-adana-1-nolu-yuksek-guvenlikli-kapali-cezaevinde-bulunan-bir-mahkumun-adil-yargilanmadigi (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/cfaffef9-629d-428d-b397-01944af3708b
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 184 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın
98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Tarafıma iletilen mesajda; "Ben Hacı Aslan, Adana I Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kalıyorum. 30 yıldır cezaevindeyim. 2012 yılında barış, kardeşlik ve tecridin sonlanması amacıyla Gümüşhane E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda başlattığım ölüm orucu sonrası Erzurum 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nden 13 yıl 6 ay ceza aldım. 2018 yılında Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi ölüm orucu eyleminin ülkede yaşanan Hendek olaylarıyla bağı var gerekçesiyle tarafıma 7 yıl 6 ay daha ceza verdi. Bilindiği üzere açlık grevinin ve ölüm orucunun TCK'da suç tanımları bulunmamaktadır. Açlık grevi eylemini 2012'de Hendek olayları ise 2014"te gerçekleşti. Bu süreler yattığım sürelere eklenince cezam 50 yılı geçiyor ve ilgimin olmadığı söylem ve gerekçelerle mağdur ediliyorum." ifadeleri yer almaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Tarafıma iletilen iddialar doğru mudur?
Türkiye'deki cezaevlerinde hükümlülerin ölüm orucu eylemleriyle ilgili yasal bir düzenleme mevcut mudur?
Eğer bu iddialar doğruysa Hacı Aslan'ın başlattığı ölüm orucu eyleminin ardından aldığı cezalar ile ilgili olarak, ölüm orucunun Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suç olarak tanımlanmaması göz önünde bulundurulduğunda, bu cezalar hangi hukuki temele dayanmaktadır?
Eğer bu iddialar doğruysa Hacı Aslan'ın 2012 yılında başlattığı ölüm orucu eylemi ile 2014 yılındaki Hendek olayları arasında doğrudan bir bağ olmadığı gerekçesiyle, bu eyleme dayalı - olarak verilen cezaların hukuki geçerliliği konusunda bir değerlendirme yapılmış mıdır?
TBMM Halkla İlişkiler Binası 2. Kat,2 Nolu Banko Oda: F214 Bakanlıklar/Ankara
Hacı Aslan'ın cezasının, ilgili tarihler arasındaki olaylar ve cezalar göz önünde bulundurulduğunda, "ilgilisi olmadığı" bir suçtan dolayı mağduriyet yaşadığı iddialarına dair bir inceleme yapılacak mıdır?
Açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerinin cezai sorumluluk gerektiren bir suç olarak kabul edilmediği dikkate alındığında, Hacı Aslan'a verilen cezaların, insan hakları ve adil yargılanma ilkeleri açısından yapılan değerlendirmeler var mıdır?
Cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin insan hakları ve cezaevindeki yaşam koşullarına dair, tecrit ve açlık grevi gibi durumların önlenmesi adına atılacak adımlar nelerdir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1569399 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/21830 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur. a
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden NFLOEDİJ - JaNCHRO - xXsV7n İ - İZBYGOZ ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-86-1017/1507 Konu : Yazılı soru önergesi 44/03 (2025
Sayın Ömer Faruk GERGERLİOĞLU Kocaeli Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/21830 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
İ- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun;
A) "İnfazda temel ilke" kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasında, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı,
B) "Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" kenar başlıklı 9. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarında, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek suçlarından veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde bu fıkrada sayılan suçlardan mahkum olanların cezalarının, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında, bu kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edileceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Gerek yüksek güvenlikli kurumlarda gerekse diğer kapalı ceza infaz kurumlarında tecrit ve izolasyon şeklinde bir uygulama bulunmamaktadır.
1. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara karşı kötü muamele vakalarının yaşanmaması ve bu tür şikâyet sebeplerinin ortadan kaldırılması için mevzuatımızda köklü değişiklikler yapılmıştır.
Bu çerçevede, ceza infaz kurumları; yargı denetimi kapsamında 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile oluşturulan infaz hâkimleri; idari denetim kapsamında Adalet Bakanlığı müfettişleri ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü hâkim ve kontrolörleri; sivil toplum kuruluşlarının denetimi kapsamında 4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu hükümleri gereğince oluşturulan izleme kurulları; idari özerkliğe sahip kurumların denetimi kapsamında 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu uyarınca kurulan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu; parlamento denetimi kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ya da araştırma komisyonlarının başkan ve üyeleri; uluslararası denetim kapsamında Avrupa İşkencenin Önlenmesi Sözleşmesi gereğince Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi tarafından denetlenmesinin yanı sıra, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiserliği ve Birleşmiş Milletler Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu tarafından denetlenmektedir.
Ayrıca, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmeye Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT), 27/10/2011 tarihinde Ülkemiz bakımından yürürlüğe girmiştir. Bilindiği üzere, Ek Protokol çerçevesinde kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı gözaltı merkezleri ve Mevzuat Genel Müdürlüğü ceza infaz kurumlarına Ek Protokolde belirtilen denetleme organınca Ziyaretler düzenlenebilecektir.
Ceza infaz kurumları, yukarıda belirtilen hem ulusal hem de uluslararası bağımsız kuruluşlar tarafından düzenli aralıklarla haberli ve habersiz olarak ziyaret edilmekte, hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam koşulları, iç güvenlik, sevk ve nakil işlemleriyle ilgili aksaklık ve eksiklikler yetkili mercilere bildirilmektedir.
Hükümlü ve tutuklular veya sivil toplum örgütleri, resmi ya da özel insan hakları kuruluşları tarafından yapılan başvurular titizlikle incelenmekte, adli ve idari yönden yapılan soruşturmalar sonucunda kusur ve ihmali olan görevliler hakkında yasal gereğine tevessül edilmektedir.
H- 5275 sayılı Kanunun "Hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi" kenar başlıklı 82. maddesinin birinci fıkrasında, hükümlülerin, hangi nedenle olursa olsun, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri sürekli olarak reddetmesi halinde; bu hareketlerinin kötü sonuçları ile bırakacağı bedensel ve ruhsal hasarlar konusunda ceza infaz kurumu hekimince bilgilendirileceği, psiko-sosyal hizmet birimince de bu hareketlerinden vazgeçmeleri yolunda çalışmalar yapılacağı ve sonuç alınamaması hâlinde, beslenmelerine kurum hekimince belirlenen rejime göre uygun ortamda başlanacağı düzenlenmiştir.
IV- İşlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma başlatılması, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte açılan davalara ilişkin yapılan yargılamalar, Anayasanın 9. ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.
V- Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinden; ceza infaz kurumlarında açlık grevi eyleminde bulunan hükümlü ve tutukluların sağlık durumlarının düzenli olarak takip edildiği, Kurum doktorlarının kontrolünde öncelikle B kompleks vitaminleri olmak üzere gerekli görülen vitaminlerin, tuz, şeker, limon ve sıvıların kendilerine verildiği, her gün sağlık birimi tarafından periyodik olarak tansiyon, şeker, kilo ve nabız ölçümlerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
VE Adana, Erzurum ve Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılıklarıyla yapılan yazışmalara verilen 28/01/2025, 04/02/2025 ve 05/02/2025 tarihli cevaplarda;
A) Soru önergesinde adı geçenin, hakkında temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen mahkumiyet kararı nedeniyle Adana Suluca | Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırıldığı, ayrıca adı geçen hakkında yapılan diğer bir yargılama sonucunda verilen mahkumiyet kararının istinaf kanun yolu incelemesinin ise devam ettiği,
B) Kurumda tüm iş ve işlemlerin mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütüldüğü,
Bildirilmiştir. NN
Yılmaz TUNÇ Bakan
Yılmaz TUNÇBakan