İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/22201 GEÇ CEVAPLANDI · 179 GÜN

1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelen olaylar sonrası yapılan yargılamalara ilişkin

Kaynak göster

Ayten Kordu (DEM Parti), 13 Ocak 2025 tarihinde 7/22201 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 179 gün sonra, 11 Temmuz 2025).

Ayten Kordu (DEM Parti, Tunceli). “1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelen olaylar sonrası yapılan yargılamalara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/22201, 13 Ocak 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-22201-1978-de-kahramanmaras-ta-meydana-gelen-olaylar-sonrasi-yapilan-yargilamalara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/17ca442f-b08d-4b13-8c45-019463eeb3f4

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 179 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Ayten KORDU Tunceli Milletvekili

12 Eylül 1980 Askeri darbesinin oluşmasına müsait bir kaos ortamının hazırlanması açısından, 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Kahramanmaraş'ta gerçekleşen Maraş Katliamı 1980 öncesi yaşanan iç karışıklıkların şiddetli bir başlangıcını oluşturan katliamlar silsilesinin ilk durağıdır. Kahramanmaraş il merkezinde 1978 yılının 19-26 Aralık tarihleri arasında 7 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 kişi, katliamın tanıklarına göre ise resmi rakamlarda belirtilenleri çok üstünde vatandaş hayatını kaybetmiştir. Alevilere ve Kürtlere ait yüzlerce ev ve işyeri yakılıp yağmalanmıştır. 26 Aralık'a kadar aralıksız devam eden saldırıların ardından

Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir.

Türkiye'de hukuk tarihinin en fazla sanıklı davalarından biri olarak geçen ve 1988'e kadar süren Maraş katliamı sanıklarının yargılanması sonucunda, olaylara karışıp yargılanan 804 sanıktan 22 kişiye idam, 7 kişiye müebbet hapis, 321 kişiye ise 1 ila 24 yıl arasında hapis cezaları verilmiştir. Fakat idam ve müebbet cezalı sanıkları da içeren kararlar bir süre sonra Yargıtay tarafından bozulmuştur. Uzun süren davalar sürecinde sis perdelerini aralamaya yakın olan müdahil avukatları çeşitli tehditler almalarına rağmen görevlerini yapmaya devam ederler. Bu katliamın ardındaki gizemi çözmeye yaklaştıkça, artarda katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarının 3 müdahil avukatı faili meçhul cinayetlere kurban gider, Maraş katliamının müdahil avukatları; Ceyhun Can 10 Eylül 1979'da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980'de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980'de öldürülürler.

Öte yandan Yargıtay*ın Maraş Katliamı sanıklarına verilen cezaları bozma kararının ardından gerçekleşen yeni yargılama sürecinde ise çoğu kişi beraat eder, geri kalanlara ise hafif cezalar verilir. Hafif ceza alanların cezaları da 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu

© sedeniyle ertelenir ve daha sonra da serbest bırakılırlar. Sonuç olarak içlerinde masum bebekler, çocuklar, kadınlar ve yaşlılar dahil onlarca insanın yaşamını yitirdiği Maraş Katliamının planlayıcılarından, tetikçilerinden ve katillerinden tek bir kişinin bile ceza almaması ve üstününün itinayla kapatılması, başta katledilen kişilerin yakınları olmak üzere vicdan sahibi herkesin yüreklerinde büyük bir yara açmıştır. Aradan 46 yıl geçmesine rağmen Maraş katliamına dair halen birçok şey gizemini korumaktadır. Toplumsal huzurun sağlanması ve bir daha böyle katliamların yaşanmaması için katliamın üzerindeki kalın sis perdesinin kaldırılıp, gerçekler ivedilikle ortaya çıkarılmalıdır.

Maraş katliamı davaları sonucunda hukukun tamamen işlevsiz kalması ve adaletin tecelli etmemesi, kâtllam mağdurlarının acılarına acı katmıştır. Böyle olduğu içindir ki, ardından ülkenin birçok yerinde katliam vakaları yaşanmıştır. 19-26 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş Katliamının olduğu dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in vefatından sonra çekmecesinden çıkan ve kendisinin el yazısıyla yazılmış bilgi bir notunda; Maraş Katliamında yaşanan acı hadiselerin devlet içindeki bazı derin yapılanmalar tarafından kurgulandığı ifade edilmektedir. Dersim Katliamında yaşanan büyük trajediyle ilgili özür dileyen dönemin Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan "karanlıkta kalmış ne varsa aydınlatacağım" sözleriyle tarihimizde bugüne kadar üstü kapatılarak asıl failleri sürekli gizlenen katliamların üzerine gideceğini belirtmişti.

Bu anlamda hükümet yetkilileri sözlerindeki samimiyetin de bir göstergesi olarak; 46. yılı içerisinde olduğumuz Maraş Katliamının dava dosyalarını artık tozlu raflardan çıkarıp tarafsız yargıç ve savcıların önüne koyarak, bu katliamın altındaki asıl nedenlerin ve gerçek faillerinin ortaya çıkabilmesi açısından bu olayın ardındaki karanlık sis perdesinin aralanmasına vesile olması beklenmektedir.

"Bu kapsamda;

SORULAR

  1. Maraş katliamındaki cezasızlık durumuna karşın halkın vicdanında oluşan yaranın ortadan kaldırılması ve katliam mağdurlarının az olsa acılarının dinmesi için tartışmalı

    Maraş katliamı davasının yeniden açılması için herhangi bir hazırlığınız var mıdır?

  2. Maraş katliamında nezdinde geçmişle yüzleşmek ve onarıcı adaleti tahsis etmek için gerekli çabaların hukuki alt yapısını oluşturulmasına dair herhangi bir çalışmanız veya planınız var mıdır?

  3. Bülent Ecevit'in vefatının ardından arşivinde çıktığı iddia edilen belgelerde Maraş'taki olaylarda yer alan 4 MİT ajanı kimlerdir? Katliam öncesi Maraş Eden Yağ Fabrikası'nda toplantı düzenlemiş olanlar, o dönemin Adalet Partisi (AP) İl Başkanı, Belediye Başkanı, MİSK Bölge temsilcisi ve Fabrika sahipleriyle ilgili bugüne kadar herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?

  4. ABD büyükelçiliğinin ikinci kâtibi Aleksander Peck'in katliam öncesi bölgede dolaşıp, Alevi-Kürtlerin varlığından ve solun yükselişinden huzursuz olan şehrin ileri gelenleriyle konuştuğu ve bir etnik temizlikten bahsettiği iddia edilmektedir, bu kişinin kim olduğu ve katliamdaki sorumluluğu sorgulandı mı?

  5. Türkiye'de darbe öncesi yapılan pek çok katliam gibi Maraş katliamının da darbeye zemin hazırlamak ve meşruiyet kazandırmak için yapıldığı görüşü toplumun birçok kesimi tarafından kabul edilmektedir. 12 Eylül'de yönetimi eline cuntacı generallerin bu katliamda sorumluğu var mıdır? Buna dair herhangi bir araştırma yapılmış mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1572455 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Tunceli Milletvekili Ayten Kordu tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/22201 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99, maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur. Ş

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden 6da5y/g - 14*7Z0p1l - 040/a/y - L2fg3g- ile erişebilirsin ADALET BAKANLIĞI Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-197-993/1479 Konu : Yazılı soru önergesi 11.102 02025

Sayın Ayten KORDU Tunceli Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/22201 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- Anayasanın;

A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı; yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını ohiçbir (suretle (değiştiremeyeceği Ove bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, açılan davalarla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması ve sonucuna göre karar verilmesi aşamalarında tüm yetki ve sorumluluk yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte, açılan davalara ilişkin yapılan yargılamalar Anayasanın 9. ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmakta olup, yargısal faaliyet kapsamında kalan soru önergesinde bahsi geçen hususlarla ilgili Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır.

11- Adana Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 07/02/2025 tarihli cevapta; soru önergesinde belirtilen olaylarla ilgili olarak 1980 yılı ve öncesine ait evrak ve dosyaların Kara Kuvvetleri Komutanlığı Hukuk Hizmetleri Başkanlığına aktarıldığı bildirilmiştir.

HI- Soru önergesinde belirtilen diğer hususlara ilişkin olarak Bakanlığımızda bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden N7C j dKk - OZ2WXz3u - 17J1E71z - iddaN4â-ie erişebilirsin

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. 6 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir