Bursa'daki bir otomotiv fabrikasında çalışan işçilerin yaşadığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin
Kaynak göster
İskender Bayhan (EMEP), 17 Ocak 2025 tarihinde 7/22225 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 224 gün sonra, 29 Ağustos 2025).
İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “Bursa'daki bir otomotiv fabrikasında çalışan işçilerin yaşadığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/22225, 17 Ocak 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-22225-bursa-daki-bir-otomotiv-fabrikasinda-calisan-iscilerin-yasadigi-iddia-edilen-hak-ihlalleri (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/a3261581-0a03-4591-ac4a-019487c3bb7d
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 224 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından Anayasa'nın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 17.01.2025 he) ok
Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin verilerine göre, 2024 yılında toplam otomotiv ihracatı yüzde 6 artarak 37,2 milyar dolar seviyesine ulaştı. Üretim rekoru kıran Oyak Renault'un Bursa fabrikası, yıllık 360 bin otomobil ve 750 bin motor üretim kapasitesi ile listenin başında yer alıyor. Fabrika yöneticileri, "14 fabrika arasında en hızlı ve en iyi olan Türkiye" diyerek fabrikanın başarısıyla övünürken, otomotiv tekeli aynı 14 fabrika arasında işçilerine en düşük ücreti Türkiye'de ödüyor. Renault CEO'larının, "Kâr rekorları kırıyoruz" ve "Türkiye'yi ihracat merkezimiz olarak görüyoruz" açıklamaları ise bu büyük rekor ve hedeflerin arkasında üretim baskısı, ağır çalışma koşulları, yüksek vergi dilimleri nedeniyle eriyen ücretler ve "tasarruf tedbirleri" olduğunu gözler önüne seriyor.
400 milyon Euro'nun üzerinde yatırım hedefleriyle 2027 yılına kadar dört yeni Renault modelinin üretimini planlayan Bursa fabrikasında çalışan 5.220 işçi, düşük ücretlerini kredi kartı borçları ve eş-dosttan alınan borçlarla telafi etmeye çalışıyor. "Yüzyılın sözleşmesi 90100 zam aldık" denilerek duyurulan toplu iş sözleşmesi, kısa sürede enflasyon karşısında eriyerek etkisini yitirdi. Hükümetin Orta Vadeli Programı, patronların vergi borçlarını silip destek ve teşviklerle onları ödüllendirirken, işçilerin yaşamına zam, vergi ve faiz yükü olarak yansıdı.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Fabrika ve işyerlerinde süregelen ucuz emek sömürüsünün bir güvence programı olarak uygulanan program, işçilerin haklarını ve çalışma koşullarını giderek daha da geriletiyor. Sermayeye aktarılan kaynak ve teşviklerde hiçbir tasarruf öngörmeyen bu ekonomi politikalarından cesaret alan uluslararası otomotiv tekelleri, "tasarruf" adı altında işçilerin en temel haklarını dahi tırpanlıyor. Ni
Renault'ta gelinen son durumda, fabrikada tasarruf gerekçesiyle ısıtıcılar kapatıldı ve işçiler kışlık kıyafetlerden tasarruf etmeye zorlanarak soğukta çalışmaya mahkum edildi. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği kapsamında zorunlu olan eldiven gibi ekipmanlar bile şeflerin keyfi inisiyatifine bırakıldı, Uyguh beden eldivenlerin sağlanmaması nedeniyle işçiler, sürekli olarak iş kazası riskiyle karşı karşıya kalıyor. e
LULU.
Üretim, sözleşmeli işçilerin desteğiyle bile zor yetiştirilirken, bu işçiler işten çıkarılıyor ve kadrolu işçilere yoğun mesai ile ağır çalışma koşulları dayatılıyor. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin göz ardı edilmesi ve yüksek performans beklentisine dayalı ağır çalışma koşulları, iş kazalarının artmasına neden olurken, bel, boyun ve omuz fitığı gibi meslek hastalıklarının işçiler arasında yaygınlaşmasına yol açıyor.
Bu Bağlamda;
SORULAR
Isıtıcıların kapatılması, kışlık kıyafetlerin sağlanmaması ve kişisel koruyucu ekipmanların dağıtımının sağlanamaması işçilerin hastalanmasına birçok iş kazasına yol açmıştır. Oyak-Renault patronlarının 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliği'ni açıkça ihlal ettiğini ve suç işlediğini göstermektedir. Bakanlığınız, işçilerin sağlık ve güvenliğini hiçe sayan bu hukuksuz uygulamalara karşı gerekli denetimleri yapacak ve cezai işlemleri uygulamak için adım atacak mıdır?
Yüksek kâr ve ihracat hedefleri doğrultusunda işçilere uygulanan yoğun performans baskısı ve fazla mesai dayatmalarının yanı sıra, soğukta ve koruyucu ekipmanlardan yoksun şekilde çalışmaya zorlanan işçilerin dikkat dağınıklığı ve stres nedeniyle iş kazası ve iş cinayetlerine maruz kalma riski artmaktadır. Bakanlığınıza bağlı müfettişler, Oyak-Renault fabrikasında işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini en son ne zaman denetlemiştir? Bu kasıtlı ihmallerden kaynaklanabilecek kazaları önlemek adına Renault fabrikasına yönelik herhangi bir yaptırım uygulanacak mıdır?
Kapitalist sömürü düzeni ve iktidarın politikaları sonucu yaşanan ekonomik kriz gerekçe gösterilerek birçok işyerinde olduğu gibi Oyak-Renault fabrikasında da "tasarruf? ya da "küçülme" adı altında işçilerin temel hakları hukuksuzca gasp edilmektedir. İşten çıkarmalar sürerken, az sayıda işçiyle daha fazla iş yapılması dayatılmakta, "hadi hadi" baskısıyla üretim devam ettirilmektedir. İşçi sağlığı ve güvenliği önlemleri dahi maliyet unsuru olarak görülerek çalışma koşulları giderek ağırlaşmaktadır. Krizin faturasını işçilere ve emekçilere yükleyen politikalarınızın patronları cesaretlendirdiğini düşünüyor musunuz?
İş güvencesinin patronların keyfi kararlarına bağlı olması, işçilerin kolayca işten çıkarılmasına yol açmakta ve diledikleri işçiyi yaptırımsız bir şekilde işten çıkarabildikleri bir düzen yaratmaktadır. Bu durum, işçilerin en temel hakkı olan iş güvencesini hiçe saymaktadır. İş güvencesini yasalarla güçlendirmek için somut adımlar atmayı düşünüyor mu, yoksa patronların talepleri doğrultusunda ucuz emek sömürüsünü ve güvencesiz çalışmayı desteklemeye devam mı edeceksiniz?
Fabrika içerisinde sözleşme ile işe alınan işçilere 4 aylık deneme süresi ve 2024 Aralık ayında 95 Lira saat ücret dayatıldı. 2025 Ocak ayına sözleşmeli işçilerin büyük çoğunluğu işsiz girdi. Sözleşmeli işçilere asıl iş yaptırılarak kadrolu işçilerin iş güvencesinin ortadan kaldırılması ve büyük fabrikalarda yüzlerce işçinin sürekli olarak işten çıkarılması nedeniyle güvenceli çalışma ortamının sağlanamaması konusunda bakanlığınız sessiz kalmaya devam mı edecek?
2025 yılı gelir vergisi ilk tarife dilimi, yeniden değerleme oranına göre 943,93 oranında artırılarak 158.000 TL olarak belirlendi. İhracat ve satış rekorları kıran birçok firma vergi rekortmenleri listesinde yer almazken, ayın sonunu getirme derdiyle akıl ve ruh sağlığından olan işçilerin sağlıklı ve güvenceli bir yaşam sürmesi için bakanlığınızın herhangi bir girişimi olacak mı?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Vedat Işıkhan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ·
İlgi (o : 27.01.2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1572455 sayılı yazınız.
İlgi yazınız ile İstanbul Milletvekili Sayın İskender BAYHAN tarafından yöneltilen 7/22225 Esas Numaralı yazılı soru önergesine ilişkin cevap aşağıda sunulmuştur.
"6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun amacı; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu; kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanmaktadır. Kanun kapsamında tüm işverenlerin, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak için; mesleki riskleri önlemesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbiri alması, iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli organizasyonu yapması, kişisel koruyucu donanımlarda dahil olmak üzere gerekli araç ve gereçleri sağlaması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirmesi, risk değerlendirmesini gerçekleştirmesi, çalışanları sağlık gözetiminden geçirmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapması gerekmekte olup ayrıca çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne almalıdır. Bununla birlikte, işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülükleri işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır.
02/07/2013 tarihli ve 28695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmeliğe göre risklerin, toplu korunmayı sağlayacak teknik önlemlerle veya iş organizasyonu ve çalışma yöntemleriyle önlenemediği durumlarda kişisel koruyucu donanım kullanılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun hükümlerinin uygulanmasının izlenmesi ve teftişi, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlığımız iş müfettişlerince yapılmakta olup işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde uygulanacak idari para cezaları ve uygulamalarına yönelik hususlar Kanunun 26 ncı maddesinde düzenlenmiştir.
Bununla birlikte, Bakanlığımızca yıl içinde yürütülen iş teftişi faaliyetleri, geçmiş yıllara ait istatistiki veriler, ulusal politikalar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak, çalışma hayatının riskleri ve öncelikleri ile Bakanlığımızın kaynakları dikkate alınarak programlı teftişler ve program dışı tefiişler şeklinde yürütülmektedir. Programlı teftişler, çalışma hayatındaki sorunların değerlendirilmesi ve önceliklendirilmesi sonucu belirlenen alanlarda veya sektörlerde yahut özel bir risk grubu hedeflenerek belirlenen işyerlerinde çalışma hayatı ile ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanmasının denetlenmesi amacıyla gerçekleştirilen teftişlerdir. İncelemelerden oluşan program dışı teftişler ise programlı teftişler dışında kalan ihbar, şikâyet vb. talepler üzerine veya Bakanlığa intikal eden evraklardan teftiş hizmetiyle bağdaşır nitelikte olanların teftiş programına alınması sonucu gerçekleştirilm; ir." a
Prof. Dr. Vedit IŞIKHAN Bakan
Çankaya / ANKARA Tel: (0312) 296 71 68 Talafan: (019) 170£ EN MN