İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/29970 SÜRESİNDE CEVAPLANDI · 104 GÜN

Barınma sorunu yaşayan kişilere yönelik çalışmalara ilişkin

Kaynak göster

Cem Avşar (Yeni Yol), 25 Haziran 2025 tarihinde 7/29970 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 104 gün sonra, 7 Ekim 2025).

Cem Avşar (Yeni Yol, Tekirdağ). “Barınma sorunu yaşayan kişilere yönelik çalışmalara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/29970, 25 Haziran 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-29970-barinma-sorunu-yasayan-kisilere-yonelik-calismalara-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/2dffc108-5da3-4540-b25d-0197ac08df32

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 104 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından Anayasanın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisinin birinci basamağında insanın temel ihtiyaçları beslenme, barınma ve güvenlik olarak belirtilmiştir. Barınma, bireyin sağlıklı bir yaşam sürmesi, eğitim ve istihdamını sağlaması, kendini gerçekleştirmesi ve topluma katılması için en birincil şarttır.

Bu çerçevede Anayasa'ınızın 57'inci maddesi konut hakkını; "Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.", şeklinde tanımlanmaktadır.

Gerekçenin tamamını göster (13 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Anayasanın bu emredici hükmü kişilerin konut hakkını sağlamakla görevlendirdiği Devletin, bu görevini şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde yerine getirilmesini istemektedir. Temel bir hak olan konut hakkı devlete bu anlamda pozitif sorumluluk yükleyen bir ödevdir. Devletin bu görevini; kapsamlı bir planlama yaklaşımı çerçevesinde gereken tedbirleri alarak yerine getirmesi beklenmektedir.

Uzmanlara göre konut hakkı, konutun şimdiki ve tahmin edilen hane halkı sayısına göre konut ihtiyacını, niteliğini, fiyatını, sahipliğini, kabul edilebilir konut standartlarının garantiye alınmasını ve kontrolünü içerir bütünlüklü bir konut politikasıyla yapılması gerekmektedir.

Konut politikasının amacı, konut ihtiyacını karşılayarak, konut sorununu çözmek üzere nüfus ve konut sayısındaki dengesizlik, nicelik olarak konut yetersizliği, konutların niteliğindeki sorunlar, konut standartlarının döneme uygun olmaması, toplumdaki gelir eşitsizliğinin konuta erişimde yarattığı eşitsizliği çözmek ve bu durumun sebepleri olan toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasal sorunları bertaraf etmektir.

Evrensel hukuk sistemi de barınma ihtiyacını temel bir hak olarak tanımlanmış ve devletleri ve yönetimleri bu temel hakkın karşılanmasında sorumlu kılmıştır. Bu nedenle devletlerin ekonomi politikaları, politik kararları, konut stokuna yaklaşım ve yönetim tarzı konut politikalarının ana belirleyicileridir.

Ülkemizde ise; TÜİK verilerine göre 2002 yılında konut sahipliği oranının yüzde 73,1 seviyesindeyken 2024 yılı sonu itibariyle ise bu oran yüzde 9055,80'e seviyesine düşmüştür. 22 yıllık dönemde konut sahipliği oranında 17,3 puanlık bir azalmanın yaşanması konut sorununun Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA derinleştiğini göstermektedir. Konut sahiplik oranındaki bu düşüş ya konut arzının bu talebi karşılayamadığı, ya da vatandaşların ekonomik nedenlerle konuta erişemediği anlamına gelmektedir.

Bununla birlikte hane halkı büyüklüğündeki düşüş, hane sayısındaki artış, yabancılara konut satışı ve düzensiz iç ve dış göç, artan ekonomik kriz, pandemi, konut inşaat maliyetleri tedarik zincirlerinin bozulması, diğer ülkelerin genişleyici para politikaları da konut politikalarındaki tercihi etkilemiş ve yüksek enflasyon ortamında alım gücü düşen geniş halk kesimleri için barınma krizi oluşmuş ve daha fazla konut yapımı gereksinimi de tetiklenmiştir.

Konut üretimini etkileyen diğer faktör nüfusun sosyal, ekonomik, kültürel, çevresel ihtiyaçlarına uygun yapılmaması sonucu dar ve orta gelir gruplarında konut sahipliği oranı düşmesidir. Ülkemizde göz ardı edilen bilimsel planlama ile planlı ve bilinçli kent politikalarının olmaması, TOKİ'nin konut üretimi açısından ana rolü olan sosyal konut üreterek, dar ve orta gelir gruplarının konut sahibi olmasını sağlamak görevinden uzaklaşması da bir başka etkendir. Kamu adına dezavantajlı gruplara sosyal nitelikli konut üretecek ya da üretimini kolaylaştıracak temel kurumların da ağırlıkla lüks konut üretimine ve buna dair arsa ve gayrimenkul geliştirme süreçlerine daha fazla dahil oldukları görülmektedir. Bu nedenle talebe yönelik konut arzında bir sorun meydana gelirken üretilen orta-üst, üst gelir gruplarının talebine uygun konutlar ise bir zenginleşme aracı olarak konut sahipliğini artırmak yerine üst gelir gruplarının yatırım aracına dönüşmüştür. Bunun yanında alt orta, orta gelir gruplarının gereksinim duyduğu konut sayısının yeteri kadar artmadığı bir başka deyişle arzın talebi karşılamadığı ortadadır. Buna karşın Asgari ücretin 22 bin 104 TL olduğu günümüz şartlarında ortalama kira bedelinin 15 bin lirayı aşmaktadır.

Dolayısıyla bu kısıtlar altında faaliyet gösteren inşaat sektörü, alt ve orta gelir gruplarına uygun fiyatla erişebilecekleri konut arz etmek yerine, yüksek gelir gruplarına yüksek ve hızlı kar getirebilecek konut arz etmeye yönelmiş, bu durum da nihayetinde kredi erişimi de düşük olan düşük ve orta gelir gruplarına mensup kişilerin ya riskli ve güvencesiz konutlara yönelmesine ya da konut sahibi olamamasına neden olmuştur.

Bu çerçevesinde belediyelerin de ucuz kentsel arsa üretimine ağırlık vermesi, kentleşme hızı ile arsa arzı hızı arasında ilişki kurulması, konut açığı bulunan bölgelerde altyapılı konut arsası üretilmesi alt gelir gruplarının kamu sübvansiyonu ile konut sahibi olması, konut kooperatiflerinin üretimdeki payının arttırılması, konut, çevre kalitesini belirleyen standart, yönetmelik ve mevzuatın AB ile uyumlu hale getirilmesi, etkin bir yapı denetim sistemi kurulması gibi önem arz etmektedir.

Demografik dinamikler çerçevesinde nicel ve nitel olarak konut ihtiyacını karşılamak, konut sahipliği oranını arttırmak, çeşitli tiplerde sosyal konutlar üreterek arz etmek, inşaat sektöründeki maliyetleri azaltarak, dar ve orta gelir gruplarına yönelik konut üretimini teşvik etmek, Türkiye Konut Finansman Kurumu gibi dar ve orta gelirli ailelere yönelik ucuz ve uzun vadeli kredi imkanı sunan finansal enstrümanlarla halkın konut erişimini arttırmak gerekmektedir.

Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA

Bütün bu sebeplerden dolayı yetersiz konut arzı ve yüksek konut talebi, konut arz-talep dengesini bozmakta yüksek kira ve konut fiyatı adli vakalara ve barınma krizine yol açmaktadır. Bu gerçeği 2024 yılında Hukuk Mahkemeleri'nde, "Kiralananın tahliyesi" konulu açılan 127 bin 676'ya ulaşan dosya ve dosyalardaki 116 bin 334 davalı sayısıyla görmekteyiz. Adalet Bakanlığı'nın verilerine göre, 2024 yılı sonu verilerine göre mahkemelerde kiracılara yönelik 34 bin 366 icra dosyası bulunuyor. Dosyalarda, hakkında icra talep edilen davalı sayısı ise 35 bin 589 ile ifade ediliyor. Hatta kira cinayetlerine kadar gitmektedir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Anayasada konut hakkı, temel bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve devlete konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alma sorumluluğu getirmiştir. Bu sorumluluk çerçevesinde kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, kooperatifler ve bireylerin karar alma süreçlerinde yer alacağı bir sistem oluşturulmasını gerekli kılmaktadır. Bu hususta özellikle dar ve orta gelirlilerin konut ihtiyacı göz önüne alınarak bir eylem planı hazırlanmış mıdır?

  2. Ülkemizde barınma ve konut krizine yol açan, kiracı ve ev sahibini karşı karşıya getiren ve önergemizin gerekçesinde detaylı olarak yer verdiğimiz kök sebeplerin ortadan kaldırılmasına ilişkin bir yol haritanız var mıdır? Konuyla ilgili taraflarla iş birliği anlamında bir çalışma planı yapmayı düşünüyor musunuz?

  3. Yüzde 66'si aktif fay hattı üzerinde yer alan Türkiye'de, afetlerin olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesi, çarpık kentleşme ve kaçak yapılaşmanın engellenmesi, yapı güvenliği ve denetim konusunda etkin tedbirlerin alınması hususunda ne tür çalışmalar yapılmaktadır?

  4. Toplumda barınma krizine dönen konut sorununa karşın kısıtlı olan kamu kaynaklarının önemli bir maliyet kalemi olan arsa üretimine yönlendirilmesi ile orta ve dar gelirlilere yönelik ucuz ve uzun vadeli konut finansman modellerin geliştirilmesi bakımından ne tür çalışmalar yapılmaktadır? Birçok gelişmiş ülkede uygulanan Konut Finansman Kurumunun kurulmasına ilişkin bir çalışmanız bulunmakta mıdır?

  5. Belediyelerin konut kooperatifleri, kiralık konut üretimi ve kamu yararına çeşitli özel sektör girişimleri gibi dar ve orta gelirliler için konut üretimi noktasında yeni yöntemler ve iş birliği modellerine ilişkin çalışmalarınız bulunmakta mıdır?

    Adres: Halkla İlişkiler Binası 3.Kat B-312 TBMM-ANKARA

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·

İLİŞKİN SORULAR VE CEVABI

SORULAR

1. Anayasada konut hakkı, temel bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve devlete konut ihtiyacım karşılayacak tedbirleri alma sorumluluğu getirmiştir. Bu sorumluluk çerçevesinde kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, kooperatifler ve bireylerin karar alma süreçlerinde yer alacağı bir sistem oluşturulmasını gerekli kılmaktadır. Bu hususta özellikle dar ve orta gelirlilerin konut ihtiyacı göz önüne alınarak bir eylem planı hazırlanmış mıdır?

2. Ülkemizde barınma ve konut krizine yol açan, kiracı ve ev sahibini karşı karşıya getiren ve önergemizin gerekçesinde detaylı olarak yer verdiğimiz kök sebeplerin ortadan kaldırılmasına ilişkin bir yol haritanız var mıdır? Konuyla ilgili taraflarla iş birliği anlamında bir çalışma planı yapmayı düşünüyor musunuz?

3. Yüzde 66'sı aktif fay hattı üzerinde yer alan Türkiye'de, afetlerin olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesi, çarpık kentleşme ve kaçak yapılaşmanın engellenmesi, yapı güvenliği ve denetim konusunda etkin tedbirlerin alınması hususunda ne tür çalışmalar yapılmaktadır?

4. Toplumda barınma krizine dönen konut sorununa karşın kısıtlı olan kamu kaynaklarının önemli bir maliyet kalemi olan arsa üretimine yönlendirilmesi ile orta ve dar gelirlilere yönelik ucuz ve uzun vadeli konut finansman modellerin geliştirilmesi bakımından ne tür çalışmalar yapılmaktadır? Birçok gelişmiş ülkede uygulanan Konut Finansman Kurumunun kurulmasına ilişkin bir çalışmanız bulunmakta mıdır?

5. Belediyelerin konut kooperatifleri, kiralık konut üretimi ve kamu yararına çeşitli özel sektör girişimleri gibi dar ve orta gelirliler için konut üretimi noktasında yeni yöntemler ve iş birliği modellerine ilişkin çalışmalarınız bulunmakta mıdır?

CEVAP

Kentsel Dönüşüm Başkanlığımızca yürütülen kentsel dönüşüm uygulamaları 2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve 6306 sayılı Kanun'un Uygulama Yönetmeliği uyarınca yürütülmektedir. Söz konusu kentsel dönüşüm uygulamalarına konu alan ve yapıların (Riskli Alan, Rezerv Yapı Alanı ve Riskli Yapı) belirlenmesine dair usul ve esaslar, anılan Kanun ve Uygulama Yönetmeliği ile tanımlanmış olup; Kentsel Dönüşüm Başkanlığımızca anılan mevzuat kapsamında uygulama yapılmaktadır.

Bu çerçevede; sürdürülen kentsel dönüşüm süreçleri dâhilinde Ülkemiz genelinde yaklaşık 2 milyon 350 bin adet bağımsız birimin, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği, Yapı Denetim Sistemi ve ilgili mevzuatta tanımlanan plan, proje, yapım teknikleri ve yapı malzemeleri ile yenilenerek afet risklerine karşı dirençli hale getirilmesi sağlanmıştır.

6306 sayılı Kanun kapsamında belirlenen riskli alanlarda, rezerv yapı alanlarında ve riskli yapıların bulunduğu taşınmazlar üzerinde yapımı gerçekleştirilen bağımsız bölümlerin bedelleri, gerekli görüldüğünde, proje uygulamalarının yapıldığı illerdeki mevcut ekonomik durum, tabii afetin ortaya çıkardığı durumlar, konut rayiç ve enkaz bedelleri ile uygulama alanındaki kişilerin mal varlığı ve geliri göz önünde bulundurularak, anılan Kanun'un 6'ncı maddesinin dördüncü fikrası uyarınca Cumhurbaşkanı Kararı ile yapım maliyetlerinin/rayiç değerinin altında tespit edilebilmekte ve sosyal donatı ve altyapı harcamaları uygulama maliyetine dâhil edilmeyebilmektedir.

6306 sayılı Kanun kapsamında uygulama yapılan alanlarda, Kentsel Dönüşüm Başkanlığımızca anılan Kanun kapsamında kira ve taşınma yardımı, faiz desteği, çeşitli muafiyetler gibi finansal destekler sağlanmakta olup, İstanbul özelinde uygulaması başlatılan Yarısı Bizden Projesi gibi yeni finansal olanakları da barındıran dönüşüm modelleri eşliğinde, afet risklerine karşı tehlike arz eden yapı stoğumuzun yenilenmesine dair uygulamalara devam edilmektedir. Ayrıca, Kentsel Dönüşüm Başkanlığımızca 6306 sayılı Kanun kapsamında yürütülen çalışmaların yanı sıra, 7452 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşamaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un Ek 1'inci maddesi ve 05.10.2023 tarihli ve 7700 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremlerden etkilenen yerlerde 7269 sayılı Kanun kapsamında orta hasar ve üzeri hasarlı olarak tespit edilen yapıların yerinde yeniden yapımına yönelik iş ve işlemlerde kullanılmak üzere hibe ve kredi desteği sağlanmaktadır.

Diğer taraftan, Emlak Konut G.Y.O. A.Ş. tarafından vatandaşın konuta erişimini kolaylaştırmaya ve konut edinimine yönelik olarak; esnek ödeme koşulları ile satış kampanyaları, erişilebilir finansman modelleri ve alternatif yatırım araçlarını içeren yenilikçi çözümler geliştirmekteyiz. Bu kapsamda, vatandaşın konuta erişimini kolaylaştırmaya ve konut edinimine yönelik son dönemde "Kazançlı Yatırım Kampanyası" ile Damla Kent Projesi'nde Gayrimenkul Sertifikası Modeli bu çalışmalara örnek olarak hayata geçirilmiştir.

• Kazançlı Yatırım Kampanyası

2025 yılı Şubat ayında duyurulan kampanya kapsamında, 24 farklı projede toplam 4.500 konut satışa sunulmuştur. Kampanyanın temel amacı; alternatifli esnek ödeme koşulları ile vatandaşın konuta erişimini kolaylaştırmak ve barınma hakkını desteklemektir. Kampanya kapsamında sunulan ödeme seçenekleri aşağıdaki gibidir: e Peşinatsız, 900,99 vade farkı ile 60 ay vadeli taksit: Peşinat ödeme imkânı olmayan müşterilere yönelik geliştirilmiştir. e "635 peşinat, | yıl ödemesiz, 901.29 vade farkı ile 60 ay vadeli: ilk 12 aylık dönemde ödeme yapılmadan avantajlı konut ediniminin sağlanması hedeflenmiştir. e Emlak Katılım Bankası iş birliği ile 901,89'dan başlayan vade oranları ile. 120 aya kadar leasing imkânı: Uzun vadeli ve sabit oranlı ödeme imkânı sunulmuştur.

• Damla Kent Projesi- "Damlaya Damlaya Ev Olur" Gayrimenkul Sertifikası

Projenin Kapsamı ve Konumu:

Proje, Başakşehir İlçesi Mahmutbey Mahallesi'nde, toplam yaklaşık 380 bin m? arsa üzerinde geliştirilen ve 5 etaptan oluşan karma kullanımlı bir yerleşim kompleksidir. Damla Kent Projesi kapsamında, modern yaşamın tüm gereksinimlerini karşılayacak şekilde 5.325 adet konut ve 244 adet ticari birim olmak üzere toplam 5.569 bağımsız bölümün inşa edilmesi planlanmaktadır. Proje, İstanbul'un en büyük ölçekli yeni yerleşim alanlarından biri olma potansiyeli taşımaktadır.

Sertifika Sistemi ve Mülkiyet Edinimi:

Gayrimenkul Sertifikası, Damla Kent Projesi kapsamında, faizsiz, peşinat koşulu olmaksızın konut edinimini ve aynı zamanda küçük birikimlerle gayrimenkule yatırım yapmayı da mümkün kılan yenilikçi finansal bir modeldir. Müşteriler, bir konutun tamamı yerine belirli paylarını temsil eden sertifikaları satın alarak birikimlerini kademeli şekilde yönetebilmekte ve zamanla tam mülkiyete ulaşabilmektedir.

Projedeki dairelerin halka arz fiyatı, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) lisanslı bağımsız değerleme kuruluşları tarafından belirlenen değerler esas alınarak tespit edilmiştir. e Asli Edim: Müşteriler aylık bütçelerine uygun miktarda sertifika alımı yaparak birikimlerini yönetmekte, hedeflemiş olduğu bağımsız bölümün sertifika adedine ulaştığında mülkiyet talebinde bulunabilmektedir. e Tali Edim: Yeterli sertifikaya ulaşamayan müşterilere ise alternatif bir yol sunulmaktadır. Asli edime konu olmayan bağımsız bölümler satışa sunularak elde edilen toplam gelir, sertifika sahiplerine payları oranında dağıtılacaktır.

Sonuç olarak, Emlak Konut G.Y.O. A.Ş.; Kazançlı Yatırım Kampanyası, Gayrimenkul Sertifikası ve benzeri yenilikçi finansal araçlar aracılığıyla doğrudan satışta avantajlı ödeme seçenekleri sunmakta, aynı zamanda düşük bütçeli vatandaşın küçük birikimlerle konut sahibi olabilmesine imkân tanımaktadır. Bu kapsamda geliştirdiğimiz yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler ile erişilebilir konut segmentinde mülkiyet oranının artırılmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir