22 Şubat 2024'te Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde işlenen bir kadın cinayetinin yargılama sürecine ilişkin
Kaynak göster
İskender Bayhan (EMEP), 1 Temmuz 2025 tarihinde 7/30344 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresinde cevaplandı (verilişinden 106 gün sonra, 15 Ekim 2025).
İskender Bayhan (EMEP, İstanbul). “22 Şubat 2024'te Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde işlenen bir kadın cinayetinin yargılama sürecine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/30344, 1 Temmuz 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-30344-22-subat-2024-te-sanliurfa-nin-siverek-ilcesinde-islenen-bir-kadin-cinayetinin-yargilama-s (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/7c8f7471-e650-4779-a865-0197ca08c6c2
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 106 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasa'nın 98, TBMM İç Tüzüğü'nün 96 ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
SORULAR
07.2025 9 Istanbul Milletvekili
22 Şubat 2024 tarihinde Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, Rıdvan Bulunmaz tarafından ateşli silahla vurularak yaşamını yitiren Pınar Bulunmaz"ın ölümüne ilişkin ceza davası süreci; yargı makamlarının tutumu, maddi delillerin göz ardı edilmesi ve sanığın tutuksuz yargılanmaya devam etmesi nedeniyle kamuoyunda derin tepkilere yol açmaktadır.
Eşe karşı kasten öldürme suçundan yargılanan sanık, olayın hemen ardından tutuklanmış ancak delil niteliği taşıyan kamera kayıtları, kriminal raporlar ve çelişkili tanık beyanlarına rağmen yaklaşık üç ay sonra serbest bırakılmıştır. Öte yandan dava dosyasındaki deliller; olay yerinde tespit edilen kan izleri, silahın mermi yatağındaki kovan, evde temizlik yapıldığına dair beyanlar, mermi sayılarında tespit edilen çelişkiler ve kriminal bulgulardaki tutarsızlıklar gibi çok sayıda unsurla desteklenmektedir.
Duruşmada dinlenen tanık polisler, olay yeri incelemesinde aracın çeşitli bölümlerinde kan izlerine rastlandığını, silahın mermi yatağında kovan olduğunu ve evde temizlik yapıldığına dair bulgular elde ettiklerini beyan etmiştir. Ayrıca ilk raporda 10 mermi bulunduğu belirtilmesine rağmen, daha sonra gelen kriminal raporda bu sayının 12 olarak geçmesi ciddi bir çelişki doğurmuş, tanık polislerin "mermi sayılarının tahmini yazıldığını" belirtmesi adli sürecin güvenirliğini bir kez daha sorgulatmaktadır.
Diyarbakır Kriminal Laboratuvarı'nın 11 Mart 2024 tarihli raporuna göre, Pınar'ın yalnızca sol elinde barut izi bulunmuş, Rıdvan Bulunmaz"ın sol elinde ise atış artığı tespit edilmiştir. Bu bulgular sanığın ifadesiyle örtüşmemektedir. Ayrıca, Pınar'ın herhangi bir psikolojik hastalığına dair tıbbi kayıt bulunmamasına rağmen, sanık savunmasında onu "intihara meyilli" göstermek amacıyla özel hayatına dair detayları manipülatif biçimde kullanmıştır. Ailesi ve arkadaşları ise Pınar'ın düzenli çalışan, sosyal hayatı olan, sevilen bir birey olduğunu defalarca dile getirmiştir. Duruşma sırasında Pınar Bulunmaz'ın ailesi, sanığın yakınlarının sözlü saldırılarına maruz bırakılmış; sanıkla aynı koridorda saatlerce bekletilmiş ve tüm bunlara rağmen gerekli güvenlik önlemleri ancak olay gerçekleştikten sonra alınabilmiştir. Tanık olarak dosyaya dahil edilen bazı kişilerin, sanık ve ailesiyle sık telefon görüşmesi yaptığı HTS kayıtlarıyla belgelenmiş olmasına rağmen, bu tanık beyanlarının mahkemece dikkate alınması da sürecin tarafsızlığına gölge düşürmüştür. Ayrıca, mahkeme dosyasına sunulan bilirkişi raporu da tanık beyanlarının güvenilirliğini ciddi biçimde tartışmalı hale getirmiştir. Raporda, tanığın olay yerindeki konumundan, araç içerisinde bulunan kişilerin yüzlerini ve hareketlerini net biçimde görmesinin mümkün olmadığı açıkça belirtilmiştir. Bilirkişi, özellikle gece saatlerinde, araç içi aydınlatması açık dahi olsa, araç içerisindeki şahısların yüzlerinin ve hareketlerinin net biçimde ayırt edilemeyeceğini tespit etmiştir. Bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere doğru olmayan tanık beyanının, sanığın işlediği cinayeti kasıtlı biçimde şüpheli hale getirme çabalarının bir parçası olduğu açıktır.
Tüm bu gelişmeler, delillerin bütüncül değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının çelişkilerine rağmen sanığın serbest bırakıldığını ve kadın cinayetlerinde cezasızlık pratiğinin bir kez daha yargı eliyle üretildiğini göstermektedir.
Bu bağlamda;
Sanığın, cinayeti işlediğine dair güçlü şüphe oluşturan kriminal raporlar, barut izi tespiti, DNA örnekleri, olay yeri kan izleri ve tanık beyanlarına rağmen neden tutuklanmadığına dair gerekçeli bir açıklama yapılacak mıdır? Bakanlığınız bu kararı bağımsız bir denetime tabi tutmayı planlamakta mıdır?
Silahla ilgili ilk raporda 10 mermi yer aldığı belirtilmişken, sonradan sunulan raporda bu sayının 12'ye çıkmasının gerekçesi nedir? Bu çelişkinin delil güvenliğini zedelediği göz önüne alındığında, sorumlular hakkında adli veya idari bir işlem başlatılmış mıdır?
Olaydan üç ay sonra dosyaya giren tanıkların, sanık ailesiyle sık telefon görüşmesi yaptığı BTK kayıtlarıyla sabitken, bu kişilerin beyanlarının geçerliliği yargılamada neden sorgulanmamıştır? Tanık tarafsızlığını gözeten bir denetim mekanizması Bakanlığınız bünyesinde mevcut mudur?
27 Şubat 2025 tarihli bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği üzere, tanığın olay yerindeki konumundan araç içerisinde bulunan kişilerin yüzlerini ve hareketlerini net biçimde görmesinin mümkün olmadığı teknik olarak tespit edilmişken; bu açık çelişkiye rağmen söz konusu tanık beyanının esas alınması, sanığın cinayeti kasıtlı biçimde 'şüpheli ölüm' gibi göstermeye yönelik beyanlarıyla uyumlu biçimde mahkeme tarafından dikkate alınması, delillerin objektif değerlendirilmesi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yükümlülüğünün ağır biçimde ihlali değil midir?
Sanığın ailesi tarafından mağdur aileye yönelik yapılan sözlü saldırılara rağmen, mahkeme öncesinde yeterli güvenlik önlemi neden alınmamıştır? Ailenin, sanıkla aynı koridorda saatlerce bekletilmesi hakkında Bakanlığınız herhangi bir inceleme başlatmış mıdır?
Basın mensubu gazeteci Özge Demir'in haber takibi sırasında gözaltına alınması ve telefonuna el konulması, açıkça anayasal hakların ihlali değil midir? Bakanlığınız, bu müdahalenin sorumluları hakkında soruşturma başlatmayı düşünmekte midir?
Kadın cinayetlerine dair davalarda kamusal izleme hakkını kullanan basının engellenmesi, davaların kamuoyundan kaçırılmasına yönelik sistematik bir yaklaşım mıdır? Bu algının ortadan kaldırılması adına kadın cinayetlerini izlenebilir kılan mekanizmalar sağlanacak mıdır?
Sanığın yalnızca beyanlarıyla, Pınar Bulunmaz''ın "intihara meyilli" olduğu iddia edilirken, herhangi bir psikolojik tedavi geçmişi, raporu veya sağlık kaydı bulunmadığı hâlde bu söylemlerin yargılamada dikkate alınması, mağdurun kişilik haklarını ihlal etmiyor mu?
Tanık polislerin ifadelerinin bire bir benzerlik göstermesi ve bu durumun "tanıklığa müdahale" iddiasına yol açması üzerine, tanık beyan süreçlerinin adil ve bağımsız yürütüldüğünü güvence altına alacak mekanizmalar oluşturulacak mıdır?
Kadın cinayetleriyle ilgili dosyalarda delil karartma, tanık yönlendirme ve mağdur ailelerin adalet arayışının bastırılmasına dönük baskılar göz önüne alındığında, bu tür dosyaların özel statüde değerlendirilmesi ve bağımsız bir izleme kurulunca denetlenmesi yönünde bir çalışma yapılmakta mıdır?
Kadın örgütlerinin ve Şanlıurfa ile Adıyaman barolarının müdahillik taleplerinin reddedilmesi, sanığın tutuklanmasına yönelik tüm taleplerin ısrarla oy çokluğuyla geri çevrilmesi ve dahası, duruşmayı takip eden gazetecinin hukuksuz biçimde gözaltına alınarak telefonuna el konulması; bu davanın hem kamuoyundan kaçırılmaya hem de adalet mekanizmasını toplumdan gizlemeye yönelik sistematik bir çabanın parçası değil midir? Tüm bu dava sürecinde ortaya çıkan delillerin sistematik biçimde göz ardı edilmesi; sanığın tutuklanmamasına, kadın örgütlerinin ve baroların müdahillik taleplerinin reddedilmesine, kamuoyunun haber alma hakkının ihlal edilmesine ve tanık beyanlarının bilirkişi raporuyla açıkça çürütülmesine rağmen dikkate alınmasına bakıldığında, bu yaklaşım yalnızca adil yargılanma hakkının değil, aynı zamanda kadına yönelik şiddetle mücadelede devletin etkin soruşturma ve kovuşturma yükümlülüğünün açık bir ihlali değil midir? Bakanlığınız bu davaya açık ve aktif bir şekilde müdahil olup, kadın cinayeti faili Rıdvan Bulunmaz'ın "eşe karşı kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası alması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirecek midir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1666085 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, İstanbul Milletvekili İskender Bayhan tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/30344 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
ESAŞE
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden MXSLA8h - HpFm960 - teZiTwh - MZ9f7g- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-1205-4160/5845 Konu : Yazılı soru önergesi 48/49 0025
Sayın İskender BAYHAN İstanbul Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/30344 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
A) "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
B) "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinin birinci fıkrasında, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri; ikinci fıkrasında, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Belirtilen hükümler çerçevesinde, Anayasanın 9 ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce verilen ara karar, karar ve hükümlerin hukuki dayanakları ile gerekçelerine dair Bakanlığımızda bilgi bulunmadığı gibi, sözü edilen karar ve hükümlerin olağan yargısal denetimi, başvuru usulü ve şartları ilgili kanunlarda gösterilen yargı mercilerine aittir.
I- Anayasanın, "Kanunların teklif edilmesi ve görüşülmesi" kenar başlıklı 88. maddesinde kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tasarı ve tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği hükmü yer almakta iken söz konusu hüküm, 16/04/2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen 21/01/2017 tarihli ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 16. maddesiyle; kanun teklif etmeye milletvekillerinin yetkili olduğu, kanun tekliflerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülme usul ve esaslarının içtüzükle düzenleneceği şeklinde değiştirilmiş, söz konusu düzenleme 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
10/07/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilâtı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 38. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; adalet hizmetleriyle ilgili konularda gerekli araştırmalar ve mevzuat hazırlıklarını yapmak ve görüş bildirmek Bakanlığımızın görevleri arasında
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden FGOOMH8 - RIhyNWX - Cs5jxyd - 5UZSx8- ile erişebilirsin
Mevzuat Genel Müdürlüğü sayıldığından çalışmalarımız bu çerçevede yürütülmektedir.
1. A) 10/06/2020 tarihli ve 31151 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 63 sayılı Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 18. maddesiyle 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine "Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı" kenar başlıklı 93. madde eklenmiş ve bu Başkanlık, Bakanlığımızın hizmet birimleri arasında yerini almıştır. Bu maddeye göre Başkanlığın görevleri; kırılgan gruba yönelik hak ve hizmetlerin geliştirilmesi ve uygulanmasına ilişkin faaliyetleri yürütmek, mağdurların kendilerine tanınan haklar ve yardımlar konusunda bilgilendirilmesine yönelik çalışmalar yürütmek, adli desteğe ihtiyaç duyanlara uygun müdahale programları geliştirmek, tekrarlanan mağduriyetleri önleyici tedbirler almak, psiko-sosyal destek hizmetlerinin geliştirilmesine ve uygulanmasına yönelik faaliyetleri yürütmek, mağdurların adalete erişimini güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapmak ve uygulamak, adli süreçte tanıklara yönelik hizmetlerin geliştirilmesine ve uygulanmasına ilişkin faaliyetleri yürütmek, adliyelerde görev alan pedagog, psikolog ve sosyal çalışmacı gibi uzmanların çalışma usul ve esaslarını belirlemek, adli yardımla ilgili mevzuatın Bakanlığa verdiği görevleri ilgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği halinde yürütmek ve adli yardım hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde işleyişine yönelik tedbirleri almak, görev alanına giren konularda kamu kurum ve kuruluşları veya sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yapmak, mağdurların her alanda desteklenmesini sağlamak amacıyla toplumsal farkındalığı artırıcı faaliyetlerde bulunmak şeklinde belirlenmiştir.
Başkanlığın başlıca hedefleri arasında; başta çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve engelli bireyler olmak üzere tüm suç mağdurlarının ve tanıkların, sahip oldukları haklar ile kendilerine sunulabilecek yardım ve destek hizmetleri konusunda bilgilendirilmeleri ve kırılgan gruba mensup mağdurların adli süreçte etkin şekilde desteklenerek adalete erişimlerinin kolaylaştırılması yer almakta olup Başkanlığın çalışmaları bu yönde devam etmektedir.
02/09/2022 tarihinde Başkanlık bünyesinde çocuk, kadın, yaşlı, engelli ve tanıklara yönelik politikalar geliştirilmesi ile adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince sunulan hizmetlerin etkinliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yürütmek üzere Bakan Oluru ile Çocuk Hizmetleri Daire Başkanlığı ve Kadın Hizmetleri Daire Başkanlığı ile Adli Destek ve Yardım Hizmetleri Daire Başkanlığı kurulmuştur.
B) Bakanlığımızca 63 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca adliyelerde kurulan "adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri" bünyesinde yer alan bürolar aracılığıyla suç mağdurlarına yönelik bilgilendirme ve yönlendirme faaliyetleri ile kırılgan gruba dahil mağdurların adalete erişimlerinin güçlendirilmesine yönelik hizmetler, tüm ülke genelinde yürütülmektedir.
Müdürlüklerin kurulmasıyla birlikte; daha önce çocuk ve aile mahkemelerinde görev yapan uzmanlar aracılığıyla sağlanan psiko-sosyal destek faaliyetleri Cumhuriyet başsavcılıkları ile tüm mahkemeleri kapsayacak şekilde genişletilmiş, hizmet sunumuna ilişkin standartlar geliştirilmiş, vaka yönetiminin uygulandığı etkin bir sistem oluşturulmuştur.
Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri bünyesinde yer alan "bilgilendirme ve yönlendirme büroları"nda tüm suç mağdurları; adli süreç ve bu süreçte sahip oldukları haklar ile kendilerine hizmet sunan kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları konusunda bilgilendirilmekte ve ihtiyaçları doğrultusunda hizmet alabilecekleri kurum ve kuruluşlara
Esse 28 yalan SAS
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden FGOOMH8S - RIhyYNWX - Cs 5İxyd - DUZSX8- ile erişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü yönlendirilmektedir. Bu sayede değişik kurumlar tarafından mağdurlara sunulan hizmetlerin etkin, kesintisiz ve bütüncül bir şekilde yerine getirilmesi sağlanmaktadır.
Çocuklar ve kadınlar gibi bireysel özellikleri nedeniyle suçtan daha fazla etkilendiği tespit edilen kırılgan gruba dâhil mağdurların adalete erişimlerinin güçlendirilmesine yönelik çeşitli hizmetler de sunulmaktadır. Maruz kalınan suçtan daha fazla etkilendiği ve desteğe ihtiyaç duyduğu anlaşılan bu kapsamdaki mağdurlara yönelik olarak "kırılgan grup destek büroları"nda çalışan adli destek görevlileri tarafından yapılan bireysel değerlendirme sonucunda adli destek planı hazırlanmakta ve gerektiğinde vaka yönetimi uygulanmak suretiyle etkin bir şekilde psiko-sosyal destek hizmeti sunulmaktadır.
©) Bakanlığımız tarafından, faille yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen, öncelikli olarak cinsel suç ve aile içi şiddet suçu mağdurları, engelli birey ve kırılgan gruba dâhil mağdurlar, diğer mağdurlar ve tanıklar ile suça sürüklenen çocukların ifade ve beyanlarının uzman eşliğinde özel ortamda alınması için 2017 yılında adli görüşme odaları (AGO) uygulamasına geçilmiştir.
Ç) Suç mağdurlarının bilgilendirilmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında mağdurların sahip oldukları haklar ile kendilerine sunulan hizmetlere dair bilgilerin yer aldığı "https://magdurbilgi.adalet.gov.tr/" internet sitesi üç farklı dilde erişime açılmıştır. Suç mağdurları internet sitesini ziyaret ettiklerinde yaşadıkları mağduriyet türüne göre hangi haklara sahip olduklarını, hangi hizmeti hangi kurumlardan alabileceklerini ve bunun için nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini kolaylıkla öğrenebilmektedir.
Suç mağdurlarının adli süreç hakkında bilgilendirilmeleri amacıyla bazı temel haklar ile suç türleri hakkındaki bilgilerin yer aldığı çeşitli broşürler de fiziki ve dijital ortamda erişime sunulmuştur.
Belirtilen hususlara ek olarak; "mağdur(Dadalet.gov.tr" e-posta hesabı üzerinden mağdurların başvuruları Başkanlık tarafından ivedi bir şekilde ele alınarak gereğinin yapılması için ilgili yerlere yönlendirilmektedir.
IV- Siverek Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 21/07/2025 tarihli cevapla; soru önergesinde belirtilen olayla ilgili yürütülen soruşturma sonucu açılan kamu davasının yargılamasının devam ettiği bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan fsi çal Diz
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http:/vatandaş.uyap.gov.tr adresinden FGOOMH8 - RIhyYNWX - Cs5jxyd - SUZSX8- ile erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan