Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 98 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Öznur Bartin Hakkâri Milletvekili
2025 yılının ilk 6 ayında, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun raporuna göre, en az 136 kadın erkekler tarafından katledilmiş, 145 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetmiştir. Bu veriler, erkek şiddetinin sistematik bir yapıya büründüğünü ve devletin önleyici, koruyucu, cezalandırıcı mekanizmalarının etkisiz kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. Erkek şiddeti münferit değil; politik, sistemli ve ataerkil düzenin sürdürülebilirliğini güvence altına alan bir araçtır.
Gerekçenin tamamını göster (7 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
136 kadının 96'sı, aile içinden bir erkek tarafından, çoğunlukla kendi evinde katledilmiştir. Ev içi alanın kadınlar için güvenli bir yer olmaktan çıkması, "aile bütünlüğü" adı altında kadınların eve kapanmasını teşvik eden resmi politikaların ölümcül sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Rapor, kadınların katledilmesi sırasında onların çocuklarının, annelerinin, kardeşlerinin ya da arkadaşlarının da saldırıya uğradığını, 35 kişinin bu süreçte ya öldürüldüğünü ya da ağır yaralandığını ortaya koymaktadır. Ataerkil şiddet, yalnızca kadının varlığını değil, onunla dayanışan, yanında duran herkesi cezalandırmaktadır. Bu durum, şiddetin yalnızca bireye değil, kadın mücadelesine ve dayanışmasına karşı yürütülen bir savaşa dönüştüğünü göstermektedir.
Kadınların 9010'u, "ekonomik gerekçeler" öne sürülerek katledilmiştir. Ataerkil düzen, derinleşen ekonomik krizi erkek egemenliğini yeniden tesis etmenin bahanesi hâline getirmekte, kadınları hem yoksulluğun hem de erkek şiddetinin hedefi hâline getirmektedir. Bu ikili tahakküm, kadınların yaşam alanlarını, öznelliklerini ve direnme güçlerini sistemli olarak imha etmektedir.
2025'in ilk 6 ayında katledilen kadınlardan 9'unun, olay anında geçerli koruma kararları bulunmaktaydı. Geriye kalan 123 kadın hakkında koruma kararı olup olmadığı dahi bilinmemektedir. Bu durum, 6284 sayılı Kanun'un kâğıt üzerinde kaldığını; devletin önleyici görevini yerine getirmediğini, şiddete karşı etkili bir irade ortaya koymadığını göstermektedir.
İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin ardından kadın katliamları her yıl artmıştır: 2021'in ilk 6 ayında 131 kadın, 2022'de 164, 2023'te 147, 2024'te 205 kadın katledilmiş, 2025'in ilk yarısında ise 136 kadın yaşamını yitirmiştir. Bu tablo, sözleşmeden çekilmenin kadınların can güvenliği üzerindeki yıkıcı etkisini net biçimde göstermektedir. Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden taraf olması bir tercihten öte, kadınların yaşam hakkını korumak için acil ve zorunlu bir adımdır.
Cezasızlık politikaları ve infaz düzenlemeleri, şiddet faillerini cesaretlendirmekte; erkek şiddetini görünmez bir hâle getirmektedir. 2025'in ilk 6 ayında katledilen 15 kadın, daha önce suç işlemiş erkekler tarafından öldürülmüştür. Bu durum, devletin ceza adaleti sisteminin kadınların değil faillerin lehine işlediğini ortaya koymaktadır. Kadınlar sadece katledilmiyor, aynı zamanda işgücüne katılımlarından sosyal yaşamlarına kadar her alanda sistematik olarak dışlanıyor. Kadınların 2025 ilk çeyrek TÜİK verilerine göre 6 milyondan fazlası "ev işleriyle meşgul" olduğu gerekçesiyle işgücü dışında bırakılmıştır. Kadınların ekonomik bağımsızlığının ellerinden alınması, şiddete daha açık hâle gelmelerine neden olmaktadır.
DEM Parti olarak, kadına yönelik şiddetin ve kadın katliamlarının ancak toplumsal cinsiyet eşitliğini temel alan, kadınları özne kabul eden, onların dayanışma örgütlerini destekleyen ve ataerkil yapılarla hesaplaşan politikalarla durdurulabileceğine inanıyoruz. Mevcut veriler, koruma sistemlerinin işlevsizliğini, ceza adaletinin yetersizliğini ve toplumsal eşitsizliklerin ölümcül sonuçlarını gözler önüne sermektedir. Bu nedenle; kadın katliamlarının durdurulması, şüpheli kadın ölümlerinin etkin biçimde soruşturulması, koruma ve önleme politikalarının etkili bir şekilde uygulanması, İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden taraf olunmasına yönelik toplumsal taleplerin dikkate alınması ve gerekli yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi amacıyla, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından gerekli önlemlerin ivedilikle alınması hayati önemdedir.
Bu bağlamda;
SORULAR
İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin ardından 2021-2025 yılları arasında kadın cinayetlerindeki artış oranına ilişkin Cumhurbaşkanlığı düzeyinde hazırlanmış herhangi bir resmi değerlendirme raporu veya istatistik mevcut mudur?
2021 sonrası kadın cinayetlerinin seyriyle ilgili olarak Bakanlıklar arası koordinasyonu sağlayacak herhangi bir merkezi yapı oluşturulmuş mudur?
Kadın cinayetlerine ilişkin ulusal bir eylem planı veya kriz izleme birimi kurulması planlanmakta mıdır?
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın kadınlara yönelik koruyucu hizmetler ve sığınaklara ayırdığı bütçe, 2021—2025 yılları arasında yıllara göre nasıl değişmiştir?
2002-2025 yılları arasında katledilen kadınlardan kaçının daha önce devlet kurumlarına şiddet bildirimi yaptığı ve buna rağmen korunamadığı tespit edilmiştir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·
Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında benimsenen politika ve tedbirlere, kalkınma planları ve yıllık programlarda yer verilmektedir. Kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin olarak 2007 yılından itibaren eylem planları hazırlanmakta olup hâlihazırda 2021-2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı uygulanmaktadır. V. Ulusal Eylem Planı çalışmaları, günümüz ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ilgili tüm kurum ve kuruluşların katkıları ile yürütülmektedir.
Bununla birlikte 2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesinin ardından kurulan "Kadına Yönelik Şiddet İzleme Komitesi", 2023/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu" (Koordinasyon Kurulu) olarak yeniden yapılandırılmıştır. Koordinasyon Kurulu, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında mevcut uygulamaların değerlendirilmesi, sorunların tespiti, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanmasına yönelik daha kapsayıcı kurumlar arası iş birliği ve eş güdümün artırılması görevlerini yürütmektedir.
Diğer taraftan, 2021 yılında performans esaslı program bütçe sistemine geçilmiş ve bu tarihten itibaren merkezi yönetim bütçe kanun teklifleri program bazlı olarak hazırlanmıştır. Bu kapsamda belirlenen toplam 68 programdan biri Kadının Güçlenmesi Programı olmuştur. Program kapsamında kadınlara yönelik koruyucu, önleyici, eğitici, geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici sosyal hizmet faaliyetlerinin yürütülmesi, şiddete uğrayan kadınlara ve beraberindeki çocuklara geçici barınma hizmeti sunulması, şiddete uğrayan kadınların korunması ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik hizmetler sunulmaktadır. Program kapsamında yapılan harcamalara ilişkin istatistiki verilere Strateji ve Bütçe Başkanlığının internet adresinden ulaşılabilmektedir.
Soru önergesinde bahsi geçen diğer hususlar, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görev alanına girmektedir.
Telefon No : (0312)525 55 55 Fax : (0312) 5255831
Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı