İzmir'de yaşanan içme suyu sorununa ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 93 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Orman Bakanı Sayın İbrahim Yumaklı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Rahmi Aşkın TÜRELİ İzmir Milletvekili
Su, yeryüzündeki yaşamın en önemli unsurlarından biridir. Nüfus artışı, küresel ısınma, atıkların yarattığı kirlilik, bilinçsiz kullanım gibi nedenlerle bu en temel yaşam unsuru giderek üstesinden gelinmesi zorunlu bir sorun hâline dönüşmektedir. Bu sorun, kuraklıkla birlikte daha ciddi bir endişe kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Son yıllarda dünyada yaşanan küresel iklim değişimlerine paralel olarak ülkemizde de ciddi iklim değişimleri yaşanmaktadır. 2025 yılında Türkiye'nin aldığı yağış miktarı normalinin ve geçen yıl yağışlarının yüzde 26 altında gerçekleşmiştir. Türkiye genelinde | Ekim 2024-30 Haziran 2025 dönemini kapsayan 9 aylık su yılı yağışları son 52 yılın en düşük seviyesine inmiştir. Bu durum ülkemizin ciddi bir kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğunu | göstermektedir.
Su kaynaklarındaki azalmanın İzmir kentini de ciddi biçimde etkilediği görülmektedir. Nitekim, su kaynaklarıyla ilgili yapılan bazı önemli ölçümler de bunu kanıtlamaktadır. İZSU verilerine göre İzmir'in içme suyu ihtiyacının büyük bölümünü sağlayan Tahtalı Barajı'nda su seviyesi yüzde 9,69 ile 2008 yılından bu yana en düşük seviyelere düşmüştür. Bu oran geçen yıl aynı ayda yapılan ölçümlerde yüzde 24,43'dü.
İzmir'in su ihtiyacını karşılayan diğer barajlarda da su seviyesinin geçen yılla kıyaslandığında ciddi anlamda düştüğü gözlenmektedir. Nitekim, su seviyesinin Balçova Barajında yüzde 35,97 (geçen yıl 54,58), Gördes Barajında yüzde 0,08 (geçen yıl 8,93), Ürkmez Barajında yüzde 14,24 (geçen yıl 32,9), Güzelhisar Barajında yüzde 59,15 (geçen yıl 76,79), Alaçatı Kutlu Aktaş Barajında ise yüzde 4,73 (geçen yıl 25.59) olarak gerçekleştiği görülmektedir.
Bu nedenlerden dolayı, hem içme-kullanma suyunda, hem de tarımsal-endüstriyel su kullanımında giderek artan riskler dikkate alınarak, zaman geçirilmeden önlem alma zorunluluğu doğmaktadır.
Bu bilgiler ışığında;
SORULAR
I- İzmir'in su sorununun bu noktaya taşınmasında hangi faktörler etkili olmuştur? 2- Barajlar doluyken yer altı kuyularından su kullanımının bugün içinde bulunduğumuz sorunun vehametini artırdığı konusundaki tespitlere katılıyor musunuz?
Zorunlu su kesintilerinin beklenenin aksine su tüketimini artırma yönünde bir etkisinin olabileceği yönündeki tespitler konusunda ne düşünüyorsunuz?
İçme-kullanma suyunun evsel kullanımlarında su tasarrufunu sağlamaya yönelik olarak ne gibi tedbirlere başvurmayı düşünüyorsunuz?
İçme-kullanma suyunun kamusal alanda kullanımında tasarruf sağlanması konusunda alınması gereken tedbirler nelerdir?
İzmir ve çevresinin su probleminin merkezi yönetim-yerel idare işbirliği ile ivedi olarak çözümlenmesi için Bakanlığınız bütçesinde bir kaynak ayırmayı düşünüyor musunuz?
İzmir'in su kullanımında projeksiyonlara dayalı olarak arz-talep dengesinin kurulması amacıyla orta-uzun dönemde Bakanlık olarak uygulamayı düşündüğünüz politikalar var mıdır? Varsa bu politikalar nelerdir?
İklim krizi ve kuraklık ile birlikte söz konusu problemin sadece İzmir ile sınırlı olmadığını da düşündüğümüzde Türkiye ölçeğinde alınması gereken tedbirlerle ilgili yürüttüğünüz bir çalışma var mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)İbrahim Yumaklı, Tarım ve Orman Bakanı ·
İklim değişikliğinin etkilerinin yoğun olarak hissedileceği Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkemizde büyüyen ekonomi ve artan üretimle tarımda, sanayide, enerjide, turizmde ve daha birçok sektörde suya olan ihtiyaç artmaktadır.
Bakanlığımızca 2016 yılında tamamlanan "İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi Projesi" ile iklim değişikliğinin tüm havzalarda yüzey ve yer altı sularına muhtemel etkisi tespit edilmiş ve gerekli uyum faaliyetleri belirlenmiştir.
Ülkemizde tüm sektörlerde suyun verimli kullanılması ve su verimliliği konusunda toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla 31.01.2023 tarihinde "Ulusal Su Verimliliği Seferberliği" başlatılmıştır.
Seferberlik kapsamında kentsel, endüstriyel ve tarımsal su verimliliğinin sağlanmasına ilişkin rehber dokümanlar hazırlanmış olup www.suverimliligi.gov.tr adresinden dokümanlara ulaşılabilmektedir.
Tüm sektörlerde su verimliliği bilincinin oluşturulması ve farkındalık oluşturulması maksadıyla ülke genelinde eğitim çalışmaları yürütülmektedir. Suyun verimli kullanılmasına ilişkin afişler ve reklam panoları hazırlanmış olup halkın farkındalığının sağlanması maksadıyla ortak alanlarda sergilenmeye başlanılmıştır.
Su verimliliği seferberliğinin uygulanmasına yönelik 27.12.2024 tarihli ve 32765 sayılı Resmi Gazete'de "Su Verimliliği Yönetmeliği" yayımlanmıştır. Mezkur Yönetmelik ile sektörel su kullanımlarının izlenmesi, kayıt altına alınması, orantısız su kullanımlarının ve su kayıplarının azaltılması, ekosistemlerin ve su kaynaklarının korunarak her türlü su kullanımında verimliliğin sağlanması hedeflenmektedir.
Ulusal su verimliliği hedeflerinin ve stratejilerinin ortaya konulduğu "Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033)" hazırlanmıştır.
Planda, sektörel ve bireysel su kullanımlarında hedefler, stratejiler, eylemler ve sorumlu kurumlar belirlenmiştir. Ayrıca plan kapsamında tarımsal su kullanım verimliliğini artıran uygulamaların yaygınlaştırılmasıyla mevcut durumda 9050 olan sulama randımanının 2030 yılına kadar "060, 2050 yılına kadar 9065 seviyesine yükseltilmesi hedeflenmektedir.
Bunun yanı sıra, içme suyu sistemlerindeki kayıp-kaçak oranları 2004 yılında 9060 seviyelerinden, 2023 itibariyle yaklaşık 9032'ye düşürülmüş, 62 belediyenin dahil olduğu "Belediye Su Kardeşliği" uygulaması ile teknik bilgi ve tecrübe paylaşımı sağlanmaya devam edilmektedir.
Bulunduğumuz yüzyıl için yapılan iklim etki değerlendirmeleri, artan sıcaklıklar ve değişen yağış rejimi neticesinde tarımsal sulama, endüstri, kentsel ve turizm kullanımlarının hangi ölçüde artacağı ile ilgili olarak gelecek dönemlere ilişkin su ihtiyaçları projeksiyonları yapılmıştır.
Bakanlığımızca çevre, içme suyu, tarım, sanayi, hayvancılık, turizm vb. sektörlerin adil ve dengeli su paylaşımını sağlamak aynı zamanda su kullanımından elde edilecek faydayı en üst seviyeye çıkarmak amacıyla havza ve alt havza bazında Sektörel Su Tahsis Planları (SSTP) hazırlanmaktadır.
Şu ana kadar Seyhan, Gediz, Küçük Menderes, Konya, Akarçay, Burdur, Batı Akdeniz, Kuzey Strateji Geliştirme Başkanlığı
Ege, Büyük Menderes olmak üzere 9 havzada SSTP tamamlanmış ve yayımlanmıştır.
SSTP ile havza ve alt havza ölçeğinde her sektörün ihtiyacı olan suyun, ekonomik, sosyal ve çevresel açıdan analiz edilerek planlanması yapılmaktadır. Bu çalışmalarda iklim değişikliği sebebiyle oluşabilecek kuraklık risklerine karşı normal durum ve 4 farklı kuraklık senaryosu (hafif kurak, orta kurak, şiddetli ve çok şiddetli kurak dönemler) ile geleceğe yönelik havzadaki çevre, içme suyu, tarım, sanayi, hayvancılık, turizm gibi sektörlerin havza bazındaki su taleplerine uygun olarak su tahsis senaryoları hazırlanmakta ve su tahsis planlaması yapılmaktadır. İklim değişikliğinin tarımsal üretim ve gıda arzı üzerindeki etkileri değerlendirilmekte ve tarım sektöründeki riskler en aza indirilmektedir.
İklim değişikliğinin tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkileri ise daha sıcak ve az yağışlı iklim koşulları, ekstrem meteorolojik olaylarda artış, su kaynaklarında azalma, kuraklık şiddetinde artış, su ve toprak kalitesinde bozulma ve biyolojik çeşitliliğin azalması gibi hususlar olarak sıralanmaktadır.
Bu bağlamda; Bakanlığımız koordinatörlüğünde ülkemiz şartlarına uygun 2008-2012, 2013- 2017, 2018-2022 ve 2023-2027 dönemine ait Türkiye Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı hazırlanarak uygulamaya konulmuştur.
Kuraklık risklerinin olumsuz etkilerinin asgari düzeye indirilmesi ve kuraklıklara karşı hazırlıklı olunması maksadıyla ülkemizdeki 25 nehir havzası için Kuraklık Yönetim Planları hazırlanmıştır.
Kuraklık Yönetim Planları kapsamında su kaynaklarımızın verimli kullanılması ve kuraklıklara karşı hazırlıklı olunmasına yönelik olarak belirlenen tedbirler aşağıda sıralanmaktadır.
" Sulamaalanlarının rehabilitasyonu ve modern sulama sistemlerine geçilmesi, e İçme ve kullanma suyu şebekelerindeki kayıp kaçakların azaltılması, e Sanayi sektöründe kullanılan suyun geri kazanılması ve temiz üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması,
Alternatif su kaynaklarının belirlenmesi,
Gözlem ağının geliştirilmesi,
Kullanılmış suların yeniden kullanımının sağlanması,
Kuraklığa dayanıklı bitkisel ürünlerin artırılması,
Kuraklığın ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması ve
Kuraklık farkındalığının artırılması.
Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı'nın yol göstericiliğinde illerin kendi dinamiklerine ve özel koşullarına uygun olarak "İl Kuraklık Eylem Planı" oluşturulmuştur. İl Eylem Planı kapsamında; Vali başkanlığında ilgili kurum ve kuruluşların katılımı ile oluşturulan İl Kriz Merkezi kararlarıyla olası kuraklık ile ilgili tedbirler alınarak il bazında uygulanmaktadır.
Ayrıca "Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sisteminin Kurulması" çalışmalarına başlanmış olup 2027 yılında tamamlanması hedeflenmektedir. Bu sistemle kuraklık öncesinde tarım, içme suyu, turizm, sanayi gibi su kullanan sektörlere gerekli uyarılar yapılarak kuraklık zararlarının en aza indirilmesi hedeflenmektedir.
IV. Tarım Orman Şurası Sonuç Bildirgesi'nde de iklim değişikliği ve kuraklıkla ilgili hedefler yer almaktadır. Sonuç bildirgesinde; iklim değişikliği etkilerine dayanıklı yeni bitki çeşitlerinin ve hayvan ırklarının geliştirilmesi ile kuraklık ve aşırı hava olaylarına karşı erken uyarı ve dijital Strateji Geliştirme Başkanlığı kuraklık izleme sisteminin kurulması kararları alınmıştır. Bu kararlar, oluşturulacak eylem planı çerçevesinde takip edilecektir.
Bakanlığımızca, tarımsal üretimde suyun etkin ve verimli kullanılması amacıyla, 2800 sayılı "Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar" ve bu Karar kapsamında hazırlanan "Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (2021/7)" hükümleri doğrultusunda, modern basınçlı sulama sistemlerinin çiftçiler tarafından benimsenmesi ve yaygınlaşması hedeflenmektedir.
Bu kapsamda, 2025 yılında projeye esas hibe üst limiti 10.000.000 TL olarak belirlenmiş olup 9050 oranında hibe desteği sağlanmaktadır.
Sulama sistemleri başvuru konuları aşağıda sıralanmaktadır. e Tarla içi damla sulama sistemi kurulması, e Tarla içi yağmurlama sulama sistemi kurulması, e Tarlaiçi mikro yağmurlama sulama sistemi kurulması, e Tarla içi yüzey altı damla sulama sistemi kurulması, " Lineer veya Center Pivot sulama sistemi kurulması, e Tamburlu sulama sistemi kurulması, e Güneşenerjili sulama sistemi kurulması, e Tarımsal sulama amaçlı güneş enerji sistemleri ve e Akıllı sulama sistemleri.
Kurak ve yarı kurak bölgelerde yağış sularından maksimum fayda sağlanmak üzere yağmur hasadı projeleri yürütülmektedir. 2022 yılında KKYDP kapsamında tarımsal kuraklığı önlemeye yönelik kırsalda yağmur hasadı için havuz yapımı (Jeomembran) "050 hibe kapsamına alınmıştır.
IPARD HI Programı kapsamında çıkılan ve çıkılacak çağrılarda "6050-75 değişen oranlarda yatırım tedbirlerine (damla sulama, yağmurlama, pivot ve tamburlu sulama sitemlerinin ayrıca suyun kaynağından çıkarılmasında ihtiyaç duyulan enerjinin karşılanabildiği modern tarımsal solar sulama sistemlerinin dahil olduğu) hibe desteği sağlanmaktadır.
İklim değişikliği kaynaklı risklerin etkilerini en aza indirmek için Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamında yer alan "Köy Bazlı Verim Sigortası" ile kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek ve yağlık ayçiçeği ürünlerinde kuraklık, don, sıcak rüzgâr, sıcak hava dalgası, aşırı nem ve aşırı yağış risklerinden kaynaklı verim azalışları teminat altına alınmaktadır. Köy Bazlı Verim Sigortası kapsamında poliçede yazılı primin "070'i Devlet tarafından karşılanmaktadır.
Bakanlığımız tarafından su kısıtının belirlendiği bölgelerde, belirlenen kriterlere uygun üretim yapan üreticilerimizin Devlet Destekli Tarım Sigortası yaptırmaları halinde; poliçe primi üzerinden 9010 oranında "Su Kısıtı Desteği" indirimi uygulanmaktadır.
8038 ve 8039 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararları kapsamında 01.01.2024-31.12.2026 tarihleri arasında Ziraat Katılım Bankası A.Ş. ile T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Strateji Geliştirme Başkanlığı
Kooperatiflerinden 28 farklı konuda *425-90100 aralığında Hazine faiz/kâr payı destekli yatırım ve işletme kredi/finansmanı kullanımı yapılabilmektedir.
Bu doğrultuda; e Basınçlı sulama sistemleri ve tarımsal yenilenebilir enerji yatırımlarına 15 milyon üst limite kadar "0100'e varan oranlarda faiz/kâr payı desteği verilmektedir. e Hayvancılık, kanatlı sektörü ve su ürünleri sektöründe yatırım ve işletme kredi/finansman kullandırımlarında yenilenebilir/atık enerji kullanımına ilave W5, e Bitkisel üretim konularında işletme kredi/finansman kullandırımlarında basınçlı sulama sistemi kullanımında ilave 9410,
" Kapalı ortamda bitkisel üretim konusunda yatırım ve işletme kredi/finansman kullandırımlarında yenilenebilir/atık enerji kullanımına ilave 9620, yatırımlarda yağmur suyu hasatı değerlendirildiğinde ilave 9010 ve e Planlı üretime uygun üretim yapan faydalanıcılara ilave 9620 faiz/kâr payı desteği sağlanmaktadır.
Tarımda dijitalleşme ile bitkinin ne zaman ne kadar sulama suyuna ihtiyaç duyduğunun tahmin edilmesi için dijital sulama yönetimi projeleri yürütülmektedir. Bu amaçla TAGEM-suET (Sulama Yönetimi ve Bitki Su Tüketimi Sistemi) hayata geçirilmiştir.
Tarımsal kuraklığın izlenmesi ve kuraklık interet portalının oluşturulması çalışmaları tamamlanmıştır.
"Dijital Sulama Yönetim Sisteminin (DiSU) Geliştirilmesi" projesi kapsamında 6 farklı bölgede çalışmalar yürütülmektedir.
İzmir ilinin içme suyu ihtiyacının yaklaşık 9050'si yeraltı suyu kuyularından, kalan 9050"si ise baraj ve diğer depolamalı tesislerden karşılanmaktadır. Enerji maliyetleri, kuraklık ve iklim değişikliği riskleri dikkate alındığında bu kaynakların dengeli ve sürdürülebilir şekilde kullanılması büyük önem taşımaktadır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'na göre; içme ve kullanma suyunun dağıtımı belediyeler ve su idarelerinin sorumluluğundadır. Bu nedenle, suyun tasarruflu kullanımına yönelik halkı bilgilendirme faaliyetleri ve ilgili etkinliklerin, "İçme ve Kullanma Suyu Temini ve Dağıtım Sistemleri Hakkında Yönetmelik" hükümleri doğrultusunda yapılması gerekmektedir.
Başlamış ve Düvertepe barajlarına ilişkin planlama ve proje çalışmaları, Bakanlığımız ile İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) ile imzalanan protokoller kapsamında yürütülmektedir.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz (DSİ) tarafından tamamlanan "İzmir — Manisa İl ve İlçe Merkezleri İçmesuyu Temini Master Plan Raporu" kapsamında 2070 yılına kadar ihtiyaç duyulacak su kaynakları ve yapılması gereken tesisler ortaya konulmuştur. Bu doğrultuda; orta vadede İzmir'in içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere Başlamış ve Düvertepe barajlarının planlama ve proje çalışmaları devam etmektedir. Ayrıca İZSU tarafından yapılacak olan Bostanlı ve Çamlı barajlarının 2033 yılına kadar devreye alınması öngörülmekte olup uzun vadede ise deniz suyunu arıtma tesislerinin devreye alınması planlanmaktadır. Strateji Geliştirme Başkanlığı
DSİ tarafından "81 İl Merkezi İçmesuyu Temini Eylem Planı" hazırlanmış olup bu plan ile tüm illerimizin kısa, orta ve uzun vadeli içme suyu ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların nasıl karşılanabileceği belirlenmiştir.
Bakanlığımız hem ulusal hem de yerel düzeyde su kaynaklarının etkin yönetimi ve korunması için gerekli politika ve uygulamaları hayata geçirmekte ve orta-uzun dönemde bu politikaları kararlılıkla uygulamaya devam edecektir.
İbrahim YUMAKLIBakan