Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde bulunan bir toplu konutun yönetimiyle ilgili iddialara ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 21 Ağustos 2025 tarihinde 7/33512 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 124 gün sonra, 23 Aralık 2025).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde bulunan bir toplu konutun yönetimiyle ilgili iddialara ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33512, 21 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33512-hakkari-nin-yuksekova-ilcesinde-bulunan-bir-toplu-konutun-yonetimiyle-ilgili-iddialara-ili (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/85031c99-7260-4b12-be11-0198d08f8e36
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 124 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Öznur Bartin
Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde bulunan BAJERGE (Yüksekova Birinci Bölge 1. ve 2. Etap Toplu Konutları), binlerce yurttaşın yaşam alanı olan bir toplu konuttur. Bu ölçekteki bir yapının yönetim süreci, yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda kamusal bir güvenlik, mali şeffaflık ve demokratik katılım meselesidir.
Gerekçenin tamamını göster (12 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
2025 yılı içerisinde burada yaşananlar, hukukun siyasallaştırılması, yargı bağımsızlığının i zedelenmesi, koruculuk sisteminin kötüye kullanılması, kamu görevlilerinin tarafsızlığının sorgulanması ve yurttaşların ortak malvarlıklarının kişisel çıkarlar için gasp edilmesi gibi çok katmanlı sorunları gün yüzüne çıkarmıştır.
Davacı Abdulsamet Barut, kat maliklerinden imza topladığını iddia ederek site yönetimini ele geçirdiğini ileri sürmüştür. Ancak Kat Mülkiyeti Kanunu açıkça göstermektedir ki, yönetim değişikliği yalnızca kat malikleri kurulunun usulüne uygun toplantısıyla mümkündür. Somut olayda herhangi bir toplantı yapılmamış, maliklere çağrı gönderilmemiş, sadece imza listeleri düzenlenmiştir. Bu listelerde malik olmayan kiracıların imzaları bulunmakta, pek çok imza da maliklerin dilekçeleriyle sahte olarak beyan edilmektedir.
Buna rağmen Yüksekova Sulh Hukuk Mahkemesi, 09 Temmuz 2025'te yapılan ilk duruşmada yalnızca birkaç dakika içerisinde davacı lehine karar vermiş, bu karar kesinleşmeden yönetim yetkisi Barut'a fiilen tanınmıştır. Bu durum, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33 ve 34. maddelerine ve Yargıtay içtihatlarına açık aykırılık teşkil etmektedir.
BAJERGE'nin toplu yapı niteliği taşıması sebebiyle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi iken, Sulh Hukuk Mahkemesi görevsiz olduğu halde esasa girip karar vermiştir. Ayrıca üç üyeden oluşan yönetim kurulundan yalnızca bir üyeye karşı dava açılmış, eksik hasım olmasına rağmen bu usulsüzlük görmezden gelinmiştir. i
En kritik hususlardan biri, HSK'nın 20 Haziran 2025 tarihli kararnamesi ile başka bir | mahkemeye atanan Hâkim Hicran Al Parlak'ın 09 Temmuz 2025'te duruşmaya girip karar vermesidir. Görev yeri değişmiş bir hâkimin karar vermesi, hukuki güvenliği temelden sarsmakta, yargıya duyulan güveni zedelemektedir. Ayrıca hâkimin davacıyla sosyal ilişkiler kurduğu yönündeki iddialar, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesini derinden yaralamaktadır.
Karar kesinleşmeden, 21 Temmuz 2025'te saat 11:30'da Abdulsamet Barut silahlı korucularla site yönetim ofisine baskın yapmış, mevcut yönetime fiilen el koymaya çalışmıştır. Devletin güvenlik mekanizmalarının bir siyasi parti yöneticisinin kişisel çıkarları için kullanılması, yalnızca hukuka değil, aynı zamanda barışa ve toplumsal güvenliğe aykırıdır. Bu olay, yıllardır tartışılan koruculuk sisteminin demokratik hukuk devletiyle bağdaşmadığını somut biçimde ortaya koymaktadır.
Barut, yönetime fiilen el koyduktan sonra, siteye ait banka hesaplarından önce 27.800 TT, ardından yaklaşık I milyon TI.*yi kişisel hesabına aktarmıştır. Banka dekontlarında bu işlemler için "icradan dolayı parayı güvende tutmak" açıklaması yapılmıştır. Oysa, site yönetimine karşı açılmış bir icra takibi bulunmamaktadır ve hiçbir koşulda ortak hesapların kişisel hesaplara aktarılması hukuken mümkün değildir. Bu işlem, güveni kötüye kullanma ve olası zimmet suçu niteliğindedir.
Bankaların ve MASAK'"ın bu işlemleri "şüpheli işlem" kapsamında incelememiş olması, finansal denetim mekanizmalarının da etkisiz bırakıldığını göstermektedir.
Abdulsamet Barut'un yönetimi ele geçirmesinin hemen ardından yedi çalışanın iş akdi feshedilmiş, 46. kodla işten çıkarılan bu işçilerin baskılar sonucu 22. kod ile yeniden düzenlenmesi gerekmiştir. Bu durum, işçilerin haklarının keyfi biçimde gasp edildiğini göstermektedir.
Abdulsamet Barut hem MHP ilçe başkan yardımcılığı hem de koruculuk sıfatlarını kullanarak üstünlük sağlamıştır. Bu durum, iktidar çevreleriyle kurulan ilişkilerin, hukuku ve idareyi araçsallaştırarak yerelde çıkar gruplarına hizmet ettiğini ortaya koymaktadır.
Yüksekova BAJERGE sitesinde yaşanan süreç; hukukun siyasallaştırılması, koruculuk sisteminin sivillere baskı aracı olarak kullanılması, mali şeffaflığın ortadan kaldırılması ve yurttaşların haklarının gasp edilmesi yönünden çarpıcı bir örnektir. Bu olayda Adalet Bakanlığı'nın yargı sürecindeki usulsüzlüklere ilişkin denetim sorumluluğunu, İçişleri Bakanlığı'nın silahlı baskı ve koruculuk sistemine dair iddiaları inceleme yükümlülüğünü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın site yönetim süreçlerindeki usulsüzlükleri denetleme görevini, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile BDDK'nın mali usulsüzlükleri soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmesi elzemdir. İlgili bakanlıkların eşgüdüm içinde harekete geçmemesi durumunda yurttaşların hak kayıpları derinleşecek, toplumsal güven ve adalet duygusu daha da zedelenecektir.
Bu bağlamda;
SORULAR
BAJERGE toplu yapısında temsilciler kurulu mekanizması işletilmeden salt imza toplanarak yapılan sözde seçim, Kat Mülkiyeti Kanunu'na aykırı değil midir?
Bu usulsüz seçimin iptal edilmesi ve maliklerin iradesine uygun şekilde yeni bir seçim yapılması için Bakanlığınızın devreye girme yetkisi ve sorumluluğu yok mudur?
Bakanlığınızın toplu yapılarda şeffaflık ve hesap verebilirlik adına yeni bir denetim mekanizması başlatma planı var mıdır?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·
İLİŞKİN SORULAR VE CEVABI
SORULAR
1. BAJERGE toplu yapısında temsilciler kurulu mekanizması işletilmeden salt imza toplanarak yapılan sözde seçim, Kat Mülkiyeti Kanunu'na aykırı değil midir?
2. Bu usulsüz seçimin iptal edilmesi ve maliklerin iradesine uygun şekilde yeni bir seçim yapılması için Bakanlığınızın devreye girme yetkisi ve sorumluluğu yok mudur?
3. Bakanlığınızın toplu yapılarda şeffaflık ve hesap verebilirlik adına yeni bir denetim mekanizması başlatma planı var mıdır?
CEVAP
Yargıya intikal eden konularla ilgili Bakanlığımızca görüş verilememekle birlikte, mahkeme kararlarına uyulmasının anayasal zorunluluk olduğu ve halen yargı süreci devam eden konulara yönelik gerçekleştirilecek işlemlerin kesinleşmiş mahkeme kararının sonuçları gözetilmek suretiyle yerine getirilmesi gerekmektedir.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 9. bölümünde toplu yapılara ilişkin özel hükümlere yer verilmiş olup; 74 üncü maddesinde, bu bölümde öngörülen özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunda yer alan bütün hükümlerin, toplu yapılar hakkında da aynen veya kıyas yoluyla tatbik edileceği belirtilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na ilişkin olarak, Bakanlığımızın görevinin kat mülkiyetine ilişkin iş ve işlemlerin uygulanmasında yaşanan sorunlar ile tereddütlerin giderilmesine yönelik rehberlik etmekle sınırlı olduğu, Kanun kapsamında kalan her türlü anlaşmazlığın kat malikleri kurulunca çözülüp karara bağlanması gerektiği, karara bağlanamaması halinde Kanunun Ek 1'inci maddesindeki "Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir." hükmü uyarınca sulh mahkemelerine başvurulmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak, söz konusu soru önergesi kapsamındaki hususlara yönelik Bakanlığımıza yükümlenmiş herhangi bir hukuki dayanak bulunmamakla birlikte; halihazırda ana gayrimenkulün yönetimine dair iş ve işlemlerin, yukarıda da değinildiği gibi yürürlükteki 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca yürütülmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, Bakanlığımızca (Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü) tesis yönetim şirketlerinin yetkilendirilmesi ile denetlenmesine yönelik mevzuat çalışmaları sürdürülmekle birlikte; Kanunların nasıl hazırlanacakları, nasıl kabul edilecekleri ve nasıl yayımlanacakları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 88 inci ve 89 uncu maddeleri ile Meclis İçtüzüğünün ilgili maddelerinde düzenlenmiş olup; kanun düzenlemeleri ile ilgili iş ve işlemler, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin takdirindedir.