Kulp Çayı üzerinde bulunan HES'in çevresel etkilerine ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 110 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından Anayasa'nın 98 inci ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96 ile 99 uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili
Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde, Kulp Çayı üzerinde 2009 yılında devreye alınan ve Yıldızlar Grup tarafından işletilen bir hidroelektrik santralinin (HES) ciddi çevresel tahribata yol açtığı iddia edilmektedir. Yerel halkın bildirimine göre, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında barajdan doğaya bırakılması gereken su şirket tarafından elektrik üretimi amacıyla tutulmuş, bu sebeple Kulp Çayı'ndaki su akışı neredeyse tamamen durma noktasına gelmiştir. Suyun kesilmesiyle birlikte çayın birçok noktasında kurak bir görüntü oluşmuş, su seviyesinin düşmesi nedeniyle toplu balık ölümleri yaşanmıştır. Bölge halkının cep telefonlarıyla kaydettiği görüntülerde balıkların su yetersizliği yüzünden çırpınarak yaşam mücadelesi verdiği görülmekte, yetkililerin sessiz kalması karşısında vatandaşlar hortumlarla çaya su vererek balıkları hayatta tutmaya çalışmaktadır. Yöre halkı ve çevre aktivistleri, "Şirketin ekonomik çıkarları uğruna doğa yok ediliyor... Yetkililer seyirci kalıyor" diyerek kamuoyuna ve basına yaşanan bu ekolojik tahribat karşısında duyarlılık göstermeye çağrı yapmıştır.
Gerekçenin tamamını göster (5 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bu olay bölgede ilk defa yaşanan bir durum değildir. Örneğin 2021 yazında da kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle su seviyesi azalan Kulp Çayı, HES'in faaliyetiyle birlikte tamamen kurumuş ve binlerce balığın ölümü gerçekleşmiştir. Yıllardır devam eden bu sorun karşısında, yerel halkın iddiasına göre yetkililer etkili bir önlem almamış ve yaşanan tahribat her yıl büyüyerek devam etmiştir.
Bilindiği üzere mevzuata göre HES işletmecileri, nehir ekosisteminin devamlılığını sağlamak için dere yatağına "can suyu" adı verilen asgari suyu bırakmakla yükümlüdür. "Su Kullanım Hakkı" yönetmeliğine göre, dereye bırakılacak can suyu miktarı, HES projesine esas alınan son on yıllık ortalama akımın en az yüzde onu olmak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, çevre mevzuatının ve HES'in işletme şartlarının ihlali anlamına gelecektir. Kulp Çayı örneğinde, eğer şirket gerçekten canlı yaşamı için gerekli suyu bırakmadıysa, bu durum hem yasal bir ihlal hem de ekosistem için telafisi zor bir zarar oluşturmaktadır. Nitekim kütlesel balık ölümleri ve su ekosisteminin tahribatı, bırakılan can suyu miktarının yetersiz kaldığını veya hiç bırakılmadığını göstermektedir.
Öte yandan, HES işletmecisi Yıldızlar Enerji A.Ş. iddiaları reddeden bir açıklama yapmıştır. Şirket, suyun kâr amaçlı tutulup balık ölümlerine yol açıldığı iddiasının "kesinlikle doğru olmadığını" belirtmiş; yaklaşık 15 yıldır EPDK lisansı ve çevre mevzuatına uygun şekilde dereye düzenli olarak can suyu bıraktığını savunmuştur. Şirketin yazılı açıklamasında, bölgede yaşanan su seviyesindeki düşüşün esas olarak iklim değişikliği ve kuraklıktan kaynaklandığı vurgulanmış; Temmuz ve Ağustos aylarında çeşme suyu ve sulama ihtiyacını gözetmek için elektrik üretiminden feragat edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca firma, HES sonrasındaki kesimde Kulp ilçe içme suyu tesisi, şantiyeler ve izinsiz sulama kanallarınca kontrolsüz su çekildiğini, sosyal medyada paylaşılan kuruyan çay ve ölü balık görüntülerinin de bu su çekiminin yapıldığı noktaların aşağısındaki alanlara ait olduğunu iddia etmektedir.
Yerel halkın gözlemleri ile şirketin beyanları arasındaki bu keskin çelişki, konunun derinlemesine araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. HES işletmecisinin yasal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, getirmediyse neden denetlenmediği; eğer şirketin iddia ettiği gibi esas sorun kuraklık ve izinsiz su kullanımıysa, bu durumun neden engellenemediği ve ekosistemin korunması için ne gibi tedbirler alındığı belirsizliğini korumaktadır. Sonuç olarak Kulp Çayı'nda yaşam alanı yok olan balıklar ve zarar gören dere ekosistemi, ilgili kamu otoritelerinin hem şirketi hem de su kullanımını denetleme konusundaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Konuya ilişkin bakanlık olarak bir soruşturma başlatacak mısınız?
Kulp çayının HES kaynaklı kurutulması iddiaları hakkında bakanlığınıza ve bakanlığınıza bağlı birimlere ulaşan şikayet ve başvurusu sayısı kaçtır?
Kulp Çayı'nda HES kaynaklı yaşanan toplu balık ölümleri ve çayın kuruması iddiaları Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Bu konuda bir inceleme veya denetim yapılmış mıdır?
HES'in ÇED raporunda veya işletme izninde dereye bırakılması gereken asgari can suyu miktarı ne olarak belirlenmiştir? Bu yükümlülüğe uyulup uyulmadığı denetlenmiş midir?
Halkın gözlemleri ile şirketin beyanları arasındaki çelişkiler karşısında Bakanlığınız bağımsız bir bilimsel inceleme başlatmayı planlamakta mıdır?
Yaşanan balık ölümleri çevre ve su ürünleri mevzuatı açısından suç teşkil etmekte midir? Sorumlular hakkında idari yaptırım veya suç duyurusu düşünülmekte midir?
Ekolojik tahribatın telafisi için Bakanlığınızın bir eylem planı var mıdır? Balıklandırma | ya da dere yatağının iyileştirilmesine dönük somut adımlar atılacak mıdır?
HES'in ÇED raporu hazırlanırken Kulp Çayı'ndaki biyolojik çeşitlilik (balık türleri, bitki örtüsü) dikkate alınmış mıdır? Bugün yaşanan balık ölümleri bu raporun öngördüğü riskler arasında mıydı?
ÇED raporu sonrası yapılan "çevresel izleme" çalışmaları var mıdır? Varsa sonuçları kamuoyuyla paylaşılmış mıdır?
Son beş yıl içinde Diyarbakır'daki akarsu ekosistemlerinde tespit edilen toplu balık ölümleri sayısı kaçtır? Bunların kaçı HES faaliyetleriyle ilişkilendirilmiştir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·
İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI
SORULAR
Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde, Kulp Çayı üzerinde 2009 yılında devreye alınan ve Yıldızlar Grup tarafından işletilen bir hidroelektrik santralinin (HES) ciddi çevresel tahribata yol açtığı iddia edilmektedir. Yerel halkın bildirimine göre, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında barajdan doğaya bırakılması gereken su şirket tarafından elektrik üretimi amacıyla tutulmuş, bu sebeple Kulp Çayı'ndaki su akışı neredeyse tamamen durma noktasına gelmiştir. Suyun kesilmesiyle birlikte çayın birçok noktasında kurak bir görüntü oluşmuş, su seviyesinin düşmesi nedeniyle toplu balık ölümleri yaşanmıştır. Bölge halkının cep telefonlarıyla kaydettiği görüntülerde balıkların su yetersizliği yüzünden çırpınarak yaşam mücadelesi verdiği görülmekte, yetkililerin sessiz kalması karşısında vatandaşlar hortumlarla çaya su vererek balıkları hayatta tutmaya çalışmaktadır. Yöre halkı ve çevre aktivistleri, "Şirketin ekonomik çıkarları uğruna doğa yok ediliyor... Yetkililer seyirci kalıyor" diyerek kamuoyuna ve basına yaşanan bu ekolojik tahribat karşısında duyarlılık göstermeye çağrı yapmıştır.
Bu olay bölgede ilk defa yaşanan bir durum değildir. Örneğin 2021 yazında da kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle su seviyesi azalan Kulp Çayı, HES'in faaliyetiyle birlikte tamamen kurumuş ve binlerce balığın ölümü gerçekleşmiştir. Yıllardır devam eden bu sorun karşısında, yerel halkın iddiasına göre yetkililer etkili bir önlem almamış ve yaşanan tahribat her yıl büyüyerek devam etmiştir.
Bilindiği üzere mevzuata göre HES işletmecileri, nehir ekosisteminin devamlılığını sağlamak için dere yatağına "can suyu" adı verilen asgari suyu bırakmakla yükümlüdür. "Su Kullanım Hakkı" yönetmeliğine göre, dereye bırakılacak can suyu miktarı, HES projesine esas alınan son on yıllık ortalama akımın en az yüzde onu olmak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, çevre mevzuatının ve HES'in işletme şartlarının ihlali anlamına gelecektir. Kulp Çayı örneğinde, eğer şirket gerçekten canlı yaşamı için gerekli suyu bırakmadıysa, bu durum hem yasal bir ihlal hem de ekosistem için telafisi zor bir zarar oluşturmaktadır. Nitekim kütlesel balık ölümleri ve su ekosisteminin tahribatı, bırakılan can suyu miktarının yetersiz kaldığını veya hiç bırakılmadığını göstermektedir.
Öte yandan, HES işletmecisi Yıldızlar Enerji A.Ş. iddiaları reddeden bir açıklama yapmıştır. Şirket, suyun kâr amaçlı tutulup balık ölümlerine yol açıldığı iddiasının "kesinlikle doğru olmadığını" belirtmiş; yaklaşık 15 yıldır EPDK lisansı ve çevre mevzuatına uygun şekilde dereye düzenli olarak can suyu bıraktığını savunmuştur. Şirketin yazılı açıklamasında, bölgede yaşanan su seviyesindeki düşüşün esas olarak iklim değişikliği ve kuraklıktan kaynaklandığı vurgulanmış; Temmuz ve Ağustos aylarında çeşme suyu ve sulama ihtiyacını gözetmek için elektrik üretiminden feragat edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca firma, HES sonrasındaki kesimde Kulp ilçe içme suyu tesisi, şantiyeler ve izinsiz sulama kanallarınca kontrolsüz su çekildiğini, sosyal medyada paylaşılan kuruyan çay ve ölü balık görüntülerinin de bu su çekiminin yapıldığı noktaların aşağısındaki alanlara ait olduğunu iddia etmektedir.
Yerel halkın gözlemleri ile şirketin beyanları arasındaki bu keskin çelişki, konunun derinlemesine araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. HES işletmecisinin yasal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, getirmediyse neden denetlenmediği; eğer şirketin iddia ettiği gibi esas sorun kuraklık ve izinsiz su kullanımıysa, bu durumun neden engellenemediği ve ekosistemin korunması için ne gibi tedbirler alındığı belirsizliğini korumaktadır. Sonuç olarak | Kulp Çayı'nda yaşam alanı yok olan balıklar ve zarar gören dere ekosistemi, ilgili kamu otoritelerinin hem şirketi hem de su kullanımını denetleme konusundaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.
Bu bağlamda;
1. Konuya ilişkin bakanlık olarak bir soruşturma başlatacak mısınız?
2. Kulp çayının HES kaynaklı kurutulması iddiaları hakkında bakanlığınıza öve bakanlığınıza bağlı birimlere ulaşan şikayet ve başvurusu sayısı kaçtır?
3. Kulp Çayı'nda HES kaynaklı yaşanan toplu balık ölümleri ve çayın kuruması iddiaları Bakanlığınızın bilgisi dahilinde midir? Bu konuda bir inceleme veya denetim yapılmış mıdır?
4. HES'in ÇED raporunda veya işletme izninde dereye bırakılması gereken asgari can suyu miktarı ne olarak belirlenmiştir? Bu yükümlülüğe uyulup uyulmadığı denetlenmiş midir?
5. Halkın gözlemleri ile şirketin beyanları arasındaki çelişkiler karşısında Bakanlığınız bağımsız bir bilimsel inceleme başlatmayı planlamakta mıdır?
6. Yaşanan balık ölümleri çevre ve su ürünleri mevzuatı açısından suç teşkil etmekte midir? Sorumlular hakkında idari yaptırım veya suç duyurusu düşünülmekte midir?
7. Ekolojik tahribatın telafisi için Bakanlığınızın bir eylem planı var mıdır? Balıklandırma ya da dere yatağının iyileştirilmesine dönük somut adımlar atılacak mıdır?
8. HES'in ÇED raporu hazırlanırken Kulp Çayı'ndaki biyolojik çeşitlilik (balık türleri, bitki örtüsü) dikkate alınmış mıdır? Bugün yaşanan balık ölümleri bu raporun öngördüğü riskler arasında mıydı?
9. ÇED raporu sonrası yapılan "çevresel izleme" çalışmaları var mıdır? Varsa sonuçları kamuoyuyla paylaşılmış mıdır?
10. Son beş yıl içinde Diyarbakır'daki akarsu ekosistemlerinde tespit edilen toplu balık ölümleri sayısı kaçtır? Bunların kaçı HES faaliyetleriyle ilişkilendirilmiştir?
CEVAP
Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları içermektedir.
Diyarbakır İli, Kulp İlçesinde Yıldızlar Enerji Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan ve Bakanlığımızda Ek-2 Listesinde ÇED süreci değerlendirilen ve ÇED Olumlu (Kapsam Ek-2Xmülga ÇED Gerekli Değildir Kararı) Kararı verilen Kulp TV HES Kapasite Artışı projesinin Nihai Proje Tanıtım Dosyasında (Nihai Karar 10/10/2014) can suyu ile ilgili olarak "Kulp IV Regülatöründen sucul canlıların yaşaması ve dere yatağının susuz kalmaması için bırakılan can suyunun dere yatağında oluşturduğu derinlik 0.20-0.50 m arasında değişmektedir. Söz konusu bu değerler, alanda mevcut olan sucul canlıların devamlılığı açısından yeterlidir." İbarelerine yer verilerek taahhüt altına alınmıştır. Kulp IV HES Projesi için Kulp IV HES Projesi ve Diğer Hidrolojik Faaliyetler İçin Ekosistem Değerlendirme Raporu hazırlanarak Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğüne sunulmuş olup söz konusu rapor onaylanarak çevresel akış miktarının Şubat, Mart, Nisan ve Mayıs ayları süresince 1,384 m3 /5, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım Aralık, Ocak ayları süresince 0,865 m3 /s olması uygun görülmüştür.
Proje alanında Cyprinidae (Sazangiller) familyasından 3 (Barbus lacerta, Capoeta umbla, Garra rufa) ve Balitoridae (Çöpçü Balıkları-Taş yiyenler) 1 (Oxynemacheilus sp.) olmak üzere toplam 4 tür tespit edilmiştir. Proje kapsamında çevre ve ekoloji alanında çalışan bilim insanları, planlamacılar ve diğer ilgili paydaşlar için önemli bir bilgi kaynağı olan "Hidrolojik Faaliyetler İçin Ekosistem Değerlendirme Raporu" hazırlanmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanun'a istinaden çıkarılan mevzuatlar kapsamında Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında görevli denetim personelleri tarafından ani, birleşik ve şikayet üzerine denetimler yapılmakta olup, 2872 sayılı Çevre Kanunu'na aykırı faaliyet gösteren veya kirliliğe sebebiyet verdiği tespit edilen kurum, kuruluş ve işletmelere, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesine göre idari yaptırımlar uygulanmaktadır.