İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/33606 GEÇ CEVAPLANDI · 39 GÜN

Kulp Çayı üzerinde bulunan HES'in çevresel etkilerine ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. Bakanlığa iletildi
  3. 15. gün
  4. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 39 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 28 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96*ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. xxx Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili

Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde, Kulp Çayı üzerinde 2009 yılında devreye alınan ve Yıldızlar Grup tarafından işletilen bir hidroelektrik santralinin (HES) ciddi çevresel tahribata yol açtığı iddia edilmektedir. Yerel halkın bildirimine göre, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında barajdan doğaya bırakılması gereken su şirket tarafından elektrik üretimi amacıyla tutulmuş, bu sebeple Kulp Çayı'ndaki su akışı neredeyse tamamen durma noktasına gelmiştir. Suyun kesilmesiyle birlikte çayın birçok noktasında kurak bir görüntü oluşmuş, su seviyesinin düşmesi nedeniyle toplu balık ölümleri yaşanmıştır. Bölge halkının cep telefonlarıyla kaydettiği görüntülerde balıkların su yetersizliği yüzünden çırpınarak yaşam mücadelesi verdiği görülmekte, yetkililerin sessiz kalması karşısında vatandaşlar hortumlarla çaya su vererek balıkları hayatta tutmaya çalışmaktadır. Yöre halkı ve çevre aktivistleri, "Şirketin ekonomik çıkarları uğruna doğa yok ediliyor... Yetkililer seyirci kalıyor" diyerek kamuoyuna ve basına yaşanan bu ekolojik tahribat karşısında duyarlılık göstermeye çağrı yapmıştır.

Bu olay bölgede ilk defa yaşanan bir durum değildir. Örneğin 2021 yazında da kuraklık ve bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle su seviyesi azalan Kulp Çayı, HES'in faaliyetiyle birlikte tamamen kurumuş ve binlerce balığın ölümü gerçekleşmiştir. Yıllardır devam eden bu sorun karşısında, yerel halkın iddiasına göre yetkililer etkili bir önlem almamış ve yaşanan tahribat her yıl büyüyerek devam etmiştir.

Gerekçenin tamamını göster (4 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Bilindiği üzere mevzuata göre HES işletmecileri, nehir ekosisteminin devamlılığını sağlamak için dere yatağına "can suyu" adı verilen asgari suyu bırakmakla yükümlüdür. "Su Kullanım Hakkı" yönetmeliğine göre, dereye bırakılacak can suyu miktarı, HES projesine esas alınan son on yıllık ortalama akımın en az yüzde onu olmak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, çevre mevzuatının ve HES'in işletme şartlarının ihlali anlamına gelecektir. Kulp Çayı örneğinde, eğer şirket gerçekten canlı yaşamı için gerekli suyu bırakmadıysa, bu durum hem yasal bir ihlal hem de ekosistem için telafisi zor bir zarar oluşturmaktadır. Nitekim kütlesel balık ölümleri ve su ekosisteminin tahribatı, bırakılan can suyu miktarının yetersiz kaldığını veya hiç bırakılmadığını göstermektedir.

Öte yandan, HES işletmecisi Yıldızlar Enerji A.Ş. iddiaları reddeden bir açıklama yapmıştır. Şirket, suyun kâr amaçlı tutulup balık ölümlerine yol açıldığı iddiasının "kesinlikle doğru olmadığını" belirtmiş; yaklaşık 15 yıldır EPDK lisansı ve çevre mevzuatına uygun şekilde dereye düzenli olarak can suyu bıraktığını savunmuştur. Şirketin yazılı açıklamasında, bölgede yaşanan su seviyesindeki düşüşün esas olarak iklim değişikliği ve kuraklıktan kaynaklandığı vurgulanmış; Temmuz ve Ağustos aylarında çeşme suyu ve sulama ihtiyacını gözetmek için elektrik üretiminden feragat edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca firma, HES sonrasındaki kesimde Kulp ilçe içme suyu tesisi, şantiyeler ve izinsiz sulama kanallarınca kontrolsüz su çekildiğini, sosyal medyada paylaşılan kuruyan çay ve ölü balık görüntülerinin de bu su çekiminin yapıldığı noktaların aşağısındaki alanlara ait olduğunu iddia etmektedir.

Yerel halkın gözlemleri ile şirketin beyanları arasındaki bu keskin çelişki, konunun derinlemesine araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. HES işletmecisinin yasal yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, getirmediyse neden denetlenmediği; eğer şirketin iddia ettiği gibi esas sorun kuraklık ve izinsiz su kullanımıysa, bu durumun neden engellenemediği ve ekosistemin korunması için ne gibi tedbirler alındığı belirsizliğini korumaktadır. Sonuç olarak Kulp Çayı'nda yaşam alanı yok olan balıklar ve zarar gören dere ekosistemi, ilgili kamu otoritelerinin hem şirketi hem de su kullanımını denetleme konusundaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda soru işaretleri doğurmaktadır.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Kulp HES'in üretim lisansı kapsamında dereye bırakılması gereken asgari can suyu miktarı nedir? Bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediği denetlenmiş midir?

  2. HES'in suyu kestiği iddiaları karşısında Bakanlığınız veya EPDK tarafından bir inceleme yapılmış mıdır? Şirketin elektrik üretiminden feragat ettiği yönündeki beyanları doğrulanmış mıdır?

  3. Şirketin doğaya bırakması gereken suyu tutarak çevreye zarar verdiği tespit edilirse hangi idari yaptırımlar uygulanacaktır? Lisans iptali gündeme gelebilir mi?

  4. Enerji üretimi ile halkın su ihtiyacı ve ekosistem arasında denge kurulması için Bakanlığınızın aldığı önlemler nelerdir?

  5. Türkiye genelinde nehir tipi HES'lerin neden olduğu benzer sorunlara dair Bakanlığınızda bir envanter bulunmakta mıdır? Gelecekte bu sorunları önlemek için hangi yapısal tedbirler alınacaktır?

  6. HES işletmecisinin enerji üretimiyle ilgili kapasite raporları ve üretim verileri kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılmakta mıdır?

  7. Enerji üretimi nedeniyle su rejiminde yaşanan değişimlerin yerel tarım ve hayvancılığa etkisi değerlendirilmiş midir?

  8. HES'in lisans süresi ne zamana kadardır? Bu lisansın yenilenmesi ya da iptali gündeme gelebilir mi?

  9. Türkiye genelinde son beş yılda HES işletmeleri hakkında kaç kez "can suyu bırakmama" gerekçesiyle idari para cezası kesilmiştir?

  10. Bakanlığınız, enerji yatırımlarının çevresel sürdürülebilirliği için yeni kriterler getirmeyi planlamakta mıdır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·

: DÖNEM | ESASNO 28/3 | 733606

İşletmede veya proje aşamasında olan elektrik üretim tesislerinin bulunduğu iller ile bu tesislerin adet, tür ve kurulu güçlerine ilişkin bilgilere (Enerji (OPiyasası oDüzenleme Kurumu'nun (EPDK) https://lisans.epdk.gov.tr/epvys-web/faces/pages/lisans/elektrikUretim/elektrikUretimOzetSorgula.xhtml internet adresinden ulaşılabilmektedir. Bununla birlikte enerji üretimi ile ilgili kapasite raporları ve üretim verileri Türkiye Elektrik İletim A.Ş. ve Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. tarafından kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılmaktadır.

Su yönetimine ilişkin olarak; 6200 sayılı "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu" kapsamında lisans sahibi şirket ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) arasında "Su Kullanım Anlaşması" imzalanmakta olup. mezkur Kanun uyarınca işletmeye açılan hidroelektrik santrallerin su kullanım hakkı anlaşmalarına uygun olarak işletilip işletilmediğini kontrol etmek, bunlarla ilgili her türlü hesap ve tahsilât işlemlerini yapmak, Hidroelektrik santral projelerini elektrik enerjisi üretimi açısından değerlendirmek, söz konusu projelerin fizibilitelerini incelemek ve enerji amaçlı kullanımına uygun olup olmadığını tespit etmek görev ve yetkisi DSİ'ye verilmiştir.

Bu çerçevede konuya ilişkin hususlarda Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı DSİ'den görüş alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Alparslan BAYRAKTARBakan

Metin otomatik okundu. 3 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir