Dicle Nehri Havzası'ndaki enerji projelerinin çevresel etkilerine ilişkin
Kaynak göster
Serhat Eren (DEM Parti), 9 Eylül 2025 tarihinde 7/33775 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 87 gün sonra, 5 Aralık 2025).
Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Dicle Nehri Havzası'ndaki enerji projelerinin çevresel etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33775, 9 Eylül 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33775-dicle-nehri-havzasi-ndaki-enerji-projelerinin-cevresel-etkilerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/b3a4d199-7b91-4262-9b95-019933a018ba
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 87 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasa'nın 98"inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Serhat EREN Diyarbakır Milletvekili
Diyarbakır ili Kulp ilçesi ile Batman ili Sason ilçesi sınırları arasında yer alan Dicle Nehri havzasında ve Zone Çayı üzerinde uzun süredir çok sayıda hidroelektrik santral (HES) ve güneş enerjisi santrali (GES) projesi planlanmakta olup, bölgede madencilik ve petrol arama faaliyetleri de yürütülmektedir. Su kaynaklarının kıt ve yağışların az olduğu bu yörede kontrolsüz enerji ve madencilik yatırımları nedeniyle ekosistemde geri dönüşü olmayan tahribatlar meydana geldiği; yöre halkının yıllardır bu projelere karşı hukuki ve fiili direniş gösterdiği bilinmektedir. Özellikle Maya Enerji şirketinin 2014'ten bu yana hayata geçirmek istediği Metin HES projesi ile Zone Çayı üzerinde yapılması planlanan baraj ve bağlı tesislerin, bölgenin hassas ekolojik dengesini ve sosyo-ekonomik yapısını olumsuz etkileyeceği uzmanlarca dile getirilmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bölgedeki Dicle Havzası, tarım ve hayvancılık faaliyetleri ile zengin biyolojik çeşitliliğin bir arada bulunduğu nadir ekosistemlerdendir. Kulp ve Sason yöresinde sebze-meyve tarımı, tütün | ve tahıl üretimi, ceviz ve fıstık yetiştiriciliği ile arıcılık ve küçükbaş hayvancılık halkın başlıca | geçim kaynaklarıdır. Bu üretim faaliyetleri, nehir ve dere akış rejimine ve bölgenin mikroklimatik koşullarına doğrudan bağımlıdır. Uzmanlar, söz konusu HES:projelerinin inşası ve işletilmesi halinde akarsu debisinin tünellere alınarak doğal akışın büyük ölçüde değişeceğini, bazı dere yataklarının tamamen kuruyabileceğini belirtmektedir. Bu durumun tarımsal sulama imkânlarını kısıtlayacağı, toprak nemini bozacağı ve ürün verimliliğinde ciddi düşüşlere yol açacağı; ayrıca sucul yaşam formları üzerinde baskı oluşacağı, balıkların göç yollarının kesilerek popülasyon kayıpları yaşanacağı dile getirilmektedir.
Ekolojik tahribatın yanı sıra projenin kırsal sosyo-ekonomik hayatı zayıflatacağı ve uzun vadede göç riskini artıracağı belirtilmektedir. Bölge halkının büyük çoğunluğu tarım, hayvancılık ve arıcılık ile geçimini sağladığından, su rejimindeki değişiklikler bu faaliyetlerde ekonomik kayıplara yol açacak; kırsal yaşam biçimi sürdürülemez hale gelecektir. Nitekim benzer projelerde şirket çıkarlarının ön planda tutulduğu, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporlarının ekolojik ve sosyo-ekonomik etkileri bütüncül değerlendirmekten uzak kaldığı görülmektedir. Metin HES projesine dair hazırlanan ÇED sürecinin de şeffaflıktan uzak olduğu; halkın katılım toplantılarında yurttaşların hangi soruları sorduğu, ne gibi öneriler getirdiği ve bunların rapora nasıl yansıtıldığı konularının belirsiz olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca bazı ÇED raporlarında mevcut su kaynaklarının yok sayıldığı, görsellerin manipüle edilerek heyetlerin yanıltıldığı iddiaları bulunmaktadır.
Dicle Havzası'ndaki projelerin kümülatif etkisi de büyük bir endişe konusudur. Yöre halihazırda çeşitli maden ocakları, barajlar ve enerji projeleriyle kuşatılmış durumdadır. Kulp ve Sason ilçelerindeki mevcut HES'lere ek olarak yapımı planlanan Metin HES, bölgedeki ekolojik yükü daha da artıracaktır. Baraj gölü oluşumuyla endemik bitki türlerinin ve sucul yaşam alanlarının geri dönüşü olmayacak şekilde kaybedileceği; nehir ekosisteminin parçalanması sonucu bölgedeki biyolojik çeşitliliğin telafisi imkânsız Zarara uğrayacağı belirtilmektedir. Projenin sağlayacağı enerji üretiminin ise oldukça sınırlı kalacağı, buna karşın çevresel yıkım ve sosyal maliyetlerin çok daha büyük olacağı açıktır.
Bölge halkı ve yerel yönetimler, doğaya ve yaşam alanlarına sahip çıkarak söz konusu projelerin iptalini talep etmektedir. 2014 yılından bu yana köylüler HES şantiye alanını terk etmeyerek fiilen nöbet tutmakta; hukuki yollardan da projenin durdurulması için çaba göstermektedir. İlk ÇED olumlu kararına karşı açılan davada iptal kararı alınmış; ancak şirketin ısrarı üzerine revize edilen raporla süreç yeniden başlatılmıştır. İkinci davada bilirkişi heyetinin değiştirilerek bilimsellikten uzak rapor düzenlendiği, böylece şirket lehine karar çıkarıldığı ifade edilmektedir. Dosyanın şu an Danıştay nezdinde temyiz süreci devam etmektedir. Bu | süreçte ayrıca, projeyi üstlenen Maya Enerji şirketinin bağlı bulunduğu grubun sahte diploma skandalıyla gündeme gelmiş olması dikkat çekicidir. Malamira İnşaat'ın sahibi Mehmet Baykara'nın diplomasının sahte olduğu, buna rağmen uzun yıllar boyunca yüzlerce ÇED raporunda imzası bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum, ülke çapında bugüne dek hazırlanmış pek çok ÇED raporunun da güvenilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Öte yandan, Dicle Havzası'ndaki projelerin toplumsal ve politik sonuçları da göz ardı edilmemelidir. HES projeleriyle birlikte suyun kullanım hakkı devlet ile özel şirketler arasındaki anlaşmalarla şirketlere devredilmekte, böylece su toplumun ortak varlığı olmaktan çıkıp şirket mülkü haline gelmektedir. Tarımsal sulamada kullanılamaz hale gelen su, sadece yerel halkın değil tüm canlıların yaşam kaynağının gasp edilmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca bölgedeki barajların yalnızca enerji üretimi değil, kaya gazı çıkarım faaliyetlerine su sağlamak için de kullanılacağı yönünde bilgiler bulunmaktadır. Bu da doğayı zehirleyecek ve toplumsal maliyetleri katbekat artıracaktır.
Bu bağlamda;
SORULAR
Metin HES ve Dicle Havzası/Zone Çayı üzerindeki diğer HES projeleri için enerji üretim lisansı süreçlerinin mevcut durumu nedir? Kurulu güç, yıllık üretim projeksiyonu, bağlantı anlaşmaları ve ticari işletmeye geçiş takvimleri nedir?
. Buprojelerde su kullanım hakkı sözleşmeleri hangi koşullarla tesis edilmiştir? Can suyu debisi, aylık-mevsimsel dağılım ve kurak dönem senaryoları sözleşmelere nasıl yansıtılmıştır?
. Havzada mevcut HES, GES, maden ve petrol arama faaliyetleri dikkate alınarak kümülatif etki ve kümülatif enerji planlaması yapılmış mıdır? Aynı havzada yeni santrallerin sisteme alınmasının ekolojik ve sosyal maliyetleri ile enerji faydası karşılaştırılmış mıdır?
. Proje şirketlerinin teknik ve mali yeterliliklerine ilişkin bakanlığınızca yapılan denetimler nelerdir? ÇED raporları ve mühendislik dokümanlarında tespit edilen usulsüzlükler veya liyakat sorunları varsa lisans süreçlerine nasıl yansıtılmıştır?
. Silvan Barajı da dahil olmak üzere bölgedeki su yapılarının kaya gazı dahil fosil yakıt üretim faaliyetlerine su sağlamak amacıyla kullanılacağı yönündeki bilgiler doğru mudur? Doğru ise bu uygulamanın enerji dönüşümü hedefleri ve kamu yararı açısından değerlendirmesi nedir?
. Zorunlu kamulaştırma süreçleri, iletim hatları ve şantiye erişim yolları nedeniyle tarım ve mera alanlarında oluşacak üretim kayıpları için bakanlığınızın öngördüğü telafi mekanizmaları nelerdir?
. Bölgedeki yerel yönetimlerin ve yurttaşların itirazları kapsamında projelerde revizyon ya da iptal değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapıldıysa sonuçları nelerdir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
İlgi © : 19/09/2025 tarihli ve E-43452547-120.07.04-1700705 sayılı yazınız.
Diyarbakır Milletvekili Sayın Serhat EREN'in tarafına tevcih ettiği 7/33775 esas numaralı yazılı soru önergesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 99 uncu maddesi gereği ekte cevaplandırılmaktadır.
Bilgilerinizi arz ederim.
Bakan Ek: W33775 Esas Numaralı Önerge Cevabı (1 Sayfa)
Telefon No:(312) 546 58 66
EREN'İN YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN DOM Ne CEVAPLAR
Ülkemizde üretim lisansına sahip elektrik üretim tesislerine ait istatistiki bilgilere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun https://lisans.epdk.gov.tr/epvys-web/faces/pages/lisans/elektrikUretim/ele ktrikUretimOzetSorgula.xhtml (o internet Oadresinden, oönlisans tesislerine Oait bilgilere O ise https://lisans.epdk.gov.tr/epvys-web/faces/pages/lisans/elektrik UretimOnLişans/elektrikUretimOnLisansO zetSorgula.xhtml internet adresinden ulaşılabilmektedir.
Önergede bahsi geçen Metin HES (Kayseri Barajı) adlı tesise ilişkin herhangi bir iptal ya da revizyon değerlendirmesi yapılmamıştır.
Ülkemizdeki bütün su kaynaklarının planlanması, yönetimi, geliştirilmesi ve işletilmesine yönelik iş ve işlemler ile hidroelektrik santrallerin yıllık işletme programlarının yağış tahminleri ve tahmini su gelirlerini de dikkate alacak şekilde belirlenmesi hususları ise Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) yetkisinde bulunmakta olup, bu çerçevede Önergede yer alan ve diğer kurum/kuruluşların görev alanına giren hususlarda ilgili kurum/kuruluşlardan alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.