Şırnak'ta bir köyde yargı kararına rağmen kömür arama faaliyetlerine devam edildiği iddiasına ilişkin
Kaynak göster
Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti), 29 Ağustos 2025 tarihinde 7/33773 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 74 gün sonra, 11 Kasım 2025).
Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Şırnak'ta bir köyde yargı kararına rağmen kömür arama faaliyetlerine devam edildiği iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/33773, 29 Ağustos 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-33773-sirnak-ta-bir-koyde-yargi-kararina-ragmen-komur-arama-faaliyetlerine-devam-edildigi-iddias (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/78906e2e-ce98-417f-922b-019904f76186
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlığa iletildi
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 74 gün, bakanlığa iletilmesinden cevaba 53 gün. Tarihler TBMM kaydından ve cevap yazısından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Alparslan BAYRAKTAR tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü 'nün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Sümeyye BOZ Muş Milletvekili
Şırnak'ın merkeze bağlı Gundikremo köyünde, eski AKP Milletvekili ve iş insanı Süleyman Bölünmez'in sahibi olduğu şirket tarafından yürütülen kömür arama faaliyetleri, Danıştay'ın iptal kararına rağmen sürdürülmektedir. Danıştay, 2024 yılında aldığı kararda acele kamulaştırmaya dayanak yapılan "kamu yararı" gerekçesini hukuken geçersiz bulmuş, işlemi iptal etmiştir. Ancak bu karara rağmen şirket, köyün bağ, bostan, bahçe ve mezarlıklarını iş makineleriyle tahrip etmeye devam etmiştir. Köylülerin yaşam alanları yok edilirken, köylülerin köylerine girişlerinin dahi izne tabi tutulduğu, buna karşın şirketin hiçbir engelleme olmadan faaliyetlerini sürdürdüğü iddiaları kamuoyuna yansımaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (3 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Buradaki en vahim durum, Danıştay'ın iptal kararının yok sayılmasıdır. Yargı kararlarının bağlayıcılığı Anayasa'nın 138. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen, yüksek yargı kararının uygulanmaması hukuk devleti ilkesine doğrudan aykırıdır. Danıştay kararlarının uygulanmaması yalnızca Gundikremo köyündeki yurttaşların mülkiyet, yaşam ve çevre hakkını ihlal etmekle kalmamakta, aynı zamanda Türkiye'de yargıya olan güveni ve hukuk devletinin temelini sarsmaktadır.
Bu koşullar altında idarenin görevini yerine getirmemesi, yargı kararlarının fiilen geçersiz kılınmasına yol açmakta ve anayasal düzeni tehdit eden bir durum yaratmaktadır.
Bu bağlamda:
SORULAR
Danıştay'ın 2024 yılında aldığı iptal kararına rağmen Gundikremo köyünde kömür arama faaliyetleri hangi gerekçeyle sürdürülmektedir?
Anayasa'nın 138. maddesi uyarınca yargı kararlarının bağlayıcı olduğu açıkken, Danıştay kararının uygulanmamasına göz yumulması hukuk devleti ilkesine aykırı değil midir?
Danıştay kararını uygulamayan şirket faaliyetlerini durdurmayan kamu görevlileri hakkında herhangi bir idari ya da adli işlem başlatılmış mıdır?
Bakanlığınız, Danıştay kararının fiilen yok sayılmasını nasıl açıklamaktadır? Bu durumun, Türkiye'de yargıya güveni ve hukuk devletini zedelediğini kabul ediyor musunuz?
Yargı kararlarının uygulanmaması, köylülerin mülkiyet hakkı, sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve kültürel varlıklarını (mezarlıklar) koruma hakkını açıkça ihlal etmektedir. Bakanlığınız bu ihlallerin önüne geçmek için ne yapmaktadır?
Gundikremo köylülerinin köylerine girişlerinin izne tabi tutulduğu, buna karşın Danıştay kararına rağmen şirketin faaliyetlerini sürdürdüğü iddiaları doğru mudur? Doğru ise bu çifte standart hangi yasal gerekçeye dayandırılmaktadır?
Danıştay kararlarının uygulanmaması ve yok sayılması karşısında, Bakanlığınızın bundan sonraki süreçte alacağı somut tedbirler nelerdir?
Tarih. Ro 20 2) 33779
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Alparslan Bayraktar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ·
DÖNEM : ESASNO 283 | 733773
Maden sahalarında arama ve işletme ruhsat süreçlerinden sonra ruhsat sahipleri tarafından madencilik faaliyetlerine başlanabilmesi için "işletme izni" alınması gerekmekte olup, mevcut sahaların çok küçük bir alanına tekabül eden ve fiili olarak madencilik faaliyetinin yürütüldüğü alanı ifade eden işletme izinli alanlarda faaliyete başlanabilmesi için izin alanına yönelik olarak 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7'nci maddesinde belirtilen; mülkiyet izninin (orman/mera/tapulu arazi vb.), ÇED Belgesi'nin, İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatı'nın ve ilgili Bakanlık/Kurumlardan alınması zorunlu olan diğer tüm izinlerin (Sit, Milli Parklar, Turizm Bölgeleri Alanları ve Merkezleri ile Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve duyarlı bölgeler için vb.) tamamlanması gerekmektedir.
Yapılacak olan madencilik faaliyetinin çevreye olan etkilerinin yerel halkla beraber ilgili kurumlarca etraflıca değerlendirildiği söz konusu izin süreçlerini tamamlayamayan hiçbir ocağın açılmasına ise Bakanlığımızca müsaade edilmemekte olup, bu bağlamda tek başına arama ve/veya işletme ruhsatına sahip olunması fiili olarak madencilik faaliyetlerinin başlatılabilmesi için yeterli olmamaktadır.
Bu bilgiler ışığında; Önergeye konu Anılmış Köyünde ve Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğü (TKİ) uhdesinde bulunan IV(b) maden (asfaltit-açık işletme) işletme ruhsatlı sahanın arama ve işletme hakkı, TKİ ile Rödovansçı Firma arasında akdedilen Rödovans Sözleşmesi kapsamında anılan firmaya devredilmiş olup, konuya ilişkin verilen yargı kararlarında sözleşmeye konu sahada yapılacak madencilik faaliyetleri için gerçekleştirilen acele kamulaştırma kararının "acelelik" kısmı iptal edilmiştir. Bu durum üzerine TKİ tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ve konuya ilişkin verilen yargı kararları ışığında normal kamulaştırma süreci başlatılmış ve bu çerçevede yapılan kamulaştırma işlemlerine ilişkin bedeller de eksiksiz bir şekilde vatandaşlarımıza ödenerek hiçbir vatandaşımızın mağduriyet yaşamaması sağlanmıştır.
Öte yandan; bir ilin belli mahallerine giriş ve/veya çıkışlara ilişkin kısıtlamalar ancak Valilik tarafından uygulanmakta olup, Bakanlığımız veya TKİ tarafından yapılan böyle bir kısıtlama tedbiri veya müdahale bulunmamaktadır.