Cezaevinde hayatını kaybeden bir mahkumun mezarının açılması talebine ilişkin
Kaynak göster
Sibel Suiçmez (CHP), 21 Ağustos 2023 tarihinde 7/3423 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 344 gün sonra, 30 Temmuz 2024).
Sibel Suiçmez (CHP, Trabzon). “Cezaevinde hayatını kaybeden bir mahkumun mezarının açılması talebine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/3423, 21 Ağustos 2023. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-3423-cezaevinde-hayatini-kaybeden-bir-mahkumun-mezarinin-acilmasi-talebine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/08d66fd2-7ec3-4e01-911a-018a1d2b6a70
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 344 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıda belirtilen sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunu; Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 96. maddeleri gereğince saygılarımla arz ederim.
S.SvİCMEZ Av. Sibel SUİÇMEZ Trabzon Milletvekili
TBMM Başkanlık Divanı Üyesi
Gerekçenin tamamını göster (12 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Münevver Karabulut 03/03/2009 tarihinde şüpheli Cem Garipoğlu tarafından adli tıp raporuna göre 5'i münferiden öldürücü 29 bıçak kesisi, boynunda V şeklinde çizikler ve ölmeden önce testere ile kafası bedeninden ayrılmak suretiyle hunharca ve vahşice, tasarlayarak ve canavarca hisle öldürülmüştür. Söz konusu olaya ilişkin yargılama Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 2010/4 E. sayısı ile yürütülmüş ve neticesinde sanık hakkında yirmi dört yıl hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanık hakkında TCK m. 82/1-a-b-e hükümleri uygulanarak öncelikle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş; ardından TCK m. 31/3 uyarınca yaş küçüklüğü indirimi en alt sınırda uygulanarak verilebilecek en yüksek ceza olan yirmi dört yıl hapis cezası verilmiştir. Sanık hakkında başkaca herhangi bir indirim uygulanmamıştır. Söz konusu hüküm Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 28.03.2012 tarihli, 2012/537 E. ve 2012/2258 K. sayılı kararı ile onanmıştır.
Cem Garipoğlu tutuklu olduğu dönemde önce Metris 1 No'lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda kalmış, daha sonra Silivri 5 no'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na nakledilmiştir. Şahsın hükmü infaz edilirken 10 Ekim 2014 tarihinde intihar ettiği açıklanmıştır.
Cem Garipoğlu'nun cezaevinde intihar ettiği resmi açıklamasının yapılmasından sonra kamuoyunda şahsın intihar etmediği, cezaevinden kaçırıldığına ilişkin yaygın bir kanaat ve kabul oluşmuştur. Şüphesiz bu kanaatin oluşmasında gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında yaşanan birçok hukuka aykırılığın ve kayırmaya yönelik davranışların büyük etkisi olmuştur.
Tüm bu süreçten ve aradan yıllar geçtikten sonra Garipoğlu ailesi tarafından sistematik bir biçimde kamuoyunu ve acılı aileyi rahatsız eden paylaşımların yapılması acılı ailede ve kamuoyunda infiale yol açmış, Cem Garipoğlu'nun intihar etmediği, yaşadığı algısını ve inancını daha da çoğaltmıştır.
Garipoğlu ailesi, müteveffanın katledilmiş olduğu ve kanının bulaşmış olduğu koltukta fotoğraf çektirmiş ve bunu 2021 yılının ortalarında sosyal medya hesaplarından paylaşarak şahsın ölmediği konusundaki şüpheleri arttırmıştır.
Söz konusu paylaşımın ardından Karabulut Ailesi ve baba (müşteki) Süreyya Karabulut, Cem Garipoğlu'nun ölmediği, kaçırıldığı iddialarına ilişkin olarak Cem Garipoğlu'na ait olduğu iddia edilen mezarın CMK m. 87/4 uyarınca açılarak incelenmesi talebi ile 21/07/2022 tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunmuş ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca 2022/8224 Soruşturma sayılı dosyası üzerinden 28/09/2022 tarihinde KYOK verilmiştir. Ayrıca mezkur intihar olayına ilişkin olay yeri görüntü ve kayıtlarının bir nüshasının aileye teslimi, bu talep uygun görülmez ise otopsi görüntü ve kayıtlarının aileye Başsavcılık nezaretinde izletilmesi talepleri de reddedilmiştir. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/8224Sor., 2022//6069K. sayılı KYO kararına karşı Silivri Sulh Ceza
Hakimliği'ne 29/12/2022 tarihinde itiraz edilmiş olup, Silivri Sulh Ceza Hakimliği 30/12/2022 tarihinde 2022/5777D.iş sayılı dosyada itirazların reddine karar vermiştir. Bu red kararına karşı 03/04/2023 tarihli dilekçe ile Kanun Yararına Bozma Olağanüstü Kanun Yolu için CMK Md. 309 uyarınca yapılan başvuru Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2023 tarihli, 94660652-105-34-15550-2023- Kyb sayılı kararıyla reddedilmiştir.
KARABULUT AİLESİNİN acılarını her geçen gün artıran VE KAMUOYUNDA Cem Garipoğlu'nun ölmediğine ilişkin algı yaratan paylaşımlar Garipoğlu ailesi tarafından sistematik bir biçimde paylaşılmaya devam edilmektedir. İnsanlık dışı bu cinayetin işlendiği tarihe denk gelecek şekilde Garipoğlu ailesi tarafından abartılı nişan törenleri yapılması, işkence temasını uyandıran yukarıdan ters bir şekilde ayaklarından sarkıtılan kızların misafirlere şampanya dağıtması, ailenin öncesinde maktülenin kanının olduğu koltukta mutlu aile fotoğrafı çektirmesi, Cem Garipoğlu'nun kız kardeşi tarafından "boğazında V şeklinde kesilen ile abisi tarafından öldürülmüş Münewver Karabulut'un öldürülme şekline işaret edercesine" boğazına ters V şeklinde makas dayanmış olan musluk fotoğrafı paylaşması tüm Türkiye'yi rahatsız etmiştir.
Otopsi görüntülerinin aileye izlettirilmesi ya da feth-i kabir taleplerinin reddedilmesi sonrasında tüm Türkiye'yi sallayan, günlerce twitterda —TT- olan paylaşımlarla hem kamuoyu vicdanındaki hem de acılı ailenin aklındaki şüpheler artmış ve adalet sistemi zan altında kalmıştır.
Öncelikle ve önemle belirtmek isteriz ki, Cem Garipoğlu'nun ölmediği ve yurt dışına kaçtığı iddiaları basın tarafından sıklıkla dile getirilmekte olup bu iddialar, acılı Karabulut ailesinin acısını oldukça artırdığı gibi vatandaşların Türk Adalet sistemine ve Devlete duyulan güveni ise bir o kadar azaltmaktadır. Münevver Karabulut cinayeti, Türk toplumunda kadına yönelik şiddete tepki gösterilmesi bilincinin yerleşmesi açısından adeta bir mihenk taşı olup, bu cinayeti işleyen kişinin cezaevinden kaçırılmış olması ihtimali bile devleti zan altında bırakmaktadır. Sadece bu zan olgusunun kalkmaması için bile, katil şahsın gerçekten ölüp ölmediğinin titizlikle araştırılması gerekmektedir.
Kamu vicdanının bu kadar rahatsız olduğu, vatandaşlarda Cem Garipoğlu'nun sosyo-ekonomik durumu ve nüfuzu ile birlikte cezaevinden kaçabilme ihtimalinin oluştuğu, toplumun neredeyse tamamına yakınının buna inandığı, kamu vicdanının ciddi anlamda adaleti sorguladığı açıktır. Bu durumun yargının saygınlığını ve güvenilirliğini de tartışır hale getirdiği ortadadır. Adaletin tecellisi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için yürüyen bir soruşturma kapsamında merhum Sayın Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın bile mezarı açılmış iken Cem Garipoğlu'nun mezarının açılmaması hukuken ve fiilen kabul edilemez.
Bu bağlamda;
SORULAR
Kamu vicdanı bu kadar rahatsızken adaletin tecellisi ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla mağdur ailenin mezarın açılmasına ilişkin "Kanun Yarına Bozma" talebi niçin reddedilmiştir? Merhum Sayın Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın bile bir soruşturma kapsamında mezarı açılmış iken Adalet Bakanlığı Cem Garipoğlu'nun mezarının açılmasına ilişkin Kanun Yararına Bozma talebini niçin kabul etmemiştir?
Verilen red kararı AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik kararları doğrultusunda gerekçelendirilmiş midir?
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında gerçekleşen olaylar adalete duyulan güvenin azalmasına neden olmuşken, adalete güveni arttıracak mezarın açılması talebinin reddiyle niye adalete duyulan güvenin daha da azalmasına yol açılmıştır?
Adalet Bakanlığı kimin hakkını korumayı öncelemektedir?
Bakanlığınızın Yargıtay 2'nci Ceza Dairesi'nin 10.11.1993 tarihli ve 11357/12170 sayılı Kararına da konu olduğu üzere; feth-i kabir işlemi yapılmaksızın ölüm ile olay arasındaki illiyet bağının kurulmasını usuli noksanlık olarak kabul ettiğinden haberi yok mudur? Varsa buna rağmen ilgili mahkemelerin ve Bakanlığınızın fethi- kabir talebini reddi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali bağlamında uluslararası sorumluluk doğurma ihtimalinin kuvvetli olduğunun bilinciyle mi hareket etmektesiniz? Bilinçli bir tercihse Bakanlığınızın Yargıtay'ın kararına aykırılık oluşturan tercihinin nedeni nedir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1275335 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/3423 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet) iel
Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı :E-56020453-610-660-1088/1562 Konu : Yazılı soru önergesi SOy2024
Sayın Sibel SUİÇMEZ Trabzon Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/3423 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- A) Anayasanın;
I- "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,
B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
I- "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,
2- "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,
3- "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,
4- "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,
Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.
Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve ii) T.C. 9 MD
EZ Nİ ADALET BAKANLIĞI TÜRKİYE Girin İSO VE
NEZ ADALET BAKANLIĞI nr camin zu Mevzuat Genel Müdürlüğü sorumluluk yargı mercilerine aittir. Bununla birlikte, açılan davalara ilişkin yapılan yargılamalar Anayasanın 9. ve 138. maddelerindeki yetki ve teminata dayalı olarak görev yapan bağımsız ve tarafsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.
II- Silivri Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 22/01/2024 tarihli cevapta; soru önergesinde adı geçenin ceza infaz kurumundan kaçırılması iddiaları ve feth-i kabir talebine ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın sulh ceza hâkimliğince reddedildiği bildirilmiştir.
II- Bakanlığımız kayıtlarının incelenmesinde; soru önergesinde bahsi geçen sulh ceza hâkimliği kararı hakkında kanun yararına bozma yoluna gidilmediği anlaşılmıştır.
Yılmaz TUNÇ Bakan
Yılmaz TUNÇBakan