Kanun ile kurulan vakıflara ilişkin
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 153 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Rahmi Aşkın TÜRELİ İzmir Milletvekili
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolünü düzenlemiştir.
Gerekçenin tamamını göster (16 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Kanun; Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mali yönetim ve kontrolünü kapsamakta, Avrupa Birliği fonları ile yurt içi ve yurt dışından kamu idarelerine sağlanan kaynakların kullanımı. ve kontrolü de uluslararası anlaşmaların hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu Kanun hükümlerine tâbi bulunmaktadır. Düzenleyici ve denetleyici kurumlar da bu kanunun bazı maddelerine tabidir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nun da esas aldığı "Bütçe Birliği" ilkesi, Kamu idaresi ile ilgili mali tabloların, kamu idaresinin tüm birimlerinin tüm faaliyetlerini içermesi ve gerçek durumunu yansıtması esasına dayanır.
5018 sayılı Kanunun 6'ncı maddesine göre, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelir, gider, tahsilât, ödeme, nakit planlaması ve borç yönetimi hazine birliğini sağlayacak şekilde yürütülür. Bu Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu veznelerden ödenir. Bu idareler özel vezne açamaz.
2004 yılından önce Türkiye'de Türk Medeni Kanunu'na göre kurulmuş 608 kamu vakfı bulunmaktaydı. Bunlar genellikle kamu kurumunu, kamu kurumundaki personeli veya her ikisini birden desteklemek amacıyla faaliyette bulunuyordu.
Bununla birlikte, bu vakıfların kurduğu ticari işletmelerin kamu kurumlarına ait veya tahsisli kamu taşınmazlarında yürüttüğü ticari faaliyetlerden gelir elde etmeleri, işletme ve şirketlerinin Devlete ait bina, araç ve gereci ücretsiz veya sembolik ücretlerle kullanmalarının ticari hayatta haksız rekabete yol açtığı gözleniyordu.
Bu çerçevede, 2004 yılında çıkarılan 5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanunla dernek ve vakıfların Devlete ait bina, araç ve gereci ücretsiz veya sembolik ücretlerle kullanmaları yasaklanmıştır. Ancak Kanunla kurulan vakıflar bu Kanunun kapsamı dışında tutulmuştur.
Kamu vakıflarının yukarıda sayılan sakıncalarına rağmen, AKP iktidarı tarafından son dönemde bazı Kamu İdarelerinde ilgili kamu kuruluşu tarafından kamu hizmeti olarak yerine getirilmesi gereken hizmetleri de kapsayacak şekilde, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na aykırı olarak "Vakıf " adı altında yeni gelir toplayan ve harcama yapan üniteler oluşturulmaktadır.
2007 yılında 5653 sayılı Kanunla Yunus Emre Vakfı, 2016 yılında 6721 sayılı Kanunla Türkiye Maarif Vakfı, 2023 yılında ise 7430 sayılı kanunla Antalya Diplomasi Forumu Vakfı ve 7439 sayılı Kanunla da Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfı kurulmuştur.
Bu vakıfların Türk Medeni Kanunu'na göre değil Kanunla kurulmalarının altında yatan neden kanunla kurulan vakıfların 5072 sayılı Kanunun kapsamı dışında tutulmuş olmasıdır. Zira kanunla kurulan vakıflar, kamu binalarını, personelini, kamu kaynaklarını kullanabilmekte, bunlara bütçeden para aktarılabilmekte, vakıflar da bu parayı herhangi bir bütçe kısıtı olmadan, TBMM'ye hesap vermeden harcayabilmektedirler. Bunlar üzerinde kamu kaynaklarını kullanmalarına karşın Sayıştay'ın herhangi bir denetim yetkisi de bulunmamaktadır.
Örneğin Yunus Emre Vakfı ve Türkiye Maarif Vakfına son beş yılda bütçeden aktarılan para toplam 19,1 milyar liradır ve bu paranın nasıl ve nereye harcandığı konusunda TBMM'de hesap sorulamamaktadır.
Son olarak, diğer Bakanlıkların ve kamu kuruluşlarının da benzeri bir yöntem izleyerek "kendi teşkilatlarını güçlendirme "amacı adı altında kanunla vakıf kurmaya teşebbüs etmeleri halinde ortaya çıkacak olumsuz tabloya ilişkin uyarılarımız dikkate alınmadan ve TBMM'de hızlı yürütülen yasalaşma süreci sonunda 30.05.2024 tarih ve 7512 sayılı Kanunla Dışişleri Teşkilatını Güçlendirme Vakfı kurulması kararlaştırılmıştır. Kanunun 05.06.2024 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmasını müteakip 15.06.2024 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan ilan ile 10.000.000 TL. sermayeli Vakfın kuruluşu gerçekleştirilmiştir.
Diğer taraftan, uygulamada bu vakıflar sayesinde, kamu yöneticilerinin, vâkıfların organlarına atanan, eş, dost, akraba ve yandaşların 237 sayılı Taşıt Kanunu, 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu (Lojman Kanunu) vb. kanunlarla getirilen kısıtlamaları aşarak, lüks konut, lüks taşıt kullanabilmelerine olanak sağlanmakta ve yaşam konforlarını bu vakıflar eliyle kamu kaynağı kullanarak artırabilmeleri sağlanmaktadır. Ayrıca bu vakıf kaynaklarından yapılan harcamalarda Tasarruf Tedbirleri uygulanmamaktadır.
Bunun sonucunda, bu vakıflar kamuda mali disiplini bozmakta ve bütçe birliği ilkesini zedelemektedir. Oysa, Bütçeden yapılan harcamalar Sayıştay, dolayısıyla TBMM denetimine tabi bulunmaktadır Ayrıca bütçe kapsamında yapılan harcamalarla ilgili olarak çeşitli prosedürler uygulanabilmektedir. Bununla birlikte, kamu kaynaklarını kullanmalarına rağmen kamu vakıflarında Sayıştay denetimi yoktur.
Son dönemde yazılı, sözlü ve görsel medyada kamu kaynakları ile finanse edilen dünyanın 66 farklı ülkesinde ve 92 ofiste faaliyet gösteren Yunus Emre Vakfına bağlı Yunus Emre Enstitüsü ile ilgili olarak mali boyutu oldukça geniş ölçekte yolsuzluklar yapıldığına dair haberler yer almaktadır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, tarafından yapılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Vakıf başkanı hakkında görevi kötüye kullanma ve suçtan kaynaklanan mal varlığı edinme kapsamında tutuklama kararı verilmiştir.
Özet olarak; tüzel kişiliğe haiz ve Kanunlarında belirtilen hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi olarak faaliyet gösteren bu vakıflar kamu kaynağı kullanmakta olmalarına rağmen tam anlamıyla Sayıştay denetimine tabi bulunmamakta, düzenleyecekleri ihaleler açısından 4734 sayılı Kanun hükümlerine tabi bulunmamakta ve ayrıcalıklı bir personel rejimi uygulayarak çalıştırdıkları personele yüksek düzeyde aylık ve maaşlar ödemektedirler. Bu vakıfların yönetim organlarının bazı üyeleri aynı zamanda bağlı olunan Bakanlığın çift maaşlı bürokratlarından oluşmaktadır.
Bu tespitlerden hareketle;
SORULAR
Bazı kamu kurumlarında kanun ile kurulan vakıfların 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu'nun da esas aldığı "Bütçe Birliği" ilkesini zedelediğini düşünmüyor musunuz?
"Bütçe Birliği" ilkesine aykırılık teşkil eden vakıf uygulamalarının son dönemde yaygınlaşmasının sebebi nedir?
Bu vakıfların bazılarının kendisine bağlı şirket kurabilmeleri konusunda görüşünüz nedir?
Uygulama ve faaliyetleri açısından bakıldığında, gerek mevcut kamu mali yönetimi ve denetimi sistemi, gerekse istihdam ettiği personele sağladığı özlük hakları bakımından kamu personel rejiminde ikili (dual) bir görüntü oluşturan ve önümüzdeki dönemde büyük miktarlara ulaşacak mali kaynaklara sahip olmaları beklenen söz konusu vakıfların Sayıştay'ın ve T.B.M.M.'nin denetimine tabi tutulmaması konusundaki görüşünüz nedir?
Söz konusu vakıfların harcama, personel edinme ve çalıştırma prosedürlerinin yasal kurallara bağlanması gerektiğini düşünüyor musunuz?
Kanunla kurulan bu vakıflara kuruluş tarihlerinden itibaren Merkezi Yönetim bütçelerinden aktarılan kaynak tutarını yıllar itibarıyla açıklar mısınız?
Söz konusu kanunla kurulan kamu vakıflarını Devlet Denetleme Kurulu vasıtasıyla periyodik olarak denetlemeyi düşünmüyor musunuz?
Kamuoyunun gündeminde bulunan Yunus Emre Vakfi bünyesinde cereyan ettiği anlaşılan büyük boyutlu yolsuzluklar hakkında Devlet Denetleme Kurulu vasıtasıyla yapılan herhangi bir inceleme, araştırma soruşturma çalışması var mıdır? Yoksa yaptırmayı düşünüyor musunuz?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ·
Kamu idarelerince 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun "Bütçelerden yardım yapılması" başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir." hükmü çerçevesinde dernek ve vakıflara yardım yapılabilmektedir.
5018 sayılı Kanunun "Faaliyet Raporları" başlıklı 41 inci maddesinin beşinci fıkrasında, idarelerce yardım yapılan birlik, kurum ve kuruluşların faaliyetlerine ilişkin bilgileri de kapsayan mali bilgilerin idare faaliyet raporlarında açıklanacağı düzenlenmektedir.
Kamu İdarelerince Hazırlanacak Stratejik Planlar ve Performans Programları İle Faaliyet Raporlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Birim ve idare faaliyet raporlarının kapsamı" başlıklı 26 ncı maddesinde de aynı kapsamda bir düzenlemeye yer verilmektedir. Aynı Yönetmeliğin 31 inci maddesinde ise bütçeden yardım alan dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllerin faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelere Genel Faaliyet Raporunda yer verileceği hükme bağlanmıştır.
Kamuoyuna açıklanan genel faaliyet raporlarının "Kamu Maliyesindeki Gelişmeler" başlıklı 2 nci bölümünde demek, vakıf ve benzeri diğer kuruluşlara yardım yapan kamu idarelerinin listesi ve yardım kapsamında bütçelerinden gerçekleştirilen harcamalara ilişkin bilgiler yer almaktadır. Yıllar itibarıyla yayımlanan genel faaliyet raporlarına Strateji ve Bütçe Başkanlığının resmi internet adresinden ulaşılabilmektedir. Genel Faaliyet Raporunda, idare faaliyet raporlarında yer alan bilgiler ile idare bütçelerinden gerçekleştirilen harcamalara ilişkin bilgiler kapsamında yapılan değerlendirmelere yer verilmektedir.
20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun "Vakıfların denetimi" başlıklı 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında "Vakıf yöneticileri, en az yılda bir defa yapılacak iç denetim raporları ile sonuçlarını, rapor tarihini takip eden iki ay içerisinde Genel Müdürlüğe bildirir." hükmü ile üçüncü fıkrasında ise "Vakıfların amaca ve yasalara uygunluk denetimi ile iktisadi işletmelerinin faaliyet ve mevzuata uygunluk denetimi Genel Müdürlükçe yapılır." hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükümler gereğince vakıfların faaliyetleri, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından denetlenmektedir.
Anayasanın "Devlet Denetleme Kurulu" başlıklı 108 inci maddesinde "İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması amacıyla, o Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kuruluşların katıldığı her türlü kuruluşta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek kuruluşlarında, her düzeydeki işçi ve işveren meslek kuruluşlarında, kamuya yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetlemeleri yapar." hükmüne yer verilmek suretiyle idarenin hukuka uygun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesi ve geliştirilmesi düzenleme altına alınmıştır. Mezkur hüküm gereğince ve 9 sayılı Devlet Denetleme Kurulu Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile diğer mevzuat hükümleri uyarınca, Devlet Denetleme Kurulu kamu hizmetlerinin hukuka uygun, etkin ve verimli bir şekilde sunulması hususunda denetleme, soruşturma ve inceleme görevlerini yerine getirmektedir.
Telefon No : (0312)525 55 55 Fax : (0312) 525 5831
Cevdet YILMAZCumhurbaşkanı Yardımcısı