İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/35187 GEÇ CEVAPLANDI · 103 GÜN

Dijital alışveriş platformları yoluyla satılan bazı ürünlere ilişkin

Kaynak göster

Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti), 8 Ekim 2025 tarihinde 7/35187 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 103 gün sonra, 19 Ocak 2026).

Sümeyye Boz Çakı (DEM Parti, Muş). “Dijital alışveriş platformları yoluyla satılan bazı ürünlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/35187, 8 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-35187-dijital-alisveris-platformlari-yoluyla-satilan-bazi-urunlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/618b136e-0dd7-41e3-a6bf-0199c7c2044a

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 103 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Sayın Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98. ve TBMM İçtüzüğü'nün 96. ve 99. maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Türkiye'de devletin güvenlik politikaları ile hukuk arasındaki çizgi, özellikle 1990'lı yıllarda sistematik ihlallerle tamamen aşılmıştır. Zorla kaybetmelerin, faili meçhul cinayetlerin ve işkence vakalarının simgesi haline gelen "beyaz Toros", bu ülkenin hukuk düzeninde cezasızlığın nasıl kurumsallaştığının da sembolüdür. Bugün bu sembolün bir kez daha karşımıza çıkması; bir araç ya da marka olarak değil, bir hafızanın silinmesine dönük siyasal ve toplumsal bir provokasyon olarak değerlendirilmelidir. "Toros severlere özel" ibaresiyle satılan, üzerinde "On yedi bin kişi bir beyaz Toros'a nasıl sığar?" yazılı tişört, geçmişte işlenmiş ağır insan hakları suçlarını meşrulaştıran, mağdurları aşağılayan ve devlet şiddetini normalleştiren bir mesaj taşımaktadır.

Bu ürünün satışı yalnızca etik bir sorun değil, adaletin vicdanına yönelmiş açık bir saldırıdır. Zira Türkiye'de yıllardır "beyaz Toros"un simgelediği kayıpların failleri bulunamamış, davalar zaman aşımıyla düşmüş, yargı ise çoğu kez delil yetersizliği gerekçesiyle sessiz kalmıştır. Bu nedenle bugün ortaya çıkan bu tür girişimler, salt bir ticari faaliyet değil, devletin geçmişteki suçlarının hâlâ dokunulmaz olduğuna dair yargısal bir mesajdır. Cumartesi Anneleri/İnsanları, İnsan Hakları Derneği ve Van Barosu'nun bu satışa yönelik tepkileri, bir kez daha adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, toplumsal hafızada da aranması gerektiğini hatırlatmıştır. Adalet Bakanlığı'nın görevi yalnızca yasaları uygulamak değil; adaleti, vicdanı ve toplumsal barışı korumaktır. Oysa insanlık suçlarının sembollerinin alaycı biçimde dolaşıma sokulduğu bir ülkede, adaletin sessiz kalması yeni ihlallere zemin hazırlamaktadır.

Bu bağlamda:

SORULAR

  1. "Beyaz Toros" baskılı tişörtlerin satışıyla ilgili olarak Van Barosu'nun yaptığı Suç duyurusu üzerine söz konusu durumla ilgili soruşturma açılmış mıdır? Başlatıldıysa hangi aşamadadır?

  2. Bu olayda Türk Ceza Kanunu'nun 215. maddesinde düzenlenen "suçu ve suçluyu övme", 216. maddesindeki "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" veya 122. maddesindeki "nefret ve ayrımcılık" suçları yönünden Bakanlığınızın değerlendirmesi nedir?

  3. 1990'lı yıllarda devlet görevlilerinin karıştığı faili meçhul cinayetler ve zorla kaybetmelerle ilgili davaların büyük çoğunluğu zamanaşımı gerekçesiyle düşmüştür. Bu dosyaların yeniden açılmasına veya hakikat komisyonu kurulmasına yönelik Bakanlığınızın herhangi bir girişimi olmuş mudur?

  4. "Beyaz Toros"un bir moda simgesine dönüştürülmesi, geçmişteki ağır insan hakları ihlallerine ilişkin cezasızlık politikasını toplumsal düzeyde yeniden üretmek anlamına gelmez mi?

  5. İnsanlık suçlarının ticaret konusu yapılması, mağdur yakınlarının onurunu zedeleyen bir eylemdir. Bu durumun toplumsal barış ve yargıya güven üzerindeki etkilerine dair Bakanlığınızın herhangi bir çalışması var mıdır?

  6. Adalet Bakanlığı, benzer şekilde nefret söylemi veya geçmişteki devlet şiddetini meşrulaştıran içeriklere karşı özel bir izleme, savcılıklara bildirim veya yargısal koordinasyon mekanizması işletmekte midir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·

1722809 sayılı yazı.

İlgi yazınız ekinde alınan, Muş Milletvekili Sümeyye Boz tarafından Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/35187 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırl cevap ilişikte sunulmuştur.

Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip://vatandaş.uyap.gov.tr adresinden 5/5)81g5 - DypT5Wk - 8MnZOkx - KRC5/g- ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü

Sayı : E-56020453-610-1806-6475/8954 Konu : Yazılı soru önergesi /9 /04. 12026

Sayın Sümeyye BOZ Muş Milletvekili

Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/35187 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.

I- A) Anayasanın;

I- "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,

2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,

B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;

I- "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157. maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,

2- "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,

3- "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,

4- "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,

Hükümlerine yer verildiği malumlarıdır.

Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve Mevzuat Genel Müdürlüğü sorumluluk yargı mercilerine ait olup, gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır.

I1- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 04/1 1/2025 tarihli cevapta; soru önergesinde belirtilen hususa ilişkin olarak başlatılan soruşturmanın devam ettiği bildirilmiştir.

Yılmaz TUNÇ Bakan

UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden YFCMM/i - Xzvc8bP - /KWOA8m - mmdIMS- ile erişebilirsin

Yılmaz TUNÇBakan

Metin otomatik okundu. 6 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir