Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi bir kadının hayatını kaybetmesi üzerine yürütülen soruşturmaya ilişkin
Kaynak göster
Zülküf Uçar (DEM Parti), 15 Ekim 2025 tarihinde 7/35691 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).
Zülküf Uçar (DEM Parti, Van). “Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi bir kadının hayatını kaybetmesi üzerine yürütülen soruşturmaya ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/35691, 15 Ekim 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-35691-van-yuzuncu-yil-universitesi-ogrencisi-bir-kadinin-hayatini-kaybetmesi-uzerine-yurutulen-s (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/0d600fd3-7fd3-4d27-b8f9-0199ee16e5c3
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bugün · cevap yok
TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 365 gün geçti.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Yılmaz TUNÇ tarafından Anayasa'nın 98'inci, TBMM İçtüzüğün 96'ıncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü |. sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş (21), 27 Eylül 2024"te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş ve 18 gün sonra, 15 Ekim 2024'te Van Gölü Mollakasım sahilinde cansız bedeni bulunmuştur. Bu olay, yalnızca bir ailenin trajedisi değil, Türkiye'de kadın cinayetlerinin ve şüpheli kadın ölümlerinin sistematik bir kırıma dönüştüğünün, adaletin erkek egemen politikalarla sabote edildiğinin ve cezasızlık kültürünün kurumsallaştığının en çarpıcı göstergesidir.
Adli Tıp Kurumu (ATK) Biyoloji İhtisas Dairesi'nin 1 Kasım 2024 tarihli raporunda, Rojin'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA izleri (sternal/göğüs ve intra-vajinal bölgeler) tespit edilmiş; ancak bu kritik bulgular, 10 Ekim 2025 tarihli ek rapora kadar —yaklaşık bir yıl boyunca— soruşturma makamlarınca kamuoyu, aile ve avukatlarla paylaşılmamıştır. Bu gecikme, cinsel saldırı bulgularının kasıtlı olarak gizlendiği, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığı ve faillerin korunduğu yönünde ağır şüpheler uyandırmaktadır. Rojin'in babası Nizamettin Kabaiş'in, kızının bedeninde darp izleri (boğazda morluklar, sırtta ekimozlar, parmak ve serçe parmak kırıkları) gördüğünü beyan etmesi, savcılığın iki şüpheliyi işaret etmesine rağmen somut adım atmaması, yurt yönetiminin kaybolma bildirimini geciktirmesi, 300 kamera kaydının yeterince incelenmemesi, telefon şifresinin kırılamaması ve Van 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 8 Eylül 2025'te 200"den fazla sosyal medya paylaşımına erişim engeli getirmesi, gerçeğin karartılmaya çalışıldığını açıkça ortaya koymaktadır.
Gerekçenin tamamını göster (6 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
ATK raporlarındaki çelişkiler DNA bölgelerinin ilk raporda belirtilmemesi, "bulaş riski" gerekçesinin bilimsel dayanağının olmaması, kolluk personelinden alınan DNA örneklerinin sekiz ay boyunca karşılaştırılması— adli süreçteki derin ihmalleri ve olası manipülasyonları gözler önüne sermektedir. Ayrıca, Rojin'in atletinde bir kadına ait kan lekesinin tespit edilmesine rağmen bu bulgunun soruşturmada değerlendirilmemiş olması ve kamuoyuna açıklanmaması, delil yönetimindeki eksiklikleri ve örtbas çabasını güçlendirmektedir.
Bu dosya, Türkiye'de kadın cinayetlerinin bireysel suçlar olmaktan öte, erkek egemen devlet politikalarının bir sonucu olduğunu göstermektedir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre, 2024'te 394 kadın cinayeti ve 259 şüpheli kadın ölümü kaydedilmiş; 2025'in ilk altı ayında ise 136 cinayet ve 145 şüpheli ölüm yaşanmıştır. Bu durum devletin kadınları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini açıkça ortaya koymaktadır. İstanbul Sözleşmesi'nden I Temmuz 2021'de çekilme kararı, bu cezasızlık kültürünü pekiştirmiştir. Sözleşme yürürlükteyken (2011) 121 kadın cinayeti kaydedilmişken, çekilme sonrası 2021'de 280, 2022'de 334, 2023'te 315, 2024'te ise 394 cinayete ulaşılmıştır. Şüpheli ölümler 9082 artmış, koruma kararları uygulanmamış, faillerin ©631'i suç kaydı olmasına rağmen serbest bırakılmıştır.
Rojin Kabaiş dosyası, Gülistan Doku, Nadira Kadirova, Pınar Gültekin, Şule Çet, İpek Er, Ayşenur Halil, İkbal Uzuner ve Rabia Naz Vatan gibi diğer dosyalarda görülen delil karartma, adli süreçlerdeki ihmaller ve cezasızlık örüntüsünün bir devamıdır. İstanbul Sözleşmesi'nin feshi, 6284 sayılı Kanun'un etkisizleştirilmesi, kolluk ve yargıdaki cinsiyetçi önyargılar, cezasızlık politikaları failleri koruyan bir zırh oluşturmuştur. Bu zırh, Rojin'in dosyasında da açıkça görülmektedir: DNA izleri gibi açık cinsel saldırı delilleri bir yıl boyunca gizlenmiş,
"intihar" algısı yaratılarak kamuoyu susturulmaya çalışılmıştır.
DEM Parti olarak, Rojin Kabaiş'in şüpheli cinayetinin tüm yönleriyle aydınlatılmasını, cinsel saldırı bulgularının örtbas edilmesine yol açan sorumluların cezalandırılmasını, kadın cinayetlerindeki cezasızlık politikalarının sona erdirilmesini ve İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe girmesi için acil adımlar atılmasını talep ediyoruz.
Bu bağlamda;
SORULAR
Rojin Kabaiş'e ne oldu? Ölüm nedeni ve şekli nedir? Cinayet ihtimali neden etkin bir şekilde soruşturulmamaktadır?
ATK'nin | Kasım 2024 tarihli raporunda tespit edilen iki erkeğe ait DNA izlerinin sternal ve intra-vajinal bölgelerden alındığı bilgisi, neden 10 Ekim 2025 tarihli ek rapora kadar gizlenmiştir? Bu gecikmenin teknik, usule ilişkin ya da idari gerekçesi nedir? Bakanlıklar bu skandalın sorumluları hakkında neden işlem başlatmamıştır?
Soruşturma kapsamında ifadesi alınan kişi sayısı kaçtır? Van YYÜ ve yurtta görevli kaç personelin ifadesi alınmış, bu kişiler hakkında adli veya idari soruşturma başlatılmış mıdır?
Rojin'in atletinde bir kadına ait olduğu belirtilen kan lekesiyle ilgili neden kamuoyuna resmi açıklama yapılmamıştır? Bu bulgu soruşturmada nasıl değerlendirilmiştir?
Rojin'in kaybolduğu nokta ile cansız bedeninin bulunduğu alan arasında keşif, çevresel analiz veya kriminal inceleme yapılmış mıdır? Sonuçları nelerdir?
ATK raporlarındaki çelişkiler (örneğin, DNA bölgelerinin ilk raporda belirtilmemesi, bulaş riski gerekçesinin bilimsel dayanağı) neden denetlenmemiştir? Bu eksikliklerin sorumluları hakkında idari veya adli işlem başlatılmış mıdır?
DNA örneklerinin alındığı bölgeler I Kasım 2024'te biliniyorken, bu bilginin Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na 10 ay boyunca bildirilmediği iddiası doğru mudur? Gecikmenin gerekçesi nedir? Raporların iletim tarihleri ve sorumluları kimlerdir?
ATK'nin "bulaş riskinin bertaraf edildiği" değerlendirmesi hangi bilimsel yöntem ve kriterlere dayanmaktadır? İlgili laboratuvar kayıtları, denetim tutanakları ve personel görev listeleri Bakanlığınıza sunulmuş mudur? Sunulmamışsa gerekçesi nedir?
Rojin'in bedenindeki darp izleri neden soruşturulmamış, otopsi raporlarındaki çelişkiler neden görmezden gelinmiştir? Bakanlığınız, bu ihmallere ilişkin bir çalışma planlamakta mıdır?
Van 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin sosyal medya paylaşımlarına erişim engeli kararının gerekçesi nedir? Bu kararın ardındaki hukuki ve siyasi saikler nelerdir?
Rojin'in ailesi ve avukatlarının ilk ATK raporlarına erişimi neden engellenmiştir?
Raporların gizlenmesine ilişkin karar hangi kurum veya kişilerce alınmıştır?
Olay günü ve sonrasında kolluk personelinden DNA örneği alınmış mıdır? Kaç personelden örnek alınmış, karşılaştırma sonuçları Bakanlığa sunulmuş mudur? Bu süreç kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?
ATK raporlarının hazırlanma, düzeltilme ve bildirime ilişkin süreçlerindeki gecikme ve eksiklikler için Bakanlığınız bir açıklama yapacak mıdır? Bu iddialara yönelik bağımsız bir denetim planlanmakta mıdır?
Soruşturmanın etkinliğini sağlamak ve faillerin tespitini hızlandırmak için Bakanlığınız özel bir ekip görevlendirmiş midir? Varsa, çalışmanın kapsamı ve güncel durumu nedir?
Rojin'in telefon şifresi ve 300 kamera kaydının incelenmesindeki gecikmelerin gerekçesi nedir? Bu deliller ne zaman aydınlatılacaktır?
Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.
Hata bildir