Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı Eğricek köyünde faaliyet gösteren bir altın madeninin çevreye ve insan sağlığına etkilerine ilişkin
Kaynak göster
İbrahim Akın (DEM Parti), 26 Kasım 2025 tarihinde 7/36986 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 125 gün sonra, 31 Mart 2026).
İbrahim Akın (DEM Parti, İzmir). “Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı Eğricek köyünde faaliyet gösteren bir altın madeninin çevreye ve insan sağlığına etkilerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/36986, 26 Kasım 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-36986-sivas-in-kangal-ilcesine-bagli-egricek-koyunde-faaliyet-gosteren-bir-altin-madeninin-cevre (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/6ac41821-7f2c-415b-8c13-019ac430c367
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 125 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki soruların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat KURUM tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
İbrahim AKIN İzmir Milletvekili
Sivas ili Kangal ilçesi, Eğricek Köyü sınırları içerisinde bulunan Bakırtepe mevkiindeki "Bakırtepe Altın Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi)"ne ilişkin olarak, yıllardır süren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri, mahkeme iptal kararları ve buna rağmen parça parça kapasite artışlarıyla devam eden madencilik faaliyetleri, bölgede yaşayan yurttaşların sağlığı, kültürel miras, su kaynakları ve ekosistemi ciddi sorunlarla karşı karşıya getirmektedir.
Gerekçenin tamamını göster (35 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Söz konusu proje alanı hakkında;
— İlk ÇED olumlu kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 2013/963 E. sayılı dosyasında iptal edildiği,
—31/12/2014 tarihli ikinci ÇED olumlu kararının Danıştay 14. Dairesinin 2016/905 E., 2016/4999 K. sayılı kararıyla iptal edildiği,
— Proje tanıtım dosyası üzerinden verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 2016/37 E., 2016/1176 K. sayılı kararıyla iptal edildiği,
—-21/09/2016 tarihli üçüncü ÇED olumlu kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 2016/1058 E. sayılı dosyasında 19.03.2018 tarihinde iptal edildiği,
— 15.03.2018 tarihli dördüncü ÇED olumlu kararına karşı açılan davada 2018/290 E. sayılı dosyada davanın reddedildiği,
— Kapasite artışına ilişkin 28.06.2021 tarihli ÇED olumlu kararına karşı açılan davada Sivas İdare Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarihli E:2021/669, K:2023/114 sayılı kârarıyla davanın reddedildiği, bu kararın ise Danıştay 6. Dairesinin 2023/1717 E., 2023/6435 K. sayılı kararıyla bozulduğu ve ÇED olumlu kararının iptal edildiği bilinmektedir.
Buna karşın, iptal kararlarından sonra 2009/7 sayılı Genelge*ye dayanılarak parça parça yeni ÇED süreçlerine gidildiği, kapasite artışlarıyla birlikte ÇED alanının 1065,28 hektara çıktığı; açık ocak, pasa alanları, yığın liç alanı, havuz ve stok sahalarının genişletildiği, toplam çıkarılacak malzeme miktarının 10.238.500 tona, yıllık cevher ve pasa kapasitesinin 3.700.000 m/yıl düzeyine çıkarıldığı ifade edilmektedir. Bu süreçte, kümülatif çevresel etkilerin bütünsel olarak değerlendirilmediği yönünde ciddi eleştiriler mevcuttur.
Proje alanında ve yakın çevresinde;
— 1. derece arkeolojik sit alanı olan Molladeresi Höyüğü,
— Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tescilli Bakırtepe Ziyaret Alanı,
— Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak ilan edilen Kalkım (Kangal) Balıklı Kaplıcası,
— Orman alanları, meralar ve yöredeki tarım alanları,
— Yine bölge halkının uzun yıllardır ziyaret, inanç ve ritüel mekânı olarak kullandığı alanlar bulunmaktadır. Buna rağmen ÇED raporlarında Molladeresi Höyüğü'nün ve Bakırtepe Ziyaret Alanı'nın kültürel miras, inanç ve kimlik boyutlarıyla yeterince ele alınmadığı, SOKÜM (Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi) kapsamındaki yükümlülüklerle uyumlu koruma önlemlerinin ortaya konulmadığı belirtilmektedir.
Danıştay kararlarında özellikle Kalkım Balıklı Kaplıcası'nı besleyen Munzur kireçtaşları üzerinde yer alan Naldöken Tepe yeni açık ocak sahasına ilişkin jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmenin eksik olduğu, kaplıca sularının kirlilik riskinin ayrıntılı bir bilimsel çalışmayla ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Buna rağmen yeni ÇED süreçlerinde bu eksikliklerin ne ölçüde giderildiği kamuoyu tarafından bilinmemektedir.
Öte yandan, siyanürlü yığın liç prosesi nedeniyle atmosfere karışabilecek hidrojen siyanür (HCN) gazına ilişkin daha önceki bilirkişi raporlarında; pH 10,5 ve üzerinde dahi siyanürün belli oranının HCN gazına dönüşerek atmosfere karışacağı, yıllık işlenen cevher miktarına göre onlarca ton HCN'in atmosferde birikebileceği, bu gazın yağışlarla ekosistem ve besin zinciri üzerinde uzun süreli etkiler yaratabileceği belirtilmiştir. Kapasite artışı ile birlikte HCN emisyonlarının da artacağı aşikâr olmasına rağmen, sahada bağımsız ve düzenli bir izleme sistemi ve modelleme yapılıp yapılmadığı kamuoyuna açıklanmamıştır.
Halkın Katılımı Toplantılarında;
— Proje sahasında çok sayıda kuş ölüsünün bulunduğu, şirketin denetim öncesi işçilere kuş cesetlerini toplattığı,
— Patlatmalar nedeniyle köydeki evlerde çatlaklar oluştuğu, bazı konutların zarar gördüğü, — Çocukların sık hastalandığı, içme suyunda kirlilik şüphesi bulunduğu yönünde yurttaş beyanları tutanaklara geçmiş olmasına rağmen, bu iddiaların ÇED raporlarında yeterince araştırılmadığı iddia edilmektedir.
Bölge halkı açısından en ağır deneyimlerden biri ise Pınargözü Köyü ve çevresinde arsenikli içme suyu vakaları olmuştur. Farklı tarihlerde Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili kurumların yaptığı tahlillerde arsenik değerlerinin yüksek çıktığı; suyun içme ve kullanma suyu olarak kesinlikle kullanılmaması yönünde raporlar verildiği, sonrasında kurulan arıtma tesisinde arsenikli suyun filtrelenmiş suya karıştırıldığı iddiası bulunmaktadır. Halkın kendi imkânlarıyla Hacettepe Üniversitesi'ne yaptırdığı analizlerde de arsenik değerlerinin sınırların çok üzerinde çıktığı, toplum sağlığını doğrudan tehdit eden bu süreçte şirkete ve sorumlulara yönelik etkili yaptırımların uygulanmadığı ifade edilmektedir. İhtiyat ilkesi, çevre hukuku açısından temel ilkelerden biri olup, ciddi veya geri dönüşü olmayan çevresel riskler söz konusu olduğunda ispat yükünü faaliyet sahibine yükler. Bakırtepe örneğinde ise; ardı ardına iptal edilen ÇED kararlarına, eksikliği saptanmış bilimsel raporlara ve halkın yaşadığı somut zarar deneyimlerine rağmen projenin parça parça kapasite artırımlarıyla sürdürülmesi, hem Anayasa'nın 17 ve 56'ncı maddeleri hem de çevre ve kültürel miras mevzuatına aykırılık iddialarını güçlendirmektedir.
Bu çerçevede, Bakırtepe Altın Madeni projesinin çevresel, kültürel ve toplumsal etkilerinin bütünlüklü biçimde ortaya konulması, bugüne kadar yaşanan hak ihlallerinin açıklığa kavuşturulması, geleceğe dönük risklerin kamuoyu ile paylaşılması ve gerekli idari/cezai süreçlerin şeffaf şekilde yürütülmesi kamu yararı açısından zorunludur.
Bu bilgiler doğrultusunda;
Bakanlığınız kayıtlarına göre Sivas ili Kangal ilçesi Eğricek Köyü sınırları içerisindeki Bakırtepe mevkiinde yer alan altın madeni projesi için bugüne kadar verilen tüm ÇED Olumlu, ÇED Gerekli Değildir, kapasite artışı ve proje revizyonu kararlarının tarih, sayı, kapsam ve şirket unvanı bazında dökümü nedir?
Danıştay 14. Dairesinin 2016/905 E., 2016/4999 K. ve Danıştay 6. Dairesinin 2023/1717 E., 2023/6435 K. sayılı iptal kararlarında belirtilen jeolojik, hidrojeolojik ve kümülatif etki değerlendirmesi eksikliklerinin giderilmesi için Bakanlığınız tarafından hangi yeni bilimsel raporlar, modellemeler ve saha çalışmaları yaptırılmıştır? Bu çalışmalar kamuoyu ile paylaşılmış mıdır?
Söz konusu proje için ÇED Yönetmeliği ve ilgili Danıştay içtihatlarında açıkça vurgulanan kümülatif çevresel etki değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapıldı ise; hangi projeler birlikte değerlendirilmiştir? Hangi zaman dilimi esas alınmış? Hangi bilimsel kurum veya uzmanlar tarafından hazırlanmıştır? Yapılmadı ise gerekçesi nedir?
Proje alanında ve etki bölgesinde faaliyet gösteren diğer maden işletmeleri, taş ocakları, enerji projeleri ve benzeri çevresel yük oluşturan faaliyetler nelerdir? Bu faaliyetlerin Bakırtepe Altın Madeni ile birlikte kümülatif etkisi konusunda Bakanlığınızın elinde herhangi bir bölgesel değerlendirme bulunmakta mıdır?
Molladeresi Höyüğü'nün 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescili ile ilgili önceki Koruma Kurulu kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 2014/732 E., 2015/14 K. sayılı kararıyla iptal edildiği dikkate alındığında, Bakanlığınız yeni ÇED süreçlerinde Molladeresi Höyüğü'nü korumak için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile hangi koordinasyonu yürütmüştür? Höyük üzerindeki ve çevresindeki riskleri ortaya koyan güncel bilimsel bir rapor hazırlanmış mıdır?
ÇED raporlarında Molladeresi Höyüğü ile ilgili olarak "etkileşim yoktur" şeklindeki ifadelerle yetinilmesinin, sit alanının toprak kayması, titreşim, patlatma, toz ve kimyasal etkiler açısından maruz kalabileceği riskleri ortaya koymaya yeterli olup olmadığı Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmiştir?
Bakırtepe Ziyaret Alanı'nın Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tescilli olduğu dikkate alındığında; UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi gereği Türkiye'nin üstlendiği koruma, yaşatma, erişim ve saygı yükümlülükleri ile Bakırtepe Altın Madeni projesi arasında herhangi bir çelişki tespit edilmiş midir? Bu konuda hazırlanmış bir değerlendirme raporu var mıdır?
Bakırtepe Ziyaret Alanı ve bu alana giden geleneksel ziyaret güzergâhının etrafının tel çitle çevrilmesi uygulaması hakkında Bakanlığınıza intikal eden şikâyet veya başvuru var mıdır? Varsa bu başvuruların tarihleri, içerikleri ve sonuçları nedir?
Nitelikli Doğal Koruma Alanı olan Kalkım (Kangal) Balıklı Kaplıcası'nı besleyen hidrojeolojik sistemin Munzur kireçtaşları ile ilişkisine dair Bakanlığınızın elinde, Danıştay'ın da işaret ettiği şekilde ayrıntılı bir hidrojeolojik modelleme ve risk analizi bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa sonuçları nelerdir?
Naldöken Tepe'de planlanan yeni açık ocak sahasının Munzur kireçtaşları üzerinde yer alması nedeniyle;
— Kaplıca suyunun debisi, sıcaklığı ve kimyasal bileşimi üzerindeki muhtemel etkiler, — Molla Deresi'nden Balıklı Kaplıca'ya kadar yüzey ve yeraltı akış yolları ayrıntılı biçimde çalışılmış mıdır? Bu çalışmalarda hangi üniversite veya kurumlar görev almıştır?
ÇED raporlarında siyanürlü yığın liç prosesi sonucunda atmosfere karışacak hidrojen siyanür (HCN) gazının miktarına ilişkin bağımsız bir dağılım modellemesi yapılmış mıdır?
— Yapıldıysa hangi parametreler kullanılmıştır (rüzgar hızı, yönü, topografya, sıcaklık
SORULAR
— Sahada HCN gazı ölçüm sensörleri kurulmuş mudur? Düzenli ölçüm sonuçları kamuoyu ile paylaşılmakta mıdır?
Kapasite artışı ile birlikte yıllık işlenecek cevher miktarı artarken, HCN emisyonlarının da artacağı açıkken; Bakanlığınızın bu bölgede yaşayan nüfus, hayvancılık faaliyetleri ve tarım alanları üzerindeki uzun vadeli sağlık risklerine ilişkin herhangi bir epidemiyolojik veya toksikolojik çalışma yaptırma planı var mıdır?
Halkın Katılımı Toplantısı tutanaklarına geçmiş olan; proje sahasında ve çevresinde çok sayıda kuş ölüsü bulunduğu, denetim öncesi işçilere kuş cesetlerinin toplatıldığı iddiaları Bakanlığınızca araştırılmış mıdır? Araştırılmış ise tespitler ve alınan idari yaptırımlar nelerdir? Araştırılmamışsa neden araştırılmamıştır?
Yine Halkın Katılımı Toplantısı'nda dile getirildiği belirtilen, patlatmalar sonrası köydeki evlerde meydana gelen çatlaklar ve yapısal zararlar, bu zararların tespiti ve giderilmesine yönelik süreçler hakkında Bakanlığınıza veya diğer kurumlara yapılan başvuruların sayısı nedir? Bu başvuruların kaçı için bilirkişi incelemesi yapılmış, kaçında tazmin veya güçlendirme yoluna gidilmiştir?
Mevcut ve planlanan ÇED alanı içerisinde orman alanı sayılan yerler için Orman Genel Müdürlüğü'nden alınan izinlerin toplam alanı (m?/hektar) nedir? Bu izin alanlarında, ağaç kesimi miktarı, rehabilitasyon ve yeniden ağaçlandırma planları, yangın, erozyon ve habitat kaybı risklerine karşı alınan somut önlemler nelerdir?
Pınargözü Köyü ve civar mezralarda geçmiş yıllarda içme sularında arsenik tespiti ile ilgili; Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, Toplum Sağlığı Merkezi ve diğer kurumların yaptığı analizlerin tarih ve sonuçları, bu analizler sonrası suyun içme-kullanma suyu olarak kullanılmaması yönünde verilen uyarılar, arıtma tesisine arsenikli suyun karıştırıldığı tespitleri hakkında Bakanlığınızın ve diğer ilgili kurumların yürüttüğü idari ve cezai süreçler nelerdir?
Arsenikli su vakaları ile ilgili olarak; sorumluluğu bulunan şirket yetkilileri ve kamu görevlileri hakkında açılmış idari soruşturma, disiplin soruşturması veya savcılığa intikal eden dosya sayısı nedir? Bu dosyaların akıbeti ne olmuştur?
Bugün itibarıyla Pınargözü Köyü, Taşgeçit ve Davutoğlu mezralarının içme ve kullanma suyu arsenik ve diğer ağır metal değerlerine ilişkin en güncel analiz sonuçları nedir? Bu analizler hangi sıklıkla yapılmaktadır ve sonuçlar halka şeffaf biçimde duyurulmakta mıdır?
Söz konusu bölgede, çocuklarda ve yetişkinlerde kanser, solunum yolu hastalıkları, nörolojik hastalıklar ve benzeri rahatsızlıkların görülme sıklığına ilişkin Sağlık Bakanlığı veya üniversitelerce yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa bu çalışmaların sonuçları nelerdir ve madencilik faaliyetleri ile olası bağlantıları değerlendirilmiş midir? Yoksa neden yoktur?
ÇED raporlarında ve Bakanlığınıza sunulan belgelerde; alınacak tedbirlerle çevresel etkilerin azaltılabileceği yönündeki genel ifadelerin ötesine geçen, ölçülebilir, denetlenebilir ve ihlal halinde yaptırımı olan bağlayıcı taahhütler nelerdir? Bu taahhütlere uyulup uyulmadığı hangi mekanizmalarla ve hangi sıklıkla denetlenmektedir?
Bakanlığınız, Bakırtepe ve çevresinde yaşayan halkın, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının, temiz suya erişim hakkının, kültürel ve inanç mekânlarına özgürce erişim hakkının bugüne kadar ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir resmi değerlendirme yapmış mıdır? Eğer yapılmamışsa, bu konuda kapsamlı ve katılımcı bir inceleme yapmayı planlıyor musunuz?
Tüm bu iptal kararları, bilimsel eksiklikler ve halk sağlığına ilişkin ciddi iddialar karşısında Bakanlığınız; Bakırtepe Altın Madeni projesi için "ihtiyat ilkesi"ni işletmeyi, projeyi durdurmayı veya projenin tamamen iptalini gündemine almayı düşünmekte midir? Bu konuda kamuoyunun ve bölge halkının görüşünü almak üzere yeni bir süreç (bağımsız bilim kurulu, yerel çalıştay, vb.) yürütmeyi planlıyor musunuz?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Murat Kurum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ·
Milletvekillerimiz tarafından şahsıma yöneltilen ve ilişik listede; TBMM Esas numaraları ve konuları belirtilen yazılı soru önergeleri incelenmiş olup, söz konusu önergelerde yer alan hususlara ilişkin cevaplarımız ekte sunulmuştur.
Bilgilerinizi ve gereğini arz ederim.
Bakan -Dosya (1 Takım)
Mustafa Kemal Mahallesi Eskişehir Devlet Yolu (Dumlupınar Bulvarı) 9. km. No: 278 Çankaya / Ankara İrtibat: Ecem Hazal KOÇOGLU Tel: 410 14 16
. SAYIN İBRAHİM AKININ PN TBMM 7/36986 ESAS SAYILI 6L SK YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN SORULAR VE CEVAPLARI
SORULAR Sivas ili Kangal ilçesi, Eğricek Köyü sınırları içerisinde bulunan Bakırtepe mevkiindeki "Bakırtepe Altın Madeni İşletmesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi)"ne ilişkin olarak, yıllardır süren Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri, mahkeme iptal kararları ve buna rağmen parça parça kapasite artışlarıyla devam eden madencilik faaliyetleri, bölgede yaşayan yurttaşların sağlığı, kültürel miras, su kaynakları ve ekosistemi ciddi sorunlarla karşı karşıya getirmektedir. Söz konusu proje alanı hakkında;
• İlk ÇED olumlu kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 2013/963 E. sayılı dosyasında iptal edildiği,
• 31/12/2014 tarihli ikinci ÇED olumlu kararının Danıştay 14. Dairesinin 2016/905 E., 2016/4999 K. sayılı kararıyla iptal edildiği,
• Proje tanıtım dosyası üzerinden verilen "ÇED Gerekli Değildir" kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 016/37 E., 2016/1176 K. sayılı kararıyla iptal edildiği,
• 21/09/2016 tarihli üçüncü ÇED olumlu kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 2016/1058 E. sayılı dosyasında 19.03.2018 tarihinde iptal edildiği,
• 15.03.2018 tarihli dördüncü ÇED olumlu kararına karşı açılan davada 2018/290 E. sayılı dosyada davanın reddedildiği,
• Kapasite artışına ilişkin 28.06.2021 tarihli ÇED olumlu kararına karşı açılan davada Sivas İdare
Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarihli E:2021/669, K:2023/1 14 sayılı kararıyla davanın reddedildiği, bu kararın ise Danıştay 6. Dairesinin 2023/1717 E., 2023/6435 K. sayılı kararıyla bozulduğu ve ÇED olumlu kararının iptal edildiği bilinmektedir.
Buna karşın, iptal kararlarından sonra 2009/7 sayılı Genelge'ye dayanılarak parça parça yeni ÇED süreçlerine gidildiği, kapasite artışlarıyla birlikte ÇED alanının 1065,28 hektara çıktığı; açık ocak, pasa alanları, yığın üç alanı, havuz ve stok sahalarının genişletildiği, toplam çıkarılacak malzeme miktarının 10.238.500 tona, yıllık cevher ve pasa kapasitesinin 3.700.000 m?/yıl düzeyine çıkarıldığı ifade edilmektedir. Bu süreçte, kümülatif çevresel etkilerin bütünsel olarak değerlendirilmediği yönünde ciddi eleştiriler mevcuttur.
Proje alanında ve yakın çevresinde;
• 1. derece arkeolojik sit alanı olan Molladeresi Höyüğü,
• Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tescilli Bakırtepe Ziyaret Alanı,
• Nitelikli Doğal Koruma Alanı olarak ilan edilen Kalkım (Kangal) Balıklı Kaplıcası,
• Orman alanları, meralar ve yöredeki tarım alanları,
• Yine bölge halkının uzun yıllardır ziyaret, inanç ve ritüel mekânı olarak kullandığı alanlar bulunmaktadır. Buna rağmen ÇED raporlarında Molladeresi Höyüğü'nün ve Bakırtepe Ziyaret Alanı'nın kültürel miras, inanç ve kimlik boyutlarıyla yeterince ele alınmadığı, SOKUM (Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi) kapsamındaki yükümlülüklerle uyumlu koruma önlemlerinin ortaya konulmadığı belirtilmektedir.
Danıştay kararlarında özellikle Kalkım Balıklı Kaplıcası'nı besleyen Munzur kireçtaşları üzerinde yer alan Naldöken Tepe yeni açık ocak sahasına ilişkin jeolojik ve hidrojeolojik değerlendirmenin eksik olduğu, kaplıca sularının kirlilik riskinin ayrıntılı bir bilimsel çalışmayla ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Buna rağmen yeni ÇED süreçlerinde bu eksikliklerin ne ölçüde giderildiği kamuoyu tarafından bilinmemektedir.
Öte yandan, siyanürlü yığın liç prosesi nedeniyle atmosfere karışabilecek hidrojen siyanür (HCN) gazına ilişkin daha önceki bilirkişi raporlarında; pH 10,5 ve üzerinde dahi siyanürün belli oranının HCN gazına dönüşerek atmosfere karışacağı, yıllık işlenen cevher miktarına göre onlarca ton HCN'in atmosferde birikebileceği, bu gazın yağışlarla ekosistem ve besin zinciri üzerinde uzun süreli etkiler yaratabileceği belirtilmiştir. Kapasite artışı ile birlikte HCN emisyonlarının da artacağı aşikâr olmasına rağmen, sahada bağımsız ve düzenli bir izleme sistemi ve modelleme yapılıp yapılmadığı kamuoyuna açıklanmamıştır. Halkın Katılımı Toplantılarında;
• Proje sahasında çok sayıda kuş ölüsünün bulunduğu, şirketin denetim öncesi işçilere kuş cesetlerini toplattığı,
• Patlatmalar nedeniyle köydeki evlerde çatlaklar oluştuğu, bazı konutların zarar gördüğü,
: - Çocukların sık hastalandığı, içme suyunda kirlilik şüphesi bulunduğu yönünde yurttaş beyanları tutanaklara geçmiş olmasına rağmen, bu iddiaların ÇED raporlarında yeterince araştırılmadığı iddia edilmektedir.
Bölge halkı açısından en ağır deneyimlerden biri ise Pınargözü Köyü ve çevresinde arsenikli içme suyu vakaları olmuştur. Farklı tarihlerde Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili kurumların yaptığı tahlillerde arsenik değerlerinin yüksek çıktığı; suyun içme ve kullanma suyu olarak kesinlikle kullanılmaması yönünde raporlar verildiği, sonrasında kurulan arıtma tesisinde arsenikli suyun filtrelenmiş suya karıştırıldığı iddiası bulunmaktadır. Halkın kendi imkânlarıyla Hacettepe Üniversitesi'ne yaptırdığı analizlerde de arsenik değerlerinin sınırların çok üzerinde çıktığı, toplum sağlığını doğrudan tehdit eden bu süreçte şirkete ve sorumlulara yönelik etkili yaptırımların uygulanmadığı ifade edilmektedir.
İhtiyat ilkesi, çevre hukuku açısından temel ilkelerden biri olup, ciddi veya geri dönüşü olmayan çevresel riskler söz konusu olduğunda ispat yükünü faaliyet sahibine yükler. Bakırtepe örneğinde ise; ardı ardına iptal edilen ÇED kararlarına, eksikliği saptanmış bilimsel raporlara ve halkın yaşadığı somut zarar deneyimlerine rağmen projenin parça parça kapasite artırımlarıyla sürdürülmesi, hem Anayasa'nın 17 ve 56'ncı maddeleri hem de çevre ve kültürel miras mevzuatına aykırılık iddialarını güçlendirmektedir.
Bu çerçevede, Bakırtepe Altın Madeni projesinin çevresel, kültürel ve toplumsal etkilerinin bütünlüklü biçimde ortaya konulması, bugüne kadar yaşanan hak ihlallerinin açıklığa kavuşturulması, geleceğe dönük risklerin kamuoyu ile paylaşılması ve gerekli idari/cezai süreçlerin şeffaf şekilde yürütülmesi kamu yararı açısından zorunludur.
Bu bilgiler doğrultusunda;
1. Bakanlığınız kayıtlarına göre Sivas ili Kangal ilçesi Eğricek Köyü sınırları içerisindeki Bakırtepe mevkiinde yer alan altın madeni projesi için bugüne kadar verilen tüm ÇED Olumlu, ÇED Gerekli Değildir, kapasite artışı ve proje revizyonu kararlarının tarih, sayı, kapsam ve şirket unvanı bazında dökümü nedir?
2. Danıştay 14. Dairesinin 2016/905 E., 2016/4999 K. ve Danıştay 6. Dairesinin 2023/1717 E., 2023/6435 K. sayılı iptal kararlarında belirtilen jeolojik, hidrojeolojik ve kümülatif etki değerlendirmesi eksikliklerinin giderilmesi için Bakanlığınız tarafından hangi yeni bilimsel raporlar, modellemeler ve saha çalışmaları yaptırılmıştır? Bu çalışmalar kamuoyu ile paylaşılmış mıdır?
, 3)Söz konusu proje için ÇED Yönetmeliği ve ilgili Danıştay içtihatlarında açıkça vurgulanan kümülatif çevresel etki değerlendirmesi yapılmış mıdır? Yapıldı ise; hangi projeler birlikte değerlendirilmiştir? Hangi zaman dilimi esas alınmış? Hangi bilimsel kurum veya uzmanlar tarafından hazırlanmıştır? Yapılmadı ise gerekçesi nedir?
4)Proje alanında ve etki bölgesinde faaliyet gösteren diğer maden işletmeleri, taş ocakları, enerji proj eleri ve benzeri çevresel yük oluşturan faaliyetler nelerdir? Bu faaliyetlerin Bakırtepe Altın Madeni ile birlikte kümülatif etkisi konusunda Bakanlığınızın elinde herhangi bir bölgesel değerlendirme bulunmakta mıdır? 5)Molladeresi Höyüğü'nün 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescili ile ilgili önceki Koruma Kurulu kararının Sivas İdare Mahkemesi'nin 2014/732 E., 2015/14 K. sayılı kararıyla iptal edildiği dikkate alındığında, Bakanlığınız yeni ÇED süreçlerinde Molladeresi Höyüğü'nü korumak için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile hangi koordinasyonu yürütmüştür? Höyük üzerindeki ve çevresindeki riskleri ortaya koyan güncel bilimsel bir rapor hazırlanmış mıdır?
6ÇED raporlarında Molladeresi Höyüğü ile ilgili olarak "etkileşim yoktur" şeklindeki ifadelerle yetinilmesinin, sit alanının toprak kayması, titreşim, patlatma, toz ve kimyasal etkiler açısından maruz kalabileceği riskleri ortaya koymaya yeterli olup olmadığı Bakanlığınızca nasıl değerlendirilmiştir? 7)Bakırtepe Ziyaret Alanı'nın Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tescilli olduğu dikkate alındığında; UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi gereği Türkiye'nin üstlendiği koruma, yaşatma, erişim ve saygı yükümlülükleri ile Bakırtepe Altın Madeni projesi arasında herhangi bir çelişki tespit edilmiş midir? Bu konuda hazırlanmış bir değerlendirme raporu var mıdır?
8)Bakırtepe Ziyaret Alanı ve bu alana giden geleneksel ziyaret güzergâhının etrafının tel çitle çevrilmesi uygulaması hakkında Bakanlığınıza intikal eden şikâyet veya başvuru var mıdır? Varsa bu başvuruların tarihleri, içerikleri ve sonuçları nedir?
9Nitelikli Doğal Koruma Alanı olan Kalkım (Kangal) Balıklı Kaplıcası'nı besleyen hidrojeolojik sistemin Munzur kireçtaşları ile ilişkisine dair Bakanlığınızın elinde, Danıştay'ın da işaret ettiği şekilde ayrıntılı bir hidrojeolojik modelleme ve risk analizi bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa sonuçları nelerdir? 10)Naldöken Tepe'de planlanan yeni açık ocak sahasının Munzur kireçtaşları üzerinde yer alması nedeniyle;
-Kaplıca suyunun debisi, sıcaklığı ve kimyasal bileşimi üzerindeki muhtemel etkiler, -Molla (o Deresi'nden (oOBalıklı (OKaplıca'ya (Okadar Oyüzey ve yeraltı akış yolları ayrıntılı O biçimde o çalışılmış mıdır? Bu çalışmalarda hangi üniversite veya kurumlar görev almıştır?
I)ÇED raporlarında siyanürlü yığın liç prosesi sonucunda atmosfere karışacak hidrojen siyanür O(HCN) gazının miktarına ilişkin bağımsız bir dağılım modellemesi yapılmış mıdır?
-Yapıldıysa hangi parametreler kullanılmıştır (rüzgâr hızı, yönü, topografya, sıcaklık vb.)? -Sahada HCN gazı ölçüm sensörleri kurulmuş mudur? Düzenli ölçüm sonuçları kamuoyu ile paylaşılmakta mıdır?
12)Kapasite artışı ile birlikte yıllık işlenecek cevher miktarı artarken, HCN emisyonlarının da artacağı açıkken; Bakanlığınızın bu bölgede yaşayan nüfus, hayvancılık faaliyetleri ve tarım alanları üzerindeki uzun vadeli sağlık risklerine ilişkin herhangi bir epidemiyolojik veya toksikolojik çalışma yaptırma planı var mıdır?
13)Halkın Katılımı Toplantısı tutanaklarına geçmiş olan; proje sahasında ve çevresinde çok sayıda kuş ölüsü bulunduğu, denetim öncesi işçilere kuş cesetlerinin toplatıldığı iddiaları Bakanlığınızca araştırılmış mıdır? Araştırılmış ise tespitler ve alınan idari yaptırımlar nelerdir? Araştırılmamışsa neden araştırılmamıştır? 14)Yine Halkın Katılımı Toplantısı'nda dile getirildiği belirtilen, patlatmalar sonrası köydeki evlerde meydana gelen çatlaklar ve yapısal zararlar, bu zararların tespiti ve giderilmesine yönelik süreçler hakkında Bakanlığınıza veya diğer kurumlara yapılan başvuruların sayısı nedir? Bu başvuruların kaçı için bilirkişi " incelemesi yapılmış, kaçında tazmin veya güçlendirme yoluna gidilmiştir?
15)Mevcut ve planlanan ÇED alanı içerisinde orman alanı sayılan yerler için Orman Genel Müdürlüğü'nden alınan izinlerin toplam alanı (m?/hektar) nedir? Bu izin alanlarında, ağaç kesimi miktarı, rehabilitasyon ve yeniden ağaçlandırma planları, yangın, erozyon ve habitat kaybı risklerine karşı alınan somut önlemler nelerdir?
16)Pınargözü Köyü ve civar mezralarda geçmiş yıllarda içme sularında arsenik tespiti ile ilgili; Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, Toplum Sağlığı Merkezi ve diğer kurumların yaptığı analizlerin tarih ve sonuçları, bu analizler sonrası suyun içme-kullanma suyu olarak kullanılmaması yönünde verilen uyarılar, arıtma tesisine arsenikli suyun karıştırıldığı tespitleri hakkında Bakanlığınızın ve diğer ilgili kurumların yürüttüğü idari ve cezai süreçler nelerdir?
UD)Arsenikli su vakaları ile ilgili olarak; sorumluluğu bulunan şirket yetkilileri ve kamu görevlileri hakkında açılmış idari soruşturma, disiplin soruşturması veya savcılığa intikal eden dosya sayısı nedir? Bu dosyaların akıbeti ne olmuştur?
18)Bugün itibarıyla Pınargözü Köyü, Taşgeçit ve Davutoğlu mezralarının içme ve kullanma suyu arsenik ve diğer ağır metal değerlerine ilişkin en güncel analiz sonuçları nedir? Bu analizler hangi sıklıkla yapılmaktadır ve sonuçlar halka şeffaf biçimde duyurulmakta mıdır? konusu bölgede, çocuklarda ve yetişkinlerde kanser, solunum yolu hastalıkları, nörolojik hastalıklar ve benzeri rahatsızlıkların görülme sıklığına ilişkin Sağlık Bakanlığı veya üniversitelerce yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa bu çalışmaların sonuçları nelerdir ve madencilik faaliyetleri ile olası bağlantıları değerlendirilmiş midir? Yoksa neden yoktur?
20)ÇED raporlarında ve Bakanlığınıza sunulan belgelerde; alınacak tedbirlerle çevresel etkilerin azaltılabileceği yönündeki genel ifadelerin ötesine geçen, ölçülebilir, denetlenebilir ve ihlal halinde yaptırımı olan bağlayıcı taahhütler nelerdir? Bu taahhütlere uyulup uyulmadığı hangi mekanizmalarla ve hangi sıklıkla denetlenmektedir?
21)Bakanlığınız, Bakırtepe ve çevresinde yaşayan halkın, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının, temiz suya erişim hakkının, kültürel ve inanç mekânlarına özgürce erişim hakkının bugüne kadar ihlal edilip edilmediğine ilişkin herhangi bir resmi değerlendirme yapmış mıdır? Eğer yapılmamışsa, bu konuda kapsamlı ve katılımcı bir inceleme yapmayı planlıyor musunuz?
22)Tüm bu iptal kararları, bilimsel eksiklikler ve halk sağlığına ilişkin ciddi iddialar karşısında Bakanlığınız; Bakırtepe Altın Madeni projesi için "ihtiyat ilkesini işletmeyi, projeyi durdurmayı veya . projenin tamamen iptalini gündemine almayı düşünmekte midir? Bu konuda kamuoyunun ve bölge halkının " görüşünü almak üzere yeni bir süreç (bağımsız bilim kurulu, yerel çalıştay, vb.) yürütmeyi planlıyor musunuz?
CEVAPLAR
Bakırtepe Altın Madeni Projesi (Açık Ocak İşletmesi, Kırma-Eleme Tesisi ve Yığın Liç Prosesi) Kapasite Artışı Projesine (28.06.2021 tarihli ÇED Olumlu Kararı) Danıştay 6.Dairenin 21.06.2023 tarih ve E.2023/1717 K.2023/6535 sayılı kararı ile iptal kararı verildiğinden söz konusu 2018 sonrası kapasite artışını kapsayacak ve yine Bakanlığımızca süreci mahkeme Kararına istinaden sonlandırılan alanları kapsayacak şekilde proje hazırlanmış ve sunulmuştur.
• 06.08.2023 tarihinde Bakanlığımıza ÇED Başvuru Dosyası sunulmuş,
• 23.08.2023 tarihinde Halkın Katılımı Toplantısı gerçekleştirilmiş,
• 09.10.2023 tarihinde 1.İDK Toplantısı yapılmış ve süreç nihailendirilmiş olup, 30.11.2023 tarihinde ÇED Olumlu kararı verilmiştir.
Bilindiği üzere; Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): "Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları", Komisyon: "Proje için verilecek Özel Formatın kapsamını belirlemek ve hazırlanan ÇED Raporunu inceleyip değerlendirmek üzere Bakanlık tarafından kurulan Komisyonu " İfade etmektedir.
Söz konusu ÇED Raporu tek başına Bakanlığımız tarafından incelenmemekte olup; konusunda uzman ve kendi kurum ve kuruluşlarını mevzuatları açısından temsil eden yetkili kişiler tarafından oluşturulan komisyon marifetiyle ÇED Raporu incelenmekte ve değerlendirilmektedir.
Bu kapsamda; ÇED Yönetmeliği kapsamında sunulan tüm rapor, dosya ile diğer tüm bilgi ve belgeler Bakanlığımızca oluşturulan komisyon tarafından incelenip değerlendirilmekte olup, söz konusu faaliyetler ile ilgili olarak ÇED süreci içerisinde Bakanlığımızca oluşturulan İnceleme-Değerlendirme Komisyon üyesi kurum ve kuruluşlarla birlikte söz konusu itirazlar ve ilgili dilekçelerde belirtilen hususlar dikkate alınarak gerekli değerlendirmeler yapılmaktadır.
Ayrıca ÇED Raporları Halkın Katılımı Toplantısı olmak üzere ÇED'in her aşamasında internet gçoresimizden şeffaf bir şekilde paylaşılmaktadır.
ÇED sürecinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, )Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü),Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü),Kültür ve Turizm Bakanlığı (Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü),Kültür ve Turizm Bakanlığı (Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü),Tarım ve Orman Bakanlığı (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü),Tarım ve Orman Bakanlığı (Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü),Tarım ve Orman Bakanlığı (Orman Genel Müdürlüğü),Tarım ve Orman Bakanlığı (Su Yönetimi Genel Müdürlüğü), Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü (Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı) Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü (Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi Dairesi Başkanlığı), Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü (Hava Yönetimi Dairesi Başkanlığı), Sivas Valiliği (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü),Sivas Valiliği (İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, )Sivas Valiliği (İl Tarım ve Orman Müdürlüğü),Sivas Valiliği
(İl Sağlık Müdürlüğü), Sivas Valiliği (İl Özel İdaresi),Sivas Valiliği (İl Kültür ve Turizm " Müdürlüğü)kurumlar komisyon üyesi olarak katılmış ve olumlu görüş vermişlerdir.
Söz konusu proje; Hidrojeolojik Etüt Raporu'nda detaylı olarak değerlendirilmiştir. Sismik Tehlike Analiz Raporu, Yığın Liç Alanı Stabilite Raporu, Patlatma Değerlendirme Raporu, Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi, Jeolojik — Jeoteknik Etüt Raporu, Asit — Kaya Drenaj Analiz, Hava Kalitesi Dağılım Modellemesi, Arka Plan Gürültü — Titreşim Ölçüm Raporu, Yüzeysel Su ve Yeraltı Suyu Analizleri yapılmıştır. ÇED Olumlu Kararına esas Nihai ÇED Raporunda Kümülatif etki değerlendirme çalışmaları yapılmıştır.
Nihai ÇED Raporlarında ve Proje Tanıtım Dosyalarında yer alan taahhütler bağlayıcı olup Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında görevli denetim personeli tarafından 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu Kanuna istinaden yayımlanan yönetmelikler kapsamında; ani, birleşik ve şikâyet üzerine denetimler yapılmaktadır. Yapılan denetimlerde Çevre Mevzuatında belirtilen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösterdiği tespit edilen işletmelere 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmakta, ayrıca çevre ve insan sağlığı için tehlike yaratan işletmelerin faaliyeti de 15. maddesi kapsamında kısmen veya
• tamamen, Süreli veya süresiz olarak durdurulmaktadır.