Van-Hakkari karayolunda gerçekleşen trafik kazaları sonrası alınan önlemlere ilişkin
Kaynak göster
Öznur Bartin (DEM Parti), 1 Aralık 2025 tarihinde 7/37142 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Adalet Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 64 gün sonra, 3 Şubat 2026).
Öznur Bartin (DEM Parti, Hakkari). “Van-Hakkari karayolunda gerçekleşen trafik kazaları sonrası alınan önlemlere ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/37142, 1 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-37142-van-hakkari-karayolunda-gerceklesen-trafik-kazalari-sonrasi-alinan-onlemlere-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/aad54985-a4c1-464d-a618-019ade287038
ÖNERGENİN YOLCULUĞU
- TBMM'ye verildi
- 15. gün
- Bakanlık cevapladı
Verilişten cevaba 64 gün. Tarihler TBMM kaydından.
Önerge metni
PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Aşağıdaki sorularımın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tarafından Anayasanın 98 ve İç Tüzüğün 96. ve 99. Maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Öznur Bartin
Van—Hakkâri Karayolu, uzun süredir kamu idaresinin bilgisi dâhilinde olmasına rağmen giderilmeyen yapısal ve jeoteknik riskler nedeniyle kronik bir güvenlik zaafı üretmeye devam etmektedir. Son olarak 30 Kasım 2025 tarihinde Van—Hakkâri kara yolunun 45. kilometresinde, Zernek Baraj Gölü çevresinde meydana gelen trafik kazasında Furkan Özdemir (21), Rojhat Durğun (21) ve Cihat Durna (20) yaşamını yitirmiş; viraj geometrisi, koruyucu bariyer eksikliği ve uyarı sistemlerinin bulunmaması nedeniyle araç yaklaşık 100 metrelik kot farkından baraj gölüne düşmüştür. Olay yeri incelemelerinde yol kenarı bariyerlerinin ve orta refüj düzenlemesinin bulunmadığı açıkça görülmüş; bu durum, riskin idari makamlarca bilindiği hâlde kalıcı bir müdahalede bulunulmadığını bir kez daha ortaya koymuştur.
Gerekçenin tamamını göster (15 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt
Bu kaza, aynı güzergahta yıllardır yaşanan çok sayıdaki ölümcül vakaya eklenerek hattın artık "yüksek riskli yol" statüsünün ötesine geçtiğini ve yurttaşların can güvenliğini doğrudan tehdit eder nitelikte olduğunu göstermektedir. Yalnızca son bir yıl içerisinde meydana gelen ağır kazaların bilançosu dahi, alınması gereken önlemlerin geciktirilmesinin telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açtığını göstermektedir:
Bu yolda yaşanan kazalar:
30 Kasım 2025 — Zernek Baraj Gölü çevresi: 3 yurttaş yaşamını yitirdi.
16 Kasım 2025 — Ser& Solan mevkii: Kaya düşmesi kaynaklı kazada 2 yurttaş yaşamını yitirdi. 27 Ekim 2025 — Zernek Barajı mevkii: 3 yurttaş yaşamını yitirdi, 4 yurttaş yaralandı.
30 Ağustos 2025 — Sarıtaş köyü yakınları: İkisi çocuk 5 yurttaş yaşamını yitirdi.
22 Nisan 2025 — Van—Hakkâri yolu: Minibüs—kamyon çarpışmasında 8 yurttaş yaşamını yitirdi, 11 yurttaş yaralandı.
Bu veriler, güzergâhın yalnızca belirli noktalarında değil; genel hat boyunca mühendislik tasarımından yol geometrisine, bariyer eksikliklerinden heyelan ve kaya düşmesi riskine kadar çok boyutlu bir güvenlik açığı bulunduğunu göstermektedir.
Ulaştırma Bakanlığı'nın önergelerimize verdiği geçmiş yanıtlarda; güzergâhın büyük bölümünün bölünmüş yol standardına kavuşturulduğu, o, 37142
Serö Solan ve Tekser mevkilerinde çelik ağ, perde duvar ve kaya tutucu sistemlerin uygulandığı,
7/24 bakım ve trafik güvenliği çalışmalarının sürdürüldüğü,
İfade edilmesine rağmen, kaza verilerindeki süreklilik, sahadaki gerçekliğin bu beyanlarla örtüşmediğini göstermektedir. Özellikle Zernek Barajı çevresi ve Ser& Solan hattında jeoteknik stabilizasyon, drenaj altyapısı, bariyer standardı, dar kurp düzenlemeleri ve yamaç güvenliği bakımından kalıcı ve bütüncül bir proje uygulanmadığı açıkça görülmektedir.
Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili teknik şartnameler çerçevesinde yolun güvenlik standartlarının sağlanması zorunludur. Buna karşın, Van—Hakkâri Karayolu'nda yaşanan ölümler, "çalışmalar sürmektedir" söylemi ile açıklanamayacak bir kurumsal ihmal zincirine dönüşmüş durumdadır.
Bu nedenle ilgili bakanlıklar başta olmak üzere tüm idari yapılar, güzergâhın tamamında bütüncül risk analizi, jeoteknik güncelleme, modern mühendislik uygulamaları, yüksek güvenlikli bariyerlerin kurulumu, uyarı ve ikaz sistemlerinin entegrasyonu, yol geometrisinin yeniden tasarlanması ve afet risk azaltma standartlarının uygulanması konusunda gecikmeksizin harekete geçmelidir.
Art arda yaşanan ölümler, bu yolun artık acil müdahale gerektiren bir kamu güvenliği sorunu olduğunu göstermektedir. Meclis'in denetim sorumluluğu çerçevesinde bu konuya ilişkin bütünsel bir değerlendirme yapılması ve sorumluluk zincirinin açıklığa kavuşturulması kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Bu bağlamda;
SORULAR
Son bir yılda aynı hatta yaşanan beş ayrı ölümcül kazada kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin herhangi bir yargısal işlem tesis edilmemiş olmasının nedeni nedir?
30 Kasım 2025 kazasına ilişkin olay yeri inceleme, bilirkişi raporu ve kusur tespit süreçlerinde gecikme yaşanmış mıdır?
"Öngörülebilir ve önlenebilir risk" kavramı çerçevesinde, güzergâhtaki yapısal riskler uzun Süredir bilindiği hâlde gerekli önlemlerin alınmaması konusunda ceza sorumluluğu doğup doğmadığına ilişkin Kurumunuzun bir değerlendirmesi mevcut mudur?
Son kazada üç yurttaşın yaşamını yitirmesine yol açan mühendislik eksikliği, bariyer yokluğu ve idari ihmaller hakkında etkili bir yargısal süreç işletilecek midir?
Bakanlığın cevabı
Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)Yılmaz Tunç, Adalet Bakanı ·
1754503 sayılı yazı.
İlgi yazınız ekinde alınan, Hakkâri Milletvekili Öznur Bartin tarafindan Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/37142 Esas Nolu soru önergesine ilişkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99. maddesi uyarınca hazırlanan cevap ilişikte sunulmuştur.
Yılmaz TUNÇ Bakan Soru önergesi cevabı (1 adet)
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap.gov.ir adresinden CMAdVSİK - wtg/1D0d - 8viMg2E - VSUAZU- ileerişebilirsin Mevzuat Genel Müdürlüğü
Sayı : E-56020453-610-2071-663/822 Konu : Yazılı soru önergesi Ö ya / OL 2026
Sayın Öznur BARTİN Hakkâri Milletvekili
Bakanlığımıza yöneltilip yazılı olarak cevaplandırılması istenilen 7/37142 Esas Nolu soru önergesinin cevabı aşağıda sunulmuştur.
I- A) Anayasanın;
I- "Yargı yetkisi" kenar başlıklı 9. maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı,
2- "Mahkemelerin bağımsızlığı" kenar başlıklı 138. maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde bulunamayacağı; görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı,
B) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
I- "Soruşturmanın gizliliği" kenar başlıklı 157, maddesinde, Kanunun başka türlü hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizli olduğu,
2- "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı,
3- "Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri" kenar başlıklı 161. maddesinin birinci fıkrasında, Cumhuriyet savcısının, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabileceği,
4- "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, kamu davasını açma görevinin, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği; soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenleneceği,
Hükümlerine yer verildiği malâmlarıdır.
Sözü edilen bu düzenlemeler çerçevesinde, işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili delillerin takdiri ve olayın vasıflandırılması da dâhil olmak üzere, soruşturma yürütülmesi, koruma tedbirlerine başvurulması ve sonucuna göre kamu davası açılmasında tüm yetki ve
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana http://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden d-k79Eo0 - Sag 1Vfg m - s9aANIC - SzjJYB Is ile erişebilirsin
Mevzuat Genel Müdürlüğü sorumluluk yargı mercilerine ait olup, gizli olarak yürütülen ve yargısal faaliyet kapsamında kalan soruşturma aşamasında ne tür işlemler yapıldığına dair Bakanlığımızda bilgi bulunmamaktadır.
11- Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen 26/12/2025 tarihli cevapta; soru önergesinde belirtilen olaylara ilişkin olarak açılan 2 ayrı dosyada idarenin somut olaylarda mevcut bir kusuru saptanmadığından idare yönünden soruşturma yoluna tevessül edilmediği bildirilmiştir.
Yılmaz TUNÇ Bakan
UYAP Bilişim Sistemindeki bu dokümana htip://vatandaş.uyap. gov.tr adresinden d*-kK79E0 - sg1ıVfgm - s9aANIC - SzIJYBI- ike erişebilirsin
Yılmaz TUNÇBakan