İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/37147 GEÇ CEVAPLANDI · 229 GÜN

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin

Kaynak göster

Serhat Eren (DEM Parti), 26 Kasım 2025 tarihinde 7/37147 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 229 gün sonra, 13 Temmuz 2026).

Serhat Eren (DEM Parti, Diyarbakır). “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/37147, 26 Kasım 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-37147-dogu-ve-guneydogu-anadolu-bolgelerinde-kadina-yonelik-siddetle-mucadeleye-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/7706fcd9-50e4-4759-8d07-019ac5204e06

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 229 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Aile ve Sosyal HizmeHer Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğünün 96'ncı ve 99*uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir "akıl hastalığı" ya da ceza hukuku içinde değerlendirilecek münferit olaylar değil; devlet politikaları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, cezasızlık kültürü ve patriyarkal yapının doğrudan ürünü olan sistematik bir şiddet rejimidir. İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu tarafından hazırlanan I Kasım 2024 — 1 Kasım 2025 tarihli Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kadına Yönelik Şiddet Raporu, bölgede kadınların yaşam hakkının ağır tehdit altında olduğunu ortaya koymaktadır.

Raporda yalnızca fiziksel şiddet değil; psikolojik, ekonomik, cinsel ve toplumsal cinsiyet temelli şiddet biçimlerinin kadınların yaşamını doğrudan etkilediği vurgulanmaktadır. Devletin koruyucu mekanizmaları işletmemesi, kolluk ve yargı makamlarının ihmali, şiddeti görünmez kılmakta ve faillerin cesaretlenmesine yol açmaktadır.

Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Bölge genelinde en az 46 kadının "şüpheli biçimde" yaşamını yitirdiği bildirilmektedir. Bu ölümlerde fail ya hiç tespit edilememiş ya da soruşturmalar etkin yürütülmemiştir. "Şüpheli kadın ölümü" kavramı, devletin görevini yerine getirmediği koşullarda gerçekliği perdeleyen bir söylem haline gelmiştir. Şiddetin faili çoğunlukla "aile" içi erkek olup, toplumda "özel alan" gerekçesiyle görünmezleştirilmektedir. Bu söylem, kadınları yalnızlaştıran ve onları hayatta tutabilecek toplumsal destek mekanizmalarını ortadan kaldıran yapısal bir şiddet biçimidir.

Rapora göre ev içi şiddet kapsamında Bölgede en az 29 kadın yaşamını kaybetmiş, 9 kadın yaralanmıştır. Yaralı vakaların çoğu dahi kayıt dışı kalmakta, "aile meselesi" gerekçesiyle soruşturma süreçlerine ulaşamamaktadır. Bir yılı "Aile Yılı" ilan eden hükümet politikalarının, kadın cinayetlerini azaltmak yerine aileyi kutsayan yapıları güçlendirdiği; kadınları şiddet karşısında daha savunmasız hale getirdiği raporda açıkça görülmektedir.

Raporda ayrıca en az 5 kadının ekonomik ve psikososyal baskılar sonucunda intihar ettiği tespit edilmektedir. Bu vakalar yalnızca bireysel dramatik kararlar değil; toplumsal cinayetlerdir. Devlet tarafından sunulmayan destek mekanizmaları, sistematik dışlanma ve erkek şiddeti baskısı kadınları hayatlarına son vermeye itmektedir.

Kadınlara yönelik şiddetin hapishanelerdeki biçimleri de raporda ayrıntılıdır. Mahpus kadınlara yönelik çıplak arama, sevk süreçlerinde taciz, psikolojik şiddet, sağlık hakkına erişimde engellemeler, devletin kendi eliyle yürüttüğü şiddet pratiklerini göstermektedir. Şiddeti uygulayan görevliler hakkında soruşturmaların açılmaması, açık bir kurumsal cezasızlık politikası anlamına gelmektedir.

LGBTT bireyler toplumsal nefret söylemi ve cezalandırıcı devlet pratiklerinin hedefi haline gelmiş; cinayetlere varan şiddet biçimleri raporun önemli bölümünü oluşturmuştur. Toplumsal cinsiyet normlarına uymayan bireylere karşı işlenen nefret suçlarının soruşturulmaması ya da "adli vaka" olarak gösterilmesi, sistematik şiddeti derinleştirmektedir.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, şiddetle mücadelede hukuki çerçeveyi zayıflatmış, fail erkeklere fiilen cesaret vermiş; kadınların ve kız çocuklarının güvenliğine yönelik koruma mekanizmalarını çökertmiştir. Sözleşmeden çıkışın ardından şiddet vakalarının artması bu durumun en somut göstergesidir.

Bölgede süregelen çatışmalı süreçler ve Kürt meselesinde barışçıl ve demokratik çözümün askıya alınması, kadınlar üzerinde hem doğrudan hem dolaylı etkilere sahiptir. Göç, yoksulluk, şiddet, militarizasyon ve toplumsal baskı, kadınları daha kırılgan hale getirmekte; kamusal alanda katılım ve söz hakkını sınırlamaktadır. Kadınların çözüm süreçlerine katılımı engellendiğinde sürdürülebilir bir barış da mümkün değildir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi?nde kadın cinayetlerinin ve şiddet vakalarının yıllık seyri nedir? 1 Kasım 2024— I Kasım 2025 döneminde kaç kadın yaşamını kaybetmiştir?

  2. Raporda yer alan en az 46 "şüpheli kadın ölümü" vakasına ilişkin soruşturmaların kaçı sonuçlandırılmıştır? Faillerin tespit edilmediği dosyaların gerekçesi nedir?

  3. Eviçi şiddet sonucu yaşamını yitiren 29 kadın vakasında aile içi şiddet mekanizmalarına başvurulup başvurulmadığı tespit edilmiş midir? Başvuru yapılan dosyalarda koruma kararlarının uygulanmama nedenleri nedir?

  4. Raporda en az 5 kadının intihar ederek yaşamını kaybettiği belirtilmiştir. Bakanlık bu vakaları toplumsal cinayet olarak tanımlamakta mıdır? İlgili ailelere veya mağdur yakınlarına destek sunulmuş mudur?

  5. Bölgedeki kadınların kolluk kuvvetlerine başvuru süreçlerinde karşılaştıkları engellere yönelik Bakanlık tarafından yürütülen bir izleme veya şikayet kayıt sistemi var mıdır?

  6. LGBTH bireylere yönelik nefret temelli saldırı ve cinayet vakalarında Bakanlığın koruma mekanizmaları ne şekildedir? Kaç dava nefret suçu kapsamında değerlendirilmiştir?

  7. Kadınlara yönelik koruyucu tedbir kararlarının uygulanmaması sonucu gerçekleşen cinayet veya ağır yaralanma vakaları için Bakanlığın önleyici veya yaptırım mekanizması bulunmakta mıdır?

  8. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da kadın sığınma evlerinin sayısı nedir? Bölge dağılımına göre kapasite ve doluluk oranları nedir? Bu evlere erişim için dilsel ve kültürel engellerin kaldırılması amacıyla yürütülen çalışmalar var mıdır?

  9. Raporda yer alan hapishanelerdeki çıplak arama ve psikolojik şiddet uygulamaları hakkında Bakanlığın inceleme ve denetim mekanizması var mıdır? Söz konusu vakalarla ilgili kaç görevli hakkında işlem yapılmıştır?

  10. Şiddete maruz kalan kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirmek adına bölgede yürütülen istihdam, eğitim veya sosyal destek programlarının bütçesi ve sonuçları nedir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·

İlgi (o :09.12.2025 tarihli ve 1754503 sayılı yazınız.

İlgi yazı ekinde alınan Diyarbakır Milletvekili Sayın Serhat EREN tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/37147 Esas Numaralı yazılı soru önergesine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ Bakan

Diyarbakır Milletvekili Sayın Serhat EREN'e Ait 7/37147 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergesine İlişkin Cevap Metni

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla "şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı, çok yönlü ve bütüncül biçimde devam etmektedir.

Şiddetin henüz ortaya çıkmadan önüne geçilmesine yönelik birincil önleme faaliyetleri ve bu bağlamda toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık çalışmaları Bakanlığımız çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede farkındalık oluşturulması ve bilinçlendirmenin sağlanması amacıyla ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personele ve toplumun farklı kesimlerine yönelik eğitim ve seminerler gerçekleştirilmektedir. 2007 yılından itibaren başlatılan eğitim-seminer faaliyetleri ile bugüne kadar yaklaşık 6,8 milyon kişiye ulaşılmıştır. Ayrıca kültür, sanat ve medyanın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumsal farkındalığı geliştirmek amacıyla çeşitli çalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmaların en önemli çıktılarından biri olarak RTÜK ile iş birliğinde "Medyada Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Etik İlkeler" rehberi yayımlanmıştır.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede ihtisas kurumsal mekanizmalardan biri olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM); şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin bir biçimde uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmi dört saat esası ile yürüten merkezlerdir. Hâlihazırda 81 ilimizde 86 ŞÖNİM hizmet vermektedir. ŞÖNİM'lerde sunulan hizmetlerin başında kadına yönelik şiddet mağdurlarının psikososyal iyilik halinin artırılması amacıyla sunulan rehberlik ve danışmanlık hizmetleri gelmektedir. Ayrıca barınma, hukuki, ekonomik, sağlık ve eğitim desteklerinin sağlanmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Şiddet uygulayanlara yönelik olarak da şiddet davranışını değiştirmeye yönelik programlara katılıma, sağlık muayenesi ve tedavisine ve meslek edindirmeye yönlendirmeye dair çalışmalar yürütülmektedir. Psikososyal destek ve müdahale hizmetlerini bilimsel kanıta dayalı, sistematik, bütüncül ve kişinin özel ihtiyaçlarına duyarlı bir biçimde model halinde yapılandıran Ar-Ge çalışmalarımız ve personelin mesleki kapasitesinin artırılmasına yönelik temel ve ileri düzey eğitimlerimiz devam etmektedir.

Şiddet mağduru veya şiddet görme riski altında olan kadınlar için iletişim teknolojisinin sunduğu imkânlardan faydalanılarak mobil telefonlara yönelik geliştirilip 2018 yılında hayata geçirilen Kadın Destek (KADES) Uygulaması Türkçe dâhil Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Kırgızca, Kürtçe, Özbekçe, Rusça olmak üzere 11 dilde hizmet sunmaktadır. Uygulama üzerinden kadınlar Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları ile giriş yaparak kolluğa tek tuşla ulaşabilmekte olup kolluğun kısa sürede mağdurun bulunduğu konuma intikali sağlanmaktadır.

Şiddete uğrayan kadınların şiddetten korunması, psiko-sosyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri kadın konukevleri 81 ilimizde hizmetlerini sürdürmekte olup Türkiye genelinde toplam 151 kadın konukevi bulunmaktadır.

Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan tüm kadınlar ve beraberindeki çocukları ayrım yapılmaksızın kadın konukevlerinden hizmet alabilmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde Bakanlığımıza bağlı 14 konukevi 294 kapasite ile hizmet vermekte olup bu kuruluşların 2025 yılı doluluk oranı yaklaşık 9659 olarak gerçekleşmiştir.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde de Bakanlığımıza bağlı 12 konukevi 228 kapasite ile hizmet vermekte olup bu kuruluşların 2025 yılı doluluk oranı yaklaşık "660 olarak gerçekleşmiştir.

Hizmetlerin daha ulaşılabilir kılınması amacıyla 440 Sosyal Hizmet Merkezi (SHM) bünyesinde Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları oluşturulmuş olup ŞÖNİM ile koordinasyon içerisinde hizmet sunulmaktadır.

Öte yandan, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında yapılan veri entegrasyon çalışmaları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan tedbir kararı verileri ve kolluğa yapılan başvurular anlık olarak Bakanlığımız Aile Bilgi Sistemine düşmekte, böylelikle vakaya hızlı ulaşım ve etkin müdahale sağlanmaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele konusu mevzuat düzenlemeleri ve kamu politikalarıyla detaylı bir şekilde ele alınmakta, koruyucu-önleyici hizmet kapasitesi nicel ve nitel olarak güçlendirilmeye devam etmekte, toplumun farklı kesimlerine ulaşılarak algı, tutum ve farkındalığın olumlu yönde geliştirilmesi sağlanmakta, politika ve hizmetler veri ve istatistiklerle bilimsel temeller üzerine inşa edilmekte ve tüm bu çalışmalarla Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadelesi kararlılıkla sürdürülmektedir.

Bakanlığımız tarafından kadınların işgücüne ve istihdama katılımını artırmak, bu yönde toplumsal bilinci geliştirmek ve böylece kadınların ekonomik güçlenmesini desteklemek amacıyla ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği içerisinde bölge ve il düzeylerinde çeşitli bütçe ölçeklerinde çalışmalar yürütülmektedir.

Türkiye'de kadının güçlenmesi konusunda ulusal mekanizma olan Bakanlığımızca uygulamaya konulan ve 2024-2028 yıllarını kapsayan "Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı"nda 2028 yılına kadar kadınların ekonomik alanda güçlenmesine yönelik olarak belirlenen politikalar; kadınların çalışma hayatına daha aktif katılım sağlamasını ve değişen işgücü piyasası dinamikleri doğrultusunda ekonomik hayatta söz sahibi olmasını sağlamak temel amacıyla kurgulanmıştır.

Eylem planının temel politika eksenleri; Eğitim, Sağlık, Ekonomi, Liderlik ve Karar Alma Mekanizmalarına Katılım, Çevre ve İklim Değişikliği olarak belirlenmiştir. Planda; beş temel politika eksenine ilişkin "5 Temel Amaç", "20 Strateji", "83 Faaliyet" yer almaktadır. Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nda yer alan politika eksenleri altında ele alınmak üzere kesişen politika alanları belirlenmiş ve bunlar da "Özel Politika Gerektiren Gruplar" ile "Kesişen Çalışma Alanları" olarak iki alt başlıkta ele alınmıştır. Hem "Özel Politika Gerektiren Gruplar" hem de "Kesişen Çalışma Alanları" Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nın genelinde temel amaç, strateji ve faaliyetlerin oluşturulmasında dikkate alınmıştır.

Diğer taraftan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde "Kadının Güçlenmesi" konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Bakanlığımız tarafından düzenlenen "Kadınlarla Yükselen Türkiye" programında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından kamuoyuyla paylaşılmıştır.

Söz konusu Genelge kapsamında, Sayın Bakanımız başkanlığında ilgili diğer bakanlıklar ve kurumların katılımıyla kadınlara yönelik sunulan hizmetlerin etkin bir şekilde yürütülmesine yönelik tüm çalışmaların izlenmesi, değerlendirilmesi, koordinasyon ve iş birliğinin sağlanması amacıyla "Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurulu" oluşturulmuştur.

Ayrıca Genelgede, kadının güçlenmesine ilişkin çalışmaların yerel düzeyde etkin şekilde yürütülmesi ve takibi amacıyla, tüm illerde Vali başkanlığında "Kadının Güçlenmesi İl Koordinasyon Kurulları" kurulmuştur.

Bu çerçevede; Bakanlığımızca kadının güçlenmesine yönelik çalışmalar, Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı ve Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurulları tarafından belirlenecek proje ve politikalar çerçevesinde yürütülmeye devam edecektir.

Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nın 'Ekonomi' başlığı altında belirlenen temel amaç, kadınların ekonomik olarak güçlenmesini sağlamak ve değişen işgücü piyasasına tam, eşit ve etkin katılımlarını desteklemektir. Bu doğrultuda, dokümanda belirlenen politika eksenleri aşağıda sıralanmaktadır;

1. Kadınların işgücü piyasasına girişlerini kolaylaştırmak ve insana yakışır işlerde istihdamlarını arttırmak için mevzuatın gözden geçirilerek iyileştirici düzenlemeler yapılması,

2. Kadınlara ve kız çocuklarına, ikiz dönüşüme (yeşil ve dijital dönüşüm) uyumlu işgücü piyasasında ihtiyaç duyulacak yeni beceri ve yetenekler kazandırılması,

3. Sürdürülebilir kalkınma için kadınların ekonomik güçlenmelerini desteklemek amacıyla eşitlik ve kapsayıcılık temelinde kamu ve özel sektörün dönüşümünün sağlanması,

4. Kadın girişimciliğinin her alanda desteklenmesi ve kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yapılması,

Bakanlığımız görev alanı kapsamında, kadınların istihdam edilebilirliklerini artırmak ve ekonomik olarak güçlenmelerini desteklemek amacıyla yürütülen proje ve faaliyetler aşağıda özetlenmiştir;

Bakanlığımız tarafından kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi amacıyla 'Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi Projesi', 'Türkiye'de Kadın-Erkek Eşitliğine Duyarlı Planlama ve Bütçeleme Projesi' ve 'Hobin İşin Olsun Projesi' yürütülmüştür. Hâlihazırda ise "Türkiye'nin Mühendis Kızları Projesi' ve 'Geleceğini Kuran Genç Kadınlar Projesi' devam etmektedir.

Bu projelerin yanında kadınların ekonomik ve toplumsal hayata katılımlarının güçlendirilmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile "Kadın Girişimciliğinin Geliştirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü" ve TÜBİTAK ile "Bilimsel Araştırma-Geliştirme, Yenilik ve Bilimsel Etkinlik İş Birliği Protokolü" imzalanmış ayrıca, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı işbirliğinde imzaladığımız "Kadın Kooperatiflerinin Güçlendirilmesi İşbirliği Protokolü" çerçevesinde çalışmalar yürütülmüştür. Bununla birlikte, girişimci olmak isteyen ve mevcut girişimci kadınların ihtiyaç duydukları bilgi ve desteklere ulaşmalarını sağlayarak kadınların girişimcilik beceri ve kapasitelerini arttırmak amacıyla "kadingirisimci.gov.tr" internet sitesi erişime açılmıştır. Bahse konu internet sitesinde Kadın Kooperatifleri Ağına kayıtlı kadınlar için "Ben De Varım" uygulaması hayata geçirilmiştir.

Bu çalışmaların yanı sıra; kadın istihdamının artırılması, kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi ve kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi amacıyla Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ile "IPARD Programına İlişkin İş Birliği Protokolü", İŞKUR ile "İş Pozitif Programı İş Birliği Protokolü", OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile "OSTİM İş Birliği Protokolü", Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile "Kadınların ve Engelli Bireylerin Ekonomik ve Sosyal Hayata Katılımlarının Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü", Reges Elektrik ile "Kadınlar için Enerji Okulu İş Birliği Protokolü" ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ile turizm sektöründe kadın istihdamının desteklenmesine yönelik iş birliği protokolü imzalanmış olup, protokoller kapsamında çalışmalar yürütülmektedir.

Bakanlığımız görev alanı kapsamında, kadın girişimciliğinin desteklenmesi amacıyla özel sektör iş birliğinde çeşitli çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda:

Kadın girişimciliğinin teşvik edilmesi amacıyla Bakanlığımız ile Hepsiburada arasında "Türkiye'nin Girişimci Kadınları İş Birliği Protokolü" imzalanmıştır. Protokol çerçevesinde, yeni uygulama ve destek mekanizmaları aracılığıyla Türkiye'de girişimci kadın sayısının artırılması ve bu yolla kadın istihdamının güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Söz konusu iş birliğiyle, girişimci kadınların e-ticaret alanındaki bilgi, beceri ve faaliyetlerinin geliştirilmesine katkı sağlanması öngörülmektedir.

Ayrıca, enerji sektöründe kadın istihdamının artırılması ve temsiliyetinin güçlendirilmesi amacıyla, Bakanlığımız ile Reges Elektrik Enerjisi Perakende Satış Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında "Kadınlar İçin Enerji Okulu İş Birliği Protokolü" imzalanmıştır.

Kadınların girişimcilik yolculuklarında cesaret kazanmaları, iş fikirlerini hayata geçirmeleri ve yerel ekonomilerin güçlenmesi yoluyla Türkiye'nin girişimcilik ekosisteminin zenginleşmesine katkı sağlanması amacıyla, Bakanlığımız ile Halkbank iş birliğinde "Yükselen Kadınlar Programı" başlatılmıştır. Programın önemli bileşenlerinden biri olan "Girişimcilik Eğitim Tırı" aracılığıyla, kadınların girişimcilik yolculuklarında güçlenmelerine ve gerekli bilgi, beceri ile destek mekanizmalarına erişimlerinin artırılması hedeflenmektedir.

Diğer taraftan Bakanlığımızca, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla başta 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu olmak üzere 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve diğer mevzuat hükümleri doğrultusunda çeşitli sosyal yardım programları yürütülmektedir. Yürütülmekte olan sosyal yardım programları düzenli ve süreli nitelikte olmak üzere aile yardımları, barınma ve gıda yardımları, engelli yaşlı yardımları, sağlık yardımları, eğitim yardımları ve proje destekleri olarak sınıflandırılmaktadır.

Bakanlığımızca yürütülen sosyal yardım programları, özellikle ailelerin ihtiyaçlarını gözetecek şekilde uygulanmakta olup, kadınların yoksulluktan daha fazla etkilendiği ve yoksulluk riski ile daha fazla karşılaştığı gerçeğinden hareketle düzenli yardım programlarından 9061'i kadınlara verilmektedir.

Hak sahiplerinin kadın olduğu Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Yönelik Yardım, Şartlı Sağlık Yardımı, Doğum Yardımı, Asker Ailelerine Yönelik Yardım, Çoklu Doğum Yardımı gibi düzenli yardımlar gerçekleştirilmektedir. Söz konusu yardım programlarında ödemelerin kadınlara yapılması öncelenmektedir.

Ayrıca proje desteklerimiz arasında yer alan Aile Destek Merkezi (ADEM) ve Sosyal Dayanışma Merkezi (SODAM) Projeleri ile aile müessesini güçlendirmek, milli ve manevi değerleri korumak, kadınların aile içerisindeki rolünü ve statüsünü belirgin kılmak, kadınların yeteneklerini ortaya çıkararak gelir elde edici faaliyetler yürütebilmelerini sağlamak, toplumu ve aile yapısını tehdit eden madde bağımlılığı, kumar, şiddet ve istismar gibi zararlı alışkanlık ve davranışlardan aile bireylerini ve yapısını korumak için kurs, seminer ve eğitim programları düzenlenmektedir.

Bununla birlikte merkezlerimizde kursiyerlerimizin psiko-sosyal, sosyokültürel, mesleki ve kişisel yönden gelişimlerinin ve toplumsal entegrasyonlarının sağlanması amacıyla kurslar düzenlenmekte ve kurslara düzenli katılım sağlayan kursiyerlerimize aylık teşvik ödemeleri yapılmaktadır. Öte yandan belirli aralıklarda düzenlenen kermesler aracılığı ile de kadınların merkezlerimizde üretmiş oldukları ürünlerden gelir elde etmeleri sağlanmaktadır.

2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesi doğrultusunda aile kurumunun korunması, güçlendirilmesi ve değerlerin gelecek nesillere sağlam bir miras olarak aktarılması için çalışmaların yürütülmesi hedeflenerek, ADEM ve SODAM'larda kurulan Aile İletişim Atölyelerinde; aile içi iletişimin güçlendirilmesine yönelik eğitim, seminer, atölye, açık alan ve salon etkinlikleri ile yarışmalar gibi çeşitli faaliyetler yürütülmektedir. Böylece sosyal aktiviteler ile ailelerimizin bir araya gelerek nitelikli vakit geçirmeleri sağlanmaktadır. Böylelikle kadınların ekonomik ve sosyal statülerinin güçlenmesi ile toplumsal hayata katılımlarının artması hedeflenmektedir.

İntihar girişimleri ve intihar vakaları konusunda Bakanlığımızca diğer bakanlık, üniversiteler ve ilgili kurumlar ile iş birliği yapılmaktadır.

Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı tarafından İntiharı Önleme Programı yürütülmektedir. Program kapsamında illerde İntiharı Önleme İl Kurulları oluşturulmuştur. Kurula tüm paydaş kamu kurumu ve kuruluşları ile STK'lar katılım sağlamakta, intiharı önlemek için iş birliği halinde çalışmalar yürütülmektedir. Bakanlığımız ise söz konusu kurullarda paydaş kurum olarak yer almakta ve intihara yönelik psiko-sosyal destek, hane ziyaretleri, sosyal hizmet müdahalesinin planlanması ve gerekli yönlendirmelerin yapılması çalışmalarını yürütmektedir.

Öte yandan intihar vakalarını önlenmek amacıyla Bakanlığımızca ailelere ve vatandaşlarımıza yönelik olarak eğitim programları ve danışmanlık hizmetleri ve aile ziyaretleri de gerçekleştirilmektedir. Söz konusu eğitim programları ve danışmanlık hizmetleri, ailelerin Bakanlığımız hizmet modellerinden ve sağlık hizmetlerinden etkin faydalanabilmelerinin sağlanması, o karşılaşabilecekleri oriskler konusunda farkındalıklarının artırılması ve desteklenmeleri amacıyla yürütülmektedir. Ayrıca, İl Müdürlüklerimiz ve Sosyal Hizmet Merkezlerimiz, intihar girişimlerini ve vakalarını takip etmekte olup bu kapsamda intihar teşebbüsünde bulunanlara ve ailelerine yönelik psikososyal destek sunmaktadır.

Nüfus ve intihar vakalarına ilişkin istatistikler Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) internet sayfasında yayımlanmaktadır.

Diğer taraftan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin 2 nci fıkrasına istinaden Bakanlığımız kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik şiddet ve cinsel istismar dosyalarında açılmış davalara katılmakta olup adli süreçlere ilişkin yargılama aşamaları sonuna kadar titizlikle takip edilmektedir.

Bakanlığımız tarafından, Cumhuriyet OBaşsavcılıklarınca yürütülen soruşturma dosyalarına, 6284 sayılı Kanun kapsamında davaya müdahillik hususunun değerlendirilebilmesi için soruşturma sonucunun Bakanlığımıza tebliğ edilmesi talepli dilekçe sunulmaktadır.

Soruşturma sonucunun tebliği halinde, soruşturma sonucunda dava açılmış ve iddianame düzenlenmişse Bakanlığımızca davaya müdahillik hususu değerlendirilmekte, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde ise Bakanlığımızca bu karara itiraz hususu değerlendirilmektedir.

Bakanlığımız avukatları tarafından, yargılama sürecinde gerek görülmesi halinde ilgili mahkemelerden sanıkların azami hadden cezalandırılması talep edilmekte ve tutukluluk kararı verilmesi veya tutuksuz yargılanma kararlarına itiraz edilmektedir. Ayrıca 6284 sayılı Kanun ve 2395 sayılı Kanun kapsamında derhal koruyucu ve önleyici tedbirler alınmakta, mağdurlara yönelik psiko-sosyal destek ivedilikle sağlanmaktadır.

Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ve diğer adli vakalara ilişkin idari kayıt verileri, soruşturma ve kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair Kanun kapsamındaki tedbir kararları ise hâkim, mülki amir veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri tarafından verilmektedir. Bu doğrultuda bahse konu veri ve bilgilerin ilgili Bakanlıklardan temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞBakan

Metin otomatik okundu. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir