İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/37149 GEÇ CEVAPLANDI · 292 GÜN

Kadına yönelik şiddet olayları ile kadın cinayetlerine ilişkin

Kaynak göster

Ayten Kordu (DEM Parti), 26 Kasım 2025 tarihinde 7/37149 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı. TBMM’nin kaydına göre süresi geçtikten sonra cevaplandı (verilişinden 292 gün sonra, 14 Eylül 2026).

Ayten Kordu (DEM Parti, Tunceli). “Kadına yönelik şiddet olayları ile kadın cinayetlerine ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/37149, 26 Kasım 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-37149-kadina-yonelik-siddet-olaylari-ile-kadin-cinayetlerine-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/7e3b8f8b-fd07-4350-bc37-019ac485d0d1

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 292 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur ÖZDEMİR GÖKTAŞ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Ayten KORDU Tunceli Milletvekili

Kadına yönelik şiddet, ataerkil toplumsal yapı, güvencesizlik politikaları, militarizm, tekçi aileci yaklaşım ve erkek egemen devlet pratiği tarafından sürekli yeniden üretilen kökensel ve yapısal bir eşitsizlik sorunudur. Şiddetin sürekliliği, kadınların özgürlüğünü, söz hakkını ve toplumsal görünürlüğünü baskılayan siyasal ve ekonomik düzenden beslenmektedir.

Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

Türkiye'de kadınlar en temel yaşam haklarını dahi savunmak zorunda bırakılmakta; devletin bütün kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle şiddet, toplumun her alanına yayılmış bir kriz haline dönüşmektedir. Kadınların üzerindeki yoksulluk baskısı, güvencesiz çalışma, bakım emeğinin görünmezliği, sosyal güvenceden yoksunluk ve ev içi yükün tek taraflı olarak kadınlara bindirilmesi, erkek şiddetini besleyen temel koşullardır. Kadının ekonomik bağımsızlığının güçlendirilmesi, sosyal devlet mekanizmalarının kadın odaklı işletilmesi ve kamusal kaynakların toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle dağıtılması zorunluluktur.

Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuz biçimde çekilmesi, kadınların yaşam güvencesini zayıflatmış; şiddetle mücadele mekanizmalarının dağılmasına neden olmuştur. , Buna rağmen kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğü Anayasa'nın 10., 17. ve 41. maddeleri gereğince devletin temel görevidir. Uluslararası insan hakları belgeleri (CEDAW, Pekin Deklarasyonu, GREVIO normları, BM Kadına Yönelik Şiddet Raportörlüğü) bu yükümlülüğü açıkça tarif etmektedir. ©

Ancak Türkiye'de cezasızlık kültürü, kadın cinayetlerinin ve sistematik şiddetin en önemli nedenlerinden biridir. "Haksız tahrik", "iyi hal", "kravat taktı", "pişman oldu" gibi erkekliği aklayan yargı pratikleri, faillere cesaret vermekte; kadınları ise korumasız bırakmaktadır. Yargıdaki cinsiyetçi yaklaşım, şiddetin cezasız kalmasına ve toplumsal olarak normalleşmesine yol açmaktadır.

Yerel yönetimler, kolluk kuvvetleri ve ilgili kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmemesi de kadınların hayati risk altında yaşamasına sebep olmaktadır. Sığınak sayısı nüfusa göre son derece yetersizdir; 7/24 hizmet vermesi gereken mekanizmalar birçok ilde kapalıdır; elektronik kelepçe kapasitesi sınırlıdır; kolluk birimleri şikâyetleri ciddiye almamakta ve çoğu kadın ölümle sonuçlanan şiddet döngüsüne geri gönderilmektedir. Bu tablo, devletin kadınlara yönelik şiddeti önleme konusunda politik irade eksikliğini ortaya koymaktadır.

Kadınlara yönelik şiddetin sürekliliğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri, yıllardır akıbeti karanlık bırakılan vakalardır. Rojin Kabaiş*in ölümü ve Gülistan Doku'nun 2020'den bu yana kaybettirilmesine rağmen etkin bir soruşturmanın yürütülmemesi, devletin yükümlülüklerini yerine getirmediğini göstermektedir. Bu vakalar, kadınların kaybolduğu ya da öldürüldüğü dosyalarda dahi etkili bir adli süreç işletilmediğini, cezasızlığın sistemsel hale geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Kadına yönelik şiddet yalnızca fiziksel değil; ekonomik, psikolojik, siyasal, dijital, ısrarlı takip, zorla evlendirme, çocuk yaşta evlilik ve doğurganlık üzerinde baskı gibi çok yönlü biçimlerde sürmektedir. Militarist politikalar, savaş ortamı, göç, yoksulluk ve muhafazakâr aileci söylemler, şiddetin toplumsal dokuda kökleşmesine yol açmaktadır.

Bu nedenle, kadına yönelik şiddetle mücadelede devletin sorumluluklarını hatırlatmak ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Haftası vesilesiyle kamu otoritesinin hesap vermesini sağlamak amacıyla aşağıdaki soruların yanıtlanması elzemdir.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Son 10 yılda kadın cinayetlerinin nedenleri, faillerin kimlikleri ve koruma kararlarının uygulanıp uygulanmadığına ilişkin kapsamlı bir analiz Bakanlığınız tarafından yapılmış mıdır?

  2. . Koruma kararlarına rağmen son yıllarda kaç kadın erkek şiddeti sonucu katledilmiştir? Bu kadınlara ilişkin koruma kararlarının niteliği, uygulanma süresi ve ihlal durumları hakkında Bakanlığınızın hazırladığı bir veri seti veya analiz mevcut mudur?

  3. . Son beş yıl içerisinde "şüpheli kadın ölümü" olarak kayıtlara geçen vakalara yönelik etkin bir soruşturma yürütülmüş müdür? Bu dosyaların kaçı aydınlatılmış, kaçı fail tespiti yapılamadan kapatılmıştır?

  4. . Rojin Kabaiş'in ölümü ve Gülistan Doku'nun 5 yıldır, kaybettirilmiş olmasına rağmen etkin bir soruşturma yürütülmemesi göz önüne alındığında, Bakanlığınız kadına yönelik şiddet ve kaybolma vakalarında cezasızlığın önlenmesi için hangi somut önlemleri almaktadır?

  5. . Şiddet gören kadınlar için zorunlu olması gereken sığınakların sayısı, nüfusa oranla neden hâlâ uluslararası standartların çok altındadır? 2025 yılı içinde sığınak sayısının artırılması için bir plan bulunmaktadır mı?

  6. . 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen koruma kararlarının uygulanmasında yaşanan ihlaller ve kolluk kuvvetlerinin gecikmeleri için Bakanlığınızın denetim mekanizması var mıdır? İlgili kamu görevlileri hakkında kaç idari işlem yapılmıştır?

  7. . Elektronik kelepçe kapasitesi neden artırılmamaktadır? 2025 yılı için hedeflenen elektronik izleme kapasitesi nedir?

  8. . İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının ardından GREVTO raporlarında belirtilen eksikliklerin giderilmesi için Bakanlığınız herhangi bir uyum planı hazırlamış mıdır?

  9. . Kadınların ekonomik şiddete karşı korunmasına ilişkin özel bir bütçe veya sosyal destek paketi oluşturulmuş mudur? 2024-2025 döneminde bu başlık için ayrılan kaynak ne kadardır?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Mahinur Özdemir Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ·

İlgi (o : 09.12.2025 tarihli ve 1754503 sayılı yazınız.

Türkiye Büyük Millet Meclisi - Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı gi Tarih: 14/09/2026 1036

Pl Sayı: E-120.07.03-1939593

ALU İİİ

ACELE

7p31149 6 61

İlgi yazı ekinde alınan Tunceli Milletvekili Sayın Ayten KORDU tarafından Bakanlığımıza yöneltilen 7/37149 Esas Numaralı yazılı soru önergesine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 99 uncu maddesi uyarınca hazırlanan cevabi yazımız ekte sunulmuştur.

Bakan

Sosyal Çalışmacı 8 Telefon No:(312) 705 73 30 ğ#

Tunceli Milletvekili Sayın Ayten KORDU'ya Ait 7/37149 Esas Numaralı Yazılı Soru Önergesine İlişkin Cevap Metni

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla "şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi" çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalar ilgili kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve medyanın iş birliğinde çok taraflı ve çok yönlü biçimde devam etmektedir. Bu kapsamda;

2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin yasal altyapı güçlendirilmiştir. Kanun'un etkin olarak uygulanmasına yönelik yönetmelikler ve Bakanlık genelgeleri yürürlüktedir.

2023/16 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi 25 Kasım 2023 tarihinde yayımlanmış olup kadına yönelik şiddetle mücadelenin en üst düzeyde ele alındığına yönelik önemli bir gösterge olarak ilgili mevzuatta yerini almıştır.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede temel yasal enstrümanlardan biri olan Türk Ceza Kanunu'nda, 2021 ve 2022 yıllarında yapılan değişikliklerle kadına yönelik işlenen fiillere ilişkin cezai müeyyideler artırılmış, daha önce başka suçların içerisinde değerlendirilen ısrarlı takip eylemleri eklenen 123/A maddesi ile ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmalarına yol haritası niteliğindeki politika belgeleri, ilgili tüm tarafların katkı ve katılımlarıyla düzenli olarak hazırlanıp uygulanmaktadır. Bu kapsamda 2007 yılından bu yana 4 ulusal eylem planı hazırlanmış olup, hâlihazırda 2021- 2025 yıllarını kapsayan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele IV. Ulusal Eylem Planı'nın uygulama süresinin 2025 yılı sonunda sona erecek olması nedeniyle, 2026-2030 dönemini kapsayacak V. Ulusal Eylem Planı Bakanlığımız Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinasyonunda; geçmiş dönem uygulama deneyimlerinden elde edilen kazanımlar doğrultusunda; bilimsel temele dayalı, yenilikçi, katılımcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hazırlanmıştır. V. Ulusal Eylem Planı, 25 Kasım 2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2025/19 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe girmiştir. V. Ulusal Eylem Planı, önceki planlardan yapısal olarak farklılaşan Eksen Yapısı ile politika alanları, mücadelenin omurgasını oluşturan 5 Dikey Eksen ve bu eksenleri kesen 5 Yatay Eksen üzerine inşa edilmiştir. Böylelikle kadına yönelik şiddet çok boyutlu doğası etkileşimli ve kesişimsel bir anlayışla ele alınmıştır.

Eylem Planı kapsamında 5 dikey eksende toplam 15 strateji ve 130 faaliyet bulunmakta olup Şiddetsiz Yaşam ve Saygı Kültürü, Etkin Hukuki Koruma ve Adalete Erişim, Risk Odaklı ve Uzmanlaşmış Müdahale, Psikolojik İyi Oluş ve Sosyoekonomik Güçlenme, Davranışsal Dönüşüm ve Toplumsal Katılım alanları dikey eksenleri; Bütüncül Politika, Dijitalleşme ve Yapay Zekâ, Afet ve Acil Durumlar, Bilimsel Bilgi Ekosistemi, Kültür-Sanat, Spor ve Medya alanları yatay eksenlerinden oluşmaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede koordinasyon mekanizmalarımız hem ulusal hem de yerel düzeyde tesis edilmiş durumdadır. Bakanlığımız koordinasyonunda periyodik olarak her yıl bir defa toplanan Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu kadına yönelik şiddet konusundaki mevcut durumu değerlendirmekte, bu konuda öneriler sunmaktadır. Kurul bugüne kadar 18 toplantı gerçekleştirmiştir. Yerel düzeyse ise 81 il düzeyinde Vali veya Vali Yardımcısı başkanlığında toplanan "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Koordinasyon, İzleme ve Değerlendirme Komisyonları" ile kadına yönelik şiddetle mücadelede il düzeyinde yapılan çalışmalar ve il eylem planlarının izleme ve değerlendirmesi yılda en az 6 ayda bir gerçekleştirilmektedir.

Şiddet mağduru veya şiddet görme riski altında olan kadınlar i için iletişim teknolojisinin sunduğu imkânlardan faydalanılarak mobil telefonlara yönelik geliştirilip 2018 yılında hayata geçirilen Kadın Destek (KADES) Uygulaması Türkçe dâhil Almanca, Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, Kırgızca, Kürtçe, Özbekçe, Rusça olmak üzere 11 dilde hizmet sunmaktadır. Uygulama üzerinden kadınlar Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaraları ile giriş yaparak kolluğa tek tuşla ulaşabilmekte olup kolluğun kısa sürede mağdurun bulunduğu konuma intikali sağlanmaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede ihtisas kurumsal mekanizmalardan biri olan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM); şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin bir biçimde uygulanmasına yönelik olarak destek ve izleme hizmetlerinin verildiği merkezlerdir. Hâlihazırda 8 lilimizde 87 ŞÖNİM hizmet vermektedir.

ŞÖNİM"lerde sunulan hizmetlerin başında kadına yönelik şiddet mağdurlarının psikososyal iyilik halinin artırılması amacıyla sunulan rehberlik ve danışmanlık hizmetleri gelmektedir. Bu kapsamda şiddet mağdurları ile mesleki görüşmeler yapılarak vaka formülasyonu ve müdahale planları hazırlanmakta, yapılan planlama çerçevesinde gerekli mesleki çalışmalar yürütülmektedir. Söz konusu çalışmaların etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla mesleki personelin kapasitesi temel ve ileri düzey eğitimlerle artırılmaktadır. Bununla birlikte şiddet mağdurlarının psikososyal ihtiyaçlarının etkin bir şekilde giderilmesi ve psikolojik ve sosyal işlevselliklerinin artırılması üzere sunulacak psikososyal destek hizmetlerini model halinde yapılandıracak ar-ge çalışmalarımız da devam etmektedir. Söz konusu çalışmalarla psikososyal destek hizmetlerinin sunumu ile izleme, değerlendirme ve kalite geliştirme çalışmalarının standardizasyonunu sağlanarak hizmetler bilimsel kanıta dayalı, sistematik, bütüncül ve mağdurun özel ihtiyaçlarına duyarlı bir biçimde yapılandırılacaktır ve hizmetlerimiz bir ileri seviyeye taşınacaktır.

Hizmetlerin daha ulaşılabilir kılınması amacıyla Sosyal Hizmet Merkezleri (SHM) bünyesinde Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları oluşturulmuştur. Hâlihazırda 451 Şiddetle Mücadele İrtibat Noktası ilçe bazında hizmet sunmaktadır.

Bakanlığımız kadın hizmet birimlerince nitelikli hizmet sunumu gerçekleştirmek üzere Hizmet Standartları Rehberi, beraberinde iç ve dış değerlendirmeyi kapsayan Öz Değerlendirme Rehberi bulunmaktadır. İlgili rehberlerde; gizlilik, güvenlik ve güçlenme ilkeleri temelinde fiziksel, yönetsel ve mesleki standartlar ve standartların yerine getirilmesi için gerekli olan koşulları belirleyen değerlendirme ölçütleri belirlenmiş olup öz değerlendirme çalışmaları sürdürülmektedir.

Bu mekanizmaların yanı sıra İçişleri ve Adalet Bakanlıkları bünyesinde ihtisas kuruluş ve birimlerle hizmetler sürdürülmektedir. Bu alanda Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığına bağlı uzman kolluk birimleri, Adalet Bakanlığına bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri ile eş güdüm ve koordinasyon içerisinde kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmaları devam etmektedir.

Şiddet mağdurlarına daha hızlı ulaşılarak müdahalenin etkinliğini artırmak amacıyla paydaş kurumlar ile elektronik veri tabanları arasında entegrasyon sağlanmıştır.

Bakanlığımız, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı iş birliğinde "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kapsamında Teknik Yöntemlerle Takip Sistemlerinin Kullanılmasına Yönelik Pilot Uygulama İş birliği Protokolü" kapsamında 2015 yılında pilot olarak başlatılan teknik yöntemlerle takip (elektronik kelepçe) uygulaması 2021 yılı itibariyle 81 ilimize yaygınlaştırılmıştır.

Bakanlığımız bünyesinde hizmet sunan ALO 183 Şiddetle Mücadele Hattı şiddete uğrayan ya da uğrama riski bulunan, destek ve yardıma ihtiyacı olan kadın ve çocuklar için psikolojik, hukuki ve ekonomik danışma hattı olarak 7 gün 24 saat esasında ücretsiz olarak çalışmakta; bu kişilere hakları konusunda ve başvuracakları yerler hakkında bilgi vermektedir. Ayrıca ihmal, istismar ve şiddet vakaları konusunda alınan ihbarlarda vakanın bulunduğu ilin acil müdahale ekip sorumlusuna ve/veya kolluk kuvvetlerine bildirilerek ivedilikle müdahale edilmesi sağlanmaktadır. ALO 183 Hattı'nda şiddet ihbarları için O (sıfır) tuşlaması vasıtasıyla önceliklendirme gerçekleştirilmekte olup ayrıca Whatsapp ve BİP platformları üzerinden de hizmet sunulmaktadır.

Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığı iş birliğinde şiddet mağduru veya şiddet görme riski altında olan kadınlar için iletişim teknolojisinin sunduğu imkânlardan faydalanılarak mobil telefonlara yönelik Kadın Destek (KADES) Uygulaması hayata geçirilmiştir. Uygulamada yer alan acil yardım butonuna basılması halinde Acil Çağrı Merkezine ihbar düşmekte ve en yakın kolluk biriminin en kısa sürede mağdurun konumuna intikali sağlanmaktadır.

Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında yapılan veri entegrasyon çalışmaları ile 6284 sayılı Kanun kapsamında alınan tedbir kararı verileri ve kolluğa yapılan başvurular anlık olarak Bakanlığımız Aile Bilgi Sistemine düşmekte, böylelikle vakaya hızlı ulaşım ve etkin müdahale sağlanmaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele politika ve hizmetlerimizin bilimsel kanıtlar temelinde geliştirilmesi amacıyla araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) projeleri devam etmektedir. Bu "Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması-2024", "Şiddet Uygulayanlara Yönelik Psikososyal Müdahale Modelinin Geliştirilmesi", "Kadın Konukevleri Hizmetlerinde İhtisaslaşmış Bir Yaklaşım: Güçlenme ve Etkin Destekle Verimli Entegrasyon (GÜVEN) Projesi ve "Türkiye'de Depremlerden Etkilenen Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı Önleyici ve Koruyucu Hizmetlerin Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi Projesi" başlıklı projeler devam etmektedir. Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Araştırması-2024" projesi kapsamında yürütülen saha araştırması tamamlanmış olup araştırma kapsamında elde edilen temel veriler 7 Ekim 2025 tarihinde TÜİK internet sitesinde haber bülteni olarak yayımlanmıştır. Proje kapsamında "Veri Portalı/Ambarı" ve "Şiddet Mağdurlarına Yönelik Psikososyal Destek Modeli" hedef çıktılarına ilişkin süreçler devam etmektedir.

Şiddetin henüz ortaya çıkmadan önüne geçilmesine yönelik birincil önleme faaliyetleri ve bu bağlamda toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık çalışmaları Bakanlığımız çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede farkındalık oluşturulması ve zihniyet dönüşümünün sağlanması amacıyla ülke genelinde kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personele ve toplumun farklı kesimlerine yönelik eğitim ve seminerler gerçekleştirilmektedir. 2007 yılından itibaren başlatılan eğitim-seminer faaliyetleri ile bugüne kadar yaklaşık 6,8 milyon kişiye ulaşılmıştır. Ayrıca kültür, sanat ve medyanın dönüştürücü gücünü kullanarak toplumsal farkındalığı geliştirmek amacıyla çeşitli oçalışmalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmaların en önemli çıktılarından biri olarak RTÜK ile iş birliğinde "Medyada Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Etik İlkeler" rehberi yayımlanmıştır. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunu mevzuat düzenlemeleri ve kamu politikaları detaylı bir şekilde ele alınmakta, koruyucu-önleyici hizmet kapasitesi nicel ve nitel olarak güçlendirmeye devam etmekte, konuya ilişkin olarak toplumun farklı kesimlerine ulaşarak algı, tutum ve farkındalığın olumlu yönde geliştirilmesi sağlanmakta, politika ve hizmetler veri ve istatistiklerle bilimsel temeller üzerine inşa edilmekte ve tüm bu çalışmalarla Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadelesi kararlılıkla sürdürülmektedir.

Şiddete uğrayan kadınların şiddetten korunması, psikososyal ve ekonomik sorunlarının çözülmesi, güçlendirilmesi ve bu dönemde kadınların varsa çocukları ile birlikte ihtiyaçlarının da karşılanması suretiyle geçici süreyle kalabilecekleri kadın konukevleri 81 ilimizde hizmetlerini sürdürmekte olup Türkiye genelinde toplam 151 kadın konukevi bulunmaktadır. Bakanlığımıza bağlı toplam 112 kadın konukevinde 2.819 kapasite ile hizmet verilmektedir. Ülke genelinde Bakanlığımıza bağlı kadın konukevlerinin 2025 yılı doluluk oranı ortalama 9670-75 olarak gerçekleşmiştir. Daha etkin ve verimli hizmet sunumunun sağlanması amacıyla illerde bulunan kadın konukevlerinin yoğunlukları dikkate alınarak, ihtiyaç duyulması halinde sunulan hizmetlerin niteliğini artırabilmek amacıyla kadın konukevi sayısının artırılması yönünde çalışmalar yapılmaktadır.

Türkiye'de depremden etkilenen ve deprem sonrası yoğun olarak göç alan illerde şiddet riski altında olan kadınlar ve kız çocuklarına yönelik nitelikli önleme, koruma ve güçlendirme hizmetlerine erişimi artırmak amacıyla "Türkiye'de Depremlerden Etkilenen Kadınlara ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddete Karşı Önleyici ve Koruyucu Hizmetlerin Yeniden Yapılandırılması ve Güçlendirilmesi Projesi" yürütülmektedir. Proje kapsamında Adıyaman, Hatay, İstanbul ve Kocaeli olmak üzere 4 ilde toplam 4 kadın konukevinin inşa edilmesi planlanmaktadır. Bununla birlikte Cumhurbaşkanlığı 2024-2026 Yılı Yatırım Programı ile 2025-2027 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programında da kadın konukevi inşaat projeleri yer almaktadır.

Türkiye'de yasal olarak suç sayılan fiiller ve diğer adli vakalara ilişkin idari kayıt verileri, soruşturma ve kovuşturma evresinde görev ve sorumluluğu bulunan yetkili merciler tarafından toplanmaktadır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair Kanun kapsamındaki tedbir kararları ise hâkim, mülki amir veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri tarafından verilmektedir. Bu doğrultuda bahse konu veri ve bilgilerin ilgili kurumdan temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Diğer taraftan, Bakanlığımız tarafından 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2 maddesinde yer verilen "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idari, cezai, hukuki her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir." hükmü uyarınca kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik cinsel istismar dosyalarına katılım sağlanmaktadır.

Bakanlığımız avukatları tarafından, yargılama sürecinde gerek görülmesi halinde ilgili mahkemelerden sanıkların azami hadden cezalandırılmaları talep edilmekte ve tutukluluk kararı verilmesi veya tutuksuz yargılanmalarına yönelik kararlara itiraz edilmektedir. Ayrıca 6284 sayılı Kanun ve 5395 sayılı Kanun kapsamında derhal koruyucu ve önleyici tedbirler alınmakta, mağdurlara yönelik psiko-sosyal destek ivedilikle sağlanmaktadır.

Bakanlığımız tarafından, Cumhuriyet Başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma dosyalarına, 6284 sayılı Kanun kapsamında davaya müdahillik hususunun değerlendirilebilmesi için soruşturma sonucunun Bakanlığımıza tebliğ edilmesi talepli dilekçe sunulmaktadır. Soruşturma sonucunun tebliği halinde, soruşturma sonucunda dava açılmış ve iddianame düzenlenmişse Bakanlığımızca davaya müdahillik hususu değerlendirilmekte, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse Bakanlığımızca bu karara itiraz hususu değerlendirilmektedir.

Soru önergesinde bahsi geçen Rojin KABAİŞ olayına ilişkin; Van Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma devam etmekte ve dosyada gizlilik kararı bulunmakta olup, Bakanlığımızca soruşturma dosyası takip edilmektedir.

Gülistan DOKU olayına ilişkin; Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma devam etmekte ve dosyada gizlilik kararı bulunmakta olup, Bakanlığımızca soruşturma dosyası takip edilmektedir. Ayrıca eski Tunceli Valisi hakkında yürütülen soruşturmanın Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyası üzerinden sürdürüldüğü bildirilmiştir.

Metin otomatik okundu. 2 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir