İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/37609 CEVAPLANMADI

Tunceli'de bir kadına zorla fuhuş yaptırıldığı iddiasına ilişkin

Kaynak göster

İbrahim Akın (DEM Parti), 5 Aralık 2025 tarihinde 7/37609 esas numaralı yazılı soru önergesi verdi; muhatap: İçişleri Bakanlığı. Cevaplanmadı (TBMM: “Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”).

İbrahim Akın (DEM Parti, İzmir). “Tunceli'de bir kadına zorla fuhuş yaptırıldığı iddiasına ilişkin”. TBMM 28. Dönem yazılı soru önergesi 7/37609, 5 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/soru-onergesi/7-37609-tunceli-de-bir-kadina-zorla-fuhus-yaptirildigi-iddiasina-iliskin (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/Denetim/Yazili-Soru-Onergesi-Detay/c3d96653-0d2e-4cca-82bb-019afce68295

Sade metin (Markdown) →

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bugün · cevap yok

TBMM kaydına göre cevaplanmadı (“Cevaplanmadığı Gelen Kağıtlarda İlan Edildi”). Verilişinden bu yana 314 gün geçti.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki soruların İçişleri Bakanı Ali YERLİKAYA tarafından Anayasa'nın 98'inci ve İçtüzüğün 96'ncı ve 99'uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

İbrahim AKIN İzmir Milletvekili

Basına ve sosyal medyaya yansıyan güncel haberlerde Dersim'de bir kadının fuhuşa zorlandığını, bu süreçte bazı kamu görevlilerinin adlarının geçtiğini belirterek savcılığa başvurduğu görülmektedir. Bu iddialar, yalnızca kişisel bir mağduriyet değil; kamu görevlilerinin bir suç ağıyla ilişkilendirilmesi, bu ağın ilde ne kadar yaygınlaştığı, kimler tarafından korunduğu ve neden önceden tespit edilemediği gibi kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren ağır soruları gündeme getirmektedir.

Gerekçenin tamamını göster (8 paragraf daha)Gerekçeyi kısalt

İddiaların en dikkat çekici unsurlarından biri, adı geçen kadının İŞKUR üzerinden bir kamu kurumuna hangi kanallar kullanılarak yerleştirildiği, bu yerleştirmenin rutin mevzuat ve denetim mekanizmalarına uygun olup olmadığıdır. İŞKUR'un Toplum Yararına Programlar veya geçici istihdam mekanizmaları aracılığıyla yönlendirdiği kişilerin, belirli kurumlarda çalıştırılmaları belirli kurallara bağlıdır. Ancak bu olayda, mağdur kadının bu mekanizmalar kullanılarak nereye ve nasıl yerleştirildiği, bu sürecin kimler tarafından yönlendirildiği, başvurunun resmi prosedürlere uygun yürütülüp yürütülmediği, kamu kurumunun bu kişiyi hangi yetkiyle ve hangi ihtiyaca binaen istihdam ettiği açıklığa kavuşturulması gereken kritik konulardır. Bu süreçte herhangi bir kamu görevlisinin nüfuz kullanıp kullanmadığı veya İŞKUR kanalının bir suç ağı tarafından araçsallaştırılıp araçsallaştırılmadığı hususu, kamu kurumlarının temiz kalması açısından önem taşımaktadır.

Ayrıca iddialarda mağdur kadının bir süre KYK Kurumuna ait Kız Yurdunda barındırıldığı yönünde bilgiler dikkat çekmektedir. Bunun hangi gerekçeyle yapıldığı, hangi idari onayla gerçekleştirildiği ve hangi yasal dayanağa oturtulduğu kamu güvenliği açısından oldukça önemlidir. KYK denetimindeki yurtlar, yasalar ve yönetmelikler gereği yalnızca ilgili yaş grubundaki kız öğrencilerin barınma hakkına yönelik hizmet veren kurumlardır. Bu yurtlara öğrenci olmayan bir bireyin yerleştirilmesi; geçici koruma, sığınma talebi veya sosyal himaye amacıyla dahi olsa, çok net bir yasal mekanizma ve kayıtlı prosedür gerektirir. Bu nedenle mağdur kadının KYK denetimindeki bir kız yurdunda barındırılmasının mevzuata uygun olup olmadığı, bu kararın kimler tarafından verildiği, yurt yönetiminin bu konuda bilgilendirilip bilgilendirilmediği, valilik ve ilgili birimlerin bu yerleştirmeden haberdar olup olmadığı detaylı biçimde araştırmayı zorunlu kılmaktadır.

Bu durum yalnızca idari açıdan değil, Kız Yurdunda kalan kız öğrencilerin güvenliği açısından da kaygı verici sonuçlar doğurmaktadır. Bir fuhuş ağına zorlandığı iddia edilen bir kişinin, dahası bazı kamu görevlileriyle bağlantılı olduğu ileri sürülen bir suç örgütünün temas alanında bulunmuş bir bireyin KYK denetimindeki bir kız yurdunda barınması; yurt ortamındaki öğrenciler açısından ciddi bir risk yaratmaktadır. Bu risk yalnızca fiziksel güvenlik açısından değil, yurda dışarıdan kimlerin girip çıktığı, hangi ilişkilerin burayı istismar etmiş olabileceği, güvenlik kameralarının ve giriş kontrollerinin nasıl işlediği, yurt müdürlüğünün bilgilendirilip bilgilendirilmediği gibi pek çok yönü içermektedir. Bu nedenle Kız Yurdunun bu süreçte nasıl kullanıldığı, Kız Yurdunun güvenlik mekanizmalarının bu durumdan nasıl etkilendiği ve yurt idaresinin hangi bilgilere sahip olduğu ayrıntılı biçimde ortaya konmalıdır.

Öte yandan Dersim, nüfusu küçük olmakla birlikte, uzun yıllardır güçlü bir güvenlik ve istihbarat altyapısına sahip bir il olarak bilinmektedir. Kolluk birimlerinin, istihbaratın ve askeri kurumların yoğun ve koordineli biçimde faaliyet gösterdiği bu kentte, organize bir suç faaliyeti olan fuhuş ağının ve hatta kamu görevlilerinin adının geçtiği iddia edilen ilişkiler zincirinin uzun Süre fark edilmemesi sıradan bir ihmal olarak açıklanamaz. Bu tablo, önleyici mekanizmaların işlememesi, iç denetim zafiyeti, rapor akışındaki tıkanmalar, personel içi koruma mekanizmaları, hatta bazı birimlerde bir çeteleşme olgusunun yerleşmiş olabileceği ihtimallerini akla getirmektedir.

Nitekim iddialar yalnızca bir fuhuş ağına değil, ilde yerleşik, nüfuz ilişkileriyle güç kazanmış, belirli kamu görevlileriyle temas kurmuş olabilecek bir çeteleşme örüntüsüne işaret etmektedir. Böyle bir yapının küçük bir ilde uzun süre fark edilmemesi; ister istemez "neden müdahale edilmedi?", "kim bu yapıyı korudu veya görmezden geldi?", "istihbari süreçler neden sonuç üretmedi?" sorularını gündeme taşımaktadır. Çeteleşme olgusunun varlığı veya yokluğu, yalnızca bu olayın değil; geçmiş yıllarda ortaya çıkan benzer skandalların, özellikle aynı ilde 2025 yılı başında jandarma/askeri birlik içinde gündeme gelen "ahlaka aykırı ilişkiler" soruşturmasının da bütüncül biçimde değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bir yıl arayla aynı ilde, kamu görevlilerinin adının geçtiği iki farklı vakada benzer iddiaların ortaya çıkması tesadüf olarak görülemez. Bu durum daha çok yapısal, süreğen ve korunaklı bir alanın varlığını akla getirmektedir.

Ayrıca, 4 Ocak 2020'de kaldığı yurttan ayrılan, o tarihten bugüne kadar, (yaklaşık 6 yıldır) kendisinden haber alınamayan ve akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku da bu Kız Yurdunda kalmaktaydı. Gülistan Doku'nun kaybedilmesi olayı, Dersim halkı ve özellikle genç kadınlar üzerinde derin bir güvensizlik ve çaresizlik duygusu yaratmış; devletin adalet ve güvenlik mekanizmalarına yönelik güvensizliği pekiştirmiştir. Gülistan Doku'nun akıbetinin açıklığa kavuşturulamamış olması, kamusal alanda bir cezasızlık kültürü oluşturmuş, suç işleyen veya suça karışan yapıların hesap verebilirlik kaygısı yaşamamasına neden olmuştur. Bu olay, günümüzde yaşananlarla birlikte değerlendirildiğinde Dersim"de Kız Yurdu ekseninde devam edegelen bir sorun alanının boyutuna ve sürekliliğine işaret etmektedir.

Bu nedenle olay yalnızca bireysel suç iddialarından ibaret değildir. Dersim'de güvenlik, istihbarat, idari denetim ve sosyal hizmet kurumlarının birlikte işleyişindeki muhtemel aksaklıkların açığa çıkarılması; çeteleşme ihtimalinin tüm yönleriyle incelenmesi; İŞKUR kanalıyla yapılan yönlendirmelerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi; Kız Yurdunun hangi gerekçeyle, kimlerin talimatıyla ve hangi hukuki dayanakla kullanıldığının açıklanması; Kız Yurdunda kalan kız öğrencilerin güvenliğinin nasıl etkilediğinin belirlenmesi ve benzer olayların tekrarını önleyecek yapısal tedbirlerin alınması zorunludur.

Bu bağlamda;

SORULAR

  1. Dersim'de son 24 ay içinde "fuhuş ağı", "fuhuşa zorlama", "fuhuşa aracılık", "örgütlü suç" veya "kamu görevlilerinin dâhil olduğu cinsel nitelikli suç" kapsamında açılan kaç soruşturma bulunmaktadır? Bu soruşturmaların adli ve idari safahatı nedir?

  2. Olaydan önce, İçişleri Bakanlığı'na bağlı herhangi bir istihbarat biriminin fuhuş şebekesi, organize yapı, kamu görevlisi bağlantısı veya benzeri bir konuda önceden bilgi, analiz, uyarı veya risk bildirimi yaptığı tespit edilmiş midir?

  3. Dersim gibi küçük fakat güvenlik ve istihbarat yoğunluğu yüksek bir ilde, bu tür bir ağın uzun süre fark edilmemesi Bakanlığınız açısından bir istihbarat ve iç denetim zafiyeti olarak değerlendirilmekte midir? Bu zafiyetin nedeni nedir?

  4. İlde bir çeteleşme yapısının oluşmuş olabileceğine dair emareler bulunmakta mıdır?

  5. Eğer varsa, bu yapının kimler tarafından korunduğu veya hangi nedenlerle uzun süre tespit edilemediği hakkında Bakanlığınızca yürütülen iç inceleme var mıdır?

  6. Kamu görevlilerinin adının geçtiği iddia edilen bu vakada hangi personel hakkında açığa alma, görevden uzaklaştırma, idari veya adli soruşturma ya da il dışı görevlendirme tedbirleri alınmıştır?

  7. Aynı ilde 2025 yılı başında jandarma/askeri birlik içinde yürütülen "ahlaka aykırı ilişki" | ve görevi kötüye kullanma iddialarıyla mevcut olay arasında bağlantı, süreklilik, ortak aktör veya ortak zafiyet olup olmadığı Bakanlığınızca araştırılmış mıdır?

  8. Fail grubun veya çeteleşmenin kamu görevlilerinin nüfuzundan yararlanıp yararlanmadığı; kamu kurumlarının, İŞKUR yönlendirmesinin veya Kız Yurdunun bu | ilişkilerde araçsallaştırılıp araçsallaştırılmadığına ilişkin özel bir inceleme başlatılmış mıdır? i

  9. Önleyici istihbarat kapsamında, fuhuş şebekelerinin tespiti için kullanılan "saha taraması, sosyal çevre analizi, teknik takip, gizli soruşturmacı, finansal izleme" gibi yöntemler bu ilde neden etkili sonuç üretmemiştir?

  10. Bakanlığınız, Dersim ve benzer özelliklere sahip illerde organize suç ve çeteleşme ihtimaline karşı yeni bir erken uyarı-istihbarat—-denetim eylem planı hazırlamakta mıdır?

Bu önerge cevaplanmadı; bakanlığın bir cevap yazısı yok.

Hata bildir